“Mezarınıza Tüküreceğim -I”


20.02.2013 - Bu Yazı 3105 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Herhalde Ertuğrul Özkök, kulakları en çok çınlayan "gazetecilerin" başında gelir.

Türkiye'nin yakın tarihinde pek çok yalan haberde, kara çalmada imzası bulunan biri olduğu için, o yıllara dönüp bakanların ismini pek de hoş olmayan şekillerde anması çok olağan bir şey.

Gazeteci dendiğine bakmayın.

Özkök her şey olabilir. Gerçekten de, kendi tükürdüğünü yalama konusunda benzersizliği ile omurgasızlık timsali olabilir örneğin.

Her şey olabilir ama asla gazeteci olmadığı çok kesin.

Amacı "olayların objektif bir doğrulukla ve hızlı şekilde kitlelere ulaştırılması" olan gazetecinin, iki ülke arasında savaş çıkması için canla başla mücadele etmesinin örneği nerede görülmüştür örneğin?

Oysa Özkök, Yunanistan'la Türkiye arasında gerçek bir askeri krizi yaratırken "bu yapılan savaş çıkarır" diyenlere, her zamanki Özkök gülüşü ile "olsun bizim işimiz de bu" demekten geri durmayan bir savaş tüccarı oluveriyordu.

Yunanistan ile Türkiye arasında kalan kıytırık bir kaya parçasındaki Yunanistan bayrağını "gazeteci"lere indirtip, yerine Türkiye bayrağı (aka. şanlı Türk bayrağı) diktirmişti.

Üstelik bu anın fotoğrafını da "Bayrak savaşı" manşeti ile vermişti.

Mübalağa değil.

Savaş.

Özkök'ün "bizim işimiz bu" dediği, iki ülke devlet başkanlarının ve hükümetlerinin "savaş"tan bahsettiği, sınırlara tankların ve birliklerin yığıldığı, bir kurşunla ateşlenebilecek bir girdabın yaratılmasıydı.

Kardak krizi ile savaş çıkarabilecek bir güce sahip olduğunu fark eden Özkök durur mu?

Tam 10 yıl önce, 2003 yılında ABD Irak'ı işgal etmek için hazırlıklarını sürdürürken, Özkök de bir yandan Türkiye kamuoyunu savaşa ikna etmek için elinden geleni yapıyordu.

Ne var ki, bütün dünya ile beraber Türkiye'de de çok güçlü bir savaş karşıtı hareket gelişmiş ve Özkökgillere tokadı 1 Mart 2003'te sokağın gücüyle mecliste basmıştı.

Böyle şeyler Özkök'ün canını sıkamaz gerçi.

Çünkü o, yalan haberlerle bir linç kampanyası başlatıp hakkında "Vay şerefsiz" manşetini attığı Ahmet Kaya'yı ülkeyi terk etmek zorunda bıraktıktan 12 yıl sonra, onun mezarına gidebilecek bir kişidir.

Hiçbir şey olmamış gibi.

Tetikçi değilmiş gibi.

Sonradan da insanların gözlerinin içine baka baka "Ahmet Kaya'nın en sevdiği sözdü şerefsiz, o yüzden öyle dedim" diyebilir, insan zekâsıyla dalga geçer gibi.

Özkök'ün bütün sicilini dökmeye çalışmak, ancak kalabalık bir ekibin ciddi bir mesai harcayarak ve ansiklopedik bir eserle sonlandıracağı bir çaba olur.

Özkök'ün Kürt sorununda çözüm sürecine ilişkin söyledikleri nedeniyle bu çalışmaya yeni bir madde eklemek de zorunlu olacak.

Özkök, yazdığı "Türk haysiyeti" yazısıyla, 30 yılda on binlerce insanın öldüğü, on milyonlarca insanın etkilendiği bir savaşı ve savaşa neden olan bir ulusal varoluş mücadelesini "Kürtlerin Türklerden üstünlüğü elde edişi" gibi formüle etti.

Kürt sorunu "Kürtlerin istediği şekilde çözülürse" dedi Özkök, "asıl Kürt sorunu o zaman başlar".

"Kürt sorununun, Kürtlerin istediği şekilde çözülmesi Türkleri rahatsız eder" dedi.

Her zamanki gibi "ben sadece herkesin sorduğu ama kimsenin seslendiremediği soruları soruyorum" maskesini taktı.

Oysa Özkök "kimsenin seslendiremediği" değil, "kimsenin sormadığı" soruları soruyordu.

Çünkü o, "Kürt sorunu Kürtlerin istediği gibi değil, devletin istediği gibi çözülmelidir" yanıtının sorusunu arayıp, onu soruyordu.

Çünkü bir yandan, "Kürt sorununda mağdur olanın mağduriyeti giderilmesin, olabilecek en az hak verilsin şu Kürtlere" başlıklı fikirlerini açıkça ilan edecek cesareti yok.

Diğer yandan da alışkanlığı var. Tükürdüğünü yalama alışkanlığı.

Yarın öbür gün biri çıkıp "sen bunları yazmıştın" dediğinde, "o anki ruh hâlini yansıttım ben" deme kapısını bırakmak zorunda.

Ben de bugün ilan edeyim.

Bir gün Özkök ölürse, gidip mezarı neredeyse bulup tüküreceğim.

"Neden" derlerse, Özkök'e referans verir, sevimli bir tebessüm takınırım.

"Kimse bugüne kadar bunu söylemeye cesaret edemedi" derim.

"Ama bütün Türkiye bunu konuştu"

"En sevdiği şeydi rahmetlinin"

"Tükürdüğünü yalamak"

ersin@marksist.org

.

Facebook Yorumları

Kod8
28.02.2014
Erdoğan'ın Kefilleri
16.02.2014
Kabataş: Bacı, Beyan, Erdoğan
28.01.2014
Gezi ve 17 Aralık
09.06.2013
Direnişe dair notlar - I
05.05.2013
Vali ne yapmalı?
30.03.2013
Kürtlerin bir imam hatip kadar değeri yok!
23.03.2013
21 Mart 2013
17.03.2013
“Seni konuşturmayız!”
02.03.2013
Sessizliğin ortasında
24.02.2013
CHP’yi neden destekliyorum?
20.02.2013
“Mezarınıza Tüküreceğim -I”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net