Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’


4.12.2018 - Bu Yazı 308 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 MBS’nin gördüğü yüz hiçbir şeyin garantisi de değildir. Devran döner parya olur. Tıpkı Muammer Kaddafi gibi. Libya lideri Kaddafi’nin ayaklarının altına halıların sarıldığı dönemlerde en çarpıcı görüntüyü 2011’de linç edilmeden bir yıl önce dönemin İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi vermişti. Sirte’de Arap Birliği zirvesi sırasında Berlusconi, Kaddafi’nin elini öpmüştü.

Maskeli balonun maskesiz tek adamı Vladimir Viladimiroviç Putin’di. Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle adı Ebu Minşar’a (Testere Babası) çıkan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MBS) ustalar kulübünde bir acemi olarak ‘Kim beni gözleriyle devirecek’ diye bakınırken Putin’den aldı beşliği.

Rus lider “Hadi iyi yırttın” der gibiydi. Kendisi, geçen martta, daha Rusya ile bağlantısı kurulamamış eski istihbarat ajanı Sergey Skripal ve kızı Yuliya’nın Londra’da ‘noviçok’ ile zehirlenmesinden dolayı fena cezalandırılmıştı. Skripallar kurtuldu ama olan 26 ülkeden kovulan 160 Rus diplomata oldu.

CIA de cinayetin arkasında MBS’nin olduğuna kanaat getirdikten sonra MBS’nin Arjantin’deki G-20 zirvesine gitmeyi göze alamayacağına dair öngörüler, liderler kulübünün iyilikle bir ilgisinin olmadığı gerçeğiyle yüzleşti.

Uçaktan ilk inen Çinli bir görevliyi, Devlet Başkanı Şi Cinping zannedip töreni başlatan, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’u karşılamayı tamamen unutup konuk lideri ‘Sarı Yelekli’ ile karşı karşıya bırakan Arjantin, Suudi Veliaht Prensi’ni kucaklaması için bizzat Dışişleri Bakanı’nı gönderdi. Gitmeyip de kıymetli misafirlerini federal savcıya kaptıracak değiller ya! Öncesinde Arjantin mahkemesi, HRW’nin Yemen’de insanlığa karşı savaş suçları ve Kaşıkçı’yı öldürtme suçlamasıyla MSB’yi tutuklatma talebini incelemeye almıştı.

Zirvede, G-20 dönem başkanlığının 2019’da Japonya, 2020’de Suudi Arabistan’a verilmesine yönelik ‘2017 Hamburg Zirvesi’nde verilmiş karar da teyit edildi. Yani dünya önümüzdeki 3 yıl boyunca MBS’yi ‘G-20 Troyka’sında bolca görecek. Karar eski olsa da MBS’ye ödül gibi geldi ve dünyanın vicdan cephesinde sızı bıraktı. Fakat gereksiz bir hayıflanma sanki. Sonuçta hangisinin elinde kan yok ki! Aralarında öldürmeyen ve öldürtmeyen mi var?

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın onlarca coğrafyasında olanları bir kenara bırakalım, halihazırda 85 bin çocuğun açlıktan ölmesine yol açan Yemen’deki intikamcı savaştan ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Britanya Başbakanı Theresa May Suudi Veliaht Prens’ten daha az mı sorumlu?

Arjantin’e hareketinden hemen önce Suudi Arabistan’a gelişmiş silah satışının durdurulmasını öngören tasarıyı 37’ye karşı 63 oyla kabul eden Senato’nun tutumu yüzünden keyfi kaçan Trump güya kameraların gördüğü zaviyelerde MBS’ye yüz vermedi. Elbette ‘Testere Babası’nın küresel koruyucu meleği, MBS ile buluşmamazlık edemedi. Yanına kızı Ivanka’yı da aldı. Beyaz Saray’a göre içeride “Hoş beş ettiler”.

May ve Macron demokrasi ligini temsil ettiklerine göre bu sirkte daha ‘cambaz’ olmaları beklenir. Öyle de yaptılar. İkisi de Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruşturmanın şeffaf olması gerektiğini öğütledi. Baş zanlı da ne desin, “Elbette, şüpheniz olmasın.”

Macron, güya Veliaht Prens’e ‘soruşturmaya uluslararası boyut katılsın’ diye nasihat ederken mikrofonlara yakalandı:

MBS: Endişelenme, endişelenme.
Macron: Endişeleniyorum, endişeliyim. Beni hiç dinlemiyorsun bile.
MBS: Hayır, tabii ki seni dinleyeceğim.
Macron: Sana ne söylediğimi biliyorsun.
MBS: Biliyorum. Tamam, bununla ilgileneceğim.
Macron: Ben sözümün eriyim.

Maksat, ‘hak-hukuk’ diyenler, liderlerini insanlığın değerlerini el üstünde tutarken görsün. Fondaki sufle başka: “Hele şu toz duman dağılsın da silah-petrol işlerine dönelim hayırlısıyla.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, MBS’yi tecrit ettirmeye çalışırken yalnızlaşan kendisi oldu. Suud’un sesi Şark’ul Evsat’ın çizdiği tablo pek ibretlik. Gazetenin yazarlarından Selman Dusari, “Suudi Arabistan zirvenin en büyük kazananı olmuştur” derken Abdullah Utaybi şunları yazdı:

“Dünya liderleri, Veliaht Prens’e selam vermek ve görüşmek için birbirleriyle yarıştı. Hepsi de Veliaht Prens’in gönlünü kazanmak ve ortak ilişkileri pekiştirmek istiyordu. Dünya liderleri, Veliaht Prens’e kurtarıcı ve vizyon sahibi olarak bakıyordu.”

Suud medyasını bu havaya sokan basit bir gerçek var:

Muhammed bin Selman zirve sırasında ABD, Çin, Rusya, Britanya, Fransa, Hindistan, Arjantin, Güney Kore, Meksika liderleri ve Endonezya Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile görüştü. Almanya liderleriyle ayaküstü konuştu. Hatta Şark’ul Evsat’ın iddiasına göre Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MBS ile temas için fırsat kolladı.

Anadolu Ajansı ise, “Zirvenin aile fotoğrafında neredeyse tüm liderler tarafından soğuk karşılanan Muhammed bin Selman birkaç ülke dışında hiçbir resmi ikili görüşme yapmadı” diye haber geçti.

Ayrıca MBS’nin zirve öncesindeki durakları BAE, Bahreyn, Mısır ve Tunus’tu. Zirve sonrası ziyaretlerini Moritanya ve Cezayir’de sürdürdü. Her tokalaşma elindeki kanın izlerini alıp götürdü. Bu düzeydeki hiçbir elin iz tuttuğu yok zaten!

***

Niye tutmuyor?

Suudi Arabistan 748 milyar dolarlık gayrisafi hasıla ile G-20’ye 19’uncu sıradan giren bir ülke. Trump 450 milyar dolarlık silah anlaşmaları bir yana İran’ı kuşatma siyasetinin başarısı için petrol fiyatlarını aşağı çekecek arz artışı için MBS’ye güveniyor. Amerikan piyasalarındaki Suudi yatırımlarının ‘hatırı’ da çok büyük.

Putin ise iki kat düşüşle 50 doların altını gören petrol fiyatlarını azcık tırmandırmak için OPEC cephesinden Suudi Arabistan’a bel bağlıyor. Putin’in ‘makul ve adil’ dediği 60 dolar seviyesi bütçe denkliği ve yatırım projelerini sürdürmek için hayati önemde.

Akaryakıta ek vergi yüzünden Sarı Yelekliler isyanıyla sersemleşen Macron gibi liderlerin görmek istediği son şey petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık.

Çin ve Hindistan’ın dış politikasında ‘insan hakları’ diye bir kalem yok zaten. Onların derdi de ‘ucuz petrol’ ve yeni yatırım alanları.

Hindistan petrol dışında ülkenin güneyinde büyük bir rafineriyi Aramco ile hayata geçirmek istiyor. MBS, Hindistan’ın teknoloji, tarım ve enerji sektörleriyle yakından ilgileniyor.

Küresel aktörler arasında Suudilerin Vizyon 2030 projeleriyle ilgilenmeyen de yok.

Birçoğunun gözü 2 trilyon dolarlık değeriyle Aramco’nun piyasaya açılma planında. Suudi Arabistan en büyük petrol satıcısı ve en büyük silah alıcısı. Para cambazlarının umursamazlık edemeyeceği bir pasta.

***

Fakat MBS’nin gördüğü yüz hiçbir şeyin garantisi de değildir. Devran döner parya olur. Tıpkı Muammer Kaddafi gibi. Libya lideri Kaddafi’nin ayaklarının altına halıların sarıldığı dönemlerde en çarpıcı görüntüyü 2011’de linç edilmeden bir yıl önce dönemin İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi vermişti. Sirte’de Arap Birliği zirvesi sırasında Berlusconi, Kaddafi’nin elini öpmüştü. ENİ’nin petrol ve doğalgazdan kaldırdığı milyar dolarlara ilaveten İtalya’nın en büyük bankası Unicredit’in yüzde 7.2’si Libya’nın elindeydi. Savunma alanında Finmeccanica’da da Libya ortaktı. İtalya’nın tükettiği petrolün dörtte biri ve gazın onda biri Libya’dan geliyordu. 1976’da tepetaklak olan FIAT’ı kurtaran da Kaddafi’ydi. Libya, PanAm uçağı Lockerbie üzerinde düşürülünceye kadar 10 yıl boyunca şirketin yüzde 15’ini elinde tuttu.

Yani dün Kaddafi’nin elini öptürten saik neyse bugün MSB’yi ‘muteber’ kılan da odur. Dünya ekonomisinin yüzde 85’ini elinde tutan G-20’den adalet, hakkaniyet, erdem, fazilet beklemek elbette naiflik olur.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8