Eser KARAKAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Üniversiteler badem bıyık hücumuna uğrayacak


17.1.2018 - Bu Yazı 109 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardımcı doçent kadrolarına ilişkin çıkışını ilk duyduğumda iki dakikayı aşmayan bir şaşkınlık yaşamadım değil doğrusu; yardımcı doçent kadroları Yükseköğretim Kanunu (1982) ile ihdas edilmiş kadrolar, üniversitenin iç işleyişi ile ilgili bir mesele, bir Cumhurbaşkanının konuya doğrudan müdahalesini normal bir ülkede anlamak kolay değil.

Ama, şaşkınlığım iki dakika bile tam sürmedi ve meselenin yabancı dil barajı ve merkezi akademik sınav ile ilgili olabileceğini düşündüm ve haklı çıktım.

1982 tarihli Yükseköğretim Kanunu kötü, çok kötü bir kanun ama bozuk saatin günde iki kez doğru saati göstermesi gibi bu 2547 sayılı yasa da bir-iki doğru madde içeriyor ve bu doğru maddelerin en başında da yardımcı doçentlik kurumu geliyor; son yirmi senenin yayın ortalamasına bir göz atılır ise doçentliğe yönelik yayınların en yoğunlaştığı dönemin yardımcı doçentlik dönemi olduğu görülecektir.

YÖK’ün verdiği bilgilere göre artık bu defter de kapanıyor, yabancı dil barajı düşürülüyor, hatta ilgili üniversiteye bırakılıyor ki bu aslında barajın kaldırılması demektir, doçentlik sınavı da adayların çalıştığı üniversiteye bırakılıyor.

Sayısı taş çatlasa onu geçmeyecek üniversite dışında, bu düzenlemeler doçentlik kadrolarının ipini koparan badem bıyıklıya açılacağı anlamına geliyor, çok kısa vadede maalesef haklı olduğumu göreceksiniz.

Son senelerde Türkiye’nin içinde debelendiği korkunç durumu hatırlatmaya gerek yok, herkes görüyor, biliyor ama bu durumun nedenleri konusunda, AKP’nin bu inanılmaz tornistanı hakkında rivayet muhtelif; kimileri fabrika ayarlarına dönüşten, kimileri rant ekonomisi arayışının öne çıkması nedeniyle medeni dünya mesela AB ile iplerin kasten kopartıldığından, kimileri de bu yaşanan korkunç sürecin bir sınıf savaşı olduğundan bahsediyor.

Kanımca, her üç iddiada da gerçek payı var, muhtemelen başka belirleyici nedenler de devrededir ama bu yardımcı doçentlik meselesinde sınıf savaşı meselesinin ön plana çıktığını, “üniversiteleri halk çocuklarına açacağız” söylemi ile üniversitelerin tümüyle bademlere terk edilmek istendiğini düşünüyorum; “badem” ifadesini asla küçümseyici bir içerikle kullanmıyorum, muradım sadece meritokrasinin, akademik liyakatın yerini başka dürtülerin alacağını ifade etmek.

Badem demek sadece badem bıyık demek değil; bakan yardımcılığı kurumu ihdas edildiği günlerde, isim vermeyeceğim, bir bakanlığa UCLA bilim doktoralı bir kişi getirildi, tanımıyorum, resmini gördüm gazetede, tam bir badem bıyık görüntüsü idi, bizim mahalleden de bu tayine çok yoğun bir “badem” eleştirisi geldi; ancak, ben de, bizim mahalleyi kızdıracak bir yazı yayınladım ve UCLA’dan bilim doktorası almanın çok önemli olduğunu, meselenin badem bıyık argümanı ile ucuzlatılamayacağını söyledim.

Ancak, meselenin özü de tam UCLA doktorası idi, ismini vermeyeceğim bu arkadaş bizim memlekette doçent olmak istese ne yabancı dil sınav barajının düşürülmesine ne de merkezi sınav objektivitesinden kaçmaya ihtiyaç duymazdı muhtemelen.

Ama, bu yasa değişikliği mutlaka yabancı dil sınav barajının düşürülmesine ya da kaldırılmasına ve merkezi sınav objektivitesinden kaçmaya muhtaç kişiler için yapılıyor; badem dediklerim de işte bunlar.

Son zamanlarda en uluorta, özensizce kullanılan tabirlerin başında muhtemelen “ihanet-i vataniye” geliyor; bu sözü kendilerine muhalif herkes için kullanmaya meraklı kesimin iyi bilmesi gerekiyor ki, uzun vadede bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük üniversitelerdeki öğretim üyesi standartlarını düşürmektir.

Bunu da yapıyorlar; amaç da liyakatsız bademleri kayırmak. 

.

Facebook Yorumları

reklam
17.1.2018
Üniversiteler badem bıyık hücumuna uğrayacak
8.1.2018
Bacak kırarak uyuşturucu ile mücadele
6.1.2018
Memur maaşları skandalı
26.12.2017
İki yeni KHK ve 29 Temmuz 1931 tarihli Resmi Gazete
24.12.2017
Çöken kurumlar, Galatasaray ve Fatih Terim
16.12.2017
Bu kurumsal yapı en büyük derdimiz
12.12.2017
Kavram kargaşası
10.12.2017
Yolsuzluklar, rüşvetler ve Kudüs’ün kudsiyeti
5.12.2017
Maliye Bakanımız çok mu zengin?
21.11.2017
90’lara çoktan döndük bile
18.11.2017
Atatürk, Atatürkçülük ve hukuk
11.11.2017
Paradise papers meselesi nedir, ne değildir?
7.11.2017
Yerli otomobil, teknolojik dışsallık, Şemdinli ve şeytanla mücadele
31.10.2017
AİHM ve totaliter rejimler
29.10.2017
İhale meselesinin en az konuşulan boyutu
24.10.2017
Kamu ihaleleri skandalları
22.10.2017
2017 Ekim Türkiye manzaraları
18.10.2017
Negatif sıfır, normal sıfır, pozitif sıfır
10.10.2017
Bu tutarlılığa ancak şapka çıkarılır
7.10.2017
Soydaş Türkmen ne demek?
3.10.2017
AB’ye ihtiyacımız her zamankinden fazla
1.10.2017
Diyanet ve modernistler skandalları
26.9.2017
Tarım meselemiz
23.9.2017
Üniversite kontenjanları neden boş kaldı ve kalacak?
19.9.2017
Kızınızı kimlere asla vermeyin
16.9.2017
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ve Kılıçdaroğlu’nun Türkçesi
3.9.2017
Kan donduran haberler
29.8.2017
Nereden çıktığı belli Çin, Rusya aşkı
26.8.2017
Çok anlamsız bir tartışma daha: İki Türkiye, tek Türkiye
22.8.2017
Basında yandaş maaşlarına Sayıştay denetimi olabilir mi?
18.8.2017
Bu işte bir tuhaflık yok mu?
15.8.2017
Çok anlamsız bir laf: “Dinin doğru yorumu”
12.8.2017
Türkiye ve AKP’liler
8.8.2017
Kamu alımları sistemi
1.8.2017
Şu “devletin valisi” lafı
29.7.2017
Nedir bu yardımcı doçentlik meselesi?
25.7.2017
Çalışma istatistikleri ve az konuşulan çok ciddi sorunlar
23.7.2017
Cihat matematikten önemli dersen işte böyle olursun
22.7.2017
Fransa’da yaşanan komutan krizi
18.7.2017
İçinde Türkiye’nin adı geçmeyen bir Türkiye yazısı
15.7.2017
Utanmasını bilenler için işte utanç belgesi
11.7.2017
Sayın Cumhurbaşkanı meseleyi çok güzel özetlemiş
8.7.2017
Kamu parası: laiklik, İmam-Hatipler, İlahiyat fakülteleri, Diyanet, TRT, AA
5.7.2017
Türkiye neden hukuk üretemiyor ve iki Türkiye
1.7.2017
Bir günde gözüme ilişen haberler ve ülkemiz
27.6.2017
Hukuk, siyaset, futbol
24.6.2017
Fi’yi izlediniz mi?
20.6.2017
Erdoğan’ın korumaları, ABD Anayasasının 1. eki ve Abdülhamit
17.6.2017
Dört akçeli konu dördü de fena halde siyasi
13.6.2017
Laiklik komedileri: Osman Baydemir fezlekesi
6.6.2017
Cumhuriyet’te Çiğdem Toker gazeteciliği
3.6.2017
Muhafazakarlığa değil ama bizim sözde muhafazakarlara kafayı çok taktım
30.5.2017
Bütçe açıkları-Hazine işlemleri
27.5.2017
Kontrollü darbe ve mantık
23.5.2017
Korkunçluklar ve komiklikler
21.5.2017
Sözde uluslararası ilişkiler(ciler), değerler sistemi, masa düzeni
16.5.2017
Dijital devrimin en büyük geçici siyasi meselesi
13.5.2017
İslamcılık, Kadir Topbaş’ın damadı ve Silopi faciası
9.5.2017
Yabancı parça ve devletin doğru bilgi tekeli
7.5.2017
Yeniden ve ısrarla kayıtsız şartsız AB üyeliği ve normları
3.5.2017
Milliyetçilik, muhafazakarlık ve dindarlık
30.4.2017
Şark kurnazlığı ile ne kadar mesafe alınır?
25.4.2017
Referandum sonrası
16.4.2017
Referandum sonrası ve basketbolda başarı
11.4.2017
Liberal demokratlar nerede?
8.4.2017
Yüksek yargıçların meşruiyeti
5.4.2017
16 Nisan 18 maddenin değil, vicdanların referandumu
2.4.2017
Bu ahlak meselesi aklımı çok karıştırıyor
28.3.2017
Güçlü iktidar- Gelir Vergisi Kanunu
26.3.2017
Anayasa, temel haklar ve başkanlık sistemi
21.3.2017
Danışmanlık ya da danışmanlar komedyası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı