Hakan TAHMAZ

http://imp-news.com



Bookmark and Share

Savaşa karşı, barış hakkı


28.10.2019 - Bu Yazı 177 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Günümüz dünyasında 2. Dünya Savaşı sonrasında gelişen “özgürlükçü” arayışların yerini otoriter siyasal eğilimler, güvenlikçi politikalar ve gelecek kaygısı aldı.

Türkiye tarihinin en kritik dönemini yaşıyor. Türk askeri, Suriye topraklarında. Buna itiraz edenler soruşturmaya uğruyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.   Medyanın neredeyse tamamı, toplumu tek bir savaş gücüne dönüştürmeye, barış istemlerini bastırmaya çalışıyor.  

Siyaset, akademi ve medya büyük ölçüde milli mutabakatla davranıyor. Düne kadar barış isteyenleri yargılayanlar, şimdi de savaşa savaş diyenleri siyasal linçe uğratıyorlar.  

Ne yazık ki, bu gün Türk milliyetçilerinin, İslamcı, solcu statükocu  ve muhafazakâr kesimlerin çabalarıyla barış fikrini ağıza almak büyük bir cesareti, risk üstlenmeyi  ve  bedel ödemeyi  gerektiriyor.

Bu gün Kürt meselesinde 2013-2015 Çözüm Süreci’nde kaçırdığımız fırsatın değeri, Suriye’de yaşanan gelişmelerle daha da anlaşıldı. Artık, Türkiye’nin barışı, bölgenin sorunuyla, Suriye’nin geleceğiyle birlikte masada. Dünya ilk kez bu kadar yaygın ve yoğun olarak  Kürt meselesiyle tanıştı ve ilk kez bu kadar büyük bir gündem halini geldi Kürt meselesi. 

Herkes için demokratik ve meşru yollarla  barış talep etmenin  tarz ve yöntemi farklı olabilir. Ama talep ettiğimiz barış “hayatın özü”, itiraz ettiğimiz ölme ve öldürülme tercihlerinde birinin seçilmesi. Yani barış,  “ölüme hayır, yaşama evet” demektir.

Barışı, çatışmasızlık hali, uzlaşma kültürü, bireylerin, toplulukların ya da halkların karşılıklı olarak birbirlerini tanıması kavramlarıyla birlikte düşünmek gerekir. Barış, iyi olma halidir. Başkasının acısını anlama, birbirini duyma, farklılığın farkında olma halidir.

Bugün Türkiye’de  savaş koşullarında  düşünce özgürlüğünün kendisi tehdit altında. Popüler Türk ceza yasası TCK 301. madde yeniden raflardan indirildi. Hrant Dink cinayeti öncesinin taşlarını döşeyen yasa ve  siyasal ortamdır sözünü ettiğimiz. 

Hrant Dink Vakfı  tarafından düzenlenen, 18-19 Ekim tarihlerinde Vakfın salonunda yapılacak 'Kayseri ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı' Şişli Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Aynı konferans bir hafta önce Kayseri’de yapılmak istenmişti, yine yasaklanmıştı. 

Artık, HDP’nin sadece parti binaları içerisinde toplantı, basın açıklaması yapmasına müsaade ediliyor. HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları fiilen kaldırıldı. Parti kapatılmaktan beter edildi.  Son bir aydır güvenlik güçlerinin ablukaya aldığı milletvekillerine öfkeyle, nefretle bakışları ve davranışları  yürekleri  acıtıyor. Bu bakışlar gerçekten de insanı kahreden bakışlar.  

Savaşa, savaş diyen CHP’li Kürt milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, siyasi linçe ya da ırkçı hakaretlere maruz kalması Türkiye’nin  yüz karasıdır.

Bu süreçte Türkiye, ABD’nin çekilmesi ile Suriye’de yeni pozisyonunu aldı. Hiçbir tarafın varlığını istemediği yabancı güç  olarak, Suriye’nin egemenlik alanında neler yapacağı   gizli değil. Donald Trump, Kürtlerle işbirliğine son verdikten sonra  ABD ordusu Suriye’de “petrol kuyusu bekçiliğine” devam edecek. 

Literatürde bütün bu olup bitenin adı çok açık. Birleşmiş Milletler sözleşmesine göre savaş yasak. Bu nedenle BM her hangi bir devlet için savaş tanımlaması yapmaktan sürekli kaçınıyor. Çünkü aksi halde uluslararası hukuka göre yaptırım uygulamak zorunda. Aynı tiyatroyu  bu günlerde Suriye izliyoruz. 

1984 yılında toplanan BM Genel Kurulu, 39/ 11 sayılı bildirisi Barış Hakkına ilişkindir. (BM Genel Kurul kararları Prof. Dr. M.Semih Gemalmaz, Ulusalüstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş, Legal Yayınları, İstanbul, incelenmeli.)

Savaş karşı çıkmak, barış talep etmek  konularında da   Birleşmiş Milletler belgeleri nettir. BM Sözleşmesi, barış hakkını kutsi bir hak ilan etmiştir.  Halkların barış hakkının güvence altına alınmasının ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesinin her devletin temel bir yükümlülüğü olduğuna hükmetmiştir.  

Savaşı suç olarak tanımlayan, barış hakkının kutsallığına vurgu yapan çok sayıda uluslararası belge, sözleşme, ülkemizde bugün tozlu raflardaki birer kağıt parçası. 

Toplumsal hareketlerin zor araçlarıyla bastırılmış, fazlasıyla geriletirmiş olması ve savaş ortamında  toplumu  kuşatan  milliyetçilik zehrinin  panzehiri,  uluslararası sözleşmelerin tanımladığı çerçevede savaşa karşı çıkan,  kutsal bir hak olarak barışı savunmanın ulusal çapta yasal bir çerçeveye kavuşmasını da içeren bir barış hareketinin, toplumsal duyarlığının  geliştirilmesidir. 

hakantahmaz.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.10.2019
Savaşa karşı, barış hakkı
9.10.2019
Suriye’de güvenli bölge çıkmazı
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
16.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
3.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive