Güldalı COŞKUN



Bookmark and Share

Muhalif olmak


10.12.2017 - Bu Yazı 105 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Ben muhalifim!” demenin havalı bir tarafı var. Özellikle sol çevrelerin, çok sevdiği bir tanımlama. Fakat bunun içini doldurmaya geldiklerinde de ezberlenmiş klişelerini sayarlar.

Haksızlığa, zulme, insanların ezilmesine diye başlarlar sıralamaya. Sanki bunların tersini söyleyen birileri varmış gibi.

Dünyayı sömürüp, kanını emenler de silah üretip satanlar da, Afrika’da elmas madenlerinde çocukları yok pahasına çalıştıranlar da, oradaki yoksullara iş sağladıklarını söyler, demokrasi der, özgürlük der, der de der. Kimse, ayranım ekşi demez.

Nitekim “beyaz adam, gittiği her yere demokrasi ve medeniyet götürüyor.” şablonu, biz çocukken belgesellere bile yansırdı. “Ne iyiliksever insanlar!” diye izlerdik.

O soğuk gülümseyişleri, ölçülü ve nazik halleriyle, onların geri kalmış ülkelere yardım için gittiklerini sanırken, arka planda büyük bir soygun olduğunu, çok sonraları anlayacaktık.

Bir de bu demokrasi, özgürlük, adalet gibi kavramları, kurumsal bir çerçevede takdim etmek için adını, “Evrensel Batı Değerleri” koyup, hepimizin, hayranlıkla, ilgiyle benzemeye çalıştığımız ikonlarımız oldular.

Zamanla, bu değerlerin sadece kendileri için geçerli olduğunu, 3.dünya dedikleri ülkeler için ise elma şekeri olarak kullanıldığını da görecektik. Karıştırmak istedikleri ülkeleri yine bu kavramları kullanarak karıştıracaklardı.

Örneğin, demokrasi ve özgürlükler adına darbeler yaptıracak ve darbecilerle bir problemleri olmayacaktı. Onlar için, o ülkelerin yönetimleriyle uyumlu çalışmaları yeterliydi.

Uyum varsa, diktatör de olur, darbeci de fark etmez. Ne zaman uyum sorunları başlar, elma şekeri uzatılır halka. Rengi güzel, görüntüsü hoş, cezbedici de olunca, çoğunlukla halklar bu oyuna gelirdi. Bir bakmışsınız, Tahrir ya da Taksim gibi meydanlarda başlar demokrasi talepleri (!).

Sözde muhalifler, bu güzel kavramların onlara verilmiş bir “elma şekeri” olduğunu, Sisi gibilerle tanıştırılınca anlasalar da iş işten geçmiştir artık.

Hani canım ne oldu! Tahrir’de demokrasi ve özgürlük diye bağıranlara! Maalesef, Mısır’ın en eğitimli, seküler kesimleriydi bu meydana koşanlar.

Daha sonra çok azı özeleştiri yapmıştı. Bir oyuna geldiklerini ve algıların kurbanı olduklarını söylemişlerdi.

İşte benzer olaylar burada da yapılmaya çalışılıyor. Yine, kuklalar en eğitimli ve seküler kesimlerden oluşuyor. Nasıl bir eğitimse, analitik bakmaktan acizler.

İlginç bir şekilde, sanki hepsinin damarlarına bir uyuşturucu zerk edilmiş gibi oldular. Bu uyuşturucunun adı nefret. Tüm bünyeyi sardı nefretleri.

Ne akıl kaldı ne yetenek. Koca koca profesörler, doktorlar, hukukçular, birikimli, gezmiş görmüş adamların, insanı güldürecek söylem ve ifadelerinin, ergen çocuklar gibi içi boş muhalif tavırlarının arkasında bu hastalıklı nefretleri var.

Hatırlarsınız bir bildiriye imza atmışlardı bunlar. Ben de köşemde bu bildiriyi ve her cümlesindeki çelişkiyi, anlam ve kavram kargaşasını yazmıştım. (http://www.milatgazetesi.com/1128-imza-ve-hal-i-pur-melalleri-makale,77104.html)

Daha sonra bir kısmı, okumadan imza attığını söylemişti. İmzacılar, sıradan insanlar değildi ve üstelik bu bildiriyi farklı dillere çevirerek, yurt dışında yayınlatıp, açıkça ülkeye müdahale edilmesini bile istemişlerdi.

Aytekin Yılmaz, geçenlerde sayfasında bu imzacıların neden aynı zamanda PKK’yı eleştirmediğini sorduğunda, gelen yanıtların, muhaliflikten ne anladıklarını ve bunların yüzünden üniversitelerde neden bilim, ilim yeşermediğini çok net anlayabiliyoruz.

PKK’ya vergi vermiyorlarmış ama devlete veriyorlarmış; tabii eleştirirlermiş. Öyleyse, mafyayı, ABD’nin yaptıklarını, çeşitli suç örgütlerini de eleştirmeyin! İşte bu kafalar, bu sığlıkla ders anlatıyor çocuklarımıza.

Muhalifler ya!

Onlara göre tek bir savaşacakları kişi var; Erdoğan.

Tüm kötülüklerin sebebi olarak bir kişiyi hedef gösterip, günah keçisi ilan etmek için, bu ülkeyi ve tarihini hiç bilmemek gerekiyor ya da o tarihten memnun olmak...

Oysa, sorunlarımız oldukça fazla. Bunların çözümü için, yapıcı eleştiriler, yol gösterici analizler gerekiyor. Hamaset ve nefret, iletişimin bittiği yerdir. Bize lazım olan, problemlere alternatif çözüm önerileri getiren muhaliflik. Salt karşıt olmakla olmuyor.

Maalesef, bu nefretçilerin, gerçekte hiç bir sorunun çözümü umurlarında değil. Tam tersi, sorunlar çok olsa da, nefretimizi kussak diyorlar.

Çünkü onlar “muhalif”! İçi boş “muhalif”!

.

Facebook Yorumları

reklam
10.12.2017
Muhalif olmak
3.12.2017
Hedef, bağımsız Türkiye
27.11.2017
NATO skandalı
13.11.2017
Ülkeyi gerçekten “Tek Adam” yönetiyor
30.10.2017
Adalet Bakanlığı'nın dikkatine!
16.10.2017
‘Hükümet değil mi, tabii ki yapacak(!)’
21.9.2017
Eğitimde seferberlik şart
28.8.2017
Tam yazacağım, bi’gülme tutuyor!
14.8.2017
AYDIN ROTASI -2-
17.7.2017
15 TEMMUZ KADINLARI
19.6.2017
Adaletinizi sevsinler!
12.6.2017
Katar bahane, düzen şahane!
5.6.2017
Aydın Rotası
28.5.2017
Darbe ve terörü hafife almak
22.5.2017
Acıtsa da gerçek iyidir
15.5.2017
Tarihten ders çıkarmak
7.5.2017
Buldumcuk mu olacaktınız!
30.4.2017
SİYASİ DENETİM
23.4.2017
Referandum mesajı
3.4.2017
Teorik aydınlar
26.3.2017
‘Başınızı örtecekler!’
19.3.2017
‘ŞALVAR’ DAVASI
13.3.2017
Akademik bakışlar
23.8.2015
Hüznün şehri Diyarbekir
20.7.2015
KİM DEMİŞ YÜRÜMEZ DİYE...
13.7.2015
Medyaya karşı medya
5.7.2015
AKIL, NEFRETİ YENER
23.6.2015
Evrensel ahlâk
20.6.2015
Mısır'ın Menderes'i
5.6.2015
Milletçe Şaşırıyoruz!
26.5.2015
HOŞÇA KAL DEDİ....
27.4.2015
ORTAK ACI - ÂDİL HAFIZA
12.4.2015
TSK demokrasi mi dedi?
18.02.2015
Fabrika Ayarları
07.02.2015
‘Sevgi’nin Bizce Dili
13.12.2014
‘Sevgi’nin Bizce Dili
22.10.2014
Selam ve Huzur
14.07.2014
Filistin…
28.06.2014
İtibarımız yok(muş)!
14.06.2014
Ders almayan Ortadoğulu
22.05.2014
Çerkeslerin kara günü
30.04.2014
İşte o dev!
01.04.2014
Seçimden Seçmeler!
17.03.2014
Bir Miting Hikâyesi
09.03.2014
Kadınlar Günü
03.03.2014
Be hey Ahlaksızlar!
04.01.2014
TSK demokrasi mi dedi?
16.12.2013
Sevgiler maktül
30.11.2013
Bi durun ya bi durun!
21.11.2013
Asli azınlık çocukları!
22.10.2013
Anlaşılamayan adam
06.09.2013
Bir Ülkücü ile Solcu Kardeşine!
11.06.2013
Romantik milletiz vesselam!
26.05.2013
Fikrime Ceza
09.04.2013
AKIL TUTULMASI
03.03.2013
KİM KORKAR OLMASI GEREKENDEN!
27.02.2013
ALEVİLER DEĞİL BEN BİLİRİM !
11.02.2013
Bir barış düşünün ki...
19.01.2013
BİR BARIŞ Kİ...
19.01.2013
ASLÎ AZINLIK ÇOCUKLARI!
15.12.2012
Avrupa Birliği’nden caymak...
03.12.2012
AH AYRILIK!
22.11.2012
Asli azınlık çocukları!
11.11.2012
Çemberin çeperi
06.11.2012
YORULDUM
03.11.2012
EDİ BESE/ YETER ARTIK
31.10.2012
Şekle yenik düşmek
17.10.2012
SAYIN USTAMA
03.10.2012
Bir Erdoğan geçiyor hayatımızdan
30.09.2012
SAYIN AHMET ALTAN'A MEKTUP...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı