Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...


19.2.2018 - Bu Yazı 2258 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Biliyordum, ama yine de inanamıyorum..."

Hukukçu bir dostumun, Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak davasında üç yazara verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına dair yorumu bu oldu.
Neden biliyordu ve buna rağmen neden inanamıyordu
Biliyordu, zira o davanın öyle bir iddanameyle açılabilmiş olması… Savunma hakkına karşı duruşmalarda sergilenen alabildiğine tahammülsüzlük… İddianamede ortaya çıkan çelişkilere kulak asılmaması… Duruşmalarda alışkanlık hâline gelen avukat atmanın, usul hukukunun da defalarca ihlal edildiği bu davada olağan usul hâline getirilmesi… Karar aşamasına gelmiş bir davada bile "toplanamamış deliller"in hâlâ tutukluluğun devamı için gerekçe gösterilebilmesi…  Nihayet mahkemenin, Anayasa Mahkemesi "özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali" saymasına karşın tutukluluğu adeta hukukla vuruşarak sürdürmesi…

Böyle bir soruşturma ve dava süreci karşısında hukukçu dostum -da- başka bir karar beklemiyordu elbette.
Ama yine de karara inanamıyordu?
Neden?
İnanamıyordu, zira, hiç olmazsa bu "ön yargı"nın, savcıların birkaç yazı ve bir televizyon programı için talep ettiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası dışında bir cezayla kurgulandığına inanmak istiyordu.

 

"Hiç olmazsa" dedim, evet… "Hiç olmazsa", adalet beklentisinin değil, artakalan umudun -da- can çekiştiği zamanların çaresiz lisanı sayılır. "Umut" ki, bütün bir hayattan geriye sadece o kaldığında en umutsuz zamanları haber verir, işte o umuda da verildi o müebbet cezalar.

Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Savunma Bakanı'nın, İçişleri Bakanı'nın, kısacası hükümetin; Genelkurmay Başkanı'nın, kuvvet komutanlarının, MİT Müsteşarı'nın, her düzeydeki istihbarat teşkilatının hazırlıklarını bilmediği/izlemediği/önlemediği bir darbe girişimi için üç yazara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Vaktiyle TBMM kürsüsünden cansiparane Fethullah Gülen'in avukatlığını yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cemaatin devletteki yapılanması 15 Temmuz 2016'da darbe girişimi boyutlarına ulaşınca, yıllarca cemaat uyarısı yapanlara "17-25 Aralık'tan önce biz size inanmadık, 17-25 Aralık'tan sonra da siz bize" demişti. Bozuk saatin gösterdiği fasıldan da olsa, gerçeği kısmen ifade eden bir doğru bu. Peki onların devletteki cemaat yapılanmasına yıllarca inanmamak bir yana kolaylaştırmasının karşılığı iktidar oluyorken, onlara inanmamakla suçlananların akıbeti nasıl ağırlaştırılmış müebbet hapis olabiliyor? Ne demişti Metin Toker; "Burası Türkiye, burada Türkler yaşar ve böyle yaşar!"

Bu Türkiye'de işte, vaktiyle Fethullah Gülen'i savunmak için "Sosyo-politik Bir Gerçek Olarak Hocaefendi Sendromu" adıyla kitap ve diziler yazan Mehmet Barlas, AKP medyasının amiral gemisi Sabah'taki, "Krizli, problemli, müzikli, sinemalı bir yaşam" başlıklı tuhaf yazısının tek cümlesinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını "idam kaldırıldı" diye "şükrederek" karşılayabiliyor. Ve o tek cümlede kadim dostu Nazlı Ilıcak'ın bile adını anmadan, "sosyo-ekonomik bir gerçek" olarak üzerinde güneş batmayan bordrosuna doğru fıyabiliyor.

Bir ülkede hukuk karşısında en fazla muhafazaya mazhar olan iktidar ve iktidarın dilini kullananlarsa, o ülkede hukukun gücüne tanık olamazsınız, gücün hukukuna maruz kalırsınız. O ülkede "hukuk" denilen "şey" artık sığınacağınız bir güvence değil, başınıza gelecek "bir şey"dir, kötü bir şey.
Uzatmaya gerek yok, bu konuda yazılmadık yazı, söylenmedik söz kalmadı. Bu nedenle bu yazının başlığı, "Bizim 'eğer'li yalnızlığımız."

Duruşmalardaki ıssızlık

Geçen haftayı Çağlayan Adliyesi ve Silivri'de geçirdim. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen altısı tutuklu yedi sanıklı Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak davasının karar duruşması pazartesi günü Çağlayan'da başladı, salıdan cumaya kadar Silivri'de sürdürüldü.
Beş günde yapılan beş celse boyunca, yargılanan yazarların "TCK'da somut suçun maddi unsurları olarak sayılan 'cebir ve şiddet' kullanarak darbe girişiminde bulunduklarının" nasıl ispat edilmeye çalışılacağını anlamaya çalışırken izleyici ve basın sıralarını da takip etmeye çalıştım.
Çılgınca bir imkânsızlığın zorlandığı duruşmada o ispat olmadı, olamazdı zaten. Nedeni malum. "Hikmetinden sual olunmaz değil / 'mucip sebebin' bilirim / ve 'kâfi delil' ortada…" demiş şair, geçelim.

Ama üç beş kişiden başka kimsenin gelmediği izleyici sıraları, birkaç kişiden başka gazetecinin bulunmadığı basın sıraları hafta boyunca bomboştu.

Biliyorum; söz konusu olan insansa, hiçbir sonuç kesin değildir. Ama dar günde sarılmamanın hayatta telafisi olmadığını da biliyorum. Ve idam yerine ikame edilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle yargılanan yazarların duruşmasında dostların bulunmadığı, yakınlıkların solunmadığı bir yalnızlıktan söz ediyorum, koyu bir ıssızlıktan…

Sadece, tutuklu yargılanan altı kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Altan kardeşler / Ilıcak davasına özgü gözlemler de değil bunlar. Gazetecilerin ve yazarların görüşleri nedeniyle yargılandığı her davada benzer bir ıssızlık var. Meslektaşlarım, arkadaşlarım Murat Sabuncu ve Ahmet Şık ileAkın Atalay'ın yargılandığı Cumhuriyet duruşmalarında da benzer şeyleri düşünüyorum; Türkiye'nin en eski ulusal gazetesinin okurları, yazarlar, duruşmaları düzenli olarak takip eden bir avuç gazeteci dışındaki gazeteci milleti, nerede?
Kürt gazeteci ve siyasetçilere açılan davaların duruşmaları da, Ali Bulaç'ların, Şahin Alpay'ların yargılandığı davaların duruşmaları da farklı değil.
Siyasal görüşleri birbirine zıt insanların tutuklu olarak yargılandığı davalardan bahsediyorum.

Neden, görüş ayrılığı mı?

O davaları, o salonları ıssızlaştıranın sadece görüş farklılıkları, sadece her kesimin birbirine karşı taşıdığı bagajlar olduğunu söyleyebilir misiniz?
Eğer öyleyse; misal Altan kardeşlerin duruşmalarını boş bırakanlar Cumhuriyet duruşmalarında nerede?
Eğer öyleyse; yılları bulan tutuklamalar, muhalifliğe yağan cezalar, olan bitene kayıtsız kalanların öfkesinin de mi faturasını kesiyor?

Görüş ayrılığı; hiçbir şey yapmamanın, sakınmanın, kayıtsızlığın yanılsaması oldu bu ülkede. Süreklileşen bir eylemsizlik jokeri!
Yanlış anlamayın; salt Altan kardeşlere, Ilıcak'lara, Sabuncu'lara, Şık'lara, Atalay'lara, Bulaç'lara, Alpay'lara kayıtsızlıktan söz etmiyorum aslında. Kendi geleceğimize, özgürlük ve güvenlik hakkımıza, kimin eline geçerse ötekine zulmeden bir devlete, er ya da geç bir "öteki" olarak başımıza geleceklere karşı bir kayıtsızlık bu.
Görüşlerine katılmadığınız, mazisini sorguladığınız insanların sadece görüşleri nedeniyle tutuklanmalarını, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmalarını "Eğer o da vaktiyle şunu yapmasaydı" gibi bagajlarla savunabilir misiniz?

Kendimize bir yabancı gibi baksak, nelerimizden hoşlanmazdık acaba?
Duruşmalara ilgisizlik, bu soruyu da takıyor aklıma.
Oysa Türkiye'nin adliyeleri, ciddi bir demokrasi bloğuna, büyük bir vicdan koalisyonuna sahne olabilirdi. Başkasının, ötekinin hukukunu savunmayan bir demokrasi düşüncesi olamayacağını aylardır, yıllardır hapsedilen insanlara büyük bedeller ödeterek gösteren davaların böyle bir tesellisi olabilirdi.

Velhasıl, görüşleri nedeniyle yargılananları yalnız bıraktığımız o davalarda ihtimal kendi yalnızlığımızı da inşa ediyoruz.
İfade özgürlüğü ağır ceza mahkemelerinde yargılanırken bulunduğunuz yerde kalakalmayı maziden açacağınız bahislerle, "Eğer" diyeceğiniz sanıkların varlığıyla gerekçelendirecekseniz, yukarıdaki davalardan hiç olmazsa birinde neden bulunmadığınızı düşünün.
Hayatta ne oluyorsa başka türlü olamadığı içindir belki.
Ancak zorbalığın en büyük zaferi, kitlelerin de zorbaların kılığına bürünmesidir, unutmayın.

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8