İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen


14.05.2019 - Bu Yazı 211 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İdlib’in etrafındaki ateş çemberi son günlerde daralmaya başladı. Hama’nın kuzeybatısı, İdlib’in güneyi ve Lazkiye’nin doğusunda Rus hava desteğiyle Suriye ordusunun operasyonları yoğunlaştı. Batılı müttefiklerin ‘seçici sivil hassasiyeti’ bir kez daha tehditkâr uyarılara dönüştü.

Operasyonların Soçi Mutabakatı çerçevesinde oluşturulan 15-20 km derinliğindeki tampon halkanın etrafında cereyan etmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) konuşlandığı gözlem noktalarına çok yakın atışların yapılması birbiriyle çelişen senaryoları akla getiriyor.
İdlib, Suriye savaşındaki bütün çelişkilerin minyatüre edilmiş halini temsil ediyor. Misal, Türkiye’nin Astana ve Soçi süreçleriyle şekillenen resmi pozisyonu bile İdlib’e hükmeden örgütleri ‘muhalif güç’ saymıyor. 2018’deki genişleme ile birlikte İdlib’in yüzde 90’ına hükmeden Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve El Kaide çizgisindeki diğer örgütler, Rusya, İran ve Türkiye’nin her ortak deklarasyonunda ‘elimine edilmesi gereken terör unsurları’ olarak yer alıyor. 17 Eylül Soçi Mutabakatı İdlib’in yanı sıra Halep’in batısı, Hama’nın kuzeybatısı ve Lazkiye’nin doğusundan parçalar da içeren ‘İdlib gerilimi düşürme bölgesi’nin terör örgütlerinden arındırılması, bölgeyi çevreleyen 15-20 kilometrelik bir tampon oluşturulması, bu şeritteki örgütlerin ağır silahlarını teslim etmesi ve İdlib’de kesintiye uğrayan M4 (Halep-Lazkiye) ile M5 (Halep-Şam) otoyollarının açılmasını öngörüyordu.

Türkiye 12 kontrol noktası oluştursa da bu mutabakatla üstlendiği taahhütleri yerine getiremedi. Üstelik bu bölgelerden Rusya ve Suriye ordusuna ya da sivil yerleşim yenlerine yönelik saldırılar kesilmedi. Lazkiye bölgesindeki Hmeymim üssüne insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılara ilaveten Cubb el Darur, Rueyset-İskender, Hammam, Haruha ve Vasita gibi sivil yerleşim merkezlerine atılan roketler son operasyonun teknik gerekçesini oluşturuyor.

***

Ankara kendi payına imkânsız bir görev biçen Soçi Mutabakatı ile 2011-2016 dönemini kapsayan takıntılı Suriye politikası arasında ikilem yaşıyor.
HTŞ’nin selefi Nusra Cephesi, Aralık 2012’de ABD’nin terör örgütleri listesine alındığında Ankara hayli öfkelenmişti. AKP’ye göre onlar da devrimin değerli bir parçasıydı. Ve bu parça, 2015’te Türkiye ve müttefiklerinin desteğiyle İdlib’i düşüren Fetih Ordusu’nun öncü gücüydü. Terör listesinde olmasına rağmen ödüllendirilmiş bir örgüttü. Bu ödül mekanizması sınırlardan insani ve ticari mal akışı sayesinde hâlâ sürüyor. Yani HTŞ ve El Kaide çizgisindeki diğer örgütler Türkiye sınırlarından beslenmeye ve güç almaya devam ediyor. Üstelik İdlib’in dış çeperlerine konuşlandırılan TSK’nin gözetleme noktaları da bir nevi bunlara kalkan işlevi görüyor. HTŞ’nin Türkiye’nin yeniden ve yeniden yoğurup biçimlendirdiği Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) bileşenlerini geçen ocakta İdlib’in birçok yerinden silip süpürmesi de bu grubun dokunulmazlığını kaldırmadı. Belki AKP iktidarı, HTŞ’nin kendini feshedip ılımlı bir kisveye bürünmemesinden dolayı mutsuz ama Suriye’de istediğini koparıncaya kadar da bu örgütün ipini çekmeye gönülsüz.

Ancak Rusya’nın açtığı kredi sayesinde uzatmaları oynasalar da bu sonsuza kadar sürdürebilecekleri bir denge değil. Halep, Şam, Dera ve Kuneytra cephelerinden sonra İdlib için hazırlıklara girişen Suriye yönetimi epey zamandır Rus frenini kaldırmaya çalışıyor. İran da Ankara-Moskova arasındaki stratejik ilişkilerin hatırına Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin elinin bu kadar genişlemesinden rahatsız.
Rusya, Türkiye’nin işbirliği zemininden kaymasını önlemek için İdlib operasyonuna defalarca rötar yaptırdı. Muhtemelen ABD’nin çekilme stratejisi netleşmeden ve Türkiye’yi Fırat’ın doğusuna sokma pazarlıklarının nereye varacağını görmeden İdlib’de tahrik edici olmak istemediler. Fakat kartları yeniden karma gereği duyduklarına göre bir şeyler değişmiş olmalı.
Bu oyalama taktiği, Tahran ile Moskova arasında denge gözeten Suriye yönetimini, İran’la daha yakın çalışmaya itti. Moskova belirleyici pozisyonunu kaybettirmek istemez. Bunun yanı sıra İdlib nedeniyle ABD’nin çekilme planından vazgeçebileceğine dair hesapların da anlamı kalmadı. Çünkü ABD, 400 askerle ‘caydırıcı’ ve ‘cezalandırıcı’ pozisyonda kalmaya devam edecek. Fırat’ın doğusunda Kürtleri Şam’la uzlaştıracak bir zemin de yakalanamadı. Buna karşın Türkiye’nin ABD’yle farklı bir diyaloga girdiğine dair sinyaller alındı. Muhtemelen bu faktörler Rusya’nın İdlib dosyasını öne çekmesine yol açtı.

***

Bu operasyonla ilgili öne çıkan birkaç ihtimal var:

– Rusya, Soçi Mutabakatı’nda başarısız olan Türkiye’yi daha fazlasını yapmaya zorlamak için bu operasyona girişti. İdlib’in güneyinde bir bölgeyi kontrol eden Ceyş el İzze’nin komutanı Mustafa Bakur’a göre İran, Türkiye ve Rusya Nursultan’daki 12’inci toplantıda anlaşamadıkları için İdlib’de gerilimi tırmandırma yoluna gidildi. Ancak bu operasyonun sınırlı olması muhtemel.

– Rusya Hmeymim üssü ve diğer bölgelere saldırıların önünü kesmek için İdlib etrafındaki çemberi iyice daraltmaya karar verdi. İdlib’de durumu değiştiremeyeceğini gören Türkiye de operasyona göz yummak zorunda kaldı.

– Örtülü bir işbirliği olabilir. Bu senaryoya göre Rusya, Türkiye’yi esnetmek için İdlib’e karşılık TSK’nin Tel Rıfat’a girmesine yeşil ışık yaktı. İran ve Suriye’nin aynı esnekliği göstermemesi nedeniyle ‘İdlib’e karşı Tel Rıfat’ alışverişi yürümese de bu türden bir sürece girilmiş olması Türkiye’yi yumuşatmış olabilir.
Maaret el Numan’daki düzenlenen bir gösteride Türk bayrağının yakılması Türkiye’nin muhalefeti sattığını düşünenler olduğunu gösteriyor. Muhaliflerin eski baş müzakerecisi Muhammed Sabra da, Türkiye ile yakından çalışan Müslüman Kardeşler’in silahlı kolu Feylak el Şam’ı elindeki cephaneyi Hama kırsalında savaşan güçlerle paylaşmamakla suçladı. Sabra’ya göre bunun nedeni bu örgütlerin Astana sürecine katılmayı reddetmesi. Bu suçlamalar dolaylı olarak Türkiye’ye yöneliyor.
Bir yumuşamanın olduğu farz edilse de bundan Ankara’nın topyekûn bir kara harekâtına rıza gösterdiği sonucu çıkmayabilir. TSK’nin İdlib’in güneyine takviye güç göndermesi ve üst düzey bir heyetin sahayı teftişe çıkması operasyonun önünün tamamen açıldığına dair öngörüleri zayıflatıyor.

Tam olarak rızanın boyutunu bilmiyoruz. Fakat 17 Eylül Soçi Mutabakatı’nın şartlarını yerine getirmeye dönük bir operasyona Türkiye’nin direnmesinin güçleştiğini de görüyoruz. Harekatın gelişim seyrine bakılırsa ilk hamle, Han Şeyhun ve yabancı savaşçıların elindeki Cisr el Şuğur’u da içine alabilir. İdlib kent merkezine yönelik bir kara harekâtı ise belki şartların biraz daha olgunlaşmasını bekleyebilir.
Operasyonların genişlemesi HTŞ ve kavgalı eski ortaklarını tekrar ortak cephede buluşturabilir. Şu an hedef alınan bölgelerde HTŞ dışındaki örgütler de var. Halihazırda 5 ay önce birbiriyle savaşa tutuşmuş hasım örgütlerin ‘Şam’ın Fethi’ adıyla ortak bir operasyon odası kurduğu söyleniyor. El Kaide unsurları, Ulusal Kurtuluş Cephesi ve ÖSO etiketli bağımsız gruplar arasında bu türden bir ortaklaşma çatışmasızlık rejiminin tamamen çökmesi anlamına geleceği gibi Türkiye’nin cihatçılardan ılımlı ordu devşirme çabalarını da sıfırlayabilir.

***

İdlib’de iki haftada 15 kadar yerin Suriye ordusunun kontrolüne geçmesini sağlayan bu operasyonun planlanan büyük kara harekâtı için bir başlangıç olup olmadığı hâlâ belli değil. Hedef İdlib’i eninde sonunda Suriye ordusunun kontrolüne sokmak olsa da Rusya lideri Vladimir Putin 27 Nisan’daki açıklamasında topyekûn bir operasyonu mahzurlu gördüklerini söylemişti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’e göre de Rusya, Washington’a operasyonun Hmeymim üssünün HTŞ tarafından hedef alınmasının önlenmesi gibi sınırlı bir çerçevede olacağını bildirdi. 2017’de Suriye’nin cezalandırılmasına bahane edilen Han Şeyhun’daki gibi bir kimyasal saldırı tezgâhının tekrarlanması ihtimali operasyonun önündeki engellerden biriydi. ABD’nin bu bahaneyle Suriye’ye derinlemesine kazık çakma ihtimali hesaba katılıyordu. ABD bu konuda hâlâ tehditkâr. Jeffrey bunu şöyle dillendirdi: “Bu saldırıyı durdurmak istediğimizi her tarafa açıkça belirttik. Başkan Trump, eylülde, İdlib’e yönelik gerçekleştirilecek kapsamlı bir saldırının pervasız bir eylem olacağını ve buna şiddetle karşı çıkacağımızı söyledi. Kimyasal silah kullanımı, saldırının mülteci akınına ve teröristlerin diğer bölgelere yayılmasına yol açması gibi durumlar endişelenmemize yol açıyor. Askeri saldırı devam ederse baskıyı artıracağız. Bunu nasıl mı yapacağız? Bu, Trump’ın vereceği bir karar.”

Kendi Dışişleri Bakanlığı’nın “HTŞ ve diğer aşırılıkçı örgütlerin taktikleri intihar saldırıları ve kimyasal silah kullanmayı da içeriyor” diyen raporuna bakmak da Trump’ın işine gelmez. HTŞ ve müttefikleri siyasi çözüme yönelik Cenevre ve Astana süreçlerini kabul etse diyebilirler ki “Savaşı bertaraf etmek için siyasi çözüme kadar bekleyelim.” Ama bu seçenek kapalı. Bu örgütlerin Suriye’ye biçtiği elbise IŞİD’inkinden farklı değil. Kuşkusuz İdlib, ABD’nin kendi nüfuz alanına ekleyebileceği bir yer olsaydı şimdi cehennem topları gürlüyor olurdu. İdlib için ne BM Güvenlik Konseyi’nin önüne 11 imzalı tasarı gelirdi ne de Fransız ve Almanlar “Felaket engellenmeli” minvalinde çıkışlar yapardı. Bu cenahta El Kaide patentli örgütlerin Sukaylabiye ve Mıharda gibi Hıristiyan kasabalarını, Zehra ve Nubbul gibi Şii beldelerini, onlarca Alevi köyünü ya da muhaliflere katılmayan Sünni yerleşimlerini bombalaması da insani kaygıları tetiklemiyor. IŞİD’in başlangıçtaki Suriye yapılanması Nusra ve ardılı HTŞ’ye karşı himayetkâr tutum sürüyor. Bu yaklaşımın hal tercümesi; “Yeter ki Avrupa’ya bir göç dalgası olmasın, El Kaide’nin İdlib’de emirlik kurmasının sakıncası yok.”

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive