Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

HDP’siz yeni sistem kurmak!


11.2.2018 - Bu Yazı 531 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1990’da SHP’den istifa eden Kürt, Türk kökenli 10 milletvekilinin kurduğu Halkın Emek Partisi (HEP)'le başlayan gelenek daha sonra kurulan 5 partinin kapatılmasıyla devam etti. Bu gelenek her koşulda parlamento içinde siyaset yapmayı bırakmadı. Öncelikle bunu not etmek gerekiyor.

Çünkü:
Türkiye sosyalist sol geleneğinde özellikle 60’lı yıllarda “parlamento içi” mücadeleyi savunduğu için Türkiye İşçi Partisi (TİP) devrimci olmamamakla, reformcu olmakla ve burjuvaziye teslim olmakla suçlandı.  Neyse bugün bu görüş ana akım sol görüş olmaktan çıktı. HDP öncüllerinin bu değişime önemli katkısı olmuştur.

HEP’le başlayan gelenekle soldan gelenlerin birikimini birleştirmek, demokrasinin korunması ve geliştirilmesinde rol oynayacak Türkiye partisi olmak amacıyla 2012’de HDP kurulmuştu. Sol bileşenleri,  partinin Kürt kimliği ilişkisinin nasıl olacağı ve Türkiye partisi hedefi… çok tartışıldı.

Ancak HDP’nin başına gelenler, çok partili hayatta hiçbir partinin başına gelmiş değil. İktidar HDP’yi “terör uzantısı” olarak suçluyor, itibarsızlaştırma ve kriminalize gösterme çabalarına karşın mecliste varolmaya ve meşruiyet alanında mücadele etmeye devam ediyor.

Neden HDP iktidarın ve devletin topunun ağzında? Bu sorunun tek bir yanıtı var: HDP’nin demokrasiyi ilkeli savunanların siyasal bileşeni olma potansiyeli taşımasıdır. Bu potansiyel aynı zamanda sistemin otoriterleşmesine karşı duruş sergiliyor. Sistemin ideolojik, siyasi ve devletin otoriter yeniden yapılanmasına karşı demokratik alternatif geliştirebilecek özelliğe sahip olması.

HDP, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve değişik dinamiklerine umut aşılıyordu.

Temmuz seçimlerinde %13 oy alması nasıl bir geleceğe doğru gidildiğini gösteriyordu. Türkiye’nin her yerinden oy almış olmanın yanında değişik boyutlarda demokrasiyi savunan çok farklı sosyal kesimlerden oy alan kitle partisi, HDP’lilerin tanımıyla Türkiye partisi olma iddiasını da kanıtlamış oluyordu.

HDP, 12 Eylül’den sonraki siyasal süreçte, SODEP-SHP’den sonra demokratik, özgürlükçü çekim merkezi oluyordu. Devletin ezber kodları bozulmaya başlamıştı, Barış Sürecine evet diyen devlet ve iktidar, bu sürecin kafalarındaki sitem açısından tehlikeli olduğunun farkına sonradan vardılar. Çatışmasızlık sürecinin politikaları ile çatışmalı sürecin politikaları, siyasi, askeri, bürokratik ve iş âleminin aktörleri aynı olmuyor.

HDP çatışmasızlık sürecinin ve devletin demokratik yeniden yapılanmasının çok önemli siyasi ve sosyal taşıyıcısı parti olmaya doğru gidiyordu. Bu politik yol, zihniyet ve herkesi kucaklayıcı Türkiyelilik dili MHP dışında, CHP’yi, AKP’yi de etkiliyordu.

CHP’nin sürekli HDP’lileşmekle suçlanması, CHP’yi Yeni Sistem kuruluşu sürecinde etkisiz hale getirmek... CHP yönetimi bu tür provokasyon tuzaklarına sürekli düşüyor. HDP’ye yönelik baskılar karşısında sessiz kalıyor, “milli” olduğunu ispatlama adına MHP milliyetçiliğini savunur duruma düşüyor.

CHP, HDP yakınlaşması, MHP-AKP ittifakına karşı hem siyasal, hem sosyal güçlü alternatif olabilir, sistem değişikliği tehlikeye bile girebilir. Bundan dolayı toplumu “yerli ve milli” olarak ikiye bölünüyor ve "yerli-milli" olmayanların “teröre destek” verdikleri algısı sürekli işleniyor. Böylece CHP, HDP yakınlaşmasını engelleyecek belden aşağı her şey yapılıyor. Bunda başarılı da oluyorlar.

HDP’nin “terör uzantısı, gayri milli” ilan edilerek HDP’siz Cumhurbaşkanlığı Sistemini inşa etmenin önünde engel kalmayacağı hesaplanmış olmalı. “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganına karşı öfke birikiminin ve Demirtaş’ın hedefe konulmasının kişisel öç almanın ötesinde otoriter sistem ideolojisine karşı çıkışı susturmak amaçlı olduğu daha iyi görülüyor.

3. Kongresini yapan HDP’nin işi çok zor. Birincisi, bütün baskılara karşın partisel varlığını korumaya ve sürdürmeye çalışıyor olması. İkincisi, parti içindeki çeşitliği ve çoğulculuğu demokratik ve özgür tartışma ortamında tutmaya çalışması, monolitik siyasal gelenek ve kültürü değiştirerek gelecekte bütün toplumu kucaklayacak zihniyeti geliştirme çabası.

Üçüncüsü ve belki de en zor olanı, 2019’da fiilen yürürlüğe girecek olan Cumhurbaşkanlığı Sistemine karşı alternatif sunması. Sorun elbette bir metin veya metinler manzumesi yazılması değil. Milli ve yerli ideolojik hegemonyasına karşı hegemonya oluşturacak bir dil geliştirmek ve toplumda dalga yaracak fikirler ortalığa saçmak. İktidarın devasa iletişim araçları ve devletin bütün ideolojik aygıtlarıyla yaratılan algıyı ters yüz ederek karşı hegemonya oluşturmak çok zor. HDP, varlığının da bu zorluğu aşmak olduğunun bilinciyle hareket ettiğinde hikâyesini ortaya koyacaktır. O hikâye ortaya konulduğunda dilden dile dolaşır, umut gerçekliğe dönüşür.

Selahattin Demirtaş bu hikâyenin çok iyi anlatıcısı, güven veren, herkesin kendinden bir şey bulduğu birisiydi. Bu toplum, siyaseti, siyasetçiyi çoğunlukla böyle düşünüyor. Bazen siyaset sosyolojisi ve siyaset felsefesinin yazdığı yasalara bakarak, reel siyaseti okuyup anlamak ve doğruyu çıkartmak olanaklı olmayabiliyor.

HDP’siz yeni bir sistem kurulabilir. Ancak tarihe geçmiş % 13 ve 6 milyon oy alan bir siyasal, sosyal hareketi baskıyla, itibarsızlaştırıcı propagandalarla yok etmek mümkün değil.

Son olarak şunu söylemek lazım. HDP’nin içinde yer alan aydın, entelektüel, siyasi birikim ve deneyime sahip olanlardan çok çok daha fazlası HDP dışında. HDP bu potansiyelle etkileşim kurabildiği ölçüde hikâyesine güç katar.

.

Facebook Yorumları

reklam
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı