Eser KARAKAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Fabrika ayarları ve milli gelir


22.1.2018 - Bu Yazı 338 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı yani yargının tümüyle iptal edildiği, basının tümünün Afrin savaşını tüm haber ve yorum zenginliği ile vermemeleri için Başbakan tarafından uyarıldığı (!) bir memlekette fabrika ayarlarının ve bu ayarların milli gelir etkilerinin ne olacağı konusunda yorum yazısı yazmanın ne anlamı var diye düşünenler olabilir ama ben aynı kanıda değilim.

Milli gelir ifadesi yerine isterseniz daha genel anlamda refah kavramını da kullanabilirsiniz.

Fabrika ayarları ifadesi ise malum.

Son senelerde yaşadıklarımız bize şu sevimsiz gerçeği gösteriyor: Türkiye’de iki temel mahalle var, kendine muhafazakar diyen mahalle ve kendine modernist diyen mahalle.

“Diyen” ifadesini kullanıyorum zira muhafazakarlar sözde muhafazakar, modernistler de sözde modernist; bu iki sözde mahallenin dışında da çok küçük grupçuklar var ama sadece o kadar, kürt hareketi bile kanımca bu sözde ayrışmanın dışında değil.

En azından II. Meşrutiyet’ten, hadi diyelim Cumhuriyet’ten günümüze bu temel ayrışma sürüyor, sözde muhafazakarlar kendi fabrika ayarlarını dayatmak istediler ama 2002’ye kadar muhalefette oldukları için bu dayatma arzusu ancak belirli bir sosyoloji ile sınırlı oldu, sözde modernistler de, iktidarda idiler, kendi fabrika ayarlarını büyük ölçüde dayatabildiler.

Bu iki fabrika ayarları kümesi de çok kötü idiler.

Çok kötü olduklarını şuradan çıkarıyorum, bu fabrika ayarları kümesi çatışmasından, sözde modernistlerin fabrika ayarları iktidarından Türkiye ancak kişi başına üç bin dolarlık bir refah ve milli gelir seviye üretebildi; bu da kriz demekti zaten.

2002 sonrası, hadi diyelim 2010’a kadar, bir şeyler oldu ve bu berbat fabrika ayarlarından bir ölçüde, en azından görünürde kurtulur gibi olduk, ayarlarda bir yakınsallaşma (konverjans) yaşandı.

Sözde muhafazakar kesim Türkiye’nin AB tam üyeliğine güçlü gibi görünen bir destek verdi.

Sözde modernist kesimin de dangalak olmayanları üniversite öğrencisi kızların öğretim haklarını savunmaya başladı.

AB ve türban sadece iki önemli örnek ama bu yakınsallaşma başka alanlarda da yaşandı ve bu yakınsallaşmanın sonucu olarak da üç bin dolarda donan milli gelir-refah düzeyi kısa sürede döviz girişinin, yabancı yatırımların da artmasının etkisiyle (kur etkisi) on bin dolara yükseldi.

Bu çok olumlu sürecin bir yerinde, bunun analizi yapılacak ileride, taraflar ve özellikle de sözde muhafazakar kesim eski o berbat fabrika ayarlarına dönüş yapmaya başladı.

Buna tepki olarak da sözde modernist kesim, zaten o eski ulusalcı marazi yaklaşımların terkedilmesinden duyulan rahatsızlığın da dürtmesiyle, mesela AB süreci, mesela türban, kendi berbat fabrika ayarlarına dönüyorlar.

Türkiye, küçük, çok küçük, on sene bile süremeyen bir parantez sonrası, yine o berbat denkleme geri döndü.

Diyanet’in o fetvalarını siyasi iktidar destekliyor, İstanbul valisi 15 yaş altı hamileliklere gözünü kapatan kamu görevlilerinin yargılanmasına izin vermiyor, sözde muhafazakarlar her siyasi söyleme mutlaka ama mutlaka dini-milliyetçi bir sos katıyorlar, tüm batı değerleri ile çatışmaya başladılar; sözde modernistler de Onuncu Yıl marşının yeni versiyonlarını buldular.

Bu yeni fabrika ayarları kümesi, aslında yeni değil, 2002 öncesine marazi bir dönüş, Türkiye’nin bir intihar girişimi.

Umarım bu intihar girişimi girişim düzeyinde kalır.

Ancak, kısa ve orta vadede o eski ve berbat fabrika ayarlarına dönüşün etkisini en iyi refah düzeyimizin azalması, kişi başına milli gelirin on bin doların çok altına düşüşü ile yaşayacağız.

Çok net söylüyorum, bu berbat gidişten kupon arsalardan-arazilerden nemalananlar, kamu ihaleleri soyguncuları, yandaş medyanın o malum tipleri dışında herkes olumsuz etkilenecek.

Bakalım 2019 süreci neler getirecek hepimize.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Bu sefer de devlet bankacılığı skandallarına değinelim
21.5.2018
TRT, CHP, muhalefet
19.5.2018
Her Cumhurbaşkanının bilmesi gereken ilk şey
16.5.2018
İmar affı, Boğaziçi öngörünüm, DOKUZ MAHALLE ve milliyetçi muhafazakarlık
14.5.2018
Altı aday arasından Erdoğan çıkarsa
12.5.2018
Eski Türkiye’nin kralına geldik
10.5.2018
Bizim sağ partiler neden böyle?
7.5.2018
Erdoğan’ın gerçek rakibi vicdanlar
2.5.2018
Özel okulculuk, vakıf üniversiteleri
30.4.2018
Davaya ihanet, mesleğine ihanet
25.4.2018
Sevsinler bu nitelikli liseleri
23.4.2018
İki söyleşi, Cumhurbaşkanları, gazeteciler
19.4.2018
Neden çok erken, hatta baskın seçim?
16.4.2018
Kürt meselesi (74266) ne oldu?
8.4.2018
Bekir Coşkun
4.4.2018
Fransa’da zorunlu eğitim 3 yaşında başlayacak ama…
2.4.2018
Milletin değerleri
28.3.2018
Üniversitenin olumsuz sürekliliği
26.3.2018
Edep ve hukuk
21.3.2018
O trafik polisini İstanbul Milli Eğitim Müdürü yapsalar keşke
19.3.2018
Yatırım ortamı ne demek?
15.3.2018
Derecelendirme kuruluşları ne iş yaparlar?
13.3.2018
Yargılanmalılar
28.2.2018
Eğitim sistemi bütünüyle çarpık
26.2.2018
Erke dönergeçten kamu vicdanı ölçümetresine
21.2.2018
Eğitime önce sayısal bir bakış
19.2.2018
Amerikancılık mı, avrasyacılık mı?
14.2.2018
Rektörlere bak, yükseköğretimi anla
12.2.2018
Dünya eskiye dönüyor
7.2.2018
Çöken bir eğitim sistemi
5.2.2018
Korkunç bir haftayı daha geride bıraktık
3.2.2018
Futbolde hedef koymak
31.1.2018
İmam Hatip okulları meselesi
29.1.2018
21-b, hukuk devleti, basına sansür ve işin özü
27.1.2018
Futbolda kurumsallaşamama problemi
24.1.2018
Eğitimin saçma sabiteleri
22.1.2018
Fabrika ayarları ve milli gelir
20.1.2018
Bu işte bir tuhaflık yok mu?
17.1.2018
Üniversiteler badem bıyık hücumuna uğrayacak
8.1.2018
Bacak kırarak uyuşturucu ile mücadele
6.1.2018
Memur maaşları skandalı
26.12.2017
İki yeni KHK ve 29 Temmuz 1931 tarihli Resmi Gazete
24.12.2017
Çöken kurumlar, Galatasaray ve Fatih Terim
16.12.2017
Bu kurumsal yapı en büyük derdimiz
12.12.2017
Kavram kargaşası
10.12.2017
Yolsuzluklar, rüşvetler ve Kudüs’ün kudsiyeti
5.12.2017
Maliye Bakanımız çok mu zengin?
21.11.2017
90’lara çoktan döndük bile
18.11.2017
Atatürk, Atatürkçülük ve hukuk
11.11.2017
Paradise papers meselesi nedir, ne değildir?
7.11.2017
Yerli otomobil, teknolojik dışsallık, Şemdinli ve şeytanla mücadele
31.10.2017
AİHM ve totaliter rejimler
29.10.2017
İhale meselesinin en az konuşulan boyutu
24.10.2017
Kamu ihaleleri skandalları
22.10.2017
2017 Ekim Türkiye manzaraları
18.10.2017
Negatif sıfır, normal sıfır, pozitif sıfır
10.10.2017
Bu tutarlılığa ancak şapka çıkarılır
7.10.2017
Soydaş Türkmen ne demek?
3.10.2017
AB’ye ihtiyacımız her zamankinden fazla
1.10.2017
Diyanet ve modernistler skandalları
26.9.2017
Tarım meselemiz
23.9.2017
Üniversite kontenjanları neden boş kaldı ve kalacak?
19.9.2017
Kızınızı kimlere asla vermeyin
16.9.2017
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ve Kılıçdaroğlu’nun Türkçesi
3.9.2017
Kan donduran haberler
29.8.2017
Nereden çıktığı belli Çin, Rusya aşkı
26.8.2017
Çok anlamsız bir tartışma daha: İki Türkiye, tek Türkiye
22.8.2017
Basında yandaş maaşlarına Sayıştay denetimi olabilir mi?
18.8.2017
Bu işte bir tuhaflık yok mu?
15.8.2017
Çok anlamsız bir laf: “Dinin doğru yorumu”
12.8.2017
Türkiye ve AKP’liler
8.8.2017
Kamu alımları sistemi
1.8.2017
Şu “devletin valisi” lafı
29.7.2017
Nedir bu yardımcı doçentlik meselesi?
25.7.2017
Çalışma istatistikleri ve az konuşulan çok ciddi sorunlar
23.7.2017
Cihat matematikten önemli dersen işte böyle olursun
22.7.2017
Fransa’da yaşanan komutan krizi
18.7.2017
İçinde Türkiye’nin adı geçmeyen bir Türkiye yazısı
15.7.2017
Utanmasını bilenler için işte utanç belgesi
11.7.2017
Sayın Cumhurbaşkanı meseleyi çok güzel özetlemiş
8.7.2017
Kamu parası: laiklik, İmam-Hatipler, İlahiyat fakülteleri, Diyanet, TRT, AA
5.7.2017
Türkiye neden hukuk üretemiyor ve iki Türkiye
1.7.2017
Bir günde gözüme ilişen haberler ve ülkemiz
27.6.2017
Hukuk, siyaset, futbol
24.6.2017
Fi’yi izlediniz mi?
20.6.2017
Erdoğan’ın korumaları, ABD Anayasasının 1. eki ve Abdülhamit
17.6.2017
Dört akçeli konu dördü de fena halde siyasi
13.6.2017
Laiklik komedileri: Osman Baydemir fezlekesi
6.6.2017
Cumhuriyet’te Çiğdem Toker gazeteciliği
3.6.2017
Muhafazakarlığa değil ama bizim sözde muhafazakarlara kafayı çok taktım
30.5.2017
Bütçe açıkları-Hazine işlemleri
27.5.2017
Kontrollü darbe ve mantık
23.5.2017
Korkunçluklar ve komiklikler
21.5.2017
Sözde uluslararası ilişkiler(ciler), değerler sistemi, masa düzeni
16.5.2017
Dijital devrimin en büyük geçici siyasi meselesi
13.5.2017
İslamcılık, Kadir Topbaş’ın damadı ve Silopi faciası
9.5.2017
Yabancı parça ve devletin doğru bilgi tekeli
7.5.2017
Yeniden ve ısrarla kayıtsız şartsız AB üyeliği ve normları
3.5.2017
Milliyetçilik, muhafazakarlık ve dindarlık
30.4.2017
Şark kurnazlığı ile ne kadar mesafe alınır?
25.4.2017
Referandum sonrası
16.4.2017
Referandum sonrası ve basketbolda başarı
11.4.2017
Liberal demokratlar nerede?
8.4.2017
Yüksek yargıçların meşruiyeti
5.4.2017
16 Nisan 18 maddenin değil, vicdanların referandumu
2.4.2017
Bu ahlak meselesi aklımı çok karıştırıyor
28.3.2017
Güçlü iktidar- Gelir Vergisi Kanunu
26.3.2017
Anayasa, temel haklar ve başkanlık sistemi
21.3.2017
Danışmanlık ya da danışmanlar komedyası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı