Cihan AKTAŞ



Bookmark and Share

İş beğenmeyen gençler


21.10.2017 - Bu Yazı 449 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Etrafımda otuz yaş civarında, bekâr ve işsiz sayısız genç var. Evlenmek için üniversiteyi bitirmeyi beklediler, gelgelelim iş bulamıyorlar. Aslında kendi üstün özelliklerine inanmalarına izin veren çekirdek aile terbiyesi nedeniyle ne iş beğeniyorlar ne de eş. Çok iyi şeylere layık olduklarından kuşku duymuyorlar. Uzatılmış gençliğe sebepler oluşturacak faaliyetler içinde bir tür Oblomov hayatı yaşıyorlar. Geç saatlere kadar ekran oyunlarına gömülüp geceyi uyanık geçiriyorlar. Rızkın gündüz saatleriyle ilişkisine kafa tutan bir hayat telakkileri var. Dağınıklar, ancak hayalperest olma gereği de duymuyorlar, hayaller paketlenmiş olarak yığılıyor masa üstlerine zaten. Bir türlü tamamlanmayan ergenlik çağı sürecinde başlıca meşgaleleri, küreselleşmenin telkin ettiği zevk ve eğilimleri garanti altına alan kanallara ulaşmak. Etraflarında sürekli açıklarını kapatmaya çalışan yetişkinlerin müsamahası ya da zaafı, kırılgan isyan hallerinin muhafazasını oluşturuyor.

Ebeveynlerinin yaşadığı acıların kredisi zaman zaman hırçın bir ton katıyor seslerine, hayal kırıklığına uğradıklarında. O açıdan bakılacak olursa asıl ergenleşme problemini ebeveynlerde aramak daha makul geliyor. Gençlik çağı miti Avrupa romantizminin bir unsuruydu, fakat bu miti hadsiz hudutsuz abartan bizler olduk. Avrupa hayat tarzı, evlada uzun bir ergenlik dönemi yaşama şansı vermiyor. Çalışıp didinme, hayat mücadelesine girişme, kendi başına iş başarma sorumluluğu yüklüyor.

Haddizatında çekirdek aile, kendi içine kapanmanın körleşmesine açık bir yapı. Çocuk hayata hazırlanmıyor da hayattan korkarak saklanmanın yollarını öğrenmeye çalışıyor sanırsınız, öylesine dipsiz bucaksız bir listesi var sakıncalı bulunanların. Yaşama cesaretini okullarda edinebilir mi çocuk? Çıraklık sistemini kendi dönemimizin şartlarına uyduramadığımız için tek seçenek olarak İmam Hatip Liseleri öne sürülüyor. Oysa beş parmağın beşi bir değil. Eğitim sistemi büyük yanlışı düzeltmeyi nasıl gerçekleştirecek, merak ediyorum. Muhteris ve fakat üşengeç, güdümlü hayaller yüzünden de kararsız gençlerin erkenden bir zanaat edinmesini sağlayacak bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Birçok üniversite işsiz yetiştiriyor. Meslek edinmeyi sağlayan liselerin yerini aldı sanki üniversiteler, ama neticede işsiz mezunların büyük çoğunluğu ezber bilgilerden bile mahrum görünüyor.

Tamam, artık pek çok öğrenme alanı ekranlara özgü bilgi kanalları tarafından kuşatılmış durumda. O takdirde bu gerçeği hesaba katan bir programlama yapılamaz mı? Belki bir ara dönemden geçiyoruz ve herhalde bu ara dönemin sürekli yap-boza tahammül edemeyecek yönlerini hesaba katan esnek yöntemlerin keşfi lüks olarak görülemez.

Tanıdığım bir delikanlı yıllardır aynı ergen giysileri içinde benzeri cümleleri kuruyor: Yetenekleri niye bir türlü keşfedilmiyor? Somerset Maugham’ın “Hayatın Esiriyiz’inden hatırladığım şair Philip’i hatırlatıyor iş beğenmeyen kimi gençler: İç dünyalarına yolculukları aksamaya uğramasın diye canlarını sıkan mesaiyi geri çeviriyorlar. Haksız değiller bir açıdan, kimse sevmediği, benimsemediği işte çalışmamalı. Gerçekçi değil tavırları öte yandan, ömrün ucu uzun ve bu uzun yolculukta koruyup gözeten, harçlıklarını, olmazsa azarlarını eksik etmeyen aile her zaman yanlarında olmayacak. Daha özlü bir ifadeyle hayat bir uzlaşımlar toplamı olarak yaşanıyor ama nelerle hangi şartlarda uzlaşılacağına dair bilgilerin güçlü bir arka plana, bir muaşerete ihtiyacı var.

Elbette öyle, gençlere özgü yaptığım bu tasvir genellenemez. Katıldığım programlarda ve derslerimde gayet düşünceli, sorumlu, müdrik gençlerle sohbet etme imkânı buluyorum. Bu tanışmalarımın duyurduğu umut, yetişkin sıfatı kazanamayan bir gençlik profili üzerine daha fazla düşünmeye sevk ediyor. Acaba aile içinde ve eğitim sistemi itibarıyla yapmamız gereken neyi ihmal ediyoruz? Bebeklerinden itibaren duydukları övgülerle şişkin bir benliğe sahip gençler kendilerini yetiştirmek için aşırı bir gayrete ihtiyaç duymadıkları gibi sıfırdan başlamayı gerektiren işlerin çilesine katlanmaya da razı olmuyorlar. Korumacı çekirdek aile, hayat karşısında güçsüz gençleriyle övünemiyor sonuçta, bir yerde ebeveyn yakınmaları başlıyor, “bu çocuk niye böyle” diye. Bir sürü sebep o kadar aşikâr ki oysa… O çocuk masal dinlemedi, büyükanne hatıralarından uzak büyüdü, dedesiyle mahalleye inemedi, hoş mahalle nedir, oyun sırasında düşmekten oluşan diz yaraları neye benzer, bir oyun küskünlüğü sırasında gerçekleşen nefis muhasebesi insanı nasıl yeniden biçimlenmeye götürür; öğrenemedi. Başkasını kendinden daha fazla düşünmenin derslerini hangi ekran öğretiyor sanki, hangi şok eden aforizma… Televizyon karşısında şaşkınlaşmasından istifadeyle ağzına sokulan kaşıklar dolusu mamalarla büyütülen çocuk, maç saatleri kutsamasının havzasında biledi taraftarlık sebeplerini ve tarafgirliğe yatkınlaştı. Katılmadı, seyirci oldu. Hayrete yönelik keşiflere değil, şok duyurmaya dönük sahnelerle çoğaldı merak kanalları.

Üretememe sıkıntısı, sarkastik bir dile zorlayan seyircilik, sürüp giden ergenlik göstergelerini katlanılmaz hale getiriyor. Mahallenin seslerine geri dönülmesi çok zor görünüyor, iyi ile kötüyü aynı potada yoğuran kentsel dönüşüm sesleri karşısında, ama hiç olmazsa çıraklık eğitimini günümüze uyarlama yolları üzerine düşünebiliriz.

Devran böyle, deyip geçebiliriz. Bunun anlamı akıntıya kürek çekmekten başka bir şey değil. Somut gerçeklik ise Anadolu’nun ortalarında kurulan fabrikalara işçi bulunamadığı. Tuhaf bir gizli işsizlik dönemi yaşanıyor. Gençliğe has yaratıcı enerji seyircilik mesaisinde tükeniyor. Bu açıdan bakılacak olursa uzayıp giden gençlik çağı bir erkenden ihtiyarlama çağıyla aynı şey.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.10.2017
İş beğenmeyen gençler
11.8.2015
Birbirimizi konuşmaya çağıralım
9.7.2015
Hepimizin hayal kırıklığı
17.6.2015
Seçim irfanı
10.6.2015
Şehrin duvarları nasıl boyalı?
5.6.2015
Sokağın seslerine açık siyaset
15.01.2015
Başka türlü faşizmler
01.09.2014
AK Parti'nin kültürelliğinin sorunları
07.08.2014
Gazze için yeniden ittifak zamanı
26.06.2014
Tesettür agorafobisinde Necip Fazıl etkisi
28.05.2014
Kirli tırnakların ince düşüncesi
10.05.2014
Eleştiri hayattır
02.05.2014
Başka türlü sürüyor dağınıklığımız
27.04.2014
Geleneksel mevzi konforumuz
14.04.2014
Kiraz çiçeği bakışı
07.04.2014
Japonya üzerinden seçim dersleri
22.03.2014
Daha ne kadar üzülebiliriz?
13.03.2014
Berkin için üzülmenin soruları
12.03.2014
Asi şehrin kadınları
27.02.2014
Kabataş körleşmesi
17.02.2014
'Rahima'nın hatırlattığı her şey
10.02.2014
Mahremiyet tartışmaları bize neyi öğretmişti?
01.02.2014
Muhabbet sarayı, plazaya karşı
28.01.2014
Tam o sırada neredeydim ben?
21.01.2014
Yargı, mahremiyet, Rus ruleti...
10.01.2014
Yeraltı Camii notları
04.01.2014
Birdenbire yaşlanmak
29.12.2013
Kızı Hamira'nın dilinden Mevdudi
22.12.2013
Uzun gece, eksik cümleler
17.12.2013
Temiz kar, kirli siyaset
09.12.2013
Bir zindanın başlıca sesleri
29.11.2013
Sahibine zarar veren diploma
23.11.2013
Gece konukları
18.11.2013
Mahalle, mahremiyet ve medya
14.11.2013
‘Kaspa’ Duvarı
01.11.2013
Cellabe okumaları
25.10.2013
Fas kolajı
19.10.2013
Daha yalnız olan aslında kim?
12.10.2013
Sis ve edebiyat
04.10.2013
Meleğin kanatları
27.09.2013
Barış yolu: Dua, salavat, türkü
20.09.2013
Alevi Sünni sofrası
14.09.2013
Rövanşist ya da müşahit dil
07.09.2013
İki genç kızın tebessümü
02.09.2013
Suriye yakalanması
29.08.2013
Fıkıh, roman ve komplo
20.08.2013
Halkın sesinde Hakk'ı arama
13.08.2013
Parkta Sezai Karakoç okumak
11.08.2013
Kadın, beden, sokaklar...
29.07.2013
Şair taşınması
21.07.2013
Kaos ve oruç
13.07.2013
Rabia Meydanı
11.07.2013
Başörtüsü tacizini içselleştirme
03.07.2013
Bize "Helal"den soran gençler
27.06.2013
İdeal toplumu Çin'de aramayalım
18.06.2013
Özgürlük hattının rövanşı
13.06.2013
AKM tabusu, avm taşması
08.06.2013
İnşaat ve Siyaset
26.05.2013
Ana Sütü Gibi Ak Bir Dil
24.05.2013
Kültür Eken Barış Biçebilir
29.04.2013
Ayrılma zamanı
22.04.2013
Mutlu son-suz hayatlar
7.04.2013
Şehri öldüren yalıtımlar
15.04.2013
Başka türlü güç, bambaşka akıl
08.04.2013
Şehri öldüren yalıtımlar
01.04.2013
Dönüşün buruk güzelliği
25.03.2013
İnsaf ya da şovenizm
18.03.2013
Öykü ve alerji
11.03.2013
‘Vasıfsız’ kadınlar
04.03.2013
Çirkinleştiren o bakış
25.02.2013
İki kadın, farklı roller
18.02.2013
Kentsel dönüşüm ve hafıza
11.02.2013
Peluş ayıcık ve aşk
04.02.2013
Tasvir, nostalji, Cündioğlu
28.01.2013
Pınar Selek telmihi
21.01.2013
Manşet infazları
14.01.2013
Maskeli günler
07.01.2013
Bir can dünyaya bedeldir
31.12.2012
Hangi ‘hanım’ın enerjisi...
24.12.2012
Direnmeyi sürdüren Morisko
21.12.2012
Taraf'la hikâyemiz
20.12.2012
İnşaat tozunun kara büyüsü
17.12.2012
Dört mevsim kitap orada...
10.12.2012
Benim bildiğim Hilâl
03.12.2012
Şeriati duyarlığı, yeniden
26.11.2012
Çamlıca Camii ve ince bağlantılar
19.11.2012
Gri şehir, renkli katmanlar
12.11.2012
Acıları yarıştırmak
05.11.2012
Meryem Cemile’nin ülkesi
01.11.2012
Ölüm orucu kimin cezası
29.10.2012
Sıla-i rahim
22.10.2012
Bilmediğimiz kitap okuru...
15.10.2012
Konya, hüzünlü göründü bana
08.10.2012
AK Parti, roman ve kuram
01.10.2012
‘Film Arası’, ‘Hayal Perdesi’
24.09.2012
Yürüyerek barış yazmak
17.09.2012
Kuzu ve çocuk
10.09.2012
Sansür ve ilke
06.09.2012
Neşe’nin eczanesi
03.09.2012
İran devrimi mezhepçi miydi...
30.08.2012
İslâmcılık, bir sınır aşma hareketi..
27.08.2012
İran’ın kız öğrenci sorunu
23.08.2012
And olsun kaleme ki...
20.08.2012
Elden gelen Arakan’a
16.08.2012
Süleymaniye bakışı
13.08.2012
Sapasağlam bedenler
09.08.2012
İslamcılık ve Borges
06.08.2012
Açık mutfak
02.08.2012
‘Issız cami’ kimin projesi
30.07.2012
İşkence sözcesi
26.07.2012
Akademi, feminizm ve burka
23.07.2012
Ucu açık sofra
19.07.2012
Yusuf Kuşu misali annem
16.07.2012
Taşınıp düşünürken…
12.07.2012
Hakikatli cümleler
09.07.2012
Mezar konutlar
05.07.2012
Taşlaşan suret
02.07.2012
Suriye dersleri
28.06.2012
Garaudy ve kadınlar
21.06.2012
Utanç yangınları
18.06.2012
Dağ adımlarıyla Garaudy
14.06.2012
Muhteşem muhalif
11.06.2012
Kelime tamircisi
07.06.2012
Ali, kelimeler ve biz
04.06.2012
Rus ruleti
31.05.2012
Kürtaj ve Uludere kolajı
28.05.2012
Hakkını helal etmeyen işçi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı