Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Burhanettin DURAN

SABAH



Bookmark and Share

Kim ön alıyor kim savunmada?


12.5.2018 - Bu Yazı 154 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  yaklaştıkça gözler anketlere ve adayların güç analizlerine yöneliyor.

Genel kanaat 'ın ilk turda rahatlıkla seçileceği yönünde. Ancak bu süreçte bazı yorumcuların muhalefet cenahındaki hareketliliği iktidar aleyhine olacak şekilde değerlendirmesine şaşıyorum. Sözgelimi, 'nin "yorgun, heyecansız ve savunmada" olduğu söylemleri somut analizlere dayanmıyor.
Muhalefete destekten öte anlamları yok.
Hele hele, CHP'li 15 vekilin İP'e gidiş gelişini, millet ittifakının kurulma sürecini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarında kendi döneminin muhasebesini yapmasını "gündemi muhalefete kaybetmek," "savunmada olmak" şeklinde ele almaları da tümüyle yanlı. Halbuki muhalefet geriden geliyor ve sürekli kendini iktidarın hamlelerine göre ayarlıyor.
Hatırlayalım, AK Parti ve MHP, erken seçimden önce Cumhur İttifakı'nı kurarak muhalefet karşısında yapısal avantaj kazanmıştı.
Seçim tarihini 24 Haziran olarak belirleyip ikinci bir avantaj elde etti. Muhalefet ise önce çatı aday aradı, sonra her parti kendi adayı ile sahne aldı. Millet ittifakı da bir mecburiyetin gereğiydi. Nitekim CHP, çok istese de, HDP'nin "marjinal" algısını değiştiremedi ve ittifaka katamadı. İnce ve Karamollaoğlu'nun "Demirtaş'ın salıverilmesi" çağrıları HDP seçmenine gönderilen selamdan fazlası değil.
Erdoğan'ın seçim manifestosunda "daha fazla refah, daha fazla demokrasi,daha fazla özgürlük ve adalet" yönündeki vurgularının "savunma" olduğunu sananlar yanılıyor. Neticede AK Parti, 2001'deki kuruluşundan bu yana siyasetten popülizmi çıkaran ve seçmene makul vaatlerde bulunan bir aktör. Ve 16 yıllık bir iktidar, sadece yaptıklarını ve yapacaklarını anlatmakla yetinemez. Daha güçlü bir performansı neden veremediğini de seçmene açıklamak durumunda. Muhasebe, Erdoğan tarzı siyasetin vazgeçilmez, sahici bir unsuru.
Bu, seçmenin neden 11 kez sandıkta Erdoğan'a güvendiğinin de açıklaması.

Erdoğan siyasetinin dört üstünlüğü 
Erdoğan siyasetinin başarısının arkasında dört temel üstünlük bulunuyor:
1- Sürekli bir yenilik ve reform arayışı...
Uzun süre iktidarda olmasına rağmen sorunları çözmek için yeni bir sistem önerisiyle gelen yine Erdoğan oldu. Parti ve aday siyasetinin parametrelerini hep O değiştiriyor, hatta yükseltiyor ama daha fazla çalışmaktan asla geri durmuyor. Yüzde 50 artı 1 çıtasını getirdi ve 16 Nisan referandumundan bu yana mitinglerde hız kesmedi.
2- Siyasi öngörülerini, tespitlerini inançla savunmak... Erdoğan, 2013'ten itibaren Türkiye'nin "dış merkezli saldırı" altında olduğunu ısrarla vurguladı. Küresel ve bölgesel türbülansın ancak yerli-milli direnişle aşılabileceğini milletine anlattı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra "saldırı altında olma" bilinci siyasetin merkezine yerleşti.
3- Daima iddialı politika ve sentezlere yönelmek... Erdoğan'ın seçim manifestosunda "güvenlik, refah ve özgürlük" arasında kurduğu "sentez" en son örnek.
Hem ülkenin bekasını korumak hem de demokrasiyi pekiştirmek birlikte ele alınıyor.
Erdoğan'ın birkaç yıldır "beka meselesine" yaptığı vurgu duygusal şekilde şişirilmiş bir algıyla alakalı değil. Kriz içindeki bölgemizde ABD'nin hatalı politikalarının ürettiği somut tehditlerle ilgili.
4- Duygulara seslenirken bile siyaseti reel zeminde yürütmek... Hitabet üstünlüğüne rağmen ekonomik büyümeyi ve güvenliği temin etmeyi en büyük önceliği olarak gördü. Dış politikayı milli menfaate dayalı ve çok boyutlu götürmesi de bundan.
Muhalefet bu dört üstünlüğü aşan bir siyaset üretemedikçe gündem Erdoğan'ın elinde olacak vesselam.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.5.2018
“Kudüs nöbeti”ni devralmak...
18.5.2018
Kudüs, işgal altında oldukça...
12.5.2018
Kim ön alıyor kim savunmada?
11.5.2018
Çok bilinmeyenli seçimlerin sürprizleri
8.5.2018
Erdoğan’ın manifestosunun kodları
5.5.2018
CHP’nin en son seçeneği, İnce...
4.5.2018
Seçim döneminde Erdoğan’ın dış seyahatleri
1.5.2018
Gül sonrasında Kılıçdaroğlu’nun planı
28.4.2018
Erken seçimler, Batı ve “demokrasi” tartışması
27.4.2018
Gül’ün bozulan hesabı...
24.4.2018
Muhalefetin bütün seçenekleri masada
21.4.2018
Partilerin zorlukları kolaylıkları
20.4.2018
Bu defa, türbülans olmadan seçim
17.4.2018
Yüz beş füze ve Macron’un küçük “zaferi”
14.4.2018
Kontrollü gerilim devam eder
13.4.2018
Suriye’deki “bilek güreşi”nin geleceği ve Türkiye
10.4.2018
Dindarlar ve muktedirliğin anlamı
7.4.2018
Eksen ve milli menfaat
6.4.2018
Ankara Zirvesi ve Batı’nın iki kaygısı
3.4.2018
Üçlü zirve öncesi dengeler...
30.3.2018
Rusya-İran odaklı türbülans ve Türkiye
27.3.2018
Avrupa-Türkiye ilişkisi yeni bir düzleme oturmalı
23.3.2018
Yeni bölgesel jeopolitik boşluk ve Türkiye
20.3.2018
Afrin nelerin önünü açtı?
18.3.2018
Avrupa, Ankara’nın kararlılığını anlamazsa...
16.3.2018
Trump yönetimi bütünleşirken...
13.3.2018
Dini hayatın yenilenmesi kaçınılmaz
11.3.2018
Devlet, “din operasyonlarına” göz yumamaz!
9.3.2018
Selman’ın hamleleri ve üç bloklu Ortadoğu
7.3.2018
Muhalefetin üç paradoksu
4.3.2018
“Afrika açılımı” ve yeni Türk kimliği
2.3.2018
Erdoğan’ın Afrika turu ve “yarı canlı ejderha”
27.2.2018
Erdoğan’ın iki kritik hamlesi...
24.2.2018
“Suriye İç Savaşı 3.0” aşamasına gelinir mi?
23.2.2018
“Seçim ittifakının” getireceği bloklaşma?
17.2.2018
ABD ile zorlu bir “normalleşme” süreci
16.2.2018
Amerikalılarla görüşmek artık sonuç verir mi?
13.2.2018
Gerilimde yeni aşama ve Stavridis’in uyarısı
10.2.2018
Suriye’de yeni denklemin ayak sesleri mi?
9.2.2018
ABD’nin yeni YPG hamlesi
6.2.2018
Erdoğan’ın Vatikan ziyareti ve Avrupa’nın geleceği
3.2.2018
CHP’nin marjinalleşmesi kimi ilgilendirir?
2.2.2018
YPG’yi kabullendirmeniz mümkün değil
30.1.2018
ABD’nin Suriye’de iki tercihi...
27.1.2018
NATO’ya kim zarar veriyor?
26.1.2018
Erdoğan-Trump görüşmesi ve “güvenli hat” önerisi
16.1.2018
YPG meselesinde yeni aşama
12.1.2018
Erdoğan ve Bahçeli neyin peşinde?
6.1.2018
İran’ın geleceği ve Türkiye’nin tercihi?
5.1.2018
İran’daki türbülans nereye gider?
29.12.2017
“Yeni Osmanlıcı” derken Türkiye’yi “İranlaştırmak”
26.12.2017
Sudan’daki sevgi selinin nedeni
22.12.2017
Bencil süper gücün nafile tehditleri...
19.12.2017
ABD ile üç tarz-ı siyaset
15.12.2017
Kudüs zirvesi ve Suud’un meşruiyet kaybı
12.12.2017
Trump’tan Putin’e yeni hediye...
10.12.2017
Erdoğan’ın Lozan’ı “güncelleme” önerisi
8.12.2017
Ey Trump, barışı katlediyorsun!
5.12.2017
Kudüs krizi hesapları bozar
2.12.2017
Davanın seyri
1.12.2017
Batı, Rusya ve İran’dan fazlasını verebilir mi?
28.11.2017
Trump’ın telefonu yeni bir adım mı?
24.11.2017
Zirvedeki uzlaşma ve ABD’nin tepkisi?
18.11.2017
15 Temmuz’un suçunu yüklenmek
17.11.2017
Körfez’deki kutuplaşma ve Türkiye’nin politikası
14.11.2017
Yeni bir Atatürkçülük mü geliyor?
10.11.2017
Bölge kaynarken Washington’a uyarılar...
7.11.2017
Suud’un “sancılı” dönüşümü
5.11.2017
Dünya, yeni Deaş’a hazır olmalı...
3.11.2017
AK Parti’nin geleceğinin kodları
31.10.2017
2019’a doğru “cephelerde” durum
27.10.2017
Bölgeye “ılımlı İslam” dalgası mı geliyor?
24.10.2017
“Şii militanlar terk etsin” mi dediniz!?
21.10.2017
Deaş sonrası PKK’nın geleceği
20.10.2017
Kimin eli güçlendi: İran’ın mı Türkiye’nin mi?
17.10.2017
Avusturya seçimleri ve 2019 öncesinde esecek “Batıcılık” rüzgârı
14.10.2017
İlişkilerde yeni meydan okuma: Trump’ın İran
10.10.2017
Krizi aşmanın yolu
7.10.2017
Washington, Ortadoğu’yu Moskova’ya mı bırakıyor?
6.10.2017
Türkiye-İran işbirliğinin geleceği var mı?
3.10.2017
Rusya ve İran’la işbirliği derken Avrasya eksenine mi
30.9.2017
Kürt milliyetçiliği ile yüzleşmek
29.9.2017
Referandumun iki kritik sonucu
26.9.2017
Berlin’den Erbil’e “Yeni” dönem
23.9.2017
Barzani Referandum ve Erdoğan’ın hayal kırıklığı
22.9.2017
Referandum ve bölgenin kaderi
19.9.2017
Yeni sayfa açma zorunluluğu...
15.9.2017
Referandum ve Barzani’nin “kaderi”
12.9.2017
Hangi “Türkiye politikası” baskın çıkacak?
9.9.2017
“Milli ve yerli” söyleminin içini kim dolduracak?
8.9.2017
Türkiye değil, “Yeni AB” tartışması...
5.9.2017
Kapıyı Erdoğan’a kapattırmak!
2.9.2017
Erdoğan’ın işi “havalı mı?”
1.9.2017
“Adalet” kavramını taşıyabilmek!
29.8.2017
Barzani referandumu ve AK Parti-MHP “mutabakatı”?
26.8.2017
“Erdoğan varken asla...” Ne demek?
25.8.2017
Fırat Kalkanı’nın yıldönümünde gidişat...
22.8.2017
Merkel Trump’ın yolunda mı?
19.8.2017
CHP ve “ittifak” kurma zorluğu
15.8.2017
Hem dönüşüm hem direniş
8.8.2017
AK Parti’nin iki riskli alanı
5.8.2017
“Akıncı Üssü” davası ve FETÖ’yü anlatmak
4.8.2017
İstikrarsızlık dalgası ve Türkiye
1.8.2017
“El-Kaide tehdidi” ve ABD’nin bitmeyen aymazlığı!
29.7.2017
FETÖ ile mücadelenin seyri
28.7.2017
İsrail’in hırsı
25.7.2017
Dört meydan okuma
22.7.2017
Artan gerilimin tehlikesi
21.7.2017
Yeni kabinenin 2019 gündemi
18.7.2017
15 Temmuz ve saldırı altında olma bilinci
14.7.2017
15 Temmuz’un üzerine titremek
11.7.2017
9 Temmuz’u 15 Temmuz ile yarıştırmak!
8.7.2017
Hamburg ile İstanbul arasında...
7.7.2017
Gerilimin odağında G-20 Hamburg Zirvesi
1.7.2017
Avrupa’nın Erdoğan “derdi”
30.6.2017
Suriye’de gidişat ve S-400 füzeleri meselesi
27.6.2017
Bayram sonrası 15 Temmuz öncesi...
24.6.2017
Körfez’in vahim hatası
23.6.2017
Suud’da veliaht değişimi
20.6.2017
Obama’nın izinde Trump ne yapabilir?
17.6.2017
Katar krizinin gidişatı ve öğrettikleri
16.6.2017
CHP’nin yürüyüşü ve ‘20 Temmuz darbesi’ söylemi
13.6.2017
Bölgesel güçlerin büyük sınavı kapıda
10.6.2017
Onurlu bir uzlaşma için verilen destek
9.6.2017
Katar krizi ve Ortadoğu’ya “Trump etkisi”
6.6.2017
Londra Köprüsü’nden Katar’a terör ile mücadele
3.6.2017
Trump, İran’ı çevreleyebilir mi?
2.6.2017
DEAŞ sonrasının kavgası yaklaşıyor
30.5.2017
Merkel’in “endişesi,” Avrupa’nın “kaderi”
27.5.2017
AB ile de “ihtiyatlı iyimserlik”?
26.5.2017
Trump’ın Ortadoğu turu ve Brüksel Zirvesi
23.5.2017
AK Parti’nin geleceği, Erdoğan’ın yolu
20.5.2017
Anahtar “Dinamizm ve Değişim” ısrarında
19.5.2017
Zirvenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği
16.5.2017
Zirve öncesi Trump’a iki zıt öneri
13.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi hâlâ önemli ama...
12.5.2017
Obama’dan Trump’a kalan tercih
9.5.2017
Trump’ın tercihi ne olmalı?
5.5.2017
Soçi’den Washington’a satranç hamleleri
2.5.2017
Yeni Delhi’de “dünya 5’ten büyüktür”
28.4.2017
Mayıs ayının sıcak gündemi
25.4.2017
Son etaba giderken partiler
22.4.2017
16 Nisan sonrası dış politika
21.4.2017
Artık sonuç değil süreç önemli
18.4.2017
Sonuçlara hangi pencereden bakmalı?
15.4.2017
Kampanyanın son durağında “üniter yapı” mesajı
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
11.4.2017
Suriye’deki gidişat ve Türkiye’nin tercihi
8.4.2017
Füze saldırısı bir başlangıç mı?
7.4.2017
Kimin “kontrollü” darbesi?
4.4.2017
‘Hayır’cıların korkusu: Gizli ‘evet’çiler
1.4.2017
“Zor kararlar zor seçimler...”
31.3.2017
Son on beş gün...
28.3.2017
‘Hayır’cılar tüm kozlarıyla sahada
25.3.2017
ABD ve Rusya YPG’yi koruyabilir mi?
24.3.2017
Asıl soru, “ya hayır çıkarsa?”
21.3.2017
Gözlerini 15 Temmuz’a diktiler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı