Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Cem SEY



Bookmark and Share

Seçim mi, atama mı?


01.10.2014 - Bu Yazı 7757 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Afganistan'da Pazartesi günü yeni bir başkan göreve başladı: Eşref Gani Ahmadzai.

Afganistan'da önemli bir aktör olan Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı daha 23 Eylül'de yaptığı yazılı bir açıklamayla, “seçimleri kazandığı açıklanan Cumhurbaşkanlığı adaylarından Dr. Eşref Gani Ahmadzai’yi tebrik ediyor ve bu sonucun kardeş Afganistan için hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. Açıklamada ayrıca, seçim sürecinde “rol üstlenen Afganistan kurumlarının sergilediği profesyonellik”ten söz ediliyor ve “bu süreçte katkısı bulunan Birleşmiş Milletler Afganistan Özel Temsilcisi Jan Kubis'in ve ABD Dışişleri Bakanı Sayın Kerry'nin çabalarını da önemsiyoruz” deniyor.

Burada her şeyden önce Jan Kubis'in nedense bu seçimin “sonucu” açıklanır açıklanmaz görevi bıraktığını not etmekte yarar var. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasındaki diğer noktalara da değinmek gerek.

Çünkü her ne kadar yeni başkan bir başkanlık seçiminin ardından göreve gelmiş olsa da, her ne kadar Batı dünyasından “iktidar değişikliğinin barış içinde gerçekleşmesi”ne övgüler yağdırılıyor olsa da, ortada çok ciddi bir sorun var.

Sorun, seçimi kimin kazandığının aslında bilinmemesi.

Afgan seçimi Afgan halkının büyük özverisiyle başladı. Önce Nisan'da, ardından Haziran'da milyonlarca Afgan seçmeni Taliban'ın tehditlerini hiçe sayıp sandık başına giderek, demokrasi düşüncesinin ardında durdukları yönünde çok kuvvetli bir mesaj verdi.

Mesele ikinci turun akşamı başladı. Adaylardan Abdullah Abdullah, büyük ölçüde hile yapıldığını söyleyerek itiraz etti. Ayrıca, Bağımsız Seçim Komitesi'nin (IEC) (aslında sadece adı bağımsız olan bu kurum başkanlık sarayına bağlı çalışıyor) bir üyesinin çeşitli hileleri düzenlediğini de iddia etti.

Abdullah'ın, “bu durumda ben de oy sayımını boykot ederim” şeklinde özetlenebilecek tavrı ne kadar yıkıcı idiyse, IEC'nin bu itirazları uzun süre sanki kendilerine hakaret ediliyormuş gibi yaparak, incelemeyi bile reddetmesi de o kadar kuşku vericiydi. Sonuçta o görevli IEC'den uzaklaştırıldı. Fakat seçime hile karıştığı iddiaları bitmek bilmedi.

Uzun süre IEC bunları da kaale almadı. Ama Ağustos ayında resmi seçim sonucu açıklandığında işin silahlı çatışmalara kadar uzaması ihtimali doğunca ve Batılı ülkelerinin baskısı ve Birleşmiş Milletler'in (BM) gözetimi altında oyları yeniden saymayı kabul etti.

Oylar BM gözetiminde ve yüzlerce Afgan ve yabancı gözlemcinin gözleri önünde yeniden sayılmaya başlandı. Fakat bunun da istenen sonucu vermediği anlaşılıyor. Neden, yine IEC'nin itiraz ve uyarıları dikkate almaması.

Bir uluslararası gözlemci, “bizim birçok sandık konusunda yapığımız uyarıları dikkate bile almadı IEC görevlileri. Bizim bundan fazlasını yapmamız ise mümkün değildi, çünkü tek yetkimiz işlemin nasıl yapıldığını izlemekti” diyor.

Avrupa Birliği (AB) Seçim Gözlemcileri Timi de benzer sonuçlara varmış ki, timin başkanı Hollandalı parlamenter Thijs Berman, “kesin sonucun açıkça ortaya çıkarılması konusunda yeniden sayma işlemi başarısız olduğu için, tüm oyların yeniden sayılmasından sonra dahi seçim süreci ve sonucu hakkında yanıtı olmayan sorular var” dedi.

Bir Amerikalı uzman, Chris Mason, daha da ileri gidiyor ve “asıl kazanan Abdullah Abdullah”tır iddiasını dillendiriyor. Bunu yaparken de, AB timinin -nedense bugüne kadar yayınlanmayan- raporunu okuduğunu belirttiği diplomatik kaynaklara atıfta bulunuyor.

O zaman neden şimdi Ahmadzai başkan ilân edildi?

En başta ABD baskısı nedeniyle. Washington, kendi kuvvetlerinin Afganistan'da 2016 sonuna kadar kalması için İkili Savunma Anlaşması'nın (BSA) imzalanmasını şart koşuyordu. Bu nedenle, krizin uzamamasını ve bir an önce Kabil'de bir lider görmek istiyordu. Ayrıca Kabil'de birçok siyasi gözlemci, ABD'nin eski Dünya Bankası görevlisi Ahmadzai ile daha rahat çalışabileceğine inandığı kanısında.

Bütün sorunlara rağmen iki adayı masaya oturtup, uzlaşmaya ve sonuçta Ahmadzai'nin başkanlığında bir “milli birlik hükümeti” kurmaya “ikna” eden de, birçok defa Kabil'i telefonla arayan ABD Başkanı Barack Obama ve onun Dışişleri Bakanı John Kerry oldu. İkna etmek için kullandıkları argümanın ise, “hem parayı tamamen keseriz, hem de askerlerimizi hemen çekeriz” olduğu da Kabil kulislerinde dolaşıyor.

Şimdi varılan anlaşmayla Haziran ortasından beri süren siyasi pat durumu sona erdi. Ama siyasi kriz bitmedi. Aksine, kriz hükümetin içine ve bu şekilde de Afganistan'ın geleceğine taşındı.

Çünkü iki aday arasında varılan anlaşma (bu anlaşma da hâlâ kamuoyuna yansıtılmadı ve sadece gazetecilere el altından dağıtılan gayrı-resmi bir versiyonu biliniyor) Afgan Anayasası'nda adı geçmeyen bir CEO (Türkçe Genel Müdür denebilir) makamının yeni başkanın emriyle oluşturulmasını, bu makamı “yenilen aday” Abdullah'ın almasını ve Savunma, İçişleri ve Maliye Bakanlığı ya da istihbarat servisi başkanlığı gibi önemli mevkilerin de iki adayın yandaşlarınca eşit şekilde paylaşılmasını öngörüyor.

Fakat sorun detaylarda yatıyor. Çünkü ne Ahmadzai'yi CEO makamını üzerinde anlaşıldığı şekilde yaratmaya zorlayacak bir mekanizma var, ne o makamı daha sonra Anayasa'ya dahil etmesi gereken büyük meclisin bunu gerçekten yapacağının bir garantisi var. Üstelik, iki adayın yandaşları daha şimdiden, “önemli makamlar dışında kalan koltukların nasıl paylaşılacağının kavgasını yapıyor. Ahmadzai yandaşlarına göre, Abdullah yandaşları hükümette kalan koltukların en fazla yüzde onunu alabilir. Abdullah yandaşlarına göre ise, bu koltuklar da eşit dağıtılmak zorunda.

Herşeyden önemlisi, otoriter bir kişiliğe sahip olduğunu herlesin bildiği yeni başkan Ahmadzai'nin bir süre sonra başkanlığın yetkilerinin ve gücünün tadına vararak, anlaşmayı bir kenara itme olasılığı olması. Açıkçası, ne ABD'nin, ne de son yıllarda, “Afganistan'a ilerici ve otoriter bir aydın lâzım” diyen ve bu politikacı tipine Mustafa Kemal Atatürk'ü örnek gösteren Afgan seçkinlerinin buna pek bir itirazı olmaz.

Oysa Afganistan'daki yeni yönetimi çok ağır sorunlar bekliyor. Çünkü seçimden önce de zaten varolan ve normal koşullarda da her hükümete daha baştan havlu attıracak Taliban'la savaş, hiçbir kaynağı olmayan ekonomi ve akıl almaz boyutlardaki yolsuzluklara şimdi bir de IŞİD'in ülkenin bazı bölgelerindeki hızlı yükselişi eklendi.

Bu ortamda yeni hükümetin yeni bir iç savaşa sürüklenmeden sorunlarla nası mücadele edeceği bugünlerde Kabil'de herkesin sorduğu ilk soru.

.

Facebook Yorumları

reklam
01.10.2014
Seçim mi, atama mı?
28.09.2014
Afganistan'da IŞİD'li Türk militanlar görüldü
21.09.2014
Özgürlükle gelen fırsat
07.09.2014
“Bundan sonra herşey olabilir”
29.08.2014
Almanya dinliyor, ya Türkiye?
26.07.2014
Demografi ve 'Gitsin Gezi, gelsin Gazze!'
06.07.2014
Yalanlardan medet umanlar
15.06.2014
"Türkiye giderek batıyor!"
08.06.2014
Soğuk savaşa koşar adım
18.05.2014
Öfkeli başbakanın Almanya'daki piyonları
14.05.2014
Rusya’yla zorunlu nikâh
04.05.2014
1 Mayıs’ı özgürce kutladım
28.04.2014
Haddimizi bilelim
21.04.2014
Berlusconi ve Erdoğan
13.04.2014
Suriye, Ukrayna, Mısır… Ya Türkiye?
06.04.2014
Şamar
30.03.2014
Beyaz Müslümanlar
23.03.2014
'Yasadışı' deliller bal gibi kullanılıyor
16.03.2014
Bir Hint masalı
09.03.2014
Kutuplaşma, Ankara ve Kırım
02.03.2014
Rus askeri müdahalesi artık kaçınılmaz
23.02.2014
Heyecana gerek yok
16.02.2014
Hava desteği, Batı yardımı ve petrol
09.02.2014
Değişen roller
09.12.2013
Kardeşin durumu içler acısı
25.11.2013
Afganistan’ın geleceğini tasarlamak
05.11.2013
Bir seçim ve bir anlaşma
24.09.2013
Seçmenin bilmecesi
22.09.2013
Çok bilinmeyenli seçim
08.09.2013
Dilenci düşmanlığı
01.09.2013
Demokrasi ithali
25.08.2013
Demokrasi krizi değil, demokrasinin krizi
11.08.2013
Gürcistan izlenimleri
20.07.2013
Kırmızı çizgiler
06.07.2013
Mısır'ın darbesi Türkiye'nin derdi
29.06.2013
Batı’nın kötü taklitçisi AKP
22.06.2013
Gezi, Türkiye’nin imajını düzeltiyor
16.06.2013
Bayrağı kim taşıyacak?
08.06.2013
El Kaide kışkırttı
01.06.2013
İş ve aş kavgası
26.05.2013
Dedikodu için ölmek
19.05.2013
Su savaşlarının yoksul kurbanları
11.05.2013
Kanlı fakat tarihi bir adım
08.05.2013
Unutulmuş savaş
17.12.2012
Taraf’la başlamadı, Taraf’la bitmez
03.12.2012
Madalyonun bir yüzü
26.11.2012
Konu sıkıntısı
12.11.2012
Güreş yasağı
05.11.2012
Model ülke
29.10.2012
Maymana Katliamı
22.10.2012
Korektif basın
15.10.2012
AKP’nin Maocu dostları
08.10.2012
Vatanseverlik
24.09.2012
Tuzak
10.09.2012
Çaresizlikten isyan
16.07.2012
Küfür
09.07.2012
Enternasyonalizm
02.07.2012
Etnik savaş
18.06.2012
‘Asya’nın Kalbi’
11.06.2012
Riskli seçenek
04.06.2012
Tokyo mekanizması
28.05.2012
İnsan odaklı çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı