Turgay Oğur: Operasyon sözlüğü – 2

15.01.2014 - Bu Yazı 7841 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Turgay Oğur: Operasyon sözlüğü – 2

 

 

trgyvg

Operasyon sözlüğü – 2

Ananas:

AK Parti tarafı da epeydir “bizim elimizde bomba kasetler var” diyordu. Bomba kasetten ananas çıktı. Twitter’da dönen “ananas” geyiklerine bakılacak olursa bu hamle de farkında olunmadan Gülen’in hesabına artı olarak yazıldı. Ya da kaydı Cemaat sızdırdı. Bu bana daha mantıklı geliyor. Çünkü kayıtlardan duyduğumuz; Türkiye’nin önemli işadamları Gülen’in sağlığıyla yakında ilgileniyor. Afrika’daki cemaat üyeleri Türkiye’den girişimcilere iş paslıyor. Bunun başka girişimcilerde yaratacağı ilgi Cemaat için eşsiz bir reklam. Dalga konusu edilen ananas bile Türkiye’nin hanesine artı olarak giriyor, devlet kasasından çıkmıyor. 28 Şubat’ın sponsoru Koç Holding’e kıyak diye eleştirenlere 2005’te Koç’a paslanan Tüpraş’ın yanında Afrika’da bir petrol kuyusunun lafı mı olur denilebilir. Bence ikisinde de sorun yok o ayrı.

Başbakanlı kaseti yayımlamak ise ülkeye harbi kötülük. Kafasını kızdıran bankayı batırabilecek bir Başbakan imajı nükleer savaş çıkmış kadar yabancı sermayeyi kaçırıcı etkiye sahip. Acaba o kaydı da dış mihraklar mı saldı?

Bilal Erdoğan:

Cumhuriyet tarihinin benim bilebildiğim kısmında; Özal, Çiller, Yılmaz’ın ve tabii iktidara sahip olmuş tüm darbeci generallerin çocuklarının başı, akçeli konularda bir aspirinle geçecek kadar bile ağrıtılmamışken, Bilal Erdoğan’ın yolsuzluktan içeri alınması halinde başımıza taş yağabilir. Beni tanıyan, seven herkesin Bilal Erdoğan’ın benden daha iyi bir insan olduğuna inanmasını isterim.

Liberaller:

AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu “Liberallerle işimiz bitti, onların üzerine sifon çektik” mealinde sözler sarfedeli bir iki sene oldu. Demek erken konuşmamak gerekiyormuş. Şimdi yine en ön cephede liberaller var. Hem de hepsi gözünü karartmış bir şekilde mücadele ediyor. Ağızını az büzerek “Ermeni” diyenlerin ağzını burnunu kıran, “Yahudi” derken kaşını gözünü oynatanları anti-semitist ilan etmek için bir saniye beklemeyen liberaller, bu kavgada ağızlarından Ermeni, Yahudi, Rum Lobilerini, dış mihrakları, ABD ve İsrail operasyonu laflarını hiç düşürmüyor. Banu Avar bile daha tasarruflu kullanıyordu bu malzemeyi.

Beddua, restleşme, mülaane:

Başbakan dişiyle tırnağıyla elde ettiği dış politikadaki kazanımları iç politika için cömertçe harcıyor. Buna hakkı var. Neticede o bu devletin tepesinde. İktidar alanı güvenli sınırlarla çevrili. Askerler tarafında korunuyor. Yurt dışındaki temsilcilikleri uluslararası hukuka bağlı. Dünya yıkılsa elçiliklere bir şey olmaz. En fazla Mısır’da olduğu gibi sadece elçi kovulabilir. Oysaki Gülen’in elçilik olmayan ülkelerde bile okulları var ve bu okullar bulundukları ülkenin yasalarına bağlı. Başbakan’a kızan Türkiye’nin elçiliğini değil ama okulunu kapatabilir. Japonu, Korelisi ne kadar çekik gözlü varsa nasıl hepsine Çinli diyorsak onlar için de müslüman Türk müslüman Türktür.

İşte CNN’e bile yansıyan o öfkeyle ellerini göğe kaldıran adam fotoğrafı Erdoğan ile arasına çok kalın bir çizgi çekiyor. Bu fotoğraf adeta okulları kötü ruhlardan koruyan bir sembol haline geliyor. Olaya buz gibi baktığımızda matematiği doğru bir algı çalışması.

Saflık:

Hayatının 50 yılı siyaset yaparak geçmiş, aynı zamanda hukukçu olan Bülent Arınç, 12 Eylül Referandumu’nda yapılan HSYK düzenlemesini “Safmışız, kandırıldık” olarak açıklamış. Eğer gerçekten böyle bir durumu varsa bu derece büyük “saflık”lara saflık demiyoruz.

Pişmanlık:

Fellice Casson “yaralı ergenekon daha tehlikeli” demişti. Yakın zamanda Türkiye’de büyük bir hesaplaşma yaşandı. Ergenekon yaralı bir aslan gibi kafese kilitlendi ve anahtarı hükümetin eline verildi. Yaralı aslan içerden “hişşt! Hey sen! Beni serbest bırak, söz, sana bişey yapmayacağım” diyor şimdi. Hükümetin eli anahtara gidiyor. Kapıya doğru yeltenecek gibi. Davaya destek verenler arasında Casson’u haklı bulan sol ve liberallerin bir kısmı bu gidişatı görüp nedamet getirmeye, “Be.. be.. ben aslında öyle demek istememiştim. İzin verin açıklıııyim” demeye başladı.

Tabii ki kurunun arasında yanan yaşlar için yaşasın adalet. Bunu söylemek için nedamet getirmeye gerek yok. Türkiye gibi tarihinde üç kanlı darbe, bir post-modern darbe, bir e-muhtıra, sayısız faili meçhul cinayet olan bir ülkede askeri vesayete karşı verilmiş mücadelenin sivillerde bu derece bir pişmanlığa dönüşmesi korku değilse kitlesel bir alzaymır başlangıcı gibi görünüyor.

Parlamento:

Parlamentonun esas işi kanun yapmaktır. Terzinin esas işinin dikiş dikmek, aşçının yemek yapmak olduğu gibi.

Parlamento bir kanun yapıyor, daha o kanunun bir iki defa çalışmasına kalmıyor bir yama yapıyor. Sonra bakıyor “ya yine olmadı” diyor iki yama daha yapıyor.

Yeni diktiği takım elbiseyi adamın sırtına geçirmeden kırk yama yapan, mesleğinin parlak bir mensubu olmadığı aşikâr bir terziyi hatıra getiriyor.

http://serbestiyet.com/operasyon-sozlugu-2/

 

YAZININ 1. BÖLÜMÜ

http://www.duzceyerelhaber.com/her-taraf-haberleri/23687-Turgay-Ogur-Operasyon-sozlugu-%E2%80%93-1#.UtfpURCwaFE

Emlak8

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive