Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!


29.9.2017 - Bu Yazı 624 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir mesleği yapmakla o mesleği yapmak üzerine laf üretmeyi biribirine karıştıranlar hep olmuştur. Ancak, mensubu olmadığı bir meslek üzerine tuhaf laflar uyduran birinin, o mesleğin kıdemli, kademli, hünerli bir temsilcisiymiş gibi bir mahkeme salonunda kesin hükümlerle konuşmasına ilk kez tanık oluyoruz.

Cumhuriyet gazetesi yazarları, muhabirleri ve yöneticilerinin, hiçbir somut delil olmadan "FETÖ'ye yardım" iddiasıyla tutuklu ve tutuksuz yargılandığı davanın pazartesi günü Çağlayan'da yapılan üçüncü duruşmasından söz ediyorum. Ve bir gazete binası içinde bulunmuş olmak dışında gazetecilikle ilgisi olmayan Alev Coşkun'un, gazetecilik üzerine hiçbir iler tutar yanı olmayan iddialarla konuşup suç da uydurmaya çalışırken düştüğü acıklı hâllerden...

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın üçüncü duruşmasında, Silivri'deki ikinci duruşmaya katılmayan tanıklar dinlendi. 

Hayır, Cumhuriyet davasında öne sürülen iddiaların dayanaksızlığından söz etmek istemiyorum. O bahiste söz, söyleyemez oldu artık.

İddia makamının tanıklarından Rıza Zelyut'tan da söz etmeyeceğim. Nihayet, tanık kürsüsünde "Türkiye'nin en iyi yazarıyım" diye kendinden geçen, vaktiyle "En büyük milliyetçi Fethullah Hoca" başlığıyla Fethullah Gülen'e övgüler düzmüş, o yazıyı "baskı altında" yazdığını söylemiş, cemaatin kurumsal yüzü Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan ödül almış ve bu mazinin ardından Cumhuriyet yönetiminin 'FETÖ oprerasyonu'yla değiştiğini söyleyebilmiş biri. Tanık kürsüsünde "Sevgili dinleyiciler", "Sevgili izleyiciler" lisanıyla nutuk atarken mahkeme başkanının da uyarmak zorunda kaldığı Zelyut'un durumu konusunda gerekeni, Cumhuriyet'in 11 aydır tutuklu olan İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay söyledi. Atalay, Medeni Kanun'un "temyiz kudretini haiz olma" hükümleri uyarınca Zelyut'un konuşmalarının "hukuki sonuç doğuramayacağını" vurguladı. 

'Sayenizde buradayız'

 Üçüncü duruşmada, Cumhuriyet yazarlarını, muhabirlerini, yöneticilerini suçlayan iddia makamının diğer tanığı, Alev Coşkun'du. Bir dönem gazeteyi yayımlayan şirketin yönetim kurulu üyesi, halen gazetenin sahibi konumunda bulunan Cumhuriyet Vakfı'nın Yönetim Kurulu üyesi, başkanvekili, idarecisi olarak Cumhuriyet'te 22 yıl geçirmiş Alev Coşkun. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu seçiminde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan davanın davacısı, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne yazılan şikâyet dilekçesinin sahibi, aynı iddialarla Cumhurbaşkanlığı'na yazılan "imzasız" ihbar mektubunun şüphelisi Alev Coşkun.

Coşkun'un tanık kürsüsündeki ilk sözleri "Benim tanıklığımın bu davada önemli olduğunu düşünüyorum" oldu. Cumhuriyet'çilerin tutuklu yargılanmasına karşı olduğunu, kendi açtığı hukuk davasıyla "FETÖ'ye yardım" iddiasıyla açılan ceza davası arasında hiçbir illiyet (nedensellik) bağı bulunmadığını belirtse de, Alev Coşkun'un iddiaları İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dayanaklarından biri yapılmıştı. O nedenle olsa gerek, Alev Coşkun tanık kürsüsünde, yaklaşık dokuz ay tutuklu kaldıktan sonra yargılaması tutuksuz devam eden Cumhuriyet Kitap Yayın Yönetmeni Turhan Günay için "Ne işi var burada" deyince, "Sayenizde efendim" yanıtını aldı.

Cumhuriyet'çiler Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde "FETÖ" iddialarıya gözaltındayken davet edildiği emniyette ifade veren isimlerden biri de Alev Coşkun'du. Ve tanık kürsüsünde, "Benim açtığım hukuk davasıyla bu ceza davasının ilgisi yok" demesine rağmen, emniyette yürütülen "ceza" soruşturmasına vakıf davasındaki vesikalarıyla, yani mevcutlu gitmişti!

Duruşmada savunma avukatlarından Tora Pekin, bu çelişkiyi de sordu Coşkun'a. "Neden vakıf davasındaki iddialarınıza ilişkin belgelerle gittiniz emniyetteki ceza soruşturmasının tanıklığına, ne sorulacağını nereden biliyordunuz" diye. Bu soru, tatmin edici bir yanıt bulmadı, bulamazdı da.

'Ağır konuşuyorum, mecburum'

Kürsüde "Ağır bir konuşma yapıyorum, ama mecburum" diyen Alev Coşkun'a göre, "Yargıtay kararı Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu kararıyla değiştirildi, böylece vakfın yapısı değişti ve Cumhuriyet'e Genel Yayın Müdürü olması mümkün olmayan Can Dündar Genel Yayın Müdürü oldu."

Malum, davaya ilişkin Cumhuriyet operasyonu Dündar görevi bıraktıktan sonra başladı.

Peki, Cumhuriyet Vakfı'nın yapısı değiştikten sonra ne olmuş?

 Alev Coşkun anlatıyor:

"23 Mayıs 2015 tarihli Cumhuriyet beni ağlatmıştır. logonun yanında Fethullah'ın resmi var.

(...)

Cumhuriyet'in tarihi boyunca logonun üstünde bir şey olmadı. Merak edip baktım, 10 Kasım 1938'de bile Atatürk'ün ölümü logonun üzerinde verilmedi."

Peki ne var Alev Coşkun'u ağlatan haberde?
3,5 yıl önceki cemaat-AKP savaşında Fethullah Gülen'in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın damadını ima ederek, "damat efendinin Pensilvanya'da kendisini ziyaret ettiğini, kaldığı yeri gördüğünü" belirten ve beddua da içeren sözleri "Fakirhaneme bunlar hâlâ malikâne diyor" başlığıyla verilmiş. 

Cumhuriyet bir gazete, o gazete teknik açıdan "haber"den ibaret bir açıklamayı yayımlıyor, Alev Coşkun ağlıyor. "Neden Cumhuriyet logosunun yanında verildi, Cumhuriyet'in tarihinde böyle bir şey yok" diyor.

Acaba öyle mi?
Değil elbette. Nitekim, savunma avukatı Tora Pekin, Cumhuriyet logosunun -yanında da değil- üzerinde dokuz sütuna sürmanşet yapılan "Atatürk'ün kızları" başlıklı haberi gösterince Alev Coşkun'un cevabı, -sırıtarak demeyeyim- gülerek "Hoşuma gitti" oluyor.

Alev Coşkun o zaman da ağladı mı bilmiyorum, ancak Cumhuriyet yıllarca logosunun yanında yazarlarının kitap ilanlarının yanı sıra "faks cihazı" ilanı bile yayımladı.

Coşkun, o haberle "Fethullah'ın baş köşeye oturtulduğunu, Cumhuriyet gazetesinin tarihinde tarikat liderlerinin birinci sayfada yer almadığını" da iddia etti. Avukat Tora Pekin, sabırla, bu kez, Alev Coşkun da vakıf yöneticisiyken -üstelik Coşkun'u ağlatan Gülen haberinden çok daha büyük boyutta- birinci sayfada yayımlanan Fethullah Gülen haberini gösterdi. Bu kez Coşkun'un yanıtı, "Birinci sayfada, ama daha aşağıda" oldu!

Şöyle bir sayfa tarifesi var "gazeteci" Alev Coşkun'un; yukarıda 1,5 sütun Gülen haberi mi verdin, Fethullahçısın! Kendisi Cumhuriyet Vakfı yöneticisiyken birinci sayfada ve beş sütun Fethullah Gülen haberi mi verdin, Atatürkçüsün!

Uğur Mumcu manşeti

Peki tarikat/cemaat liderleri, Coşkun'un iddia ettiği gibi, Cumhuriyet'in tarihi boyunca birinci sayfada boy göstermedi mi? Elbette gösterdi, binlerce kez gösterdi, Coşkun'u ağlatan Gülen haberinden çok daha büyük boyutlarda, manşetlerde gösterdi.

 Çarpıcı bir örnekle yetineyim. Tarih 10 Şubat 1987. Konu, o dönem "Yerli Humeyni" olarak anılan ve Almanya'da yaşayan Cemalettin Kaplan. Cumhuriyet'in beş sütun manşetine yayılan dosyasının başlığı; İşte Cemalettin Hoca!

İmza, Coşkun'un, "tarikat liderleri birinci sayfaya giremezdi" iddiası eşliğinde bugünkü Cumhuriyet yönetimini yolundan ayrılmakla suçladığı Uğur Mumcu'ya ait.

Velhasıl Alev Coşkun, Uğur Mumcu'nun şahane sözüyle "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar" cemaatinin tipik bir örneği olarak doğruya sadakat yeminiyle çıktığı tanık kürsüsünde "gazetecilik" adına, Cumhuriyet gazetesi adına bu kadar yalanı/yanlışı peş peşe sıralayabildi. Cumhuriyet'çilere karşı "Fethullahçılık" adına kırıntı aranırken yapabildi bunu.

Avukat Pekin soruyor...

- Yeterli çoğunluk sağlanmadan toplanmakla da suçladığınız Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu toplantısına siz katıldınız mı?
Hayır!
Mazeret bildirdiniz mi?
Hayır! Ama birkaç gün ertelenebilirdi.
Ertelense katılacak mıydınız?
Hayır!
Neden?
- Ne olacağı belliydi.
Ne olacaktı?
Ne olduğunu gördük!

İnanılır gibi değil, biliyorum, ama böyle. "Ya benimsin ya da kara toprağın" Cumhuriyet'çiliği. Taş gibi kararlı bir  "Ben yoksam Fethullahçısın" inadı, yalanı, dolanı.

Sitesinde 'gazeteci', mahkemede değil

Peki kim Alev Coşkun? 
Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay'ın dile getirdiği "Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olarak huzur hakkı ödemesi alan tek kişi olduğu" gerçeğini, mahkemede ancak "Akın Atalay kendisi teklif etti aldım" diyerek itiraf edebilen karakterinin ardında nasıl bir hikâye var?

"Yalan" söylediğini yazdım Alev Coşkun'un. Maalesef ve defalarca evet. Misal, avukat Tora Pekin, gazetecilik ve sayfa mimarisi üzerinden "Fethullahçılık" inşa etme müteahhitliğine soyunan Alev Coşkun'a, sonunda "Siz gazeteci misiniz" diye sordu. Coşkun'un duraksamadan verdiği yanıt "Hayır değilim" oldu. O kadar yalan-yanlış arasında şüphe bulaşmayan tek doğru cevabı buydu. Ancak bu doğrusuna, başka bir yerde yalan karıştırmıştı Coşkun.Açın Alev Coşkun'un kendi adını taşıyan şahsi internet sitesini (alevcoskun.com) ve bakın. Sitesinde logo gibi yazdığı adının altında "Gazeteci" yazıyor. 

Evet kim Alev Coşkun?
İnternet sitesinde uzun bir biyografisi var. 1936'da Ödemiş'te doğmuş. Ödemişli Terzi Emin ve Emine Sacide Hanım'ın oğlu. İstanbul Üniversitesi'nde hukuk tahsil etmiş.
Dolgunca bir siyasi hayatı var. CHP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanlığı, 1961 Anayasası'nı hazırlayan Kurucu Meclis'in en genç üyesi, CHP Gençlik Kolları Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliği, CHP İzmir İl Başkanlığı, iki dönem CHP İzmir Milletvekilliği, CHP Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu üyelikleri, CHP Basın Sözcülüğü, CHP'yi temsilen TBMM adına Birleşmiş Milletler Delegeliği, Ecevit Hükümeti'nde Turizm ve Tanıtma Bakanlığı, Nurettin Sözen döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği... Bursla gittiği ABD'de İngilizce kursları, doktora, Türkiye'de kısa sürelerle üniversitede dersler...

Kendi sitesinden Alev Coşkun: Düşünür, öncü, etkin yazar...

Bu liste önemli olmakla birlikte "Cumhuriyet davasındaki Alev Coşkun kim" sorusunu yanıtlamaya yetmiyor. Ama, sitesinde kendisinden üçüncü tekil şahıs olarak bahsettiği biyografisindeki şu satırlar bir fikir verebilir:

- Alev Coşkun İzmir Atatürk Lisesi yıllarında sosyal yönden çok hareketliydi. Bütün öğrencilerin katıldığı seçimle yapılan İzmir Atatürk Lisesi Öğrenci Başkanlığını, Lise III. de iken kazandı ve Lise IV. de sürdürdü.

- Ayrıca o yıllarda İzmir’de kurulan Liseler Arası Kültür Faaliyetleri Başkanlığı'na da yine bütün liselerden seçilen öğrenci Başkanlarının oyu ile seçildi. O sırada İzmir’deki en önemli liseler, Atatürk Lisesi, İnönü Lisesi, Kız Lisesi, Karşıyaka Lisesi, Amerikan Koleji'ydi.

- Tüm liselerin katılımıyla yapılan kültür ve şiir günlerinde genç Alev Coşkun ön safta yer alıyordu.

- CHP ve Demokratik Sol adlı kitabını yayınlandı. Bu programın ayrıntılı bir biçimde yorumunun yapıldığı kitap, artık bir klasik kitaptır.

- Alev Coşkun’un bakanlığı sırasında Çanakkale’den Adana’ya kadar bütün kıyı şeridinin Master planı tamamlandı ve bu plan onaylandı. Eğer bugün kıyılarımızda bir Turizm düzeni varsa, bunun onaylanan bu plan sayesinde başarılı olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

- Alev Coşkun, etkin bir yazar, yakın siyasi tarih uzmanı olarak D.P. dönemi hakkında bir kitap üzerinde çalışmaktadır. 

- İzmir’in yetiştirdiği bir siyaset adamı, düşünür ve yazar olarak, Alev Coşkun’un kitapları İzmir Atatürk Lisesi Müzesi'nde ve ayrıca Ödemiş Belediyesi Yıldız Kent Arşivi Müzesi'nde yer almaktadır.

Neden bu hırsın üzerinde güneş batmıyor?

Mazisindeki yerli yersiz her ayrıntıyı pohpohlama, bir kendini tutamama hikâyesi, kendi tarihselliği içinde acıklı bir talihsizlik yok mu bu satırlarda?

İddia makamının Cumhuriyet davasındaki tanığı Alev Coşkun bu işte...

Kendisinin mahkemedeki lisanıyla söyleyeyim; ağır konuşacağım, ama mecburum!

Soruşturmasını FETÖ sanığı bir savcının başlattığı, iddia makamında Fethullahçılık/FETÖ'cülük kırıntısı aranan bir davada, hiçbir gün yapmadığın gazetecilik üzerinden yalanlar/yanlışlarla Fethullahçılık uydurmaya çalışan Alev Coşkun! Bu hayat sana başka ne verebilirdi? 
Tanık kürsüsündeki hâlinden yukarıdaki listeye doğru bir bak, bu hayat sana artık neyi israf edebilirdi?

Neden hırsınızın üzerinde güneş batmıyor? Neden yalan da kuşanan hırsınızın maskesi "şuculuk buculuk" oluyor? Neden bir yerde de kaybedecek kadar insan olamıyorsunuz?

Velhasıl Cumhuriyet davası ne hâldedir, derseniz iddia makamının bu tanıklarla delil aradığı bu hâldedir.

Ödemişli Terzi Emin'in oğlu Alev Coşkun iddia makamının tanığı olarak ifade verirken arkasında tutuklu tutuksuz yargılanan Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık,Kadri Gürsel, Orhan Erinç, Hikmet Çetinkaya, Turhan Günay, Hakan Kara, Güray Öz, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Bülent Utku, Önder Çelik ve... Ve Ödemişli Terzi Sadık'ın oğlu Aydın Engin vardı.

Alev Coşkun'un Cumhuriyet'e nazır manzarası, tanık ve tarih kürsüsünden hikâyesi buydu. O ballandırılan, o self takdir biyografilerde sıralanmış listelere bakmayın...
Budistler dermiş ki; annen baban doğmadan önce kimdin?

.

Facebook Yorumları

reklam
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı