Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Altı ok yerine Rabia ideolojisi


5.2.2018 - Bu Yazı 455 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ana muhalefet partisi CHP 36. Genel Kurulunu yapıyor. Bu kurultayda parti içi ve Türkiye’nin değişimi için yeni program gündeme getirilmiyor.

Ne CHP’liler ne de başkaları bu gidişle yakın zamanda CHP’nin Türkiye’nin siyasal kaderinin değiştirilmesinde söz sahibi olacak radikal politikalar geliştireceğini ummuyor.

Daha önce yazdığım bir yazı da ana muhalefet günlük olayların peşine takılarak konjonktürel muhalefetin ötesine geçerek yeni bir hikâye üretemiyor diye yazmıştım. Kurulmak istenen sisteme karşı stratejik bir muhalefet alternatifi yok.

CHP yöneticileri sistem değişikliğinin aynı zamanda ideolojik paradigma değişikliği olduğunun farkında değiller. Tarihsel olarak zamanını doldurmuş ve parti programında ve söyleminde bile yeri olmayan 6 ok, devletin envanterinden de çıkartılıyor.

Bu ideolojik makas değişikliğinin farkında olmayan başkaları da var.

Muhafazakâr kesimde AKP’ye oy verenlerin ezici çoğunluğu kutuplaşmanın ortaya çıkarttığı karşıtlık ve “gol atma” şehvetine kapılmış durumda, yaşa varol heyecanından burunlarının ucunu görmek istemiyorlar; muhafazakâr ve dini değerleri okşayan siyasal söylemin tütsüsüyle kendilerinden geçmiş durumdalar. Yeni bir devlet dini ve İslamcılık kurulduğunun farkında değiller.

Sol, sosyalist, Marksist gelenekten AKP saflarına katılan ikinci kuşak “solcular” (birinci kuşak 2002’de ve sonra Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga, Erdal Kalkan, Reha Çamuroğlu, Ayşenur Bahçekapılı…) solcu iken zihinlerindeki soyut halk kavramının karşılığını bulmanın sevinci içindeler. Antiemperyalist solcular iken bir türlü ABD’ye kafa atamamanın acısını, Türkiye’nin Afrin’e müdahalesini ABD’ye savaş açmak ilanı sayarak emperyalizmi yeniyoruz ulusalcı/milliyetçi, militarizm heyecanıyla içlerindeki Che ruhuna su serpiyorlar. Bu eski solcular 12 Eylül rejiminin yarım kalmış ve pratikte başaramadıkları Cumhurbaşkanlığı sistemiyle kurumsal ve ideolojik bir yapılanmaya gidildiğini ya görmüyorlar; ya da solculuktan gelen otoriter sosyalizm “tek parti sosyalist demokrasisi” ile bu iktidar ve Cumhurbaşkanlığı sistemi arasında empati kuruyorlar ve yandaş militan oluyorlar. Devletin ve iktidarın yeni Millet kavramı, devletin makbul saydığı Türkler, Kürtler, Lazlar, Abazalar, Gürcüler, Arnavutlar vs. Bu makbul millet sırasına girebilmek için ayrıca Sünni Müslüman olmak gerekiyor.

Yeni sistemin demokrasi ideolojisinin kaynaklarından birincisi 12 Eylül rejimi felsefesidir. İkincisi, siyaset bilimci, hukukçu, Nazilerin yükselişe geçtiği 1933 yılında Nazi Partisi üyesi ve Nasyonal Sosyalist Hukukçular Birliği Başkanı Carl Schmitt (*)’in Nazi iken geliştirdiği devlet, egemenlik, politik olanın dost-düşmanlığı, teorik tezleridir. Bazı hukuk ve siyaset danışmanları, hâkimiyet, millet egemenliği, demokrasi konularında kendi görüşleri olarak sundukları Carl Schmitt’in Nazi olduğu ve sonrasında geliştirdiği çok tartışılan tezlerinin tekrarıdır.

Milli ve yerli ideolojisinin yeni okları Rabia

Günlük olayların karmaşası içinde Erdoğan’ın başkan olmasının ötesinde asıl meselenin yeni bir ideoloji ile yeni bir sistem kurulması olduğu gözden kaçıyor.

Sık sık söylenen yerli ve milli söylemi sıradan bir slogan değil. Bu kavramlarla

Cumhuriyet modernleşmesinin ve CHP’nin 6 okunda (Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık, Devrimcilik) kavramsallaştırılan ideolojinin yerine yerli ve milli ile sloganlaştırılan Rabia olarak somutlaşan  (tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek dil)  ideoloji geçiriliyor, Rabia ve 9 Işık evliliğiyle devlet, siyaset ve toplum yeniden kurgulanıyor. Bu kurguda, önce devlet sonra devletin milleti yeniden tanımlanıyor. Millet, ırk yerine devlete tabi, devlete bağlı vatanseverler olarak tanımlanıyor.

Kısaca açmak gerekirse:

Osmanlı ümmetçiliği ve Cumhuriyet milliyetçiliği ile süreklilik bağı kuran bir siyasal ve sosyal tarih oluşturulmaya başlandı. Önce dizilerle ve TV yorumcusu sivil ve emekli asker kökenli tarihçilerle tartışma başlatıldı. Resmi devlet tarihi yazıcıları yoluyla yeni oluşturulan tarih Milli Eğitim ders kitaplarına sokuluyor. Resmi tarihçiler, Tek millet kavramını Osmanlı çok milletliliğine dayandırarak yeni bir devlet-millet birlikteliği tarihi yazıyorlar, yazdırılıyor.

Mustafa Kemal tarihi de adım adım yeniden yazılıyor. Kuş kovalayan Mustafa Kemal’den, Mektebe giden, Meclis açılışını dua ile yapan, Trablusgarp, Çanakkale kahramanı, yedi düvele karşı zafer kazanan M. Kemal’in yanına antiemperyalizm kahramanı olduğu savıyla Halil Paşa (Kut) kahramanlığı (Halil Paşa ömrü hayatı Abdülhamit’e karşı mücadele ile geçmiş sıkı bit ittihatçı olduğu her halde biliniyordur)  ve Kut-ül Amare zaferi eklendi.

Kut-ül Amare filminin yayınlanan bölümlerinde, Enver Paşa'nın yakın arkadaşı İttihatçı, Teşkilatı Mahsusa ve İttihatçıların yeraltı örgütü Karakol’un önde gelen ismi Süleyman Askeri’(*)nin kahramanlığı, Ermenilerle ölüm kalım savaşı! masalı anlatılıyor.

Yeni tarih yazımında yeni kahramanlar ve zaferler tarihi yazımı böyle yapılıyor.

Bu yeni tarih yazımında Mustafa Kemal’in İttihatçı, Teşkilatı Mahsusacı, Karakol örgütü üyeliği ve kahramanlığı yazımına da sıra gelecek mi?

Cumhuriyetin 100. Yılına doğru giderken 6 Ok’un yerine Rabia olarak tanımlanan 4 ilkeye geçilmesine yol verildi. Yeni bir siyasal, sosyal ve kültürel tarih, yeni bir dindarlık ve tek millet tanımıyla Kürtleri başka bir biçimde asimile edecek Sünni dindar ve tarih boyunca devletin yanında olan Kürt aşiret geleneğini sürdürenlerle yeni bir Kürt tarih tezi yazdırılıyor, yazılıyor.

Din ve dindarlık Diyanet İşleri Başkanlığı yolu ile siyasallaştırılarak, yeni ideoloji ve Cumhurbaşkanlığı Sisteminin meşrulaştırılması için araçsallaştırılıyor.

İlginç olan devlet “millici sol ve komünist”  tarih yazımı için birilerini harekete geçirmiş durumda.

TKP ve Mustafa Suphi’nin yerli ve milliliği için her halde devlet arşivlerinde kapalı tutulan belgelerden parça parça resmi tarihçilere servis başlamış.
Arkasından TİP’mi gelir MDD’mi, Aybar mı, Deniz mi?...

Devlet hain vatansever tasnifi yapıyor, tarihselleşmiş olanlarda bundan nasibini alacak gibi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sahada görünümü ile kapalı kapılar arkasında yapılan senaryolar birbirini tamamlıyor.

2019’a nasıl gidiliyor?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yalnızca yönetim yöntemi, devletin bu anlamda yeniden yapılanarak tek adam yönetimi olması değil.  Görünen yüz bunlar olduğu için eleştiri okları buralara yöneltiliyor. Anayasa değişikliği ile birlikte muhalefet Cumhurbaşkanlığı sistemini kabul etmiş görünüyor. Dikkat edilirse sistem değişikliği konusunda Erdoğan’ın davranışları ötesinde pek eleştiri sesi de duyulmuyor. Düşünce! ve enerjilerini  yüzde 50 artı biri bulmaya, başkanlık sisteminin başına geçip, Erdoğan iktidarına son vermeye harcıyorlar, peki sonra, sonrası yok. Yeni sistemin parçası olarak devam edecekler. Bunun anlamı Rabia ideolojisini kabul etmek demektir.

12 Eylül anayasa felsefesi temelinde devlet ve siyasal düzen yeniden yapılanmış oluyor. 12 Eylül’cülerin yapamadığı 2 partili düzen “İttifaklar” yasa değişikliği ve yüzde 10 barajıyla sağlanmış oluyor.

Açık ve fısıltı gazetelerinde iki senaryodan söz ediliyor.

1) Erdoğan cumhurbaşkanı seçilemediğinde, yeni cumhurbaşkanı, yeni sistemi “demokratik teamüllere” göre işletecek.

2) Birincinin olabilmesi için öyle bir aday olsun ki bu aday muhalefete ve AKP’den memnun olmayan AKP seçmenlerine güven veren mesela İlker Başbuğ gibi veya bu özelliklere sahip birisi olsun. Ulusalcı, laik modernler ve Kemalistlerin bu senaryoyu derinden ilmek ilmek örmeye çabaladıklarından söz ediliyor.

Bundan anlaşıldığı üzere Muhalefetin kendisi cumhurbaşkanı olursa sistem değişikliği ile sorunu olmadığı görülüyor.

Kamusal alanda görüş bildiren aydınlar, düşün insanları sistem eleştirisini kıyaslamalı ve modern demokrasi bağlamında yaptılar, görev bitti sanki.

Rejim değişecek, şeriat gelecek eleştirilerini artık pek görmüyoruz. Evet, radikal bir rejim değişikliği görünmüyor. Yönetim yöntemi baskıcı, otoriter, faşist veya faşist yöntemler kullanan, antidemokratik vs, vs. olarak niteleniyor. Pratik politikada bunların tümünü doğrulayan uygulamalar oluyor.

Özgürlükler ve demokratik hakların kullanılması açısından günlük, gündelik pratikte bunaltıcı, akıl almayacak çok ağır baskılar yaşanıyor. Baskı yapılan kişi, kurum ve sosyal, sosyolojik kesime bakıldığında laik, seküler, cumhuriyet modernleşmecisi bu bağlamda Kemalist, sol, sosyalist, okuryazarlık seviyesi yüksek ve AKP muhalifi.  Bunların ortak noktaları her türlü irticai değişime bilinçli karşı çıkabilme potansiyeli taşıyor olmaları. Gezi eylemleri böyle okundu. Bu nedenle her fırsatta Gezi eylemleri itibarsızlaştırılıyor, darbe girişimi olarak suçlanıyor.

Bugün içeride ve dışarıda olup biten her şeyi yukarıda kısaca bahsettiğim ideoloji bağlamanda okumak gerektiğini düşünüyor.

*  M. Ertan Kardeş, “Schmitt’le Birlikte Schmitt’e Karşı” İletişim Yayınlarıi 2015

.

Facebook Yorumları

reklam
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı