Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!


24.1.2018 - Bu Yazı 1010 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 - Seni neden tutukladılar?

- Çünkü yapabiliyorlardı!

Çekoslavakya insan hakları tarihinin büyük isimlerinden Milada Horakova'nın (1901-1950) hayatını konu alan ve Kasım 2017'de gösterime giren "Milada" filminden bu konuşma. Milada; kocası, çocuğu, babası ve kızkardeşini de tehlikeye atarak sonuna kadar direndiği Nazi işgalinin ardından ülkesinde hapsedilir. İşkenceler gördüğü cezaevinin revirinde karşılaştığı ahbabı hasta yatağında sorar:

- Seni neden tutukladılar?

Milada, acı tebessümüne iliştirdiği iki kelimeyle, insanlığın hukuk dışı tarihini özetler:

- Çünkü yapabiliyorlardı!

Malum, Milada, Nazi kamplarından bile kurtulur, ama ülkesini işgal sırası Sovyetler'e gelmiştir. İkinci işgal sonrası da hapsedilir ve uzun işkencelerin ardından idam edilir. Adı ne olursa olsun lisanı değişmeyen kanlı iktidarların tarihinde Milada'nın cesur yüreği de atıyor.

Büyük bir gazeteciyi, Uğur Mumucu'yu, Uğur Abi'yi, katledilişinin 25. yılında bir kez daha anarken; kendisiyle özdeşleşmiş gazetesinin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ile Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun tam 451 gündür, Ahmet Şık'ın tam 390 gündür hapiste olduğunu... Fethullah Gülen cemaatinin devlette kadrolaşmasına karşı on yıllarca mücadele eden Cumhuriyet'in "Fethullahçı Terör Örgütü'ne destek"le suçlandığını.. Ve onlarca gazeteci, yazar ve siyasetçinin düşüncelerinden dolayı hapsedildiğini düşünmeden yapabilir misiniz?

"Neden tutuklular" sorusuna, Milada'nın gamzesinde bükülen acı tebessümde çoğalan o iki kelimeden daha uzun, daha güçlü bir yanıt verebilir misiniz?

Hayır!

Evet; "Anı yaşa"mak sizi kimi zaman fişten çekebilir. Ama gazeteci için, zaman "şimdi"den ibaret olabilir mi? Gün, sıkıldık diye bitmesini isteyeceğimiz, işaretlendiği takvim yaprağındaki gibi yırtıp kurtulacağımız kayıt dışı bir zaman mıdır?

Elbette olamaz. Gazeteci, kişisel takvimindeki her güne kendi sicilini de kaydeder. Her gün yaptıklarıyla kendisi tarafından kaleme alınan bir sicilden bahsediyorum. Yazdıklarından, söylediklerinden, sakladıklarından, çarpıttıklarından gelecekte utanacaksa yırtıp atamayacağı, unutturamayacağı bir sicil.

Bakın Uğur Mumcu'nun takvimine; neden hâlâ büyük bir onurla yaşadığını göreceksiniz. Ve neden bugün medyada oksijen tüketen yanaşmaların gazetecilik bahsinde çoktan öldüklerini...

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te katledildiğinde 51 yaşındaydı. Ancak 51 yaşında öldürülen değil, 51 yıl yaşamış bir gazeteciden söz ediyoruz.

Uğur Mumcu için yorgun düşen bir soru

Aşağıda, 24 Ocak 2011'de, 18. ölüm yıl dönümünde kendisi için bu köşede "Uğur Mumcu için yorgun düşen bir soru" başlığıyla yayımlanmış yazımı paylaşıyorum. Uğur Mumcu'yla aynı çatı altında yan yana çalışmış olmanın gazeteciliğin en büyük armağanlarından biri olduğunu unutmayarak, saygıyla anarak...

                                    * * * 

Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanım'ın dört çocuğu oldu. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942'de, babası Hakkı Şinasi Bey'in görevi nedeniyle bulunduğu Kırşehir'de, ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. 
İlköğrenimini Ankara Ulus'taki Devrim İlkokulu ile Bahçelievler'deki Ulubatlı Hasan İlkokulu'nda tamamladı. Ankara'da, “bugün ne yaramazlık yapsak” diye arkadaşlarıyla takıldığı Cumhuriyet Ortaokulu ve futbol takımında kalecilik yaptığı Deneme Lisesi'ni bitirdikten sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi.  
1963'te Öğrenci Derneği Başkanı seçildiği Ankara Hukuk Fakültesi'ni 1965'te bitirdi. Avukatlık yaptığı kısa sürede girdiği bütün davaları kazandı.

Yön, Kim, Türk Solu, Ant ve Devrim yılları 

Yazmaya öğrenciliği sırasında başladı. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesi, 1962 yılında Yunus Nadi Ödülü'nü değer görüldü. 
18 Haziran 1965'te Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yazmaya başladı. Yön'de ilki “Biz Anayasayı Savunuyoruz, Ya Siz?” başlığını taşıyan yazılarında “Atatürk devrimleri” ışığında “tam bağımsız Türkiye” fikrini savundu. 
1967'de Kim dergisinde yazıları, Akşam gazetesinde incelemeleri yayımlanmaya başlandı. 
1968'de dil öğrenmek üzere gittiği İngiltere'den yazmayı sürdürdü. 25 Mart 1968'den itibaren Türk Solu dergisinde yazmaya başladı. 
31 Ocak 1969'da Ankara Hukuk Fakültesi İdare Hukuku kürsüsünde Prof. Tahsin Bekir Balta'nın asistanı oldu. Aynı yıl 15 Temmuz'dan itibaren incelemeleri Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. 
1969-1971 arasında yazıları Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'nde yayımlandı. 1970 yılında Ant dergisi ile Cumhuriyet gazetesinde makale ve incelemeleri yayımlandı. 24 Mart 1970'den itibaren Devrim dergisinde yazmaya başladı. 
12 Mart 1971 darbesinin ardından 17 Mayıs'ta gözaltına alındı, bir ay sonra serbest bırakıldı. Yazıları 12 Temmuz 1971'den itibaren Ortam'da yayımlanmaya başladı.

İlk tutukluluk ve Sakıncalı Piyade 

1971'de askerliğini yapmaya hazırlanırken “orduya hakaret ettiği” iddiasıyla tutuklandı. Mamak Askeri Cezaevi'nde yaklaşık bir yıl kaldı, yedi yıl hapse mahkûm edildi, ancak karar Yargıtay'da bozulunca serbest bırakıldı. Tutukluluğu için açtığı “haksız tevkifat” davasını kazandı. 
10 Ekim 1972'de tahliye edildikten sonra askere alındı. Tuzla Piyade Okulu'nda 10 Ocak 1973'e kadar süren üç aylık eğitiminden sonra okul yönetimi tarafından "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçlandı ve askerliğini "er" olarak yapmasına hükmedildi. 31 Ocak 1974'te “sakıncalı piyade eri” olarak Ağrı'nın Patnos ilçesinde yaptığı askerliğini tamamladı. 
Sakıncalı piyadeliği için, “Evet, evet ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem" dedi. Ancak yedek subaylık hakkı ve aylıkları için sadece maddi tazminat isteğiyle açtığı davayı kazandı. “Sakıncalı piyadelik” bittikten sonra yedek subaylık hakkını kazanmıştı. 

Yeni Ortam ve Cumhuriyet 

Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel olarak, 25 Şubat 1974'te Yeni Ortam Gazetesinde “Anarşist” başlıklı yazısıyla başladı. 
Yeni Ortam gazetesindeki son yazısı 12 Mart 1975'te yayımlandı. 18 Mart 1975'de, kendisiyle özdeşleştiği Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. Cumhuriyet'teki “Gözlem” köşesinde yayımlanan ilk yazısı “Denklem” başlığını taşıyordu. 
Cumhuriyet'te yazarken bir süre Anka Ajansı'nda çalıştı. 1975 yılında, 12 Mart dönemini anlattığı yazılarından oluşan ilk kitabı “Suçlular ve Güçlüler” yayımlandı. 
Aynı yıl, Anka'da birlikte çalıştığı Altan Öymen'le birlikte Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen “Mobilya Dosyası” kitabını yayımladı. 
19 Temmuz 1976'da Güldal Homan ile evlendi. 
1977'de Anka Ajansı'ndan ayrılarak Cumhuriyet'in kadrolu yazarı oldu. Aynı yıl, halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olan (ve Cumhuriyet'te yazan) oğlu Özgür dünyaya geldi. 

Kitap yağmuru başlıyor 

Durmaksızın yazarak geçirdiği yıllar, peş peşe kitapları da beraberinde getirdi. 1977'de “Sakıncalı Piyade” ve “Bir Pulsuz Dilekçe” yayımlandı. Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladığı “Sakıncalı Piyade” yüzlerce kez sahnelendi. 
1978'de, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini mizahi bir üslupla ele aldığı “Büyüklerimiz” yayımlandı. 
Terörün tırmandığı 1979'da, 12 Mart öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı, şiddetle bir yere varılamayacağını anlatmaya çalıştığı “Çıkmaz Sokak” kitabı çıktı. Bu kitabı, 1980'de yayımlanan “Tüfek İcat Oldu” izledi. 
Kendi deyişiyle, "... terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak..." için yazdığı “Silah Kaçakçılığı ve Terör” ile siyasetten bazı görüntüleri anlattığı “Söz Meclisten İçeri” 1981'de yayımlandı. 
Aynı yıl, kızı Özge doğdu. 
1982'de “Ağca Dosyası” ve “Terörsüz Özgürlük” kitapları, 1984'te “Sakıncasız” adlı oyunu ve “Papa-Mafya-Ağca” dosyası yayımlandı. 
1985'te “Liberal Çiftlik” ve “Devrimci Demokrat”, 1986'da da Mehmet Ali Aybar'la Türkiye İşçi Partisi ve Marksizm üzerine yaptığı uzun konuşmayı içeren “Aybar ile Söyleşi” kitabı çıktı. 
1987'de 27 Mayıs'çılardan Osman Köksal'ın anı ve mektuplarını içeren “İnkılap Mektupları”, ardından “Rabıta” ve “12 Eylül Adaleti” kitapları yayımlandı. 
1988'de önce eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) lideri Behice Boran'la yaptığı söyleşiyi içeren “Bir Uzun Yürüyüş”, daha sonra “Tarikat-Siyaset-Ticaret” kitapları yayımlandı. 
1990'da, bir yakın tarih incelemesi olan “40'ların Cadı Kazanı” ile “Kâzım Karabekir Anlatıyor”, 1991'de “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925”, 1992'de de “Gazi Paşa'ya Suikast” kitapları çıktı.

Cumhuriyet'ten ayrılık ve dönüş 

5 Kasım 1991'de, İlhan Selçuk ile birlikte; Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal, Yazı İşleri Müdürü Okay Gönensin ve Nadi ailesinin yeğeni Müessese Müdürü Emine Uşaklıgil cephesine rest çekerek Cumhuriyet'ten ayrılan ekibin başında yer aldı. 
1992 yılında 1 Şubat-3 Mayıs arasında Milliyet'te yazdı. Hasan Cemal'in ayrılması, Okay Gönensin'in Genel Yayın Yönetmenliği sırasında da tiraj kanamasının sürmesi nedeniyle İlhan Selçuk ve arkadaşlarının 8 Nisan 1992'de Cumhuriyet'e dönmesinden kısa bir süre sonra, 3 Mayıs 1992'de Milliyet'ten ayrıldı. 
Milliyet'te “Gazeteci” başlığıyla 3 Mayıs 1992'de yayımlanan veda yazısında, Cumhuriyet'e büyük bir istekle dönmediğinin işaretlerini vermişti: 
“... Borç batağına sokulan ve tirajı 40 binlere inen gazetede, ellerimize dikenler de batsa, görevimiz; okurlarımıza, yediveren bağımsızlık güllerini sunmaktır.”

Pazar günü hasta ziyaretine giderken... 

Cumhuriyet'ten ayrılan ekip içindeki görüş ayrılıkları su yüzüne vurmaya başlamış, gazetenin geleceğini ifade eden Uğur Mumcu bir yol ayrımının eşiğine geldiğini yakınında bulunanlara hissettirmişti. 
Cumhuriyet'e dönüşün üzerinden geçen sekiz ay geçmişti. 24 Ocak 1993 Pazar günü, tedavi gören bir dostunu ziyaret etmek üzere evinden çıktı. Eşi Güldal Mumcu ile çocuğu yanına gelmeye hazırlanırken mavi renkli Renault 12 otomobiline yerleştirilen bomba ile katledildi.  
Uğur Mumcu'nun hayatına ilişkin kronolojiyi öldürüldükten sonra eşi Güldal, çocukları Özgür ve Özge Mumcu tarafından Ekim 1994'te kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nın (um:ag) internet sitesinden aldım. Bugün um:ag'ı Uğur Mumcu'nun kızı Özge Mumcu yönetiyor. 
Uğur Mumcu ile gazeteciliğe başladığım 1987'den 24 Ocak 1993'e kadar Cumhuriyet Ankara Bürosu'nda birlikte çalıştım. Kendisi gibi karanlık bir cinayete kurban giden Sabahattin Ali üzerine yazdığım kitabımın önsözünde Mumcu'nun imzası bulunuyor. Ancak “Uğur Mumcu” deyip iki noktayı üst üste koyduğumuzda karşımıza çıkan hayat, başıboş hatıralardan çok daha büyük bir anlam taşıdığı için yukarıdaki özeti yaptım. 

Biri ölümünden sonra (Kürt Dosyası) olmak üzere 25 kitap, iki oyun yazan; önemli bir bölümü yolsuzluk, terör, Kürt sorunu ve siyasal İslam üzerinde odaklanan binlerce makale kaleme alan Uğur Mumcu Türk basınında tek başına bir güçtü. 
Türkiye basınının en üretken kalemi olmanın yanı sıra tavrıyla da daima dikkat çeken büyük bir gazeteciden söz ediyoruz. Komünizme ilişkin yasaklarla birlikte İslamcılık-şeriat propagandasına ilişkin yasağın da (TCK 163) kaldırılmasını savunarak Atatürkçü-Kemalist kesim için tarihsel önem taşıyan bir açılıma çeyrek yüzyıl önce cesaret eden ismin de Uğur Mumcu olduğunu hatırlatalım. 
Keskin ve savaşkan bir zekâ, görüşlerine karşı çıkanları da etkileyen çarpıcı bir belagat, müthiş bir mizahla gazeteciliğe yağmur gibi yağdı ve bu sağanak nedeniyle tam 18 yıl (25 yıl) önce bugün öldürüldü. 
UMUT (Uğur Mumcu Uzun Takip) operasyonunda yakalanıp yargılanan tetikçilerin varlığı, Mumcu cinayetini aydınlatmaya yetmiyor. 
Artık yorgun düşürülmüş o sorunun peşini bırakmamalıyız. 
Bugünkü iktidar gibi TBMM'de faili meçhul cinayetler dosyasının kapağını açmaya direnenlere direnerek... Türkiye'nin karanlık tarihine aldırmayanlara aldırmayarak... Sözüm ona gerçek diye gerçeğin ortaya çıkma olasılığını yok etmek için ortaya atılan sloganları bir kenara iterek sormalıyız... 
Uğur Mumcu'yu kimler, neden öldürdü? 

.

Facebook Yorumları

reklam
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı