Güldalı COŞKUN



Bookmark and Share

Teorik aydınlar


3.4.2017 - Bu Yazı 438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da“Evet” standından sonra yakınında bulunan “Hayır” standını da ziyaret etti. 15 dakikalık görüşmenin ardından Halk TV haberi şöyle vermiş: "Erdoğan HAYIR çadırına girip CHP'lilere sataştı ama gereken cevabı alınca sadece çıkıp gitmekle yetindi!”

Sosyal medyada,“ ‘Genel baskanin da yalancı, sen de'demiscadirdaki biriyle yasadigi diyalogda, cokbariscil..” diye kaynağı olmayan yorumlar da vardı.Üstelik, eğitimli birinin yorumuydu.

İstanbul'dan sonra gittiği ildeki mitingde, diyaloğun içeriğini bizzat Erdoğan'ın kendisi açıkladı. “Neden ‘Hayır' diyorsunuz?” diye sormuş. Özellikle bunun için çalışanlardan beklenilen cevabın önemsendiğini gösteren bir soruydu.

Fakat alınan cevapların ne sistemle ne de referanduma konu maddelerle ilgisi vardı. Şaşırmamıza şaşırıyorum hala ya işte; “umut fakirin ekmeği” demişler! Neresiydi burası; Hayır standı!

Konu komşu, sıradan vatandaştan daha fazla bilgi sahibi olması gereken görevliler böyle de, bizim aydınlarımız çok mu farklı? Aslında “aydın” bildiklerimiz; hani şu birkaç dil bilen, yurt dışı üniversitelerde ihtisas yapan, sayısız kitap, dergi vs okuyan ama bir türlü kendi sosyolojisini okuyamayan “aydınlarımız”.

Bıkmadan, umutla okuyorum ama artık sadece okuduğum, ön yargıları, niyet okumaları ve daha önemlisi, o çok bildiği kavramlarla mevcut durumu izah etmek için “ıh ıh Gayseri”modunda çırpınmalarından başka bir şey değil.

Yanlış zemin üzerine, doğru tartışmalar yapamazsınız.“Tek adam”diye tutturup, seçim başarısını da o ezberledikleri salt tanımdan yola çıkarak izah etmeye çalışıyorlar.

Efendim; “düzenli aralıklarla yapılan seçimlerle bir kişiye belli bir süre için bütün yetkiler teslim edilir. Bu kişinin yeniden seçimi de sınırlandırılmıştır. Adı başkan, şef, lider, reis, ne olursa olsun, otokrat olarak seçilen kişinin karşısında, seçim yarışı dışında karşı güç bulunmaz. Biçimsel demokratik kurumların varlığı devam eder ama bunların otokratın işlemlerini denetleme imkânı ancak kâğıt üzerinde vardır”diye yazarken kasıla kasıla “bak işte, bizdeki durum” demeye getiriyor, Ahmet İnsel.

Murat Belgede “Dünyada Popülizm” adlı yazısında, çeşitli örnekler verirken, bir ortak neden bulmaya çalışıyor. Başta Türkiye olmak üzere Asya ve Sovyet eskisi bazı Avrupa ülkelerine kadar, “temsili demokrasi” noksanlığını neden olarak görüyor. AK Parti ve kitlesini buna örnek veriyor fakat, gelişmiş Batı ülkelerinde bu tezi çöküyor.  Ve ABD-Trump şaşkınlığı!

Birbirine benzemez bu popülist hareketlerde bu kez ortak nokta olarak da; bu “parti” ya da “hareket” ya da “önder”lerin, bulundukları toplumun bilinen, tanınan siyasî seçkinlerinin arasından çıkmamış olduklarını belirtiyor.  Yani; “müesses nizam”ın dışındakiler, tüm dünyada popülizmi besliyor, demek istiyor.

Trump'ı destekleyenlerin kendilerinin de göçmen olması, bu desteği değiştirmiyor diyerek Meksika'dan gelmiş göçmenlerin, Meksika sınırına duvar örülmesini onayladıklarını söylüyor ve Türkiye'nin gelmiş geçmiş en demokrat hareketini şöyle tarif ediyor:

“Tayyip Erdoğan henüz ‘liberal demokratik değerler'e, çeşitli ‘haklar' felsefelerine ya da pratiklerine savaş açmamış, hattâ onların derinleştirilmesinden ve yaygınlaştırılmasından yana bir tavır göstermek istediği günlerde, ‘Kürt sorununa barışçı çözüm' sloganıyla meydana atıldı. Bu değerlerden vazgeçmeye ve onları düşman ilân etmeye karar verdiği zaman da bütün gücüyle Kürtler'e saldırdı. Burada ayrıca bir ‘değişkenlik' kapasitesi var ki bu da ‘popülist ideolojiler'in‘belkemiksiz' izlenimi veren bir özelliklerinin yansıması.”

Burada, Suriyeli mültecilere kimin kucak açtığını hangi “popülist olmayan” parti ve kitlesinin, bu konudaki yaklaşımlarını yazmayı unutmuş olmalı.

Şimdi de Hollanda için bakalım ne demiş. Oradaki popülist harekete karşı koyacak bir yığın insan varmış ve yabancı düşmanlığı konusunda popülist sağ ile bu yığınlar savaşırmış. Tabii yine de konjonktür belirlermiş. Ancak, yabancıların kovulması Hollanda gibi bir ülke için fazla şiddetmiş. (Tabii yine de bilinmez şerhi düşerek)

Ve ekliyor: “Türkiye gibi bir ülke için fazla şiddetli sayılmaz. Burada hayat böyle bir şiddet ölçütüne göre kurulmuş zaten. Bugün Tayyip Erdoğan'ın arkasına takılmış kitle kendini “halk”ın, Erdoğan'ın tercih ettiği kelimeyle “millet”in tamamı olarak görüyor ve kendi gibi olmayanı sevmiyor, azınlıktan hoşlanmıyor. “Kürt”, en baştan şüpheli bir şey. Sünnî olmayan, “Müslüman'ım” dese de, makbul değil; hele bir de Alevi'yse. “Batılılaşmış” kişi hiç iyi değil. Kürt mü, Türk mü, Alevi mi, farketmez. “Yerli ve milli” değil. İdeolojik “azınlık” en beteri, en tehlikelisi. Durmadan, Sünnî-Türk Müslüman AKP tabanını iğfal ve ifsad etmeye çalışacak. Bütün bu adamlar Türkiye için “fazlalık”. Olmamaları, olmalarından çok daha hayırlı.”

İşte; sosyal bilimcilerimizin durdukları zemin bu. Ezberledikleri terimleri bırakıp, bir kerecik olsun yürekleriyle okuyabilseler; “başımızı örteceklermiş”diyen kadınla aynı düzeyde olmazlardı.

Maalesef; çok yabancılar bu ülkenin sosyolojisine!

.

Facebook Yorumları

reklam
23.4.2017
Referandum mesajı
3.4.2017
Teorik aydınlar
26.3.2017
‘Başınızı örtecekler!’
19.3.2017
‘ŞALVAR’ DAVASI
13.3.2017
Akademik bakışlar
23.8.2015
Hüznün şehri Diyarbekir
20.7.2015
KİM DEMİŞ YÜRÜMEZ DİYE...
13.7.2015
Medyaya karşı medya
5.7.2015
AKIL, NEFRETİ YENER
23.6.2015
Evrensel ahlâk
20.6.2015
Mısır'ın Menderes'i
5.6.2015
Milletçe Şaşırıyoruz!
26.5.2015
HOŞÇA KAL DEDİ....
27.4.2015
ORTAK ACI - ÂDİL HAFIZA
12.4.2015
TSK demokrasi mi dedi?
18.02.2015
Fabrika Ayarları
07.02.2015
‘Sevgi’nin Bizce Dili
13.12.2014
‘Sevgi’nin Bizce Dili
22.10.2014
Selam ve Huzur
14.07.2014
Filistin…
28.06.2014
İtibarımız yok(muş)!
14.06.2014
Ders almayan Ortadoğulu
22.05.2014
Çerkeslerin kara günü
30.04.2014
İşte o dev!
01.04.2014
Seçimden Seçmeler!
17.03.2014
Bir Miting Hikâyesi
09.03.2014
Kadınlar Günü
03.03.2014
Be hey Ahlaksızlar!
04.01.2014
TSK demokrasi mi dedi?
16.12.2013
Sevgiler maktül
30.11.2013
Bi durun ya bi durun!
21.11.2013
Asli azınlık çocukları!
22.10.2013
Anlaşılamayan adam
06.09.2013
Bir Ülkücü ile Solcu Kardeşine!
11.06.2013
Romantik milletiz vesselam!
26.05.2013
Fikrime Ceza
09.04.2013
AKIL TUTULMASI
03.03.2013
KİM KORKAR OLMASI GEREKENDEN!
27.02.2013
ALEVİLER DEĞİL BEN BİLİRİM !
11.02.2013
Bir barış düşünün ki...
19.01.2013
BİR BARIŞ Kİ...
19.01.2013
ASLÎ AZINLIK ÇOCUKLARI!
15.12.2012
Avrupa Birliği’nden caymak...
03.12.2012
AH AYRILIK!
22.11.2012
Asli azınlık çocukları!
11.11.2012
Çemberin çeperi
06.11.2012
YORULDUM
03.11.2012
EDİ BESE/ YETER ARTIK
31.10.2012
Şekle yenik düşmek
17.10.2012
SAYIN USTAMA
03.10.2012
Bir Erdoğan geçiyor hayatımızdan
30.09.2012
SAYIN AHMET ALTAN'A MEKTUP...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı