Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti


6.2.2018 - Bu Yazı 918 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Plan bu ya da artık ‘buydu’ demek lazım. İdlib’i kimin nasıl kontrol ettiğini bilenler bu plana bakıp büyük bir kahkaha atabilirler ya da Rus lider Vladimir Putin’in yüzündeki ‘hınzır’ gülüşüne dikkat kesilebilirler.

İdlib’de cehennemin kapıları açıldı. Türkiye Afrin sarmalındayken başka bir cepheden savaş üzerimize üzerimize geliyor.

Malum hükümet bütün başarısızlıklara rağmen Suriye’de oyunda kalmak, Kürt bölgelerine müdahale için zemin yakalamak ve Esad yönetimine karşı savaşan örgütlerin sahadan tamamen silinmesini önlemek için Rusya’nın Astana sürecinde ‘gerilimi azaltma bölgeleri’ oluşturma planına ortak oldu. Bir bakıma mecburdu ama bunu yaparken ‘oyunbozan’ kapasitesini kullanarak süreci kendine yontmaya da çalıştı. Ruslar da Ankara’nın yoğurdu kendi tarzıyla yemesine kerhen rıza gösterdi. Nedeni basitti; Suriye’de silahlı gruplar üzerindeki etkisi ve isyanı besleyen lojistik kanal olması hasebiyle görmezden gelemediği Türkiye’yi kendi çıkış stratejisine ortak etmesi gerekiyordu. Küresel çerçevede Türkiye’yi ABD’den uzaklaştırmak için yakaladığı fırsatı kaçırmak istemiyordu. Ve tabii ekonomik alanda stratejik yatırımlardaki işbirliğini sürdürmesi gerekiyordu.

Netameli Rus-Türk ortaklığının en kritik boyutunu Doğu Halep’teki silahlı grupların tahliyesinden sonra İdlib’de ‘seçici’ çatışmasızlık rejimine geçilmesi oluşturuyor. Tam olarak ateşin kesilmesini öngörmediği için dört bölgede hayata geçirilecek bu plana ‘gerilimi azaltma bölgeleri’ denildi.

Geçen yıl Astana’daki görüşmelerin yedinci turundan çıkan mutabakata göre İdlib üç etki alanına bölünüyordu.

Muhalif kaynakların verdiği bilgilere göre, kuzeyden güneye inen tarihi demiryolunun doğusu ‘birinci bölge’ olarak Rusların denetimine bırakılıyordu. Burası İdlib’in doğusuna ilaveten Halep’in güneybatısı ve Hama’nın kuzeyinden parçalar içeriyordu. Birinci bölge silahlı gruplardan arındırılacak ve ‘askersizleştirilmiş bölge’ olarak Rusya’nın gözetimine bırakılacaktı. Ruslar güvenliği temin ederken yereldeki sivil idarelere dokunmayacaktı. Şam-Halep uluslararası otoyolunun batısı Türkiye’nin gözetiminde olacaktı. Türkiye’nin desteklediği örgütler de siyasi çözüme kadar burada konuşlanacaktı. Buranın adı ‘üçüncü bölge’ idi. Demiryolu ile otoyol arasında kalan orta kısım ise ‘ikinci bölge’ olarak planın ‘cehennem’ kısmına tekabül ediyordu. Ateşkes dışı tutulan El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin (Şam’ın Fethi) başını çektiği Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) bu bölgeye hapsedilmesi hedefleniyordu. Plan bu ya da artık ‘buydu’ demek lazım.

İdlib’i kimin nasıl kontrol ettiğini bilenler bu plana bakıp büyük bir kahkaha atabilirler ya da Rus lider Vladimir Putin’in yüzündeki ‘hınzır’ gülüşüne dikkat kesilebilirler.

***

Türkiye nüfuz edebileceği örgütleri hizaya sokabileceğini ve hedefteki örgüt HTŞ’yle uzlaşarak bir yol bulacağını düşündü. Hakikaten de “El Kaide ile birlikte çalışıyor” suçlamasına aldırmadan HTŞ ile anlaşarak İdlib’e girdi. Ama bu giriş plandaki gibi değildi. Rusya bunu da dert etmedi. HTŞ lideri Ebu Muhammed el Colani 17 Ocak’ta yayımlanan ses kaydında Türkiye ile neden anlaştıklarına açıklık getiriyordu:

“Astana anlaşması, batı bölgesinde Türk askerlerinin kontrol noktaları kurmasını içeriyordu. Biz bu girişimi de reddettik. Çünkü bu yerlerin daha sonra rejime teslim edilmeyeceğine dair bir garanti yoktu… Ardından gerilimin maliyetini en aza indirecek ve Müslümanlara vereceği zararı önlemek amacıyla Türkiye ile bir formül bulma yolunu seçtik. Bu gelişme Türkiye’nin İdlib’e girmesini ve bizimle savaşmasını isteyen rejim ve müttefiklerini çileden çıkardı.”

Başka HTŞ kaynaklarından bilgiler ışığında çıkan sonuç şuydu: HTŞ’nin kontrolüne son verilmemesi ya da hedef alınmaması koşuluyla Türk ordusunun gözlem noktası kurmasına izin verildi.

Halbuki Astana mutabakatı IŞİD, Nusra ve bunlarla bağlantılı örgütlerle savaşın sürmesini öngörüyor.

Rusların aklında HTŞ’yi Şam-Halep otoyolu ile demiryolu arasına sıkıştırmak, diğer iki bölgede çatışma potansiyelini düşürdükten sonra buranın da icabına bakmak var ya da vardı.

***

İdlib’in TSK’nin nüfuz alanına sokulması Türkiye’nin omuzlarına sadece ‘imkânsız’ bir görev bırakmadı, aynı zamanda bu bölgeden Rus ya da Suriye güçlerine yapılacak saldırıların sorumluluğunu da yüklemiş oldu. 31 Aralık ve 5 Ocak’ta Hmeymim Üssü’ne düzenlenen saldırılardan sonra Rus basını Türkiye’yi parmakla gösterdi, Rus güçleri de elde ettikleri psikolojik avantajla Hama’nın kuzeyinden İdlib’e doğru başlayan harekâtın şiddetini artırdı. Son olarak 3 Şubat’ta Sukhoi Su-25 tipi uçağın Serakıp’ta düşürülmesinin ardından yine Rus medyası saldırıda kullanılan roketin (MANPADS) Türkiye’den sokulmuş olabileceğini iddia etti. Rus ordusu da İdlib’i cehenneme çeviren jetlerin dizginlerini iyice çözdü. Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te Rus uçağını düşürmesi de Ankara’nın Suriye politikasında Rusların istediği kırılmayı sağlayan ilk hataydı. Suriye’de Türkiye’nin hanesine yazılan her gelişme, Ankara’yı daha fazla Ruslarla işbirliğine mecbur eden sonuçlar üretiyor.

Afrin aynasına bakarken görüntüye İdlib’in girmesi Rusların satranç tahtasındaki hamlelerine uygun gelişiyor.

***

Ankara’nın Ruslarla işbirliğinin sunduğu manevra alanında araya sıkıştırdığı kendi stratejisine gelirsek:

İdlib’e gözlemci yerleştirme planında yaptığı ilk şey Afrin’e müdahale için Seman Kalesi ve Dar’et İzze taraflarına asker konuşlandırmak oldu. Bu, HTŞ dahil YPG ile husumet içindeki diğer örgütlerin de işine gelen bir hamleydi. İkincisine bugünlerde şahit oluyoruz. Türk askeri konvoyu dün Tel el Is bölgesine yerleşmek üzere ikinci hamlesini yaptı. 29 Ocak’taki ilk hamle Suriye güçlerinin askeri konvoyun bölgeye intikalini önleyecek şekilde yaptığı bombardıman yüzünden başarısız olmuştu. Burada kritik olan şudur:

Suriye ordusu ve İran’la ilintili müttefik güçler, Rusya’nın hava desteğiyle 26 Aralık’tan bu yana süren operasyonlarla gerilimi düşürme planındaki birinci bölgeyi Türkiye destekli örgütlerin elinden aldı. Geriye Rakka ve Deyr el Zor’daki hezimetten sonra Hama kırsalında temerküz eden IŞİD’in elindeki kuşatılmış küçük bir yer kaldı. Demiryolundan uluslararası otoyoluna doğru ikinci bölgede ilerleyen Suriye ordusu ve müttefikleri, Türkiye’nin nüfuz alanının başladığı yere epey yaklaştı. Harekatın görünürdeki hedefi Serakıb, 15 kilometre ötede. Bu bölgede HTŞ’nin yanı sıra Türkiye’nin desteklediği örgütler de etkili. TSK’nin konuşlanmaya çalıştığı Tel el Is da sıcak bölgenin hemen önünde. Üstelik Astana mutabakatıyla çizilen üçüncü bölge sınırının epey ötesinde. Tabi sınırlarla ilgili Ruslarla tam olarak ne konuşulduğunu ve Türkiye’nin ne ölçüde mutabakatla hareket ettiğini bilmiyoruz. Bu belirsizlik önemli bir risk faktörü.

İkinci önemli husus, Türkiye’nin telkinleriyle çatışmasızlık rejiminde kendilerinden işbirliği beklenen örgütler, TSK’nin ilerlediği hatlarda Suriye ordusuna karşı şiddetli bir direniş gösteriyor.

Ordunun Ebu Zuhur Üssü’nü ele geçirdiği hamleye karşı Özgür Suriye Ordusu bileşenlerinin de yer aldığı ama selefi-cihatçıların baskın olduğu bir koalisyon 11 Ocak’ta karşı hamle başlattı. Suriye ordusuna epey kayıp verdirten bu hamlenin ortakları şunlar:

Ceyş el Nasır, Feylak el Şam, Ceyş el Nihbe, Özgür İdlib Ordusu, Ceyş el Sani, Ceyş el Ahrar, Ceyş el İzze, Nureddin Zenki Hareketi, Ahrar el Şam. Bu cepheyle kavgalı olsalar da ortak düşmana karşı aynı safta yer alan 5 örgüt daha var: HTŞ, Türkistan İslami Partisi (TİP) ve Ketaib İmam Buhari, Ceyş el Badiye ve Cund el Melahim. HTŞ, El Kaide’nin Suriye uzantısı Nusra ve müttefiklerinden oluşuyor.

Savaşkanlığı ile öne çıkan TİP, El Kaide ve Taliban’la ilintili Uygurların kurduğu bir örgüt.

Ketaib İmam Buhari ise Taliban’a biatlı olan Özbeklerin örgütü. Hele son ikisi tamamen hariçten gelen cihatçılardan oluşuyor.

Ceyş el Badiye de El Kaide destekçisi bir örgüt.

Manzara buyken Türkiye güya ‘çatışmasızlık rejimi’ için bölgeye asker sokuyor. Koalisyonda yer alan örgütlerin bazıları Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’nda ortak. Suriye ordusunu durdurmaya yönelik son karşı saldırılarda Türkiye’nin birkaç ay önce Atarib’de Fırat Kalkanı yedeğindeki güçlere verdiği zırhlı araçlar kullanıldı. Zeytin Dalı’nda adı öne çıkan Feylak eş Şam dışında Ceyş el Sani ve Ceyş el Nasır da Türkiye’nin temin ettiği araçların görüntülerini yayınladı.

Bu grupların arka planlarına dair sakıncalı boyutların ötesinde İdlib’de kaçınılmaz son yaklaşıyor. Son perde Aralık’ta açıldı. Suriye ordusunun Ebu Zuhur’u aldıktan sonra duracağına dair beklentinin aksine harekâtta bir duraksama olmadı. Şimdi deniliyor ki Rusya ve Suriye ordusu Şam-Halep uluslararası otoyolunu tamamen temizledikten sonra operasyona ara verilebilir. Fakat bu yol üzerinde üç kritik kasaba var: Serakıb, Maarat el Numan ve Han Şeyhun. Bu üç yer silahlı grupların elindeyken bu yolun güvenliği sağlanamaz. Haliyle operasyonların duracağı öngörüsü de boş.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8