Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

‘Adaletin bekası mı, bekanın adaleti mi?’


12.12.2018 - Bu Yazı 119 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlıktaki cümle Yargıtay Üyesi Abdullah Yaman’a ait. Birkaç gün önce kaleme aldığı yazının başlığı...

***

“FETÖ ile mücadele çerçevesinde ihraç edilenleri kriptoların seçtiği, asıl  kripto FETÖ’cülerin ise halen görevde bulunduklarını, FETÖ’cü olmayanların tasfiye edildiği söyleniyor...?”

Bu iddia, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 7 Eylül 2016 tarihinde yani 15 Temmuz kanlı darbesinden 2 ay sonra, Çin ziyareti dönüşünde uçakta soruldu.

Hatırlayacaksınız... Kanlı darbenin üzerinde hâlâ dumanların tüttüğü o günlerde, hakkaniyet adına ‘aman hukuki çizgiden sapılmasın’, ‘aman mağduriyetler oluşmasın’ hatırlatması yapanların FETÖ’cülere sahip çıkmakla itham edildiği o günlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu soruya verdiği cevapla ‘kurunun yanında yaşın yanmayacağı’ garantisini vermişti.

“At izi, it izine karışmış vaziyette. ‘Ben bir şey atayım da nasılsa tutar’ diyenler var. Bazıları böyle yapıyor. Özellikle yazılı ve görsel medya dünyasında bu çok var. Öyle yorumlar yapıyorlar ki, suçladıkları o insanın bu işle hiç alakası yok. Ama o insana o yaftayı yapıştırıyorlar. Bunlar doğru şeyler değil. Bu tür yanlışlıklardan durmak lazım.” (Erdoğan, 7 Eylül 2016, Çin dönüşü)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinden 7 ay sonra,  15 Temmuz darbe girişimin ardından üniversitelerden bakanlıklara, yargıdan polis teşkilatına kadar kamu ve özel kurumlarda yapılan tasfiyelerde oluşan mağduriyetleri gidermek için kurulan OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu göreve başladı. (“At izi komisyonu, görev başında”, Karar Gazetesi, 7 Temmuz 2017)

Zira, FETÖ ile uzaktan yakından alakası olmayan isimlerin FETÖ ile suçlanması, bulundukları kurumlardan isimler ihraç edilmesi, çok haklı olarak insanda ‘ne oluyor’ tedirginliğine sebebiyet vermeye başlamıştı.

FETÖ soruşturmalarında yapılan her hata, verilen her yanlış karar, hem ülkemizin dışarıda hukuk devleti ilkesine zarar verir hem de toplum nezdinde FETÖ davasını itibarsızlaştırmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer.

FETÖ davasında, hakimler, savcılar ve özellikle FETÖ’yü devlet kurumlarından temizlemekle görevlendirilen kişiler karar verirken, sırat köprüsü üzerinden geçtikleri bilinci ile hareket etmeleri gerekiyor.

Özellikle hakimlerin ve savcıların. Bir ülkenin yargı kurumuna güvensizlik, aslında o ülkenin devletine olan güvensizliktir. Bir devlet vatandaşlarının karşısına çıkıp ‘yargıya güvenin’ dediğinde yargıya güven tesis edilmiş olmuyor.

“Halkın adalet sistemine duyduğu güven, yargı organının büyük bir özveri ile sistematik şekilde çalışıp elde edilecek bir sonuçtur. Bu konuda hiçbir şey yapmadan toplumun yargıya güvenmesini veya mevcut güvenin artmasını beklemek büyük bir gaflettir.” (İsmail Rüştü Cirit, Yargıtay Başkanı, 28 Haziran 2018)

***

Gelelim bu yazıyı yazma sebebime...

Yargıtay üyesi Abdullah Yaman’ın birkaç gün önce kaleme aldığı “Adaletin bekası mı, bekanın adaleti mi?” başlıklı yazını okuduğumda şunu düşündüm

- FETÖ’cüler hâlâ iş başında ‘at izini it izine’ karıştırmaya devam ediyorlar.

- Ya da oldukça kullanışlı olan FETÖ’cü sopasını kişisel meseleler için hâlâ fütursuzca kullananlar var.

Abdullah Yaman sosyal medya hesabında, ülkemiz sorunlarına dair itirazlarını, önerilerini dile getiren yazılar kaleme alıyor. Özellikle yargı, adalet, hukuk üzerine yazdığı yazılar, bir yüksek yargıç olması hasebiyle zaman zaman gazetelerde alıntılanıyor ya da internet sitelerinde haberleştiriliyor. Bu köşenin okurlarının Abdullah Yaman ismine yabancı olmadıklarını söyleyebilirim. Sadullah Ergin’in adalet bakanlığı döneminde müsteşarlık yapan Birol Erdem’in ve eşinin akıllara ziyan bir şekilde FETÖ suçlamasıyla gözaltına alındığında, Abdullah Yaman’ın bu gözaltına isyanını, tanıklığını, şahitliğini dile getiren, meslektaşlarına oldukça cesur bir şekilde “Ne yapıyorsunuz siz” diyen yazısını hatırlatmakta fayda var.

FETÖ davasında yapılan hukuksuzluklara dikkat çeken, yapılan hukuki hatalar nedeniyle önümüzdeki birkaç yıl sonra neredeyse bütün FETÖ’cülere af çıkartmanın kaçınılmaz bir sosyolojiyi oluşturacağını dile getiren Abdullah Yaman, FETÖ suçlamasıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen yazılar kaleme alıyordu. Ben ilk başlarda bunun bir linç operasyonu olduğunu düşünmüştüm. Ancak mevzu oldukça ciddi.

Devlet kurumlarının tamamına yakınının FETÖ’den temizlendiği böylesi bir süreçte yüksek yargı mensubu birisinin FETÖ operasyonuna maruz kaldığını, başına FETÖ sopasının indirildiğini söylüyor, ‘adalet’ diye feryat ediyorsa ‘vah ki vah’ sıradan normal bir vatandaşın haline.

Yaman kaleme aldığı “Adaletin bekası mı bekanın adaleti mi?” başlıklı yazısında şunları anlatıyor:

“Sayfayı özel meselelerin dile getirildiği bir mecraya dönüştürmemek için elimden geleni yapıyorum. Ne var ki sürekli muhatap olduğum ‘çocukların durumu ne oldu’ sorularına tek tek cevap vermekten yoruldum. Yaklaşık iki yıldır açıkta olan oğlumla ilgili lakaytsızlık devam etmekte. Savcılığın verdiği takipsizlik kararı, içişlerinin rehin alma operasyonuna en ufak bir etkide bulunmadı.”

“Kendisiyle ilgili hiçbir itham bulunmamasına rağmen sırf kardeşi açıkta bekliyor diye ilişiği kesilen küçük oğlumla ilgili açmış olduğumuz yürütmeyi durdurma talepli davanın ilk aşaması retle sonuçlandı.”

“Sağ olsun bazı dostların  “çocuklarının durumunu devletin tepesine iletelim orası halleder” teklifleriyle karşılaşmadım değil… Sıradan bir polis memuru işinin bile Cumhurbaşkanlığı üzerinden halledilmesine prensip olarak karşı çıktığım için “evet” diyemedim… Kaldı ki, adaletsizlik selinin önünden bir iki kütük kapmışsın, ne fayda… Memleketin adalet manzarasında hissemize düşen bu..”

“Düşünebiliyor musunuz, vazifesi olmadığı halde “cemaatin” en güçlü dönemlerinde bile onların bu memleket için ne denli tehlikeli olduğuna dair yazılar yazan bir insanı iltisak miltisak ayağıyla itibarsızlaştıracaksınız…”

“Hak’la, adaletle, hukukla müttefik olmanın bereketi yerine; dünyevi kazanca odaklı ittifaklardan çare aradınız… Bir beka meselesi yaşadığımız doğrudur… Lakin o beka işgal 
edilen pozisyonların muhafazasıyla değil adaletin ikamesiyle devam ettirilebilir...”

“An itibarıyla sizi siz yapan değerlerden ve onlardan ötürü size değer atfeden insanlardan yalnızlaştırma operasyonu başarıyla tamanlandı. Gelinen aşamada FETÖ’cüler ya da FETÖ’cü diye itibarsızlaştırdığınız insanlarla benzer akıbeti paylaşmamak için önümüzde yalnızca iki seçenek kaldı: Ya hayat boyu dokunulmazlık zırhı ilelebet devam ettirilecek, ya da FETÖ’ye yardım yataklıkta bulunanlara toplu af çıkarıp bizzat kendi istikbalinizi garanti altına alınacak.

“Şu ana dek gücü temsil ettiğiniz için size an ala şekilde biat eden mikroplar, bağışıklık sisteminizin çökmesini gözetmekte… Bünyenizin zayıflık gösterdiği bir anda aktive olup, sizi içten çökerteceklerinden en ufak bir şüphe duymuyorum…”

Oldukça vahim değil mi? İktidar içinde FETÖ ile hiçbir bağlantısı olmadığı iyi bilinen, tanınan bir yargıcın başına bunlar gelebiliyorsa, bir yüksek yargı mensubunun başına böylesi bir hukuksuzluk geliyorsa, yaşadığı adaletsizlik karşısında eli kolu bağlı kalabiliyorsa... Dün FETÖ’nün güçlü olduğu dönemlerde FETÖ’nün zulmüne uğrayıp bugün FETÖ suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyorsa...

Ortaya çıkan sonuç, hâlâ birileri kişisel menfaatleri için FETÖ sopasını kullanıyor ya da FETÖ’cüler at izini it izine karıştırmaya devam ediyorlar.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.12.2018
‘Adaletin bekası mı, bekanın adaleti mi?’
6.12.2018
Yargıya güven
4.12.2018
28 Şubat mağdurları için de 28 Şubat bitsin
28.11.2018
Suudi mahkemelerinde adalet tecelli eder mi?
22.11.2018
Uzay profesörü olmuş ama…
16.11.2018
Sosyalist sendikanın ülkücü başkanıydı
14.11.2018
Gerçek hayatta da tıpkı filmlerdeki gibi sonunda kazanan ‘adalet’ olsa...
10.11.2018
“Trump’ın dedesi dahi bu ülkeye gelmek istemezdi”
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8