Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’


10.11.2017 - Bu Yazı 227 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlıktaki sözlerin devamı şu: “Çok güçlü bir dış politika güdebilmesi mümkün değildir. Bir ülke dış politikasında güçlü olabilmek için, önce kendi ülkesinde evinin içini düzene koyması gerekir. Onun için hep derler ‘Foreign Policy starts at home’, yani dış politika önce evinde başlar. Evin içi dediğim, kuvvetler ayrılığına bağlı demokratik bir sistem, hukukun evrensel şekilde eşit uygulandığı bir hukuk düzeni, güven veren, ayrım yapmadan sadece haklı ve haksız ayrımı yapan temel hak ve özgürlüklerin evrensel anlamda garanti altına alındığı bir ülkeden bahsediyorum.

Bir ülkenin mutlu ve güçlü olabilmesi için şüphesiz ki güçlü bir demokrasisinin, güçlü bir ekonomisinin olması ve çok sağlam doğru bir dış politikanın muhakkak ki yürütülmesi gerekir. Eğer bir ülkede bunlar söz konusu değilse o ülkede karışıklıklar olur, bir ileri gidersiniz bir geri gelirsiniz, zaman mücadelelerle geçer ve gider.”

Bu tespitler 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e (3 Kasım 2017) ait. Tam da son dönemlerde peş peşe  Avrupa ülkeleri ve ABD ile yaşadığımız sorunlu süreçlere bakıldığında Gül’ün bu sözlerinin daha bir kıymet kazandığını söyleyebilirim.

Evet. Ülkesinin içindeki sorunları çözemeyen devletin, başka devletler nezdinde bir saygınlığı, sözünün kıymeti olabilir mi? AK Parti tam da bunu gördüğü için iktidara geldiğinde hızla içerideki sorunların çözümü için adım atmaya çalışırken, bir yandan da ülkesindeki düzelmeleri uluslararası platformlarda anlatabilme zeminlerini oluşturdu. Çünkü demokratikleşme, hukuk, eğitim, sağlık ve ekonomi gibi sorunların çözümü noktasında atacağı her adımın kendisini de ülkesini de dışarıda aktör konumuna getireceğini biliyordu.

Bakınız şu sözler de Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde ve AK Parti hükümetlerinin de ilk dönemlerinde yaptığı bir konuşmadan:

“Dış siyasetle iç siyaset madalyonun iki yüzü gibidir. Bu yüzden biz iktidara geldiğimiz günden bu yana öncelikli olarak ülkenin bozuk dengelerini yeniden kurmaya, sorunlu alanlarına el atmaya çalıştık. Türkiye’nin uluslararası arenada itibarını artıracak, Türkiye’yi uluslararası siyasette merkezi bir ülke haline getirecek adımları hızla atmaya çalıştık.” (Erdoğan, 8 Haziran 2004)

Madem ki Erdoğan bu konuşmayı 2004 yılında yapmış. Ki Erdoğan o dönemlerde yaptığı konuşmaların neredeyse tamamında AK Parti hükümetinin yegane görevinin “demokrasinin ve hukuk devleti olmanın bir güven rejimi” oluşturmak olduğunu söyler. Sıkça “hukukun üstünlüğüne”, “adalete”, “demokrasiye” vurgu yaptığı dönemler. Hadi o halde biz de AK Parti’nin ilk iki yıllık iktidarı sürecinde neler yaptığından örnekler verelim. Neler yapmış mesela:

OHAL kalktı.

Avrupa Birliğine üyelik için Kopenhag Kriterleri uygulanmaya başladı.

İçişleri Bakanlığı her vatandaşın çocuğuna istediği etnik isimleri koyabileceğine dair bir genelge yayınladı. Kürtçe isimler konulmaya başlandı.

İçişleri Bakanlığı devlet protokollerindeki 12 Eylül darbesi düzenlemesini kaldırdı.

18 yıl aradan sonra enflasyon oranlarında eksili haneler görülmeye başladı.

Ekonomik yönden rahatlama sağlayacak reform paketleri devreye girdi ve uluslararası arenada Türkiye’nin büyüme oranları konuşulmaya başlandı. Türkiye dikkat çekmeye başlayan bir ülke konumuna geldi.

AK Parti ilk iktidara geldiğinde ülkede rüşvet yolsuzluk almış başını gidiyordu. 11 Haziran 2003’te AK Parti hükümeti, kamu görevlilerinin yasalara aykırı bir şekilde rüşvet, para talebinde bulunmalarının önüne geçmek için bir ‘rüşvet ihbar hattı’ oluşturdu. AK Parti iktidarının ilk üçüncü ayında yolsuzlukların önüne geçmeyi planlayan “ihale yasasını” yeniden düzenledi.

TRT Kürtçe yayınlar yapmaya başladı.

O dönemlerde AK Parti’nin bir özelliği daha vardı. Popülizme ve hamasete şiddetle karşı çıkıyorlardı. Hamaset ve popülizmin bir siyasi açmaz ve siyasi çaresizliğin ürünü olduğunu söylüyorlardı.

“Biz yalnızca ülke içi konularda değil, global konularda da rasyonel ve akılcı davranacağız. Popülizm güven ve istikrarın ciddi düşmanıdır.” (Erdoğan, 26 Nisan 2005 Avrupa Birliği Yolunda Türkiye Konferansı)

17-11/10/erdoganobama.jpg

MADEM Kİ GÜL DE BÖYLE SÖYLÜYOR...

Abdullah Gül’ün katıldığı Bahçeşehir Üniversitesi “9. Diplomat Okulu” açılış töreni, basına kapalı olarak gerçekleştirildiği için kamuoyuna yansımadı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Gül’ün katılacağı bu toplantıdan haberdar olduğum için ne konuşacağını da merakla bekliyordum.

Baştan sona okunduğunda insanda üzerinde özenle çalışılmış, ülkenin içinden geçtiği süreçlere nokta atışları hesaplanarak oluşturulmuş gibi görünen metin aslında Abdullah Gül’ün irticalen yaptığı konuşmanın dökümü.

Gül’ün yaptığı şu tespitler önemli:

“Refahın ortaya çıkması büyük ekonomik faaliyetlerin gerçekleşmesiyle olur. Ekonominin güçlü olması ancak bir ülkede demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hakları evrensel anlamda gerçekleşirse olur. Çünkü böyle ülkelere herkes koşarak gelir, parasını yatırır. Aynı şey Türkiye’de de gerçekleşti. 2003 yılından sonra yapılan demokratik ve hukuki reformlar bu ülkeyi öngörülebilir, yatırım yapılabilir ülke haline getirdi. Büyümek yatırımla olur. Yatırım neyle olur? Tasarrufla olur. Türk halkının tasarrufu ülkemizin hızlı büyümesi için maalesef yetmiyor. Dolayısıyla başkalarının tasarrufunu da Türkiye’ye getirip yatırıma dönüştürmek gerekir. Bu nasıl olur? Uygun iklimi oluşturmakla olur. Siyasi şartları, demokratik şartları, hukuki şartları gerçekleştikten sonra ekonomik şartlar zaten muhakkak onu takip eder. Hele Türkiye gibi güçlü, nüfusu büyük ülkelerde. Türkiye petrol, gaz gibi doğal kaynakları olan bir ülke değil. Dolayısıyla Türkiye’nin esas enerjisi dinamik nüfusu, genç nüfusu, beşeri sermaye dediğimiz bu gücü. Ama bunu kurallarla, demokrasiyle, şeffaflıkla, iyi bir yönetişimle birleştirdiğimizde o zaman bu petrol ve gazdan çok daha kıymetli bir enerjiyi ortaya çıkartabiliriz. Türkiye’yi yönetenler her zaman bunun farkında olmalı.”

.

Facebook Yorumları

reklam
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı