Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu


18.10.2019 - Bu Yazı 200 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, ABD Başkan Yardımcısı Pence'in Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la görüşmesinden sonra varılan anlaşma uyarınca Barış Pınarı Harekâtı'nı 5 gün durdurma kararı aldı.

Bu 5 günlük süre içinde YPG operasyon bölgesinden çekilecek. YPG'nin ağır silahları toplanacak ve çekilme ABD'nin gözetimi ve denetimi altında yapılacak.

Pence, Ankara'yla vardığı bu anlaşmayı "ateşkes" olarak açıkladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise "operasyona 5 gün ara verme" diyerek duyurdu. Çavuşoğlu'nun "ateşkes" kavramını kullanmaması, bu kavramın ancak iki devlet arasında söz konusu olabilmesinden kaynaklanıyor. Anlaşılan Ankara, YPG'nin çekilmesi karşılığında operasyonu 5 gün durdurmayı kabul etti. Bu 5 günde gelişmeler gözlenecek.

Pence'in anlaşmayı duyururken çok sık bir biçimde "Trump'ın güçlü liderliği"nden söz etmesi dikkat çekiciydi.

Pence'in "güçlü liderlik" atfettiği kişi; kendisi Ankara'ya gelmeden önce, düzeysiz, sokak ağzıyla yazılmış, hakaret dolu bir mektubu Erdoğan'a gönderen, bunu Demokrat liderlere dağıttıran, iki gün boyunca Ankara'ya tehditler savuran ve "Pence-Erdoğan görüşmesi başarılı olmazsa Türk ekonomisini mahvederim" diyebilen Trump'tı.

Sonuç olarak Trump, Erdoğan'ı belli bir pazarlık sonucunda harekâtı durdurmaya ikna etmiş oldu.

YPG'lilerin, ağır silahları alınarak, sınırdan 30-35 kilometre güneye çekilmeleri Barış Pınarı'nın askeri hedefleri arasındaydı. Bu yönü itibariyle askeri hedeflerin birine ulaşılacağı görülüyor.

Askeri hedeflerin diğeri de sınır boyunca 480 kilometre uzunluğunda 30-35 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturmaktı. TSK, henüz bu sınırlara varmadan operasyona 5 gün ara vermiş oldu. Sonrasında harekâtın bu sınırlara doğru genişleyip genişlemeyeceği şimdilik bilinmiyor.

Bilinmeyen bir yön de Trump'ın Erdoğan'a gönderdiği skandal mektubun ekinde bulunduğunu söylediği "General Mazlum"un Erdoğan'a önerileriydi. Trump'un "general" dediği ve telefonla konuştuğu Türkiye'nin kırmızı listede aradığı PKK'lı terörist Ferhat Abdi Şahin'di. Varılanı anlaşma açısından şu mektupta nelerin yazılı olduğu önem taşıyor.

Varılan anlaşmayla, operasyonun askeri hedefleri açısından hedefine yaklaştığı söylenebilir.

Siyasi hedeflere gelince; Türkiye'nin yıllarını alan ve daha uzun yıllarını alacağı belli olan terör sorunun siyasi boyutunu görmek, PKK'nın siyasi hedeflerini hatırlamak, Ankara'nın nasıl çetin bir mücadele içinde olduğunu kavramak açısından yararlı olacaktır.

Sorunun boyutları

PKK-PYD-YPG'nin nihai amacı "Kürdistan Demokratik Konfederasyonu"nu kurmaktır. Bu amaç, Öcalan tarafından geliştirilen KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) Sözleşmesi'inde ifade edilmektedir. KCK Sözleşmesi, Öcalan'ın Marks'ı, Lenin'i aştığını söylediği, büyük ölçüde Amerikalı düşünür Murray Bookchin'in görüşlerine yaslanan komünal-konfederal bir devlet biçimini hedeflemektedir.

Bu sözleşme, terör örgütü PKK tarafından, kurulması amaçlanan devletin, yasama, yürütme, yargı organlarını, ordusunu, yüksek seçim kurulunu, vatandaşlığa kabul ve çıkarılma koşullarını içeren ve Öcalan'ı ebedi devlet başkanı ilân eden bir anayasa metni olarak kabul edilmektedir.

KCK Sözleşmesi, PKK tüzüğü ve PYD tüzüğü aynı hükümleri taşır. PKK, bu tüzüklerde öngörüldüğü gibi Öcalan'ın talimatlarıyla dört ülkede aynı yapıları kurarak yeniden örgütlenmiştir:

Türkiye'de KCK-TM (Kuzey), Suriye'de KCK-Rojava (Batı), İran'da KCK-Rojhilat (Doğu), Irak'ta KCK-Başur (Güney).

KCK'da öngörülen devlet yapısını oluşturmak için her PKK'nın  dört ülkedeki kolları tarafından "vergi daireleri, askere alma şubeleri, kolluk kuvvetleri" gibi yapılar oluşturulmuştur.

Suriye'de çıkan fırsat

PKK bu yapıyı Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ta uygulamaya geçirmek için Suriye iç savaşını bir fırsat olarak görmüştür. İç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana terör örgütü bütün gücünü ve dikkatini Suriye'nin kuzeyinde toplamış ve ABD'nin desteği ile dört projenin ilk ayağını Fırat'ın doğusunda uygulamaya geçirmiştir.

KCK-Rojava projesini hayata geçirmek üzere PYD siyasi faaliyetlerini YPG de silahlı faaliyetlerini bu bölgede yoğunlaştırmışlardır.

PKK-PYD-YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde rahatça faaliyette bulunmalarının bir nedeni ABD'nin yaptığı koruma, diğeri ise aynı yıllarda Türkiye'de yürütülen çözüm sürecidir.

Terör örgütünün, Türkiye'deki çözüm süreci boyunca Suriye'nin kuzeyinde ABD katkısıyla silahlandığı, ordu düzenine geçtiği, KCK'da öngörüldüğü gibi komünler, köy, ilçe, il meclisleri kurarak komünal-konfederal devlet için altyapı çalışmalarına ağrılık verdiği bilinmektedir. Kobani olaylarından sonra ise silahlı güçle Türkiye'de de bazı yerleşim bölgelerini ele geçirebileceğini düşünmüş ve hendek olaylarını başlatmıştır.

Barış Pınarı'nın siyasi hedefi

Görüldüğü gibi sorun çok boyutludur. Bu nedenle Türkiye'nin vereceği mücadelede hem uzun soluklu hem çok boyutlu olacaktır.

Bu çerçeve içinde Barış Pınarı, PKK'nın "KCK-Rojava Projesi"ni şimdilik engellemiştir. Kuşku yok ki, Türkiye'nin oluşturacağı güvenli bölge sınırlarının dışına çıkmakta olan PKK-PYD-YPG bu sınırın altında, hâkim olacağı bölgede yine aynı projeyi uygulamaya koymaya çalışacaktır.

Bu itibarla Barış Pınarı, Türkiye açısından PKK'nın Suriye'nin kuzeyindeki siyasi hedefine ulaşmasını önlemeye yöneliktir ve sorunun sadece bir parçasıyla ilgilidir.

Tabii bu sorun sadece Ankara'nın değil, Tahran, Bağdat ve Şam'ın da sorunudur.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.11.2019
Erkek tehdidi altında yaşayan kadınlar
18.11.2019
Erdoğan-Trump dostluğu Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltir mi?
15.11.2019
Meclis’i alt kimliklere bölmek
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet sanki bir ağız dalaşıymış gibi nasıl “üzücü bir olay” oluyor?
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
15.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABD'nin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları: Orgeneral sayısı yarıya indi, hiçbir korgeneral terfi ettirilmedi, 15 Temmuz'dan sonra terfi ettirilen albaylar emekli edildi
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive