Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bundan sonra hayırlara vesile olsun


19.4.2017 - Bu Yazı 470 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Öncelikli olarak sandıktan çıkan sonuç ülkemizde hayırlara vesile olsun.

Pazar günü yapılan “sistem değişikliği” oylamasına katılım muazzamdı, 46 milyon seçmen sandığa gitti, çünkü bu “genel” ya da “yerel” olarak “ülkenin iktidarına kim gelsin” türündeki herhangi bir oylama değildi.

Dolayısıyla sandığa giden seçmenin bir kısmı, beş yıl sonra “biz bunu beğenmedik” aslında “parlamenter sistem” daha iyiymiş deme lüksünün olmadığının bilinciyle, bir kısmı da sevdiği lider ve yakınlık duyduğu partinin tercihine bakarak oyunu kullandı.

Sonuç: “Evet”in liderliğini yapan AK Parti ve MHPnin sayısal üstünlüğünün yanısıra, olağanüstü imkanlarla yürüttükleri kampanyaya ve yine sahip oldukları bütün propaganda araçlarına rağmen “evet” sandıktan burun farkıyla çıktı.

***

Referandum sonuçları toplumda bir tartışmaya vesile olurken AK Parti ve MHP açısından da bir iç muhasebeyi beraberinde getirdi.

Önce tartışmalı duruma bakalım:

Sandık sonucu hukuken meşru mudur? Meşrudur. Ancak bir şey var. Bu ülkede her şey tartışılsa bile, zaman zaman bazı devlet kurumlarından kuşku duyulsa dahi, Yüksek Seçim Kurulu güvenirliğinden şüphe duyulmayan bir kurumdu. Pazar günkü “mühürsüz” kullanılan oy iddialarına ve ortalıkta dolaşan vahim görüntülere, kendilerine yöneltilen iddialara cevap vermekten kaçınan YSK’nın kendi itibarına zarar verdiğini söylemeliyim.

Çünkü bu herhangi bir seçim değil. Ülke sistem değişikliği oylamasına gitti. Buradan geriye dönüş yok. Bütün vatandaşların önünde saygı ile eğileceği Anayasasının oylamasına halel getirilmesine mahal verilmemesi gerekir.

Dolayısıyla AK Parti hükümeti ve YSK, toplumu tatmin edecek cevaplar vermediği sürece, hukuken sandıktan çıkan sonuç meşru sayılsa da siyaseten tartışmalı sayılacaktır.

AK Parti hükümetinin, sistem değişikliğini gündeme getiren MHP’nin ve YSK’nın bu tartışmalara son verecek tatminkar bir açıklama yapması gerekmektedir.

Şimdi AK Parti ve MHP açısından iç muhasebeye bakalım:

Biliyorsunuz 1 Kasım 2015 genel seçim sonuçlarına göre AK Parti’nin yüzde 50, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ise yüzde 12 oy oranı vardı. AK Parti ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 62.

Bu durumda “evet”i sahiplenen AK Parti ve MHP’nin, sahip oldukları oy oranı ile seçim yarışına neredeyse üç sıfır avantajla başladıkları muhakkak.

Ancak sandıktan böylesi bir oran çıkmadı. Ortada ciddi bir fire var. Peki, bu fireyi hangi parti verdi? AK Parti mi? MHP mi?

Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan”ın “hayır” tarafında yer alması ve MHP’nin kalesi sayılan illerde “hayır”ın önde olması bütün dikkatleri doğal olarak Devlet Bahçeli’nin üzerine çekti.

MHP lideri Devlet Bahçeli, dün partisinin grup toplantısında, kamuoyunda haklı olarak tartışılan bu duruma biraz tuhaf tepki gösterdi:

“YSK”ya çağrımız vardır. Tüm sandıklarda MHP’ye oy veren vatandaşlarımızın hangi oyu verdiğini göstermelidir. Oy mu kazandık oy mu kaybettik bilinmelidir.

Sayın Bahçeli öncelikli olarak şu bir hakikat ki, YSK bir cevap verecekse öncelikli olarak yanıtlaması gereken daha mühim sorular var. Başı şu sıralar hiç olmadığı kadar ağrır vaziyette!

İkincisi sizin de söylediğiniz gibi elbette kimin hangi partiden olduğunu, kimin “evet” veya “hayır” dediğini tespit eden bir mekanizma, bir sihirli değnek ne YSK’da ne de başka yerlerde yok.

Dahası Sayın Bahçeli, üzülerek söylemeliyim ki böylesi bir “mekanizmanın” geliştirilmesine imkan da yok. Böylesi bir “mekanizma” olsa olsa, George Orwell’in hikayesi distopik bir dünyada geçen, okurunu “umut” ve “korku” arasında bir yolculuğa çıkarttığı o meşhur “Bin dokuz yüz seksen dört” romanında olabilir.

Değilse, ülkenin son 3 yıldır içinden geçtiği hassas süreçte zaten yeterince korku bulutları esiyorken, dahası toplumun yeterince panik olduğu bir ortamda böylesi söylemin “sihirli değnek” gibi şirin bir sözle -velev ki dikkatleri başka tarafa yöneltmek için- dahi olsa şık olmadığını söylemem gerekiyor.

***

Şu bir hakikat? Milletin hakikaten bir sağduyusu var. Olanca propaganda, ötekileştirme diline; kullanılan bütün dini söylemlere, hatta “evet” farzdır fetvasına rağmen bulunduğu tercih, siyasetçilere rağmen sağduyulu davrandığını gösteriyor.

Bakınız öyle bir sağduyu ki Hayrettin Karaman’ın “evet” farzdır fetvasının bir etkisinin olmadığı görüldü. 

Millet bir destek verdi ancak milletin bir de şerh koyduğu muhakkak. AK Parti ile MHP’nin bir masa etrafında oturup bir muhasebe yapması ve kendilerine şu soruları sormaları gerekiyor:
“Eğer paketi anlatsaydık. Bu kadar kategorize etmeseydik. Daha kapsayıcı, daha kuşatıcı bir dil kullansaydık. ‘Evet’ diyen de ‘hayır’ diyen de bizimdir denilseydi. Mesele vatan hainliğine getirilmeseydi. Toplum bu kadar gerilmeseydi. Yollardan, köprülerden bahsetmek yerine bu sistemin artılarını anlatsaydık. Sonuç daha farklı olmaz mıydı? Burun farkıyla değil de daha geniş kitlelerin oyunu almak mümkün değil miydi?”

Sahi daha iyi olmaz mıydı?

.

Facebook Yorumları

reklam
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı