Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Burhanettin DURAN

SABAH



Bookmark and Share

YPG meselesinde yeni aşama


16.1.2018 - Bu Yazı 79 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara Afrin operasyonuna gün sayarken Washington YPG'ye destek politikasında yeni bir aşamaya geçti. Deaş'la Mücadele Koalisyonu, 15 bini SDG maskesi altındaki PKKYPG militanlarından oluşan 30 bin kişilik "sınır koruma gücü" kuracağını deklare etti. "Kuzey ordusu" diye anılan bu güç Suriye'nin kuzeyindeki YPG kontrolündeki bölgelerin Türkiye ve Irak sınırlarını koruyacak. Böylece Obama döneminin Deaş ile mücadelesinde öne çıkan McGurk yaklaşımı Trump döneminde ABD'nin Deaş sonrası Suriye politikasının da merkezine oturtuldu.

YPG ile çalışmanın, ABD'li yetkililerin söylediğinin aksine, "taktik" değil "stratejik" bir tercih olduğu netleşti. Binlerce uçak ve TIR dolusu silahın YPG'ye verilmesinin Deaş ile mücadeleden başka amaçları olduğu herkese ayan oldu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı D. Satterfield geçen hafta Senato'daki Dış İlişkiler Komitesi sorgusunda ABD'nin Suriye'de "kalıcı" olduğunu açıklamıştı. Kalıcı olmayı Washington, YPG kontrolündeki bölgede "yerel yönetim kurma" şeklinde formüle ediyor.

***

Trump yönetiminin Suriye'de birincil hedefi askeri üslerini koruyarak denklemde etkin olmayı sürdürmek. Satterfild'ın Soçi sürecini "meşru" görmediklerini vurguladığı da hatırlanırsa Washington'ın Rusya-İran-Türkiye uzlaşmasının Suriye'yi götürdüğü yerden memnun olmadığını söyleyebiliriz. Taşeronu YPG üzerinden yeni Suriye yapılanmasına şekil vermek istiyor. Nitekim Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, YPG'den "ordu kurma" girişiminin Suriye'nin toprak bütünlüğüne tehdit olacağını açıkladı.
İkincisi, ABD, YPG varlığını, özellikle Fırat'ın doğusunda, kendini koruyabilecek bir otonom bölgeye çevirerek İran'ın Suriye'deki nüfuzuna karşı kullanma niyetinde. Üçüncüsü ise Türkiye'yi PKK-PYD varlığı üzerinden tedip etme arzusu. Kuşkusuz Washington'daki yetkililer sürekli olarak böylesi bir hedefin olmadığını açıklasa da bu algı Türk karar alıcılarında da kamuoyunda da yerleşmiş durumda. Daha net söyleyeyim: Türkiye, ABD'nin terör örgütünü "devletleştirdiğini" ve bunun "düşmanca" olduğunu düşünüyor.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrarla Suriye'de ABD ile çalışmak istediklerini belirterek Trump yönetimini terör örgütüne destek vermekten vazgeçirmeye çalışıyor. Ancak ABD'nin PKKYPG'ye desteği Türk- ABD ilişkilerinde geri dönülmesi hayli zor olacak bir tarihi kırılmaya sebebiyet verecek nitelikte. Tartıştığımız, 1990'larda Çekiç Güç'e bağlı uçakların PKK'ya mühimmat attığı yönündeki iddialar değil. Washington, Türkiye'nin 1984'ten beri mücadele ettiği terör örgütünü, bir maske altında açıktan "devletleştiriyor." Bu durumun yarattığı ABD karşıtlığı AK Parti Hükümeti'nin de yönetebileceği sınırları şimdiden aşmış durumda.
MHP lideri Bahçeli'nin "İran ile işbirliği yapalım" çağrısı yapması gidişatın sadece ilk tezahürü. Bütün tepkilere rağmen YPG'ye desteğini ileri aşamaya taşıyan ABD, Türkiye'yi PKK- YPG'ye bakışında politika değişikliğine zorluyor. Türkiye'ye saldırmadıkça YPG öncülüğündeki SDG'yi Suriye'nin kuzeyinde kabullenmesini istiyor. Tıpkı Kuzey Iraktaki bölgesel yönetim gibi. Halbuki Barzani-Talabani yönetimi Türkiye ile bir çatışma konumuna hiç gelmedi. Oysa PKK Türkiye'nin bekası ve bütünlüğü için varoluşsal bir tehdit. Ayrıca, ABD'nin YPG bölgelerinde "yerel yönetim" kurması Rusya'nın bu örgütü Astana-Soçi süreçlerine dahil etmesini de icbar etmeye yönelik bir hamle.

***

Bu durumda Türkiye'nin önünde üç seçenek var:
1- YPG terör koridorunu "Irak sınırına kadar temizleme" kararlılığını sürdürmek. Afrin ve Menbiç başta olmak üzere YPG'nin var olduğu yerlere kısa vadede müdahale etmenin yollarını aramak. Nitekim Erdoğan dün, "bize düşen bu terör ordusunu doğmadan boğmaktır. Harekât her an başlayabilir" dedi.
2- ABD koruması altındaki YPG bölgelerini çeşitli şekillerde istikrarsızlaştırmak. Aşiretler ve ÖSO güçlerinin seferber edilmesinden YPG liderlerinin hedef alınmasına kadar... Sünnileri YPG ile uzlaştırmaya çalışan ABD politikası başarısızlığa uğratılmalı ve uzun vadeli bir yıpratma savaşına hazır olmak gerekir.
3- Türkiye'ye saldırmadıkça, meşruiyetini de kabul etmeden, YPG'nin varlığına müsaade etmek. Türkiye kamuoyunun son seçeneği kabul etmeyeceği açık. Diğer seçeneklerde ise yapılması gereken belli.

.

Facebook Yorumları

reklam
16.1.2018
YPG meselesinde yeni aşama
12.1.2018
Erdoğan ve Bahçeli neyin peşinde?
6.1.2018
İran’ın geleceği ve Türkiye’nin tercihi?
5.1.2018
İran’daki türbülans nereye gider?
29.12.2017
“Yeni Osmanlıcı” derken Türkiye’yi “İranlaştırmak”
26.12.2017
Sudan’daki sevgi selinin nedeni
22.12.2017
Bencil süper gücün nafile tehditleri...
19.12.2017
ABD ile üç tarz-ı siyaset
15.12.2017
Kudüs zirvesi ve Suud’un meşruiyet kaybı
12.12.2017
Trump’tan Putin’e yeni hediye...
10.12.2017
Erdoğan’ın Lozan’ı “güncelleme” önerisi
8.12.2017
Ey Trump, barışı katlediyorsun!
5.12.2017
Kudüs krizi hesapları bozar
2.12.2017
Davanın seyri
1.12.2017
Batı, Rusya ve İran’dan fazlasını verebilir mi?
28.11.2017
Trump’ın telefonu yeni bir adım mı?
24.11.2017
Zirvedeki uzlaşma ve ABD’nin tepkisi?
18.11.2017
15 Temmuz’un suçunu yüklenmek
17.11.2017
Körfez’deki kutuplaşma ve Türkiye’nin politikası
14.11.2017
Yeni bir Atatürkçülük mü geliyor?
10.11.2017
Bölge kaynarken Washington’a uyarılar...
7.11.2017
Suud’un “sancılı” dönüşümü
5.11.2017
Dünya, yeni Deaş’a hazır olmalı...
3.11.2017
AK Parti’nin geleceğinin kodları
31.10.2017
2019’a doğru “cephelerde” durum
27.10.2017
Bölgeye “ılımlı İslam” dalgası mı geliyor?
24.10.2017
“Şii militanlar terk etsin” mi dediniz!?
21.10.2017
Deaş sonrası PKK’nın geleceği
20.10.2017
Kimin eli güçlendi: İran’ın mı Türkiye’nin mi?
17.10.2017
Avusturya seçimleri ve 2019 öncesinde esecek “Batıcılık” rüzgârı
14.10.2017
İlişkilerde yeni meydan okuma: Trump’ın İran
10.10.2017
Krizi aşmanın yolu
7.10.2017
Washington, Ortadoğu’yu Moskova’ya mı bırakıyor?
6.10.2017
Türkiye-İran işbirliğinin geleceği var mı?
3.10.2017
Rusya ve İran’la işbirliği derken Avrasya eksenine mi
30.9.2017
Kürt milliyetçiliği ile yüzleşmek
29.9.2017
Referandumun iki kritik sonucu
26.9.2017
Berlin’den Erbil’e “Yeni” dönem
23.9.2017
Barzani Referandum ve Erdoğan’ın hayal kırıklığı
22.9.2017
Referandum ve bölgenin kaderi
19.9.2017
Yeni sayfa açma zorunluluğu...
15.9.2017
Referandum ve Barzani’nin “kaderi”
12.9.2017
Hangi “Türkiye politikası” baskın çıkacak?
9.9.2017
“Milli ve yerli” söyleminin içini kim dolduracak?
8.9.2017
Türkiye değil, “Yeni AB” tartışması...
5.9.2017
Kapıyı Erdoğan’a kapattırmak!
2.9.2017
Erdoğan’ın işi “havalı mı?”
1.9.2017
“Adalet” kavramını taşıyabilmek!
29.8.2017
Barzani referandumu ve AK Parti-MHP “mutabakatı”?
26.8.2017
“Erdoğan varken asla...” Ne demek?
25.8.2017
Fırat Kalkanı’nın yıldönümünde gidişat...
22.8.2017
Merkel Trump’ın yolunda mı?
19.8.2017
CHP ve “ittifak” kurma zorluğu
15.8.2017
Hem dönüşüm hem direniş
8.8.2017
AK Parti’nin iki riskli alanı
5.8.2017
“Akıncı Üssü” davası ve FETÖ’yü anlatmak
4.8.2017
İstikrarsızlık dalgası ve Türkiye
1.8.2017
“El-Kaide tehdidi” ve ABD’nin bitmeyen aymazlığı!
29.7.2017
FETÖ ile mücadelenin seyri
28.7.2017
İsrail’in hırsı
25.7.2017
Dört meydan okuma
22.7.2017
Artan gerilimin tehlikesi
21.7.2017
Yeni kabinenin 2019 gündemi
18.7.2017
15 Temmuz ve saldırı altında olma bilinci
14.7.2017
15 Temmuz’un üzerine titremek
11.7.2017
9 Temmuz’u 15 Temmuz ile yarıştırmak!
8.7.2017
Hamburg ile İstanbul arasında...
7.7.2017
Gerilimin odağında G-20 Hamburg Zirvesi
1.7.2017
Avrupa’nın Erdoğan “derdi”
30.6.2017
Suriye’de gidişat ve S-400 füzeleri meselesi
27.6.2017
Bayram sonrası 15 Temmuz öncesi...
24.6.2017
Körfez’in vahim hatası
23.6.2017
Suud’da veliaht değişimi
20.6.2017
Obama’nın izinde Trump ne yapabilir?
17.6.2017
Katar krizinin gidişatı ve öğrettikleri
16.6.2017
CHP’nin yürüyüşü ve ‘20 Temmuz darbesi’ söylemi
13.6.2017
Bölgesel güçlerin büyük sınavı kapıda
10.6.2017
Onurlu bir uzlaşma için verilen destek
9.6.2017
Katar krizi ve Ortadoğu’ya “Trump etkisi”
6.6.2017
Londra Köprüsü’nden Katar’a terör ile mücadele
3.6.2017
Trump, İran’ı çevreleyebilir mi?
2.6.2017
DEAŞ sonrasının kavgası yaklaşıyor
30.5.2017
Merkel’in “endişesi,” Avrupa’nın “kaderi”
27.5.2017
AB ile de “ihtiyatlı iyimserlik”?
26.5.2017
Trump’ın Ortadoğu turu ve Brüksel Zirvesi
23.5.2017
AK Parti’nin geleceği, Erdoğan’ın yolu
20.5.2017
Anahtar “Dinamizm ve Değişim” ısrarında
19.5.2017
Zirvenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği
16.5.2017
Zirve öncesi Trump’a iki zıt öneri
13.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi hâlâ önemli ama...
12.5.2017
Obama’dan Trump’a kalan tercih
9.5.2017
Trump’ın tercihi ne olmalı?
5.5.2017
Soçi’den Washington’a satranç hamleleri
2.5.2017
Yeni Delhi’de “dünya 5’ten büyüktür”
28.4.2017
Mayıs ayının sıcak gündemi
25.4.2017
Son etaba giderken partiler
22.4.2017
16 Nisan sonrası dış politika
21.4.2017
Artık sonuç değil süreç önemli
18.4.2017
Sonuçlara hangi pencereden bakmalı?
15.4.2017
Kampanyanın son durağında “üniter yapı” mesajı
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
11.4.2017
Suriye’deki gidişat ve Türkiye’nin tercihi
8.4.2017
Füze saldırısı bir başlangıç mı?
7.4.2017
Kimin “kontrollü” darbesi?
4.4.2017
‘Hayır’cıların korkusu: Gizli ‘evet’çiler
1.4.2017
“Zor kararlar zor seçimler...”
31.3.2017
Son on beş gün...
28.3.2017
‘Hayır’cılar tüm kozlarıyla sahada
25.3.2017
ABD ve Rusya YPG’yi koruyabilir mi?
24.3.2017
Asıl soru, “ya hayır çıkarsa?”
21.3.2017
Gözlerini 15 Temmuz’a diktiler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı