Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?


1.12.2017 - Bu Yazı 228 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan kürsüden esip gürlüyordu yine…

“Nerede işinin altından kalkamayan, nerede tembellik yapan, nerede sorumluluğunun yükünü taşıyamayan biri varsa hemen işin içinden sıyrılmaya çalışıyor”muş:

“Beyefendi böyle istiyor…”, “Cumhurbaşkanımız böyle istiyor…”, “Külliye böyle istiyor…”

Sonra konuşmasında sözü “bürokratik oligarşiye” getirip, bu konuda son 15 yılını “temize çekiyor”du:

“Hiçbir bakanlıkta hiçbir kurumda, hiçbir teşkilatımızda şahsımın adı kullanılarak herhangi bir sürecin tıkanmasına, kurallar-kaideler dışında iş yapılmasına rıza göstermem… Tüm bakan arkadaşlarıma şu 15 yıllık süre içersinde her zaman bunu söylemişimdir; adımı kullanarak sizlere kim geliyorsa, lütfen eğer benden bir telefon almıyorsanız, bana sorun ve bunu teyit etmiyorsam, bu insanları lütfen gönderin. Ne demek adımı kullanmak?... Bunu yapanlar, açık söylüyorum; hepsi sahtekardır, dolandırıcıdır…”

Erdoğan bu konuşmayı 28 Kasım Salı günü toplanan son AKP grup toplantısında yaptı.

Konuşmasını bitirdiği sırada, Erdoğan’ın yakınlarının yurtdışına milyonlarca lira döviz gönderdiğine ilişkin belgelerin CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklanmasına bir-iki saat, Zarrab’ın ABD’de ötmesine beş-altı saat vardı.

Erdoğan’ın konuşmasının sonunda herkes birbirine soruyordu “Kimi kastediyor?”, “Kime söylüyor?” diye.

Bundan siyasi sonuç çıkaran muhalifler “Elbette” dediler, “Tek adam olmanın sonu budur, kimse artık kendi adına değil, tek adamın adına iş yapar.”

Ertuğrul Özkökgiller, Erdoğan’ın üzerinden Cem Küçükgiller gibi hasımlarını vurmaya kalktı.

Hatta “Küçük Cem Diriliş, dizisi sezon finali yapamaz…” diye yazdı.

Ancak aynı gün sosyal medyaya öyle bir yayın düştü ki…

Programın adı Erkam Tufan’la 30 Dakika.

Erkam Tufan, Gülen Cemaati’nin bir dönem en güçlü “sivil toplum örgütü” olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın yöneticiliğini yapmış bir gazeteci.

Şu anda hakkında “FETÖ”den yakalama kararı var ve periskop yayınlarını yurtdışından yapıyor.

Hatta bir ayrıntı daha vereyim; bir gün önceden kayda alıyor Erkam Tufan’la 30 Dakika’yı, montajını yapıp bir gün sonra yayınlıyor.

Yine öyle yapmış ve gazeteci Ahmet Dönmez’le 27 Kasım Pazartesi günü yaptığı söyleşiyi, Erdoğan’ın 28 Kasım Salı günü yaptığı grup konuşmasından birkaç saat sonra yayınlıyor.

Erkam Tufan’ın programında konuşulanlardan önce, bir de Ahmet Dönmez’i tanıyalım.

Dönmez’le kişisel bir karşılaşmam olmadı. Onunla gıyabında tanışmamın tarihi 11 Şubat 2014.

O günlerde daha 17/25 Aralık’ın artçı depremleri yaşanıyor. İktidarı suçlu duruma düşüren tapeler ortalıkta dolaşıyor.

Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanı Rajoy ile gerçekleştirdiği görüşmeden sonra basın toplantısı yapıyor.

Ortak açıklamalardan sonra soru-yanıt faslına geçiliyor toplantının.

Bir gazeteci kendisini “Zaman Gazetesi muhabiri Ahmet Dönmez” olarak tanıtıp sorusunu patlatıyor:

“Yasal ses dinlemelerinden kaynaklanan iddialar var. Özellikle üç iddia ile ilgili olanları şahsınıza iletmek istiyorum. Bir, Gezi olayları sırasında Fas’tan Haber Türk televizyonunu arayarak Sayın Bahçeli’ye ait bir alt yazıyı kaldırttığınız öne sürülüyor. İki bizzat sizin talimatınızla kamu ihaleleri alan bazı işadamları arasında para havuzu oluşturulduğu ve burada toplanan paralarla Sabah Gazetesi ve ATV’nin alındığı, el değiştirildiği öne sürülüyor. Üç, İzmir Urla’da birinci derece sit alanı olan bir araziye villalar yapıldığı, bundan sizin de bilginiz olduğu hatta iddiaya göre de orada bir villanız olduğu iddia ediliyor. Bu üç iddiaya cevabınız ne olacak, teşekkür ederim.”

Erdoğan bu soruları dinlerken yüzünden geçen kızgınlık çizgisi arttıkça artmıştı. Yanıt vermek yerine soruyu soran Dönmez’i “aşağılamayı” tercih etmişti:

“İddia ediliyor ifadelerini bir kenara koy. İddia ediyoruz de, çünkü bu iddiaların hepsinin altında patronlarınız var. Dışa bağlı olduğunuz yer sizi nasıl komuta ediyorsa, ona göre hareket ediyorsunuz.”

Hatırladığım kadarıyla bu Erdoğan’a sorulan “son gazeteci sorularından biri”, belki de sonuncusu olmuştu.

İşte Erkam Tufan, yine “FETÖ”den arandığı için yurtdışında olan Ahmet Dönmez’le yapıyor son “30 Dakika” programını ve Erdoğan’ın AKP grubunda konuştuğu gün sosyal medyada yayınlıyor.

Belli ki gazeteci Dönmez 17/25 Aralık operasyonuna ilişkin hayli bilgi sahibi. Zaten 2015 yılında Ufuk Köroğlu ile birlikte “17 Aralık/Sıfır Noktası” adıyla bir de kitap yazmış.

Dönmez, ABD’deki Halk Bankası davasının başlamasından önce Erkam Turhan’ın sorularını Zarrab’ın “tanıklığı” üzerinden değerlendirirken bir iddiasını dile getiriyor:

“Reza Zarrab’ın Halk Bankası aracılığıyla ya da başka aracılarla Türkiye’yi aşan bu organizasyonunun hamisi Erdoğan’dır. Erdoğan olmadan Reza Zarrab bu operasyonları yapamazdı. Halk Bankası’nda paravan hesapların açılması, Halk Bankası üzerinden bu kara paraların döndürülmesi ya da İran’ın doğalgaz paralarının aktarılması, döndürülmesi ile ilgili işlemler de Erdoğan’ın onayıyla yapılıyor. Erdoğan’ın onayı olmadan Zarrab’ın bunu yapması mümkün değil…”

İddiasını kanıtlamak için belgeleri olan örnekler de veriyor Dönmez:

“Erdoğan, Zafer Çağlayan aracılığıyla Reza Zarrab’a talimatlarını iletiyor. Süleyman Aslan, Zafer Çağlayan, Reza Zarrab’ın yaptığı toplantılar var, bu toplantılardan çıktıktan sonra yaptıkları telefon görüşmeleri var.”

17/25 Aralık belgelerinde yer alan bu telefon görüşmelerinde Reza Zarrab yakın adamı Habbani’ye ya da Zafer Çağlayan, Süleyman Aslan görüşmelerinde sürekli “Erdoğan’ın emirleri olduğu”, “Erdoğan’ın emirleriyle bu işlerin yapılması gerektiğini” söylüyorlar birbirlerine.

Dönmez bu tapeleri hatırlatınca Erkam Tufan altını çizerek tekrar soruyor:

“Tapelerde net bir şekilde var öyle mi ‘Tayyip Erdoğan’ın emriyle ben bu işi yapıyorum’ diye.”

“Tabi” diye yanıtlıyor bu soruyu Dönmez:

“Zaten şöyle diyor Reza Zarrab, ‘Başbakanın talimatı var bunu yapacağız’. Aslında kendisini de köşeye sıkıştıran işler var. Bunları aslında yapmak istemiyorlar. (Bir parti altın ihracatıyla ilgili olarak) Rüçhan Bayer, ‘Biz bu işi niye yapıyoruz’ diyor, ‘Elimizi yıkayıp çıkmıştık. Bizim başımızı belaya sokacak bir iş bu’ diyor, Habbani  ‘Olmaz Başbakana söz verdim’ diyor.”

Dönmez’in örnek verdiği bir başka olay da 2 Ekim 2013’te İstanbul’da toplanan Ekonomi Zirvesi’yle ilgili. Toplantıya Erdoğan, Çağlayan ve ekonomiyle ilgili diğer bakanlar katılmış.

Ertesi gün Çağlayan toplantı notlarını Süleyman Aslan’a “Biliyorum Amerika çok sıkıştırıyor ben bunu çok söyledim Sayın Başbakana ama ‘Sakın bu işte bir gevşeme olmasın’ dedi” diye aktarıyor.

Dönmez’in aktardığı bir örnek de Bakan Egemen Bağış ile Zarrab arasında geçiyor. Şöyle diyor Zarrab Bağış’a:

“Ben artık Sayın Başbakana gideceğim, diyeceğim ki, efendim ya ben artık bu işleri yapmayayım ya da artık bunlar ayaklarıma dolanmasın, diyeceğim.”

Görüldüğü gibi Çağlayan’dan Zarrab’a bütün yollar Erdoğan’a çıkıyordu.

Hele dün ABD’de Zarrab’ın tanık olduğu davada anlattıkları da bir kez daha Erdoğan’ı işaret etti.

Ne diyordu Zarrab dünkü duruşmada:

“Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın da aynı işlemlere katılması için Ali Babacan’la birlikte Erdoğan bizzat talimat verdi.”

Nereden biliyordu Zarrab, Erdoğan’ın talimat verdiğini:

“Bu talimatı Çağlayan’dan öğrendim.”

İşte bu noktada tekrar Erdoğan’ın 28 Kasım Salı günkü grup toplantısındaki sözüne dönelim:

“Hiçbir bakanlıkta, hiçbir kurumda, hiçbir teşkilatımızda şahsımın adı kullanılarak herhangi bir sürecin tıkanmasına, kurallar-kaideler dışında iş yapılmasına rıza gösteremem. 15 yıllık süre içersinde her zaman bunu söylemişimdir… Bunu yapanlar, açık söylüyorum hepsi sahtekardır, dolandırıcıdır…”

Bütün bunları bir araya toplayınca insan “Acaba Erdoğan yapmak zorunda kalacağı savunma için dayanak mı oluşturuyor” diye sormaktan kendini alamıyor.

Benimki gazeteci merakı işte. Siz isterseniz “gazeteci şüpheciliği” deyin.

.

Facebook Yorumları

reklam
12.12.2017
KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor
8.12.2017
Kahrolsun Reza emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!
1.12.2017
Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?
28.11.2017
Vicdanını yitirmiş bir ülke cehennemdir!
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı