Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Bir ölümün ardından: Can korkusu, yaşama isteği ve yılgınlık duygusu arasında


31.03.2020 - Bu Yazı 56 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her gün ölümü düşünmekten yoruldum.

Ölüme karşı önlem almaktan, garip bulduğum şeyleri yapmaktan, kuşku duymaktan usandım.

Ölüm haberlerinden, yorumlarından, uyarılarından sıkıldım.

Ölümden korkmaktan bıktım.

Tam da bu yılgınlık cümlelerine alışıyordum ki haber geldi:

"Kalbi durdu."

Meğer bu anlatım "öldü" demekten daha yumuşakmış; onun için tercih ediliyormuş bu gibi durumlarda hastanelerin akrabaları bilgilendirmek için yaptığı aramalarda.

"Kalbi durdu"... Ve bir daha da atması sağlanamadı.

Öldü...

* * *

Yorulduğum, usandığım, sıkıldığım, bıktığım ölüm...

İşte çıkageldi. Ve işini yapıp karanlıklara karıştı.

Geride bir kadının cansız bedenini ve durmuş kalbini bırakarak.

Ne düşünmeliyim şimdi?

Ne hissetmeliyim?

Bu soruları daha soramadan bir acı saplandı içime.

Oysa bu ölüm sürpriz değildi; yıllardır kendimce hazırlanmaya çalıştığım bir sondu.

Ama en fazla hazır olduğunuzu sandığınız ölüm bile, iki kelimelik kısa bir cümleyle yüreğinizden bir parçayı koparıp akıllı ve mantıklı fikirlerinizin üzerini tümüyle kaplayacak şekilde önünüze fırlatabiliyor.

Bir kez daha ölüm, ancak susarak ve sabrederek kabul edebileceğiniz bir yenilgi olduğunu kanıtlıyor.

* * *

Ölüm yenilgi mi sahiden?

Korkunç bir şey mi?

Neden herkes bu kadar korkuyor ölümden?

Neden son birkaç haftada milyarlarca insan her gün ölümü düşünerek ve ondan korkarak değişiverdi?

Ülkeleri, kentleri, mahalleleri, sokakları, onlar içindeki her şeyi ve herkesi tanımak bile zor şimdi.

Bir ay önce nasıldılar? Şimdi nasıl oldular?

Demek bu kadar güçsüzmüş hayat adına üretilenler! Güvendiğimiz ne varsa bir anda buharlaşıverdi.

Hiçbir şey kâr etmiyor. Ne nükleer silahlar, ne uzay mekikleri, ne sert ifadeli ve kurnaz bakışlı devlet yöneticileri, ne -en zengininden en yoksuluna- hayatını paraya bağlamış sınırsız kalabalıklar!..

Fareler gibi kaçışıverdik hepimiz (fareler bağışlasın beni); bir markette birbirimizi gördüğümüzde ters taraflara savruluveriyoruz can korkusuyla; sevdiklerimize sarılıp öpemememizin sıkıntısını gidermek için hiç de komik ve elzem olmayan şakacı açıklamalardan medet umuyoruz.

Acizlik ne kötü şey!

Ölüm bizi böyle teslim alıyor zaten: Acizlikle...

 * * *

Fotoğraflarına bakıyorum. Videolarını izliyorum. Sesini dinliyorum.

İnsanın hâlâ kulaklarında çınlayan bir sesin sahibinin artık yaşamadığını kabullenmesi ne kadar zor!

Geride yüzlerce, binlerce anı kaldı. Çoğunu unuttuğum. Belki bir kısmı ansızın karşıma çıkar bir gün. Veya bir gece rüyamda selamlar beni.

Kışın istemiyordu "kalbinin durmasını". Her ne kadar yaz gelmese de, baharda vedalaşmış oldu bizimle.

Şimdi pencereden gördüğüm ağaçların dallarında bahar tomurcukları filizleniyor ne zamandır. Kuşlar ötüşüyor. Ortalık yemyeşil. Doğanın kokusu insanı sarhoş ediyor.

Yaşamanın, mutlu olmanın, sevmenin, gülmenin tam zamanı, derken...

Bütün dünya, burnunun dibinde küstahça gezinen ölüme teslim...

Ben ise mağrur adımlarla uzaklaşan bir ölümün ardından, duygularımı kelimelere dönüştürmekte zorlanacak kadar çaresizim.

Fotoğraflarla, videolarla, ses kayıtlarıyla bir geçmişe, bir bugüne gidip geliyorum.

Kolay değil, 58 yılı aşkın tanışıklığımız vardı.

Ve 20 yıl kadar önce onu başlamaya ikna ettiğim güncesini okuma zamanı geldi ne yazık ki. ("70’inden sonra günceye mi başlanır!" demişti önce bana. Sonra bir gün beklediğim soru geldi: "Günce nasıl yazılır?" Bu konuda en son birkaç yıl önce konuşmuştuk. Bana güncesinin bir bölümünü okutmak istemişti; ben de reddetmiştim. O zaman anlaşmıştık, benden önce ölürse günceyi ilk okuyan ben olacaktım.)

* * * 

Koronavirüs’ten kaç kişi ölecek acaba dünyada? Ya Türkiye’de?

Ya sevdiklerimiz arasında?

Ya biz? Biz sağ çıkabilecek miyiz?

Kim öksürdü? Ateşiniz mi var yoksa? Soluk almakta güçlük mü çekiyorsunuz ne?

Sağlık Bakanı’nın "akşam bülteni"nin sonundaki "maalesefli sayı"yı yükseltecek kişi aramızdan biri olmasın?

"Yaşamak" dediğimiz şeyin sonu geliyor mu?

Ne yaşamakmış ama! Şu hayatımıza bir bakın!

Darbeler, işkenceler, yasaklar, baskılar, savaşlar, krizler, depremler... Yetmedi... Kendi hayatımızı veya yakınlarımızı tehdit eden türlü hastalıklar, karşılaştığımız felâketler, parasızlıklar, adaletsizlikler, ihanetler, vurdumduymazlıklar, varlık yokluk mücadeleleri... Bütün bunlar yetmedi... Şimdi de böyle bir virüsün avucuna düştük.

Ne eksik kaldı? Üzerimize göktaşı yağması mı?

Bu mu hayat gerçekten?

Arkadaşlarımın çoğu -benim de yıllarca telaffuz etmeye alışkın olduğum- "kavga", "direnme", "aydınlık gelecek" mesajları paylaşıyor. Nâzım’ın umut verici şiirlerini serpiştiriyor neredeyse kararmaya yüz tutmuş cevahirlerimize doğru.

Sonra yeni bir kötü haber geliyor. Yine değişiyor mevsim.

Belki 2,5 milyon yıllık geçmişe dayanan insanlık tarihi içinde bize düşen ortalama ömür zaten 60-70, bilemedin 80 yıl; toplamın içinde bit kadar küçük yani!

O zaman dilimini de böyle mi yaşayacaktık?

İsyanımı yatıştıracak şeylerden biri mizah bu günlerde; virüsle ve ölümle ilgili ironik satırlara, sözlere, görüntülere bayılıyorum.

Sonra bir an geliyor; epeydir hatırlamadığım İspanyol Meyhanesi’nden birkaç dize kırıyor sabrımın zincirini:

"Yeter yeter! Öleceksek ölelim! Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur..."

Ardından yine aynı çelişki:

"Bir insan ömrünü neye vermeli? Tükenip gidiyor ömür dediğin..."

* * * 

Öksüz kalmaktan yüksek sesle yakınamayacak kadar ilerledi yaşım.

Ama annemi kaybettiğimde içimde tahmin ettiğimden daha büyük bir boşluk doğduğu hissine kapıldım.

Belki bu yara da kapanır.

Ya da kapandığı hissiyle hayat dediğimiz o garip hengameye tutunmaya devam ettikçe her şeye alışırım  ben de.

Hem zaten ağaçlarda bahar tomurcukları filizleniyor. Kuşlar ötüşüyor. Doğanın kokusu insanı sarhoş ediyor.

Mezarlıklarda bile...

.

Facebook Yorumları

Emlak8
31.03.2020
Bir ölümün ardından: Can korkusu, yaşama isteği ve yılgınlık duygusu arasında
11.03.2020
Eyyy muhalefet, dış politikaya çalışmadan ve Putin'i anlamadan iktidar olamayacaksın!
14.08.2019
Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat
4.06.2019
Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi
18.05.2019
Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..
26.4.2019
Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım
20.4.2019
İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı
12.4.2019
Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?
30.3.2019
Erdoğan küskün muhalifleri oy kullanmaya ikna etti
15.3.2019
Vedalaşma zamanı...
23.2.2019
Erdoğan’ın ‘zırhlı araba’ merakı, Putin’in dalga geçen cevabı
25.1.2019
Erdoğan - Putin #10YearChallenge: Bir ‘like’ yapıp geçse miydim?
18.1.2019
Kapasitesi sınırlı ve narin hafızalarımızda bu kadına özel bir yer ayıralım lütfen!
11.1.2019
Rusya: Suriye'de ‘aslan' ama ya ‘dünkü kardeşleri' ile?
6.1.2019
Sonu zaferle bitmeyen mücadeleler her zaman kayıp hanesine mi yazılır?
30.12.2018
Eksik bir yılbaşı gecesi: Bir mucize olsa da 2019'da hayat normale dönse...
23.12.2018
Tek bir söz hayat verir, tek bir söz için hayat verilir
16.12.2018
Hayatımızın kıyısından geçip giden insanlarla beraber neler kaybediyoruz?
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive