Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Öfke ve sükûnet


5.8.2018 - Bu Yazı 308 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Baskı altında tutulan toplumlar, hakkı yenmiş ülkeler, ayağa haklı bir öfkeyle kalkarlar.

Ülkelerin, milletlerin psikolojileri insanlarınkini andırır. Birey ile millet arasında görünmez, manyetik kablolar vardır.
Bir insanın -imparatorluklar kurmuş bir nesebin mirasçısına meselâ- üstüne giderseniz, olgunluk seviyesine göre suhulet, sükûnet, fikir ve ikna ile karşılaşırsınız. Eğer onun terbiyesini, edebini zayıflık olarak kabul edip azgınlaşırsanız, ihtimal o tatlı insandan yeri göğü inleten bir nara duyar, iliğinize kadar titrer, şaşırıp kalırsınız.
Onun için atalar 'Uysal atın tekmesi pek olur' demiş. Ve onun için büyük bilgemiz İbn Arabi, "Küçük bir koruyu küçümseme içinde kim bilir ne kaplanlar uyuyordur" şeklinde nasihat etmiştir.
Bazen kendi halinde, rızkına boyun eğmiş toplumların içindeki kaplan uyanıverir!
Tıpkı burada, ülkemizde olduğu gibi...
; "Lüks ve sefahat içinde yaşamak; üstünlük ve galibiyeti sağlayacak olan asabiyeti ortadan kaldırır. Asabiyet (ortak güç, milli duygu, ümmet dayanışması) yok olunca da, bir kabile (millet) ulaşmak istediği hedeflerine ulaşamaması bir yana, kendisini korumaktan da aciz kalır ve başkaları onu kendilerine tabi kılar" der Mukaddime 'de.
Aşağılık duygularıyla dertlenen kendini savunmaktan aciz kalır. Kendisini savunmaktan aciz olan ise ruhunu kaybeder.
İbn Haldun'u şahsi tarzımızca takip edersek: Kendini mağlup hissedenler her zaman hayat tarzlarında, alışkanlıklarında, düşünme biçimleri ve adetlerinde 'Galiplere' benzemeye çalışırlar. Kendilerini Batıcıl ve ecnebi görenlerin bugünkü hali melali budur. Onlara göre Batıcıl bir tehdit esnasında ülkenin yanında durmak gülünçtür, hamasettir!
Ama biz biliyoruz ki:  saldırı altında kaldığında gerçek liderler, sertlik ve bahadırlıklarını kaybetmemiş ve bu yüzden savaşmaya, zor şartlara tahammül etmeye hazır yardımcıları devletin 'savunucuları' olarak görevlendirirler. Bu durum, diz çöktürülmeye çalışılan bir devlete şifa verir ve o devlet Allah'ın bileceği zamana kadar ayakta kalır.
Çünkü akıl defterine yazılmıştır: Devlet olmayı sağlayan kuvvet ve üstünlük, ancak milli öfkeyi teşvik eden korkusuzluk, cesaret ve kahramanlık ile olur
Eğer öfkelenme ve kızma hissi insandan tamamen çıkartılıp atılsa, zulme karşı hakkı savunmak ve kendini müdafaa etmek de ortadan kalkar.
Onun için medeniyetimizin derin sularında eleştirilen ve kınanan öfke; bencil şeytani amaçlar için olandır.
Bir devletin tahkim ve yeniden inşa çağında 'kılıcın', dolayısıyla siyasetin; kalemden, ilim ve irfanın sükûnetinden nispeten öncelikli ve kaçınılmaz olduğu da kabul edilmelidir.
Sükûnet, âlim ve ariflerin mezhebidir. Çünkü hikmet -yol açıcı bilgelik- ancak sükûnet ortamında yeşerir. Mesela Endülüs'teki medeniyet çok yüksek bir seviyeye ulaşmışsa bunun sebebi; uzun yıllar orada kaos ortamından uzak devletlerin hüküm sürmesi ve böylece o toprakların bayındır bir yer haline gelmesidir.
Eğer etrafa bakar ve derin düşünürsek, asabiyet ile sükûnet arasındaki gitgeli görür, siyaset erbabı ile ilim erbabı arasındaki ilişkiyi fark ederiz. Bir başka deyişle ülkenin babayiğit temsilcileri olmadan hikmet, hikmet ve felsefe olmadan da medeniyet ham hayaldir.

***

Buradan Amerika'nın tehditlerine, daha doğrusu 15 Temmuz'da yediği tokadın kuyruk acısına gelirsek.
Tehdidin nedeni, bu milletin bundan böyle izzetinefsini ayaklar altına aldırmayacağını kanıtlamasıdır. Burada Batı, evet Avrupai bir sınıf yaratmıştır! Fakat bu sınıf azınlıkta kalmış ve halk bu projeye manevi şifreleriyle direnmiş ve dirilmiştir.
Onun için sokaktaki celalli cengâverliğin ciddiye alınması ve doğru okunması gerekir. Devlet yerini dolduran sakin bir güç, millet istisnasız bir yiğitliktedir.
Ve cesaretin hamaset olduğunu sananlara, sadece sınırlarına değil coğrafyasına da sarılan bu köklü milletin tabiatını analiz etmeleri şiddetle tavsiye edilir...

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.10.2018
Merâsim aydınları
7.10.2018
Gösteri dini
30.9.2018
İndir sırtındakini
23.9.2018
Az yağmur bir İstanbul
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8