Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri


16.4.2019 - Bu Yazı 178 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin hakim siyasal ikliminde olay çözümlemek çok basit. Sanki âlemin mihenk taşı biziz. Peşinen, “Sudan’daki darbe Türkiye’ye yapılmıştır” hükmü kesildiğine göre gerisi kafa patlatmaya değmeyecek teferruattır.

“Ömer el Beşir’in Sevakin adasını Türkiye’ye tahsis etmesi darbeyi tetikledi!”
“Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’ın Beşir’i devirecek süreci başlatmalarının sebebi Beşir’in Türkiye’ye askeri üs sözüdür!”
“Darbenin arkasında İsrail ve ABD var!”
Senaryonun spotları özetle böyle telleniyor.
Peki, bizatihi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Askeri liman diye bir şey söz konusu değil” dememiş miydi?

Gerçi yardımcısı Fuat Oktay akabinde, “Askeri anlamda, Sevakin Adası’nın turizme kazandırılması konusunda çalışmalar var” diyerek dünya âlemi gülümsetmişti. Derviş fikrini zikreylemiştir belki, bilemiyoruz.

Sudan’daki askeri müdahalenin perde gerisi hâlâ puslu. İddialı laflar etmek insanı Sudan çölünde ayazda bırakır. Fakat komplo teorilerinin tutunduğu doğru düzgü bir ilmek de yok. Tedavüldeki senaryoya bakarsanız Suudi Arabistan, BAE ve Mısır üçlüsü, ABD ve İsrailli ortaklarıyla birlikte Beşir’e karşı komplo kurdu. İsyan körüklendi ve müdahale tezgâhlandı. Yani iki ayaklı komplo: İsyan ve darbe!
Komplo teorisine göre Sudan tarafında bu işin orkestra şefliğini Milli İstihbarat ve Güvenlik Başkanı Salah Abdullah Muhammed Salih, namı diğer ‘Salah Goş’ yapıyordu. Bu mantıkla, Goş’un terörle mücadelede kapsamında CIA ile irtibattan sorumlu olması onu Amerikalıların adamı yapıyor; şubatta Münih Güvenlik Konferansı’nda Mossad Şefi Yossi Cohen’le görüşmüş olması da İsrail’in.
1989’daki darbeden beri Beşir’le sırt sırta vermiş Savunma Bakanı Korgeneral Avad bin Avf da 11 Nisan’da Askeri Geçiş Konseyi’nin başkanı olarak arzı endam edince Suudi-Amerikan ekseninin adamı oluverdi. Beşir, 22 Şubat’ta federal ve eyalet hükümetlerini feshederken Avad’ı Devlet Başkanı Birinci Yardımcılığı’na yükselterek kendi kaçınılmaz akıbetiyle ilgili bir yol haritası çizmiş gibiydi. Avad belki UCM’ye teslim edilmemesi yönünde Beşir için güvenli bir çıkış yoluydu. Aslını bilemiyoruz, nihayetinde bu da bir faraziyeye dayanıyor.
Darbe yapan konseyin ilk açıklamasında Beşir’in UCM’ye kesinlikle teslim edilmeyeceği taahhüdü de vardı. Beşir gibi Avad da Darfur’daki katliamlar sırasında Cancavid milislerini koordine ettiği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) peşinde olduğu biri. Ayrıca ABD’nin kara listesinde. Yoksa komplocular Avad’a, “Beşir’i devirirsen senin peşine düşmeyiz” mi dediler? Henüz darbeden önce Fransız ve İngiliz istihbaratının Beşir’e, “Çekilirsen UCM’nin yakalama kararı askıya alınabilir” diye güvence vermeye çalıştıkları iddia edilmişti. Bunlar da sonuç itibariyle yüksek dozlu spekülasyonlar.

İnce ayarlamalarla Avad bu işe giriştiyse neden Askeri Geçiş Konseyi Başkanlığı’nı 24 saat sonra bıraktı? Yardımcısı Orgeneral Kemal Abdulmaruf da görevden alındı. Üstelik Goş da bunların peşi sıra istifa etti. Komplodan gidersek tezgâhı kuranlar, darbenin üç ana aktörünü saatler içinde feda mı etti?
Avad’ın konsey bakanlığını bıraktığı Silahlı Kuvvetler Genel Müfettişi Orgeneral Abdulfettah el Burhan ise bilindiği kadarıyla UCM’nin arananlar listesinde değil. Onu öne çıkartan faktör bu muydu? Elbette uluslararası toplumla iyi bir başlangıç yapabilmek için UCM tarafından aranmayan birinin dümende olması akıllıca bir tercih. Peki, UCM faktörü ve bu tercih son dakikada mı akıllarına düştü?

Yoksa ordu ve güvenlik birimlerinin tepesinde yaşanan kavga mıdır Avad’ı alıp Burhan’ı öne süren?

Burhan da Yemen savaşına katılan Sudan güçlerinin koordinasyonundan sorumlu komutan olduğu için Suudi-Emirlik ikilisinin temas noktasıydı. Aynı mantıkla bu da onu ‘Körfez’in adamı’ yapıyor olmalı. Bu durumda giden Körfez’in adamıydı gelen de, mesele yok mu diyeceğiz?

Burhan’a yardımcı olarak Hızlı Destek Kuvvetleri’nin ‘Hemeti’ takma adlı komutanı Orgeneral Muhammed Hamdan Dagalo atandı. Hızlı Destek Kuvvetleri olaylar sırasında polis ve istihbaratın göstericilere karşı şiddet kullanmasını önleyen tavrıyla şaşırtmıştı. Halbuki bu güç ‘Beşir’in milis gücü’ olarak biliniyordu. Muhalifler bu gücün tamamen dağıtılmasında ısrar ediyordu. Avad ile kişisel husumeti olduğu söylenen Hemeti, darbe sonrası “Sudan halkının kabul etmeyeceği hiçbir yapılanmanın içinde olmayacağım” demişti.

***

Peki, “Beşir gitti Avad da gidecek… Bir hırsızın yerini diğerinin almasını kabul etmeyeceğiz” diye direten ve sokağa çıkma yasağına meydan okuyan Sudan halkının bu senaryoda hiç mi hatırı yok?
Gösterilerin motor gücü Sudan Profesyoneller Birliği, 22 partili Ulusal Değişim Cephesi ve 2014’te silahlı örgütlerin de katılımıyla sivil değişim için kurulmuş Sudan Çağrısı’nı buluşturan ‘Özgürlük ve Değişim Güçleri’ günlerdir askeri vesayetin olmadığı bir geçiş süreci için bastırıyor. Değişim için onlarca kurban verdiler. Bu direncin 1964 ve 1985’te olduğu gibi askerleri harekete geçmeye ya da geri adım atmaya zorladığı tespiti çok mu uçuk? Avad, 11 Nisan’daki bildirisinde askerlerin dümeninde 2 yıllık geçiş ve 3 aylık olağanüstü halden söz ediyordu.

Geçiş sürecinin askerlerin kontrolünde olmaması taleplerin başında yer alıyor. Muhalifler Beşir ve ölümlerden sorumlu tutulan Goş dahil geride bıraktığı bütün adamlarının tutuklanmasını istiyor. Hele hele Darfur, Mavi Nil Eyaleti ve Güney Kordofan’da silahlı mücadele vermiş gruplar, Beşir’den geriye hiçbir miras kalmasını istemiyor; aksi halde yeniden savaşa dönmekten bahsediyor. Eğer komplo varsa bunun bir ayağı diğer ayağını reddediyor!

Özgürlük ve Değişim Cephesi, Avad’dan sonra yelkenleri suya indiren Askeri Geçiş Konseyi’nin diyalog davetini kabul etti. Bu da sokaktaki ısrarın karşılık bulduğunun bir diğer göstergesi. Diyaloga ‘evet’ yanıtını, “Halkın talepleri karşılık buluncaya kadar sokaktan ayrılmayacağız” şartı izliyor. Ve de şu çıkışı:
“Her türlü askeri yönetimi kökten reddediyoruz. Ne Beşir rejiminden ne de askeriyeden kimsenin geçici yönetimde olmasını istiyoruz. Herhangi bir yabancı vesayeti de reddediyoruz.”
Sonunda Askeri Geçiş Konseyi pazarlığa açık bir kıvamda muhaliflerden 10 temsilciyle masasına oturdu. Buluşmadan ne çıktı? Konsey “Siyasi partiler uzlaşmayla geçiş hükümetinin başbakanını belirlesin ama içişleri ve savunma bakanlıkları askerde kalsın” dedi. Bu yaklaşım muhalif cepheyi de esnetti. Hükümette ordudan birilerinin olmasına karşı çıkmayacaklar. Bir de vaatler babında Konsey Başkanı Burhan rejimin sembollerinin kökünü kazıyacaklarını, sokağa çıkma yasağının kaldırılacağını ve olağanüstü hal yetkisiyle tutuklananların bırakılacağını söyledi. Rejimin devamlılığı için askeri müdahale tekerrür ederken atılan geri adımlar sokaktaki ısrar ve direncin neticesi.

***

Bundan sonraki süreç dış müdahaleden azade mi? Elbette değil. Sudan’a ulaşma kanalları olan devletler geçiş sürecini maksimum düzeyde yönlendirmek için boş durmayacaktır. Amerikan yönetimi temasa geçeceğini duyurdu. İstihbarat düzeyinde zaten temasları vardır. Suudi Arabistan, askeri konseye destek verip insani yardım göndereceğini duyurdu. Türkiye, Beşir’le kurulan köprülerin yeni aktörlerce yıkılmaması için temenni modunda bekliyor.
Bundan sonra Beşir ve yol arkadaşlarının kaderi, UCM’deki dosyalar, ABD ve İsrail’i rahatsız eden politikalar, Sudan’ın hem Suud-Emirlik eksenine hem Türkiye-Katar ikilisine el veren karmaşık ittifak ilişkileri en fazla tartışılan konular olacaktır. Haliyle bugüne kadar ağırlıklı olarak iç dinamikleriyle konuştuğumuz süreç bundan sonra daha fazla dış etkiye ve müdahalelere açık hale gelebilir. Yeni sivil yönetimin yapısını ve siyasi parametrelerini görünceye kadar da Sudan üzerinde eksenler savaşına dair ahkâmların değeri sınırlı olacaktır.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net