Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş


3.1.2018 - Bu Yazı 188 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 FETÖ mağdurları varmış. “ByLock’un ne olduğunu bilmiyorum” diyen “telefonuma nasıl indirildi haberim yok” diyerek şiddetle itiraz eden herkese topyekun “takiyyeci kesin”, “ByLock varsa teröristtir kesin” muamelesi yapmamak gerekiyormuş.

FETÖ, örgüt içi gizli bir haberleşme amacıyla geliştirdiği ByLock’un hem çözülme ihtimaline önlem olarak hem de ByLock gibi önemli bir örgüt delilinin delil olma özelliğini kaybetmesini sağlamak amacıyla kullanıcılar arasına masum insanları da katmışlar.

Kumpaslarının adı Mor Beyin. ByLock kumpasını ortaya çıkartan ilk isim adli bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi. Aylardır, ByLock kullanıcılarının büyük bir bölümünün aslında farkında olmadan, örgüt içi haberleşme programının kullanıcısı gibi işlem gördüğünü anlatmaya çalışıyordu.

Nihayet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da sonunda MİT ve BTK uzmanlarına hazırlattığı raporlar ile Beşikçi’nin anlattıklarını doğruladı.

FETÖ ByLock kumpası ile akıllı telefonu olan herkesin yoluna çıkmış; İngilizce sözlüğe ihtiyacı olanlar, müzik programına ihtiyaç duyanlar, kıble bul programına ihtiyaç duyanlar hatta ikinci el araba arayanlar kumpasın kurbanı olmuş.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yücel Kocaman’ın açıklaması şöyle:

“Zaman zaman şikayetlerle itirazlarla karşılaştık. Vatandaşın ByLock bağlantısı görülüyor, başka hiçbir delil yok. Bütün araştırmalara bakıyorsunuz, sosyal çevresine, diğer delillere, FETÖ ile hiçbir bağlantısı görünmüyor ama ByLock bağlantısı gözüküyor. Ortaya çıktı ki, FETÖ kendi gerçek kullanıcılarını gizlemek için bazı vatandaşları iradeleri dışında bu programa yönlendirip tuzağa düşürmüş.”

Biliyorsunuz aylar önce iki hakim işte tam da Yücel Kocaman’ın bu ifadelerini kararlarında söyledikleri için linç edildiler.

Ve devlet, dün yargının ByLock’çu diye tutukladığı, damgaladığı 11 bin 480 kişiye bugün “pardon” demek durumunda kaldı.

11 bin 480 kişi evlerine, mahallerine, kapı komşularının, akrabalarının arasına dönecekler? Emniyetin bir sabah “ByLock”çu olarak damgalayıp” kollarına kelepçe takarak götürdüğü, yargının aylardır “vatan haini, darbeci” olarak içerde tuttuğu bu insanların ruh halleri nasıl onarılacak? 

Dün “ByLock’çuymuş” denilerek, kapılarını, pencerelerini yüzlerine kapatan, vatan haini muamelesi yapan komşuları, akrabaları, bundan sonra nasıl yüzlerine bakacaklar peki?

Yazık değil mi? Günah değil mi?

Ya “babası, annesi ByLock’çuymuş” diye arkalarından seslenilen ve yaşadıkları travma yüzünden okullarına gidemeyen o çocuklar? 

Yazık değil mi?

Bir kişi değil, iki kişi değil on bir bin dört yüz seksen kişi. Ve muhtemeldir ki, önümüzdeki süreçte giderek bu sayı daha da artacak.

Tuncay Beşikçi kurduğu bir ekip ile 45 günlük çalışma sonrasında bu kumpası çözmüş. Peki, FETÖ ana davanın yürütüldüğü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı MİT ve BTK uzmanlarına daha önceden böyle bir çalışma yaptıramaz mıydı? Bu süreçte daha hassas davranamaz mıydı?

Tuncay Beşikçi’nin aylardır anlattığı şeylere ne diyor diye bir kulak kesilemez miydi?

“Mağduriyetlerin geniş kitlelere yayılması FETÖ’yü sevindirir”, “yargıçlar skora bakmasın, delillere baksın, hukuk, yasa, kanun ne diyor ona baksın”, “yargıçlar hevesle, coşkuyla davranmasın, adalet dağıtıcıları olduklarını unutmasınlar, bu davaya en büyük zarar yargıçlar eliyle verilir, unutulmasın”, “bu davanın bir tek mağduru olmayacak hassasiyetiyle davranılsın”, “medya, yargı kurumlarından önce kimse hakkında karara varmasın”, “yargı işini yapsın, medyaya haber sızdırıp, kendi PR’larını yapacaklarına enerjilerini dikkatlerini davalara versinler”, “yeni Zekeriya Öz’ler, yeni Ali Fuat’lar çıkmasın, yargı içinde yeni odaklaşmalar olmasın” uyarısı yapmak FETÖ koruyuculuğu, FETÖ davalarını sulandırmak değilmiş. 

Bilakis FETÖ davasının meşruiyeti zarar görmesin hassasiyetiymiş, değil mi? 

Başından bu yana bu yüzden şunu savundum: Birisinin FETÖ’cü olarak damgalanması, gözaltına alınması, başka suçlarla itham edilmeye benzemez. FETÖ’cülükten daha lanetli bir şey yok çünkü. O yüzden devlet kurumlarında tasfiye kararlarına imza atan yetkililer, yargıçlar, emniyet FETÖ konusunda kılı kırk yarmalıdır, olağanüstü hassas davranmalıdır. 

Neden?

Yargı sistemi düzgün çalışmadığında, yargıda adalet sisteminin etkin olmadığı inancı oluşur ve yargıya güven duygusu zedelenir. Yargı düzgün çalışmadığında bunun yıkıcı sonuçları olur da ondan.

HAKİM ŞENOL DEMİR... HAKİM ZAFER YARAR...

Peki, bu isimler kulağınıza tanıdık geliyor mu?

***

Hani iktidara yakın medyanın üzerinde “ByLock’u delil saymayan iki hakim” diye, “iki hakimin sözlerini çarpıtarak” linç ettikleri, “FETÖ davasını sulandıran iki hakim” diye üzerlerinde tepindikleri iki yargıç vardı! 

İşte onlar. 

Hatırladınız mı? 

Hakim Şenol Demir eski Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanıydı. 

Hakim Zafer Yarar ise eski Gaziantep Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Başkanı... 

Şimdi değiller.

Şenol Demir de, Zafer Yarar da... ByLock’u delil saymadılar değil, ByLock tek başına delil sayılmasın, dediler. İkisi de birbirinden habersiz iki hakim olarak, aynı tarihlerde özetle, “Evet, ByLock kesin FETÖ delilidir. Ancak, tek başına delil sayılmamalıdır. Suç eylemler üzerinden oluşur. Ve hakimler sanık hakkında hüküm verirken, delillere, içeriğe bakar. Hakimler, kişilerin suç potansiyeli taşımasına göre karar vermez. Suç ve suç unsuru arasında kesin delillere ihtiyaç vardır. ByLock kullandığı iddia edilen sanık hakkında mahkememize sunulan deliller yetersizdir” dedikleri için, medyada linçe uğradılar. Sonra da HSYK onları, medyada “FETÖ’yü sulandırıyor, FETÖ’ye sahip çıkıyorlar” haberlerinin oluşturduğu algıya bakarak, bulundukları görevlerden düz hakimliğe atadı... 

Oysa tam da Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in söylediği gibi, “duyguyla, coşkuyla, önyargıyla değil” evrensel hukuk ilkeleri neyi gerektiriyorsa öyle, hukuktan, adaletten, vicdandan yana tavır alan iki hakimdi. Türkiye’de hakimler var dedirtmişlerdi.

Ve tarih onları uzun yıllar sonra değil, aylar sonra haklı çıkarttı. 

Eğer, Şenol Demir ve Zafer Yarar’ın vermiş olduğu karara diğer bütün hakimler uymuş olsalardı... Bugün devlet 11 bin 480 kişiye “pardon” demek zorunda kalmazdı.. 

Ne dersiniz Yargıtay “ByLock tek başına örgüt delilidir” kararını yeniden gözden mi geçirse?

18-01/03/1.jpg

18-01/03/2.jpg

18-01/03/3.jpg

18-01/03/4.jpg

.

Facebook Yorumları

reklam
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı