Hakan Albayrak

Karar gazetesi



Bookmark and Share

İran’da ne oluyor, niye oluyor?


1.1.2018 - Bu Yazı 159 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İran’da hayat pahalılığı ve işsizliği protesto olarak başlayan nümayişler yer yer rejim aleyhtarı bir hüviyete büründü.

Sosyal medyada paylaşılan bazı nümayiş videolarında, rejimin başı olan Ali Hamaney’in posterlerinin “Hamaney’e ölüm!” sloganları eşliğine yakıldığını görüyoruz. Resmî ideolojiye / teolojiye göre Hamaney, sadece “İslam İnkılabı Rehberi” değil, bunun ötesinde “Veli-yi Fakih” yani “İmam Mehdi’nin Naibi” olduğuna göre, rejimin ‘kutsal’ına isyan söz konusu.

Yükselen sloganlar arasında Şah Rıza Pehlevi’ye hasret sloganları ve “İslam Cumhuriyeti istemiyoruz” sloganı da varmış. Buna şaşıranlar olabilir. Ben şaşırmıyorum. İran’ın çarşısını pazarını çok gezdim, mollaları yerin dibine batıran İranlılara çok rastladım, “Şah zamanı çok iyiydi” diyen İranlı da gördüm, rejimi İslam’la özdeşleştirdiği için İslam’a öfke duyan İranlı da…

Nümayişlerde doğrudan doğruya İslam karşıtı slogan atan kimselerin olduğunu duysam bile şaşırmam.

***

Emperyalistler illa ki işin bir tarafından tutacaklar ama meselenin kaynağında emperyalistlerin fitneleri değil İran yönetiminin -bu fitnelere çanak da tutan- hataları yatıyor.

Meselenin kanyağına inmek için, İranlı âlim Hüseyin Ali Muntazeri’nin 2007’de bir Japon gazetesine (Mainchi) verdiği beyanata bakalım: “Ayetullah Humeyni şiarları yükseltti, bizler de onunla beraberdik. Bu şiarlar vasıtasıyla insanlar meydana çıktı ve devrim kazandı. Şiarlarımız, ‘Bağımsızlık, Özgürlük ve İslam Cumhuriyeti’ idi. Bağımsızlık bir aşamaya kadar gerçekleşti. Ancak özgürlük ve İslam Cumhuriyeti’ne gelince hâlâ önümüzde uzun bir yol var.... Anayasadaki meşru ve açık özgürlükler kolayca ezilmektedir. Bu da önderlerin kendileri için anayasanın ve şeriatın üstünde koydukları dokunulmazlıkla gerçekleşmektedir. Hâlâ birçok parti özgürlük sahibi değildir. Bazı siyasi gruplar sadece iktidardakilerin üsluplarına muhalefetleri sebebiyle yasadışı sayıldı. Sadece iktidardakileri öven basın organları hürdür. Bu organlar istediklerini söyler ya da kendilerine ne emredilirse onu yazar. Ancak hükümetten bağımsız medya yöneticilerine, emniyet ve yargı kurumları tarafından sorunlar çıkarılır...”

Mesele, İslam’a dayandığını iddia eden yöneticilerin ceberrutluğundan kaynaklanıyor. Bu ceberrutluk, halkın büyük bir kısmını devlete, küçük olduğunu umduğum bir kısmını ise devletin yanı sıra İslam’a da muhalif olmaya sevk ediyor.

***

2009’da da kitlesel protesto gösterileri olmuştu İran’da. Protestocu kitleler, Mir Hüseyin Musavi (Eski Başbakan), Muhammed Hatemi (Eski Cumhurbaşkanı) ve Mehdi Kerrubi (Eski Meclis Başkanı) gibi “inkılabî” siyasetçilerin posterlerini taşıyor, yani mevcut nizam dahilinde bir çözüm arıyorlardı. Rejim bunların üzerine yine de amansız ve gereksiz bir şiddetle gitti. Güvenlik güçleri yahut “Besic” denilen rejim milisleri, çok sayıda göstericiyi öldürdü. Tutuklanan göstericiler -Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin oğlu dahil- işkenceden geçirildi. Musavi ve Kerrubi ev hapsine alındı (Sekiz senedir ev hapsindeler).

O günlerde yazdığım bir yazıda şöyle demiştim: “Nümayişlerde Şah'ın veya onun oğlunun değil Mir Hüseyin Musavi ve Muhammed Hatemi'nin posterleri taşınıyor; fakat bu kanlı tahriklerin önü alınmazsa, bir gün muhaliflerin ellerinde 'sistem dışı' posterler de görebiliriz.”

O gün geldi galiba.

***

Muntazeri’den bir alıntı daha; 11 Şubat 1989’da, devrimin 10’uncu yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmadan: “Ne yazık ki iş yapmak ve devrim değerlerini korumak yerine slogan attık. Halka değer vermek ve onu söz sahibi yapmak yerine halkın zeki ve aktif güçlerini hayal kırıklığına uğrattık, mücerretleştirdik. Bu yüzden şimdi öyle bir noktaya geldik ki, yönetimde kalabilmek için ilk sloganlarımızın ve değerlerimizin karşısında durmak zorunda kalıyoruz. İran hükümetinin ayakta kalması gerekçesiyle ahlaki ve İslami değerler ihlal edilemez. Söz konusu değerler, uğruna devrim yaptığımız ve halka sloganlarımızla vaat ettiğimi değerlerdir. Devlet bir vasıtadır, gaye değil. Değerler gayedir.”

Muntazeri’nin Humeyni’den sonraki “rehber” olması öngörülüyordu. Ne var ki bu sağduyu çağrıları yüzünden 1989’un mart ayında Humeyni tarafından istifaya -haleflikten feragate- zorlandı. Humeyni böyle yapmasaydı, öldüğünde yerini Hamaney değil de Muntazeri alsaydı, İran’da işler bu noktaya gelmeyebilirdi.

***

2009’daki protestolar gibi şimdiki protestolar da bastırılabilir. Ama İran için için kaynamaya devam eder. Bugün değilse yarın öyle bir patlayabilir ki, anlı şanlı rejim muhafızlarının alayı da o patlamada duman olup gidebilir. Korku duvarını bir kere aştı mı, ölümlere bir kere alıştı mı, İran halkını durdurabilene aşk olsun! Şah Rıza, 1979’daki devrimi durdurmak için şiddetin dibini bulmuştu da ne fayda? “İslam Cumhuriyeti”nin şiddeti niye Şah’ın şiddetinden daha caydırıcı olsun ki?

***

Tek yol ıslahat. Diken üstündeki İran devleti, her şeyden evvel, İslam’ı temsil iddiasını bırakmalı ve neredeyse İmam Mehdi’nin “masum”luğunu -hatadan münezzehliğini- atfettiği “Veli-yi fakih” vasıtasıyla el koyduğu cumhuriyeti cumhura geri vermeli. 1979 Devrimi’nin şiarlarına geri dönme basiretini göstermediği müddetçe kendi kuyusunu kazmaya devam eder. Dahası, “İran İslam Cumhuriyeti” ile İslam’ı tefrik edebilecek kadar şuur sahibi olmadıkları için İslam’dan uzaklaşan  kimselerin çoğalmasına yol açar.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.1.2018
Barzani de mi Kürt düşmanı faşist?
18.1.2018
Afrin
12.1.2018
Ürpertici bir söz
11.1.2018
Trenden düşmek
8.1.2018
Abdullah Gül ve risk
6.1.2018
Vebal
5.1.2018
BM Genel Merkezi Doha’ya taşınsın
4.1.2018
Ve Hamaney konuştu…
1.1.2018
İran’da ne oluyor, niye oluyor?
30.12.2017
Ne oldu ki?
28.12.2017
Afrika’ya giden yol
25.12.2017
Hizb-ut Tahrir’e zulüm
24.12.2017
Kudüs meselesinde durmak yok, yola devam!
22.12.2017
Arap düşmanlarına gün doğdu
21.12.2017
Vahşi bir iftira
18.12.2017
El Bab’da selam dolu bir gün
16.12.2017
Erdoğan ve Doğu Kudüs
15.12.2017
‘377 A’
14.12.2017
Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti
10.12.2017
Kudüs için Yenikapı’da buluşalım
8.12.2017
ABD budur
7.12.2017
Kudüs meselesi
4.12.2017
kEkmek gramajı ve ötesi
2.12.2017
Türkiye’nin kaybından menfaat umanlar
1.12.2017
Sabah namazı Devrimi
30.11.2017
Adem Özköse Medresesi
25.11.2017
Marmara Üniversitesi ve ‘Serok Ahmet’
23.11.2017
Al benden de o kadar
18.11.2017
Merak etmeyin, Misak-ı Milli’ye Norveç dahil değil
17.11.2017
Okkupert
13.11.2017
Ey siviller, sivil kalın!
11.11.2017
AK Parti’nin yeni misyonu
9.11.2017
O arabayı Erbakan yapmadı
5.11.2017
Yeniden bismillah…
3.11.2017
Theresa May’i gururlandıran tablo
2.11.2017
Mustafa Armağan’ın mahkûmiyetine dair
31.10.2017
İhsan Şenocak’ın açığa alınmasına dair
27.10.2017
Casusluk tezviratının sonu
21.10.2017
AK Parti’nin sessizliği
20.10.2017
Evet, Barzani’yi tercih ediyorum
19.10.2017
Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?
16.10.2017
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
15.10.2017
Ama o kadın için hayat hiç değişmedi
13.10.2017
Sırbistan’la münasebetler
12.10.2017
Bu mudur yani?
9.10.2017
Sinan Oğan ve Aki Kaurismaki
7.10.2017
Sabah koşusu
6.10.2017
Cumhurbaşkanına suikast davası
30.9.2017
Nihayet bunu söyleyen bir siyasetçi çıktı
29.9.2017
Dil ve üsluba dikkat
26.9.2017
Referandumdan sonra..
23.9.2017
“Irak'ın toprak bütünlüğü”
22.9.2017
Alerjik tepkiler
21.9.2017
Barzani düşmanlığı
18.9.2017
Barzani Türkiye’yi gerçekten savaşla tehdit etti mi?
16.9.2017
Referandum ve Kerkük meselesi
15.9.2017
‘Ne yapacağız bu gençleri?’
14.9.2017
Cıvıl cıvıl bir hareket
12.9.2017
AK Parti çevrelerinde yükselen tepki
9.9.2017
Myanmar, özgür gazeteciliğin önünü açsın
8.9.2017
Katalonya
7.9.2017
İnfak cumhuriyeti
1.9.2017
ARAKAN 3072
31.8.2017
E yuh artık!
26.8.2017
Altınsu Raporu
25.8.2017
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu
24.8.2017
Yücel Çakmaklı’nın eniştesine verdiği söz
21.8.2017
Uğur Dursun Dosyası
19.8.2017
Büyükada’daki 'gizli toplantı' meselesi
18.8.2017
Selamun aleyküm hür adam
14.8.2017
Eren’in gül yüzü
11.8.2017
Tek tip elbise meselesi
10.8.2017
Altınsu köyünde ne oldu?
7.8.2017
Vurun Ayhan Oğan’a!... Ama niye ki?
5.8.2017
Altıncı Raşid Halife
3.8.2017
Durmak yok, harcamaya devam!
31.7.2017
Suriyelilere dayak videosu
29.7.2017
Mehmet Görmez Hoca giderken…
28.7.2017
Bir İstanbul Yahudisinin İsrail macerası
22.7.2017
Kızgınlık Cuması
21.7.2017
‘Bakan olduğumu televizyondan öğrendim’
15.7.2017
15 Temmuz afişleri
14.7.2017
Suriyeli bir Osmanlı tarihçisinin makalesi
13.7.2017
Akıl akıldan üstündür
10.7.2017
Srebrenitsa
8.7.2017
Emani ve Halef Er-Rahmun
7.7.2017
Irak Kürdistanı’ndan Türkiye’ye para transferi
6.7.2017
Muhacirlere düşmanlığın dayanılmaz hafifliği
1.7.2017
Kaçak Yolcu
30.6.2017
Necip Fazıl’a yerlilik ve millilik mi batmıştı?
29.6.2017
Afrika’da yükselen bir yıldız: Türkiye
23.6.2017
Bir hakkın teslimi
22.6.2017
Sen şimdi tam olarak ne diyorsun abicim?
19.6.2017
Mahkemeye baskı meselesi
16.6.2017
Karadavi ile omuz omuza
15.6.2017
Hayko Bağdat’ın Alman patrona isyanı
12.6.2017
Duruşum bundan ibarettir
10.6.2017
Karadavi niye hedefte?
9.6.2017
5 Haziran
8.6.2017
Katar: Bir şeref ve haysiyet virüsü
5.6.2017
Talat Aydemir’e hakaret
2.6.2017
Merkel
1.6.2017
Biz dünyanın vicdanıydık Yâ Hû!
29.5.2017
Gazze’de Onbaşı Hasan Camii
25.5.2017
Ölüm
13.5.2017
Cumhuriyet Şurası
12.5.2017
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti
11.5.2017
Haklı tepkiler ve ötesi
8.5.2017
Yerlilik ve ümmetçilik
7.5.2017
Gül’ün açıklaması
5.5.2017
Siyonizm aleyhtarlığı ve antisemitizm
4.5.2017
Hamas’ın ‘1967’ açılımı
1.5.2017
Somali’ye dönüş
29.4.2017
Kürt meselesinde rehavete kapılmamak lazım
28.4.2017
Diyarbakır’dan sesler
27.4.2017
Perinçek’e dikkat!
22.4.2017
Gül ve Davutoğlu
21.4.2017
Pelikancıların İslamcılarla savaşı
20.4.2017
Safları gönülden sıklaştırma zamanı
17.4.2017
Devrim
15.4.2017
Rabbi yessir…
14.4.2017
Kılıçdaroğlu’nun Suriyeli muhacirlere düşmanlığı
13.4.2017
Fitne
10.4.2017
Füze çeliği
8.4.2017
Bildiğin CHP işte…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı