Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Olağanüstü Hal’de ‘özgür olmayan ülke’


19.1.2018 - Bu Yazı 48 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yıllardır süren savaşın kaybedileceği neredeyse kesinleşmişti.

Ama “devletin prestijini korumak” adına halka sistematik olarak yalan söyleniyordu.

Vergileriyle savaşı finanse eden, çocuklarını ülkeden binlerce kilometre ötedeki başka bir ülkeye savaşmaya, hatta ölmeye gönderen halk yıllardır kandırılıyordu.

Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda ABD’nin 1945-1967 yılları arasında Vietnam’daki siyasi ve askeri müdahalesi irdeleniyordu.

Bu rapor koskoca bir halkın kandırıldığının, hatta Kongre’ye yalan söylendiğinin bir kanıtıydı.

Raporu yazan görevli kendini mensubu olduğu kuruma değil, ABD Anayasasına borçlu olduğuna inandığı için bu belgeyi basına sızdırır.

İlk önce The New York Times gazetesi basar haberi. Ancak Başkan Nixon, Federal Mahkeme aracılığıyla yayın yasağı getirir.

Bu kez belgeleri elinde bulunduran The Washington Post gazetesi aynı belgeleri basmaya karar verir.

Ancak pek öyle kolay olmaz bu kararı vermek. “Vatan hainliği”yle suçlanmak, Nixon’un nefretini üzerine çekmek vardır.

Gazetenin danışmanları, hukukçuları bu haberin basılmasına karşı çıkar.

Hatta gazetenin çalışanları, önemli editörleri de bu haberin basılması halinde gazeteden ayrılacaklarını bildirirler.

Bütün bu riskleri göze alan gazete yönetimi sonunda haberi basar.

ABD Başkanının yasakları, “vatan hainliği” suçlamaları, Yüce Divan yargılaması…

Sonuçta devleti yönetenlere karşı bir gazetenin verdiği bu savaş tarihe örnek olarak geçecek bir kararla, adaletin zaferiyle sonuçlanır.

Gerçek bu öyküyü beyaz perdeye aktaran Spielberg’in The Post filmi, iktidarın bütün tehditlerine karşın halkın anayasal hakkı olan doğruları öğrenme hakkını yerine getirerek medyanın asal görevini yapma zorunluluğunu anlatıyor.

Bugünlerde Türkiye’deki sinemalarda gösterimde The Post.

Ülkenin sinemalarında bu var ama, nezarethanelerinde, mahkemelerinde, Meclis’inde esen bambaşka bir hava giderek daha da şiddetleniyor.

TBMM dün OHAL’in üç ay daha uzatılmasını tartışıyordu.

HDP’li Milletvekili Ayhan Bilgen böyle her üç ay uzatma yerine bir seferde 2019 seçimlerine kadar OHAL ilanını öneriyordu.

Haksız da değildi hani. Çünkü AKP, artık normal koşullar altında ülkeyi yönetemeyeceğini düşünüyor olmalı ki “sürekli olağanüstü hal” politikasına kendi geleceği açısından dört elle sarılıyor.

İktidara geldiğinde Türkiye’yi sadece iki kentinde Olağanüstü Hal olan bir ülke olarak devralan AKP iktidarı şimdi ikbalini bütün bir ülkeyi OHAL’le yönetmekte bulmuştu.

Hala nezarethaneleri, cezaevleri, mahkeme salonları gazetecilerle dolup taşan bir ülkede yaşıyoruz.

10 Aralık Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alınan TV10 yöneticileri dokuz gün gözaltında sorgulandıktan son dün tutuklandılar.

Daha birkaç gün önce gazeteciler Ragıp Duran, Ayşe Düzkan ve Hüseyin Aykol yıllarca hapis cezası aldılar.

Hakkında verilen beraat kararı bozulunca Hasan Cemal yine ağır hapis cezası tehdidiyle yargılanmaya başlandı dün.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House, birkaç gün önce açıkladığı 2018 Dünyada Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’yi “kısmen özgür” kategorisinden “özgür olmayan ülkeler” kategorisine düşürdü. Yani Türkiye özgürlükler açısından düşebileceği en alt kümeye indi.

Raporun Türkiye ile ilgili kısmında yer alan birkaç cümle:

“Erdoğan partisindeki rakiplerini ve geçmişteki müttefiklerini dışarı attı, medya patronlarını kendi ihtiyaçlarına uyacak şekilde yeniden yapılandırdı, anlamlı bir kuvvetler ayrılığının bulunmadığı ‘süper başkanlık’ sistemi yaratmak için rağbet görmeyen anayasa değişikliği referandumunu yaptı. 2016’daki darbe girişimine verdiği karşılık gittikçe yayılan bir cadı avına döndü. 60 binden fazla kişi gözaltına alındı, 160’tan fazla yayın kuruluşu kapatıldı, 150’den fazla gazeteci tutuklandı. Ülkenin en büyük üçüncü siyasi partisinin liderleri hapishanede. 100’den fazla belediye başkanı OHAL kapsamında ya da Cumhurbaşkanından gelen siyasi baskılarla görevlerinden alındı.”

Bütün bunlar neden oluyor biliyor musunuz; Türkiye insanları gerçekleri öğrenmesin, AKP bütün bu baskıyla tehditle iktidarını sürdürebilsin diye…

Yoksa bu ülkede halkın gerçekleri öğrenme kanalları açık olsa, halkın bilgi edinme hakkı sağlansa, Erdoğan Afrin’i tehdit ederken ABD’ye posta atamaz.

O zaman sorarlar ülkenin en tepesindeki kişiye, “Afrin’in ne alakası var ABD’yle, Afrin’de askeri gücü olan Ruslar. Sen Afrin’i tehdit ederken bizi kandırmak için mi Rusya’ya değil de ABD’ye posta atıyorsun” diye.

Hatta sadece bu ülkenin yurttaşları değil, belli ki anlı şanlı gazetecilerinin bile doğru bilgi alma hakkı yok. Eğer olsa PYD’nin harekat merkezinin Afrin’de olduğunu, ABD’nin Afrin’e büyük bir askeri yığınak yaptığını yazmazlardı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, “Afrin operasyonu Kürtlere karşı değil” dediğinde bir Allah’ın kulu çıkar “Afrin’de Kürtler değil de Madagaskarlılar mı yoksa Jamaikalılar mı yaşıyor” diye sorardı.

Devletin en yüksek katından “Afrin’e yapacağımız operasyonun amacı Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak” deniyor.

Suriye Dışişleri Bakanı da “Topraklarımıza girecek Türk uçaklarını düşürürüz” açıklaması yapıyor.

Kimse de sormaya cesaret edemiyor “Yoksa Suriye Hükümeti kendi devletlerinin toprak bütünlüğüne karşı mı” diye.

Öyle ya Türkiye’yi yönetenlerin açıklamalarıyla Suriye Hükümetinin söyledikleri, arazinin gerçekleri bir araya gelince ortaya çok çarpık bir tablo çıkıyor. Kimse de söylenen bu yalanları ortaya çıkartacak tek söz söyleyemiyor, tek satır yazı yazamıyor.

Amaçları gerçekleri bilmeyen, bilse de korkudan ağzını açamayan bir toplum yaratmak.

İşte o yüzden Olağanüstü Hal’de “özgür olmayan bir ülke” yarattılar.

Bunun içindir ki sinemalarında oynayan filmle gerçekte nezarethanelerinde, cezaevlerinde, adliyelerinde, Meclis’inde yaşananlar birbirinden farklıdır.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.1.2018
Olağanüstü Hal’de ‘özgür olmayan ülke’
16.1.2018
AKP’lilerin ve gizli AKP’lilerin kimyasını bozan kadın
9.1.2018
Fadıl’ı o nezarethaneye sığdıramazsınız!
5.1.2018
2018’de basın özgürlüğü 2017’den de beter olacak
29.12.2017
Kürt yoksa bunca zulmü kime yapıyorsunuz!
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
22.12.2017
Bunlar ‘yandaş medya’ bile değil, ‘saray tellalı’
19.12.2017
Başları dimdik, çünkü boğazlarına kadar pisliğin içindeler
15.12.2017
Bu ülkede eskiden ‘Kürt’ demek de yasaktı
12.12.2017
KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor
8.12.2017
Kahrolsun Reza emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!
1.12.2017
Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?
28.11.2017
Vicdanını yitirmiş bir ülke cehennemdir!
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı