‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi


11.7.2018 - Bu Yazı 251 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir tarafta İran’a çökertme planını herkese dayatan şantajlar, diğer tarafta yeni ticaret savaşları. Kürenin kutup başları fena zil çalıyor!

Ticaret savaşı kızıştı ya ‘terbiye görmüş’ Çin medyası kendini aşıp ABD Başkanı Donald Trump ve ekibine “Kabadayılar Çetesi” deyiverdi. Benim favorim öfkeli Ortadoğuluların lafı: ‘Küstah Amerika’. Durum tespitinin ötesinde bir reddiye. Avrupalılar hâlâ ‘usturuplu’ takılıyor. En sert ifade, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’un mektubuna yansıdığı şekliyle: “Sevgili Amerika, müttefiklerinin kıymetini bil, ne de olsa sayıları çok değil.” İnceden inceye!

Bir tarafta İran’ı çökertme planını herkese dayatan şantajlar, diğer tarafta yeni ticaret savaşları. Kürenin kutup başları fena zil çalıyor!

İran’la nükleer anlaşmadan çekilen Trump, Ağustos’ta yaptırımlara dönme kararıyla yetinmeyip bütün dünyaya emir buyurdu: 4 Kasım itibariyle İran’dan petrol alımına son verin yoksa yaptırımlarla yüzleşeceksiniz.

Mayıs’ta nükleer anlaşmadan çekilmek 5+1’in diğer üyeleri Fransa, Britanya, Rusya, Çin ve AB’yi aşağılayan bir durumdu. Trump, “İran’dan petrol alamazsınız” tehdidiyle kabadayılıkta sıçrama yaptı.

İran, yaptırımlar karşısında güvence verilmezse anlaşmanın ‘öleceği’ uyarısı yapıyor. Dahası Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, petrol alımları sıfırlanırsa Hürmüz Boğazı’nı kapatmaktan bahsediyor. Devrim Muhafızları da bu tehdidin arkasında. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı da gardını almış vaziyette. Malum Bahreyn’deki Beşinci Filo’nun konuşlanma nedeni Hürmüz.

Deniz yoluyla dünya petrol taşımacılığının üçte biri Hürmüz’den geçiyor. Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’ten dolum yapan tankerler buradan günde 17-18 milyon varil petrol taşıyor. Katar likit doğalgazının tamamı Hürmüz’den geçiyor. Hürmüz’ü kapatmak büyük bir savaşı tetikleyebilir. Hürmüz 1980-1988 arasında İran-Irak birbirini yerken ‘Tanker Savaşı’ diye bilinen gemi sabote etme olaylarına sahne olmuştu. İranlılar Hürmüz’ü sadece tanker dansıyla değil 1988’de ABD’nin 290 yolcusuyla birlikte sulara gömdüğü İran uçağıyla da anımsar. Eğer bu feci hatırayla yaşayanlar bugün Hürmüz’ü kapatmayı dillendiriyorsa o halde yaklaşan fırtına büyük demektir.

Trump petrol vanasını tamamen kapattırmaktan bahsediyor. Körfez’deki ortaklarına, “Sizi biz koruyoruz, bedelini de siz ödeyin” deyip duruyor. Bu meselede bedel İran petrolünün yerini alacak miktarda üretimin artırılması ve fiyatların aşağı çekilmesi. Bu konuda en son 4 Temmuz’da “Bu ülkelerin çoğunu çok az $ karşılığında koruyoruz” diye tweet attı. Trump’a göre günlük üretim 2 milyon varil daha artırılmalı ve fiyat kesinlikle 75 doların altına çekilmeli. Neden günlük 2 milyon varil? Çünkü, İran’ın satışı bu kadar.

ABD’nin piyasalarındaki dalgalanmayı önlemek için bel bağladığı ülke Suudi Arabistan. OPEC üyelerinin atıl kapasitesi 3.4 milyon varil. Suudilerin günlük üretimi 12 milyon, atıl kapasiteleri ise 2 milyon varil. Rakamsal olarak Suudiler açığı kapatabilir. Ama teknik olarak Suudiler şimdiye kadar 12.7 milyon varil üretimin üzerinde bir kapasiteyi denemedi. Pompalama sistemlerinin artışı ne kadar kaldıracağı meçhul. Haliyle Suudi garantisi teste muhtaç!

***

İran’ın kozu Hürmüz ve nükleer anlaşmadaki diğer tarafların sunacağı koruma paketi. Her iki kozun da garantisi yok. Bir kere Hürmüz’ü kapatma seçeneği iki tarafı keskin bir kılıç. Bir yanıyla caydırıcı, diğer yanıyla İran’a vurma bahanesi. Ayrıca Çin gibi kendi müşterilerini de kızdırabilir. Çin hem İran hem Suudi Arabistan’ın en büyük müşterisi. Devlet Başkanı Şi Cinping göreve başladığından beri Ortadoğu’daki Çin nüfusunu derinleştirmeye çalışıyor. Yaptırımlar karşısında İran’a nefes aldırsa da Araplarla büyük bir krizde Tahran’ı kayırmaktan vazgeçebilir. Ağzı çok sıkı olan Çin Dışişleri, 21 Arap ülkesini Pekin’de ağırlanmaya hazırlanırken İran’ı kibarca uyardı: “Kendini iyi bir komşu olmaya adamalı.”

Yaptırımları savuşturma konusundaki diplomasi de görüntüde kararlı ama hakikatte ikircikli!

Britanya, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya dışişleri bakanları Viyana’da ilk kez bir araya geldi ve nükleer anlaşmanın çöpe gitmesini önlemek için İran’a bir paket sundu. AB’nin stratejisi Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi açması, Avrupalı şirketleri Amerikan yaptırımlarından koruyacak özel önlem alınması, İran merkez bankasına para transferlerinin doğrudan Avrupalı hükümetler tarafından yapılması. AB ayrıca Rusya ve Çin’in de kendi kartlarını açmasını bekliyor.

İranlılara göre paket yetersiz. İran’ın iki kritik talebi var: Petrol akışının kesintiye uğramaması ve para transferlerinde SWIFT ya da alternatif bir sisteme erişim.

AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini, petrol satışı, bankacılık, ticaret ve yatırım konularında İran’la ilişkileri garanti etmenin öncelikleri olduğunu söyledi. Diğer bakanlar da olumlu konuştu.

Fakat tehdidi savuran küresel bir dev. Haliyle İran’la ticareti koruyacak pakette daha yol alınamadan Amerikan tehditleri etkisini gösteriyor. Birkaç örnek:

– Güney Kore, İran’a petrol siparişlerini dondurdu.

– Japonya rafinerilere “İran’dan alımları durdurmak durumunda kalacağız” uyarısı gönderdi.

– Fransız otomobil üreticisi PSA Group ortak üretim projesini askıya aldı.

– Total, ABD’den istisna olmadığı takdirde doğalgaz projesinden çekileceğini duyurdu.

– Üçüncü büyük taşımacılık şirketi Fransız CMA CGM İran’dan çekildi. Bir numaralı Danimarkalı A.P. Moller-Maersk tehdide ilk boyun eğen şirketti.

Bu liste Ağustos’a kadar daha da uzar. AB’nin vereceği garantiler de özellikle Amerikan bağlantılı şirketleri rahatlatmayabilir. Bunlar kesinlikle risk almaz.

Bununla birlikte İran 40 yıldır yaptırımlarla yaşıyor. Bu seferki daha organize ve daha ağır ama krizler kendi fırsatlarını da doğurabilir. En basitinden ABD’nin AB, Rusya ve Çin’i etkileyen ticaret savaşı bir yanıyla İran’ın ‘yol bulma’ şansını artırıyor. Mesela Trump’ın gümrük tarifelerini yükseltmesine misilleme yapmaya hazırlanan Çin, ABD’den günlük 400 bin varil petrol ithalatını kesebilir. Bu Çin’in tüketiminin yüzde 5’ine denk geliyor. Rakam küçük ama ‘çaresiz satıcı’ İran için kayda değer.

***

5+1’in diğer üyeleri çıkış ararken İran’ın kullanabileceği uluslararası platformları torpilleyecek başka bir olaya parantez açmak istiyorum. Geçen hafta Ruhani ekonomik paketin pazarlıkları için Avrupa’ya gelirken acayip bir ‘kumpas’ döndü. Birden bire kıymete binen Halkın Mücahitleri Örgütü, Paris’te ABD ve Ortadoğu’dan hatırlı misafirlerin katılımıyla bir kongre düzenledi. Trump’ın avukatı ve eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, örgütün lideri Meryem Recavi’yi alternatif lideri ilan etti: “Mollalar gitmeli. Yerlerine Recavi’nin temsil ettiği demokratik bir hükümet gelmeli. Özgürlüğe çok az kaldı. Seneye bu toplantının Tahran’da düzenlenmesini istiyorum!”

Avrupa’da ‘İran Milli Direniş Konseyi’ adıyla örgütlenen Halkın Mücahitleri, 2012’ye kadar ABD ve AB’nin terör örgütleri listesindeydi. Suikast ve bombalı saldırılarla dolu sicili yüzünden bu listedeydi.

Tam bu sırada kongreye bombalı saldırı komplosu patlak verdi. İran asıllı Belçika vatandaşı iki kişi arabalarında 500 gram patlayıcı (TATP) ve patlatma düzeneği bulunduğu gerekçesiyle Brüksel’de tutuklandı. Bunlarla bağlantılı olmakla suçlanan İran’ın Viyana Büyükelçiliği’nden bir diplomat da Almanya’da gözaltına alındı. Olay Avusturya, Belçika, Almanya ve Fransa’yı içine alan diplomatik bir krize dönüştü. Tahran’daki Belçika, Almanya ve Fransa’nın diplomatik temsilcileri uyarıldı. İran’a göre bu olay Ruhani’nin Avrupa seyahatini sabote etmeye dönük bir komploydu; Almanya’da tutuklanan iki kişi de Halkın Mücahitleri’ne çalışıyordu.

Bu olayda pası alan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu topu AB kalesine gönderdi: “Avrupa liderlerine sesleniyorum: Sizin topraklarınızda terörizmi finanse eden terörist rejimi durdurun.”

Kumpas çok boyutlu. Mesela İran, Almanya’daki Europaeisch-Iranische Handelsbank’daki 300 milyon euroluk hesabını transfer etmek istiyor; ABD ve İsrail “Bu para Ortadoğu’daki teröristlere aktarılacak” diyerek engellemeye çalışıyor. Uğraş dur.

***

Küresel ölçekte bir kumpas kuruluyor. Bu strateji hakkında brifing veren ABD Dışişleri yetkilisinin ifadesiyle “Amaç Kasım’dan itibaren petrol gelirlerini sıfıra indirerek rejim üzerindeki baskıyı artırmak.”

Nihai hedef rejimi çökertmek. Stratejinin bir ayağında İran’ın hayat damarlarını kesip istikrarsızlığı derinleştirmek diğer ayağında yönetime meydan okuyan kesimleri desteklemek var.

İstikrarsızlaştırılmış 80 milyonluk bir ülke düşünün; Kafkasya, Asya ve Ortadoğu’nun kesişim noktasında çökertilmiş devasa bir köprü. Çökertilmiş Irak ve Afganistan’ın üstesinden gelemeyen ‘küresel küstah’ hangi hesapla İran gibi son derece karmaşık bir ülkenin üstesinden gelebileceğini düşünüyor?

Irak, Afganistan, Suriye ve Libya’da olduğu gibi oyunun adı ‘diktatör rejimi yıkma.’ Ama insani, tarihi, ekonomik ve kültürel bütün varlığıyla bir ülke yıkılıyor. Elbette İran’ın ekonomiden özgürlüklere kadar birçok alanda ciddi sorunları var. Ekonomik sorunlardan, din adına dayatmalardan, siyasal kısıtlamalardan, zırh gibi geçirilmiş kisvelerden bunalan insanlar sıklıkla sokaklara dökülüyor, sisteme meydan okuyor. Tamamen haklı gerekçelerle. Hakikat sokaktaki öfkeden yana, lakin bu hakikatin ABD’nin Ortadoğu’da yapıp ettiklerine denk düşen bir tarafı yok.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8