Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı


4.3.2018 - Bu Yazı 693 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Alkış...

Ne demek?

Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını göstermek için insanın iki elini ses çıkaracak kadar şiddetle birbirine vurması...

Oldum olası pek bayılmam bu işe.

Bazen hoşuma giden bir tavrı veya şakayı, ya da ne bileyim, bir sanat eserini alkışladığım olur.

Ama politikacıları alkışlamakta cimri davranmak gerektiğini düşünürüm.

Ve siyasi alkışları çok sevenlerin yağcılığa eğilimli olduğundan kuşkulanırım.

*             *             *

80’li yılların çoğunu Sovyetler Birliği’nde geçirdim.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi kongrelerinin ve Merkez Komitesi toplantılarının (plenumlarının) raporları yayımlanırdı.

 

Orada Genel Sekreter Brejnev Yoldaş’ın (daha sonra Andropov, ardından Çernenko ve nihayet Gorbaçov) konuşmaları içinde bazı paragraf aralarında parantez içinde şu notlar yer alırdı:

“Alkışlar.”

“Gür alkışlar.”

“Sürekli ve gür alkışlar.”

Lider konuşmasının bir yerinde sesini coşturduğunda, onu dinleyenler (ve hatta pek dinlemeyenler) ellerini çırparak dile getirilen politikaları desteklediklerini belli ederdi.

Biraz şaşkın ve kısa süreli el çırpmalara “alkışlar” deniyordu.

Daha kararlı ve heyecanlı olunduğunda daha fazla ses çıkıyor ve buna “gür alkışlar” adı veriliyordu.

Liderin sesini yırtınma derecesinde dalgalandırdığı, neredeyse bağırdığı ve/veya bilinen bir şiirle, şarkıyla falan bağladığı ya da konuşmasını bitirdiği sıralarda ise salondakiler neredeyse tüm gücüyle ellerini kızartana kadar alkışlar ve bir türlü durmak bilmezdi (çoğu kez de bunu ayağa kalkarak yaparlardı): “Sürekli ve gür alkışlar.”

Çok alkış, çok destek ve az eleştiri demekti.

*             *             *

Rusya lideri Putin ulusa seslendi.

Tesadüf, yıllık ulusa sesleniş tarihiyle devlet başkanlığı seçimleri arasında çok az zaman kalmıştı (seçimler 18 Mart’ta).

Televizyonlardan 147 milyonluk ülkeye ve tüm dünyaya iletilen konuşma, “halkın temsilcileri” önünde yapıldı: Parlamentonun alt ve üst kanadının üyeleri ve oraya çağrılan özel konuklar, Putin’i canlı olarak ve yakın mesafeden dinleme onuruna kavuştu.

Lider 2 saat konuştu. Daha net olmak gerekirse, 1 saat 55 dakika.

Bu süre içinde 60 kez alkışlarla kesildi Putin’in konuşması.

Başlangıçta ekonomik, sosyal konulara değinen Putin, dördüncü iktidar dönemi (ilk iki seferden sonraki “Medvedev dönemi” de sayılırsa beşinci) için iddialı hedefler koydu.

Yaşam süresinin artması, GSMH’nın yükselmesi, barınma şartlarının iyileşmesi vs. amaçlarını açıkladı.

Ve bu hedeflere ulaşmak için mevcut “geriliğin” aşılması gerektiğini vurguladı.

18 yıllık iktidardan sonra bu ifadeler ilginçti.

Sonra sıra, konuşmanın en önemli bölümüne geldi.

Rusya Devlet Başkanı, 40 dakikadan uzun süre, videolar eşliğinde, büyük bir heyecanla ve ustalıkla Rus silahlarını övdü, muhtemel müşterileri epeyce etkiledi.

Zaten Rusya, Suriye’de ciddi deneyim kazanmış ve bu arada 200 yeni silahı denediğini açıklamıştı.

Ama en önemlisi şimdi ilan ediliyordu: Yeni silahlar üretilmişti.

Özellikle de mevcut savunma sistemlerinin engelleyemeyeceği ve neredeyse sınırsız menziliyle dünyada istediği yeri vurabilecek bir süper kıtalararası nükleer füze sistemi (“Sarmat”) geliştirilmişti.

Putin “Bizi daha önce dinlemek istemediler” dedi ve ekledi“Şimdi dinleyin!”

*             *             *

Salondaki yüzlerce kişinin yüzünü izledim konuşma boyunca.

Uyuklayanlar, dikkatsizler, “bitse de gitsek”çiler de vardı elbette.

Ama çoğunluk büyük bir ilgiyle dinliyor, lideri sık sık ve candan alkışlıyordu.

Dahası bildiği ve desteklediği sözleri Putin’in ağzından duyduğunda bilgiç bir tarzda kafa sallayanlar ve kinayeli biçimde gülümseyenler de az değildi.

Çoğunun gözleri Putin’e hayranlıkla doluydu.

Milletvekilleri, dinî yöneticiler, gençler, kadınlar, erkekler, sanatçılar, toplumun hemen her kesimi ekrandaydı ve Rusya liderinin dünyaya meydan okumasını büyük bir zevkle izliyordu.

Ünlü rejisör Nikita Mihalkov kendisine uzatılan mikrofona iştahla konuşuyordu: “Putin’den başka lider yoktur!” İster istemez gülümsedim; bir zamanlar da Yeltsin’i ne kadar severdi...

Bazı çehreler (fiziksel olarak değil, yüz ifadesi bakımından) bana Hülya Koçyiğit’i, bazıları Ajda Pekkan’ı, kimileri Yavuz Bingöl’ü, kimileri de Cemal Hünal’ı hatırlattı.

“En güçlü ordu”“en iyi pilot”, “en önemli ulus” türü milliyetçi anlatımlar o sırada yalnızca o salonda değil, bütün ülkede yankılanıyor gibiydi.

Başta yeni ve “önlenemez” füze olmak üzere askerî adımların hedefinde ilk olarak ABD’nin olduğunu, dolayısıyla yeni silahlarla en çok ABD’nin tehdit edildiğini herkes biliyordu.

Ve bazen Putin’in her 2-3 cümlesinden sonra yeni bir alkış tufanı konuyordu.

*             *             *

Batı’nın bitmek tükenmek bilmeyen Moskova düşmanlığı, sosyalist sistemin yıkılması sırasında ve Sovyetler Birliği’nin son döneminde verdiği sözlerden cayması, Rusya’yı aşırı derecede provoke ederek onu içerden ve komşularından doğru çökertmeye çalışması elbette bu ruh halinin haklı gerekçeleri arasındaydı.

Ancak Rusya yeni bir silahlanma yarışını kaldırabilir miydi? Belli ki bu soruyu sorma zamanı değildi.

Rusya’nın yıllık askerî bütçesinin 46 milyar dolar olduğunu, ABD’ninkinin ise 700 milyar doları aştığını hatırlatmak da uygun değildi herhalde.

Aslında belki bunların fazla bir anlamı da yoktu.

Çünkü Putin daha çok ABD’ye değil, Rusya halkına ve seçmenlere sesleniyordu.

Başkanlık seçimlerini kolayca kazanacağı belli olan Putin, yeni silahlarla donanmış konuşmasının yardımıyla daha da rahatladı.

Çok alkış aldı.

Çok alkış, çok destek ve az eleştiri demekti.

Ve çok oy anlamına geliyordu o alkışlar aynı zamanda.

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Seks iyi hoş da, erkekler pek zavallı...
26.11.2018
Gazetecilik, yazarlık ve parasızlık üzerine
19.11.2018
Tanya'ya mektup: Bugün senin ölümünün dokuzuncu günü...
11.11.2018
Çocukları çok mu seviyorsunuz, milliyetçi bayım? Hangilerini?..
4.11.2018
'Sıla'yı savunmak' veya 'çarpıcı' bir Türk erkeğinin ikiyüzlü öfkesi
28.10.2018
Cesaret üzerine sorular
25.10.2018
Bekir Ağırdır: ‘Gün Olur' yeni MC iktidarı kurulur...
21.10.2018
Güzel ve talihsiz bir ülke ve ona benzeyen bir kadın...
14.10.2018
Kabasınız, kaygısızsınız, saygısızsınız, densizsiniz, özensizsiniz; hayat size güzel...
7.10.2018
‘Çok cahilsin, keşke ölsen! Ama madem çok güçlüsün, o halde ben de...'
30.9.2018
7 soruda Rusya'nın Suriye'deki üç yılı
23.9.2018
Ruhumun acelesi var, an'ı yaşamak istiyorum...
16.9.2018
Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?..
3.9.2018
Seçim bugün olsa sandığa gitmem. Ne yani, Kemal Bey, sizce ben AKP'li miyim?
27.8.2018
Yazacak bir şey yok artık, okuyacak da, konuşacak da... Sadece fotoğraflara bakın!..
19.8.2018
Ermenistan'ın hızlı değişimi: Darbe? Devrim? Karşı devrim?..
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8