Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Ya saymayı bilmiyorsunuz…


8.11.2018 - Bu Yazı 141 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye'de veri tabanı oluşturma zafiyeti her alanda olduğu gibi ayrımcılıkla ve şiddetle mücadele konularında da yasal ve idari düzenlemelere rağmen olumlu adımlar atılmasına engel. Bu nedenle yıllarca mücadele edilmesine rağmen sorunlar çözülmüyor tersine yıldan yıla artış gösteriyor.

Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın giderilmesi gibi kadına yönelik şiddetin önlenmesi de yasa ve uluslararası sözleşmeler uyarınca devletin görevi. Nitekim bu nedenle her iki konuya ilişkin ayrı ayrı eylem planları hazırlanır. Eylem planlarının amacına ulaşıp ulaşmadığıysa pek bilinmez. Zira her altı ayda bir tüm tarafların katılımıyla gözden geçirilmesi, gerekiyorsa revizyona gidilmesi kabul edildiği halde bu takiplerin gerçekleştirildiğini söyleyemeyiz. Yapılıyorsa bile bu takiplerin sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadığı için söyleyemeyiz.

Gerçi, Şiddet İzleme Komitesi düzenli toplanır ve sivil toplum görüşleri alınır ama toplantı sonuçları doğrultusunda kamuoyu bilgilendirilmez. Gerek ayrımcılık gerekse şiddet sorunlarının çözümü için kamuoyunun bilgilendirilmesi iki nedenden dolayı çok gerekli. Birincisi her iki sorun da yerleşik toplumsal kabullerle doğrudan ilişkili olduğu için kamudan halka düzenli bilgi akışı toplumda sorunlara ilişkin farkındalığın yükselmesine hizmet eder. İkincisi ve en az birinci kadar önemli olan husus da uygulamada yaşanan aksamaların tespitine hizmet edecek olması. Güvenilir ve somut bilgi sunulsa düzenli olarak, ilgili kamu kurumları ve görevlileri mercek altına alınabilir. Eksiklik ve kusurların giderilmesi için yeni yaklaşımlar, öneriler geliştirme çabası bu düzenli bilgi akışı sonucunda mümkün olacaktır. Ancak ülkemizde veri tabanı oluşturma zafiyeti her alanda olduğu gibi ayrımcılıkla ve şiddetle mücadele konularında da yasal ve idari düzenlemelere rağmen olumlu adımlar atılmasına engel. Bu nedenle yıllarca mücadele edilmesine rağmen sorunlar çözülmüyor tersine yıldan yıla artış gösteriyor.

Kadına yönelik şiddetin çok önemli olmasına rağmen sadece bir bölümünü teşkil eden ataerki cinayetleri bile ay ay, yıl yıl önümüze dökülmüyor. Hem emniyet hem sağlık kurumlarınca tutulan raporların, yargıya intikal eden soruşturma ve davaların sağlam bilgi akışı oluşturması gerektiği halde sayıları tartışıyoruz. Ataerki cinayetlerinde kaç kadının öldürüldüğü hakkında bilgi talep edilerek İçişleri Bakanlığı’na verilen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesi kıymetliydi bu açıdan. Gürer’in soruları şöyle:

1- Polis kayıtlarına geçen, aile içi şiddete maruz kalan kadın sayısı kaçtır?
2- Daha sonra bunların takibi yönünde bir çalışma yapılmış mıdır?
3- Bu kapsamda tarafınıza ulaşan ve kayıt altına alınan kişi sayısı kaçtır?
4- Bugüne kadar (yıllar itibariyle) aile içi şiddete uğrayan ve hayatını kaybeden kadın sayısı kaçtır? İllere göre dağılımı nedir?

Şiddetle etkin mücadele yöntemleri gerçekten uygulanmış olsa her birimizin kamu kaynaklarından rahatlıkla öğreneceğimiz bu sorulara verilen cevap da ayrıca önemli. Çünkü İçişleri Bakanlığı ataerki cinayetlerine ilişkin ilk defa resmi ağızdan veri paylaşımında bulundu. Cevabın içeriği tartışmalı olsa da Bakan Süleyman Soylu imzasıyla bildirilen sayısal dökümle, eril şiddetin boyutlarını, hükümet ilk defa resmen duyurdu:

“2017 yılında 133 bin 809, 2018 yılının ilk 7 ayında 96 bin 417 kadın şiddete maruz kalmış olup belirtilen yıllar arasında 393 kadın hayatını kaybetmiştir.”

Şiddete uğrayan, emniyetçe şikayetleri kayıt altına alınan kadınların daha sonra takibi konusunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile şiddetin önlenmesi konularında 6284 sayılı kanun ve ilgili eylem planı işaret edilmekle yetinilmiş cevapta. Ataerki cinayetlerinde erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı, basına yansıyan haberlerden yararlanılarak sivil toplumca tespit edilen rakamın çok altında. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nca her ay düzenli rapor edilen verilere göre Soylu’nun 393 kadının hayatını kaybettiği bilgisini verdiği on dokuz ayda öldürülen kadın sayısı 652. Şiddet şikayeti emniyetçe kayıt altına alınmış kadınların sayısı da ürkütücü boyutta. Buna bir de toplam sayısını bilmediğimiz ama varlığından kadın derneklerine yağan bilgilerle kesinlikle emin olduğumuz, kayıt altına alınmadan evlerine geri gönderilen kadınları ekleyelim. Karakola erişemeyenleri, uğratıldığı şiddeti şikayet etme imkanı dahi olmayanları ekleyelim. Eril şiddetin, dudak uçuklatan boyutu hakkında fikir sahibi olabiliriz. Nitekim Eylül ayı raporunda 45 kadının öldürüldüğü bilgisini veren anılan platformun Ekim ayı raporunda da maalesef 34 kadının öldürüldüğü bilgisine ulaşıyoruz.

Kadına yönelik şiddetin, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla her yıl toplanan Şiddet İzleme Komitesi’nce ilgili kamu kurumlarından derlenen tüm rakamları gösterecek bir veri tabanı oluşturması gerekiyor. Öldürülen kadınlar birer sayı değil her biri yarım kalan yaşam öyküleri ve bir de olsa bin de olsa insani dram değişmiyor. Ancak sorunun çözümü için boyutlarını bilmek gerektiğinden sayısal verilere ulaşmak zorundayız.

Kamu veri toplama ve bilgi paylaşımı konusunda demokratik davranışlar geliştirene kadar bu konuda milletvekillerinin soru önergeleriyle tüm ilgili bakanlıklardan bilgi toplamak şu an yapılacak en yararlı işlerden. Aynı konuda Sağlık Bakanlığı da harekete geçirilmeli. Zira Sağlık Bakanlığı verileri şiddet nedeniyle hayatını kaybeden kadınların kayıtlarını sağlıklı biçimde tutmuyor. Şiddet nedeniyle tedavi altına alınıp hastanede hayatını kaybeden kadınların ölüm nedeni olarak şiddet gösterilmiyor. Farklı ölüm nedenleri yazıldığı için sağlıklı bilgi alınamıyor. Dolayısıyla bu yönde parlamenterlerimizce Sağlık Bakanlığı’nın da harekete geçirilip veri paylaşmasını sağlamak yerinde olur. Aynı şekilde şüpheli kadın ölümleri, intihar ya da kaza olarak geçen ölümlerin ciddi soruşturmaya tabi tutulması ve faili meçhul cinayetlerin yargıya intikal etmeyişi nedeniyle kayıtlara geçmeyen cinayetlerin de kayıt altına alınabilmesi için Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verilmeli. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ise sorulacak öyle çok şey var ki başka bir yazıda toplu ele almak gerekir.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8