İdlib şehitleri parti içi mesele mi?


1.03.2020 - Bu Yazı 144 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Günde birkaç kez duymaya alışık olduğumuz Cumhurbaşkanı, iki gün koruduğu sessizliğini dün bozdu. 27 Şubat gecesinden itibaren ülkede tüm yürekler yangın yerine dönmüşken sustu. 29 Şubat öğle saatlerine kadar, savaş, çatışma ve sınır dışına asker gönderme konularında karar verici olanlar ağzını açmadı. Hatay Valisi bildirdi, olanları. O da konumu gereği sınır ötesinden ülkeye gelen, getirilen şehit ve yaralı sayısını bildirmekten ibaret açıklama yapabilirdi, öyle de oldu.

Ve nihayet Cumhurbaşkanı konuştuğunda ise “büyük resim” temalı gerekçelerle, bir nevi savunma izlenimi veren kararlılık ifadelerinin yanı sıra şehit sayımızın otuz altıya yükseldiğini bildirdi. O büyük resmi filan sonra bolca konuşuruz ama o konuşmada dile getirilenlerden daha önemlisi konuşmanın nerede hangi bağlamda yapıldığıydı. Sınır ötesinde yaşanan bir savaş ya da çatışma veya sadece saldırı olsun bunca şehit ve yaralıya, ailelerine tüm ülkeye hürmeten yapılmış bir ulusa sesleniş konuşması değildi.

Cumhurbaşkanı, bir işaretiyle mecliste asker gönderme tezkeresini oylatarak kabul ettirebilmenin rahatlığıyla “ulusu filan bırakmış bir kenara” dedirten cinsten dar kapsamlı bir parti toplantısında konuştu. Askerlerimizin sınır ötesinde saldırıya uğraması memleket meselesi değilmiş gibi… Devlet meselesi değilmiş gibi… Partisinin kongre hazırlıkları çerçevesinde gerçekleştirilen toplantılardan birinde, AKP eski ve yeni İstanbul milletvekillerine seslendi. Sadece kendi partisini ilgilendiren bir meseleden söz edermiş gibi bir yaklaşımla halkı yok sayma bu. Aynı zamanda devletle ilgili bir zafiyetin göstergesi… Hani iki lafımızın başı olan o ‘Allah devlete, millete zeval vermesin’ duasındaki devleti bilmem ama devlet ciddiyeti çoktan zeval bulmuş gibi.

Toplantının Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilmesi, o sözlerin devlet adına en yetkili kişinin ağzından çıkması bile bu konuşmayı, halka yönelik bir açıklama haline getirmeye yetmez. Çünkü sadece partisinin milletvekillerine yapmıştır o konuşmayı. Ulusal kanallarda konuşmanın tümü yayınlandığı halde bile, muhatap, halk değil maalesef. Daha önce de yine Suriye’ye yönelik sınır ötesi harekatları parti içi toplantılarda duyurmuştu. Devlet ve parti meselelerini birbirinden ayırmadığı yönündeki uyarıları da ihanet saymıştı ama şimdi bu kadarı gerçekten çok fazla bir kibrin, “devlet benim” anlayışının açıkça ortaya konması oldu.

Adeta tek kişilik karar alma mekanizmasıyla aday gösterip, seçtirdiği eski ve yeni milletvekillerine yaptığı açıklamayla sergilediği İdlib şehitlerini Gezi’ye bağlama mahareti de ikna edici değil. Keza 15 Temmuzla ilişkilendirmesi de. Büyük resim adı altında sunulan komplo teorilerinin, bütün bir siyasi ve askeri karar alma süreçlerinde bunca etkin aktör gibi kullanılışı, sanırım artık AKP seçmenini de ikna etmeye yetmez. Evet, bir büyük resim her zaman vardır amenna ama tam da bu nedenle iç politika ve siyasi rekabet saikiyle dış politika yürütülmez.

Türkiye coğrafyası, dünya siyasetinin Akdeniz havzasını yeniden şekillendirmek üzerinde yoğunlaştığı şu son on yıllarda, ayakları yere basan, sağlam bir dış politika gerektiriyordu. Ülkemiz, olağan üstü titiz diplomasi becerisi sergilemeliydi. Tam tersi yapılıyor. İleri görüş ve geniş vizyona sahip uzun vadeli diplomatik hamleler görmedik Türkiye’den bu süreçte. Amerika ve Rusya gibi iki aktörün Suriye’de yürüttüğü nüfuz alanı teşkili çatışmalarında ülkemiz, bir denge politikası yürütmeliydi ama bunun için vizyon ve öngörü gerekir tabi. Biz maalesef her bir küçük hamlede bir o yana bir bu yana yalpalamayı, denge siyaseti zannedenlerce yönetiliyoruz. Yalpalamanın temel sebebiyse iç hastalıklarımız. Ülke içinde kendimizi sağaltamadığımız için Suriye politikamız da başından beri hastalıklı. Kürt meselesine ülke için sağlıklı bir çözüm bularak iç barışımızı gerçekleştiremedik. Dolayısıyla Kürt coğrafyasını içine alan ülkelere de Kürt halkına yönelik büyük güçlerin hamlelerine de aynı hastalık içinden bakıyoruz. Her konuyu terör ile ilişkilendirmenin bedeli bugün otuz altı şehidimiz.

Çözüm sürecini sonlandırıp iç barışımızı, PKK terörüne rehin bıraktığımız gibi bugün de Suriye politikamızı teröre rehin vermiş haldeyiz. Terör örgütünün komşularımız ve büyük güçlerle ilişkisi belirliyor adeta bizim dış politikamızı. Bir devlet için bundan daha büyük zaaf olamaz. Bir de açık kapı politikası var tabii. Suriye’den göçler başladığı, kimi kaynaklara göre Türkiye tarafından bu göçler teşvik edildiği zaman sınır kapılarını açarak, kayıt bile tutmadan, göçmenleri almak ciddi bir hataydı. Yıllardır bedelini ödüyoruz. Şimdi de AB desteği gelmediği için bir nevi şantaj sayılabilecek şekilde göçmenleri Avrupa sınırına yığmak büyük hata. Bu sefer bedeli korkarım çok daha ağır olacaktır. İnsani diplomasi söyleminin geri dönülmez biçimde ağır hasar alması bir yana kendi kendimize sorun, çatışma alanımızı genişletmiş oluyoruz. Ve bütün bunların haberini bu ülke seksen milyondan fazla nüfusa sahip değilmiş gibi sadece AKP seçmeninden ibaretmiş gibi bir parti çalışmasından alıyoruz. E zaten kadın hakları savunuculuğu, ekolojik duyarlılık dahil her türlü sorumlu yurttaşlığın terör suçlamasıyla kriminalize edildiği bir zamanda, başka ne beklenebilirdi ki…

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
31.03.2020
Cinsel istismara af teşebbüsünde Romanlar 'araç' kılınıyor
29.03.2020
Cinsel suçlar 'kapsam dışı' aldatmacası
24.03.2020
Karantinada ekonomik tedbirler ve eril şiddetle mücadele
23.03.2020
Salgınla mücadelede bile göçmenlere yer yok
16.03.2020
İktidarın kadın politikasına DEVA olabilir
10.03.2020
Rengârenk coşkulu isyanımız korkutuyor
8.03.2020
KONDA Nafaka dosyası: Toplum mühendisliğine cevap
3.03.2020
Kültürel terör kavramı yeni Baas yöntemi olmalı
1.03.2020
İdlib şehitleri parti içi mesele mi?
18.02.2020
Linç değil alkış gelince yükselen umut
11.02.2020
Yeni deliller de haram icadına elverişli değil
5.02.2020
Şiddet seviciler yasa yapıcılara karş
3.02.2020
Kızılay'la gelen AKP Kızılay'la gider
28.01.2020
İslam ve Sol Çalıştayı'nın ardından
27.01.2020
TÜİK eşitlik karşıtı lobinin mi emrinde?
21.01.2020
AKP liberalizmi, laiklik, feminizm
19.01.2020
Din-devlet kıskacında muhalefet
14.01.2020
Erken evliliklerle mücadelede stalking'in önemi
12.01.2020
Yargı, Anayasa ve yasadan emir alıyor olsaydı…
7.01.2020
Çocuğun cinsel istismarının affı olmaz
5.01.2020
Yasaya uymayan görevli genelgeye uyar mı?
30.12.2019
Kanal İstanbul mu, II. Enver mi?
23.12.2019
Bir AKP sorunu olarak 'Şehir' ve BİSAV
18.12.2019
Yasa ve anayasaya rağmen İçişleri Bakanı 'hakkı'
16.12.2019
Retorik ve sağ siyasetin karanlık yüzü
10.12.2019
Kadınları değil katilleri durdurun!
8.12.2019
Hayatta kalanın başarı öyküsü: A.A. için adalet
4.12.2019
Emine Erdoğan, eril şiddet ve Akit'le mücadele
2.12.2019
Saadet Partisi nereye?
26.11.2019
Kadın örgütlerine terör ithamı, istismarcıya af
25.11.2019
Çakıcı affı: Suçu, eril şiddeti ve trafik terörünü teşvik
20.11.2019
Kayyım politikası pilot bölge uygulaması gibi
18.11.2019
Abdülhamit Gül: Kadın kazanımlarından geri adım atılmayacak
12.11.2019
Kandil, düalizm, devletçilik
11.11.2019
Vahdetten düalizme giden yol: Kandil
5.11.2019
Önleyici tedbir kararlarına itiraz kadınları öldürüyor
29.10.2019
Pekin+25 ve Cumhuriyet değerleri ışığında kadının konumu
27.10.2019
Yargı reformuyla cinsel istismar yasallaştırılıyor
22.10.2019
İstanbul Sözleşmesi ve Emine Bulut kararı
21.10.2019
Boşama ve boşanma, düşen 'n' ile açılan gedik
15.10.2019
Savaş çığırtkanlığıyla nafaka karşıtlığı iç içe
13.10.2019
Savaşın emrinde din, soykırıma Nobel
8.10.2019
Nafakada restorasyonla geçmişi canlandırma isteği
6.10.2019
Biraderlik dayanışmasını pekiştiren ‘Kız Kardeşler’
1.10.2019
Şüpheden mağdur yararlanmalı
22.09.2019
Yargı reformu paketinden kötü sürpriz çıkar mı?
23.08.2019
Terör bahanesiyle kolektif ceza
13.08.2019
Kutsadığınız aile hangisi?
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive