Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru


5.3.2018 - Bu Yazı 582 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanlığı sistemiyle “üçüncü adam” tek liderlik sistemi ve tek başına, güçlü AKP iktidarı hedefleniyordu. Bu sistem altında 2023, 2073 hayalinin hukuki başlangıcı 16 Nisan referandumun üstünden bir yıl geçmeden hayal Araf’ta kaldı. İttifakla Araf’tan geçmeyi amaçlayan Erdoğan ve AKP yönetimi, MHP tarafından mutasyona uğratılarak, çıkardıklarını söyledikleri Milli Görüş gömleği yerine ülkücü-milliyetçilik gömleğini giyiyorlar.

Bu ittifakın anlamını oy toplamını artırma taktiği ötesinde MHP ideolojisiyle stratejik nikâh kıymak olarak okumak gerekiyor. Bahçeli, bu ittifakın beka sorunu ile bağlı olarak zaman sınırı koymadan uzun erimli olacağı açıklamaları yapıyor.

MHP’nin “devletin başına devlet gelecek” sloganı başka bir anlamda muradına ermiş görünüyor.  Bu slogan “Devletin başını Devlet yönetiyor” olarak değiştirilebilir.

Kısa bir anımsatma için iki örnek vermek gerekirse:

Ergenekon-Balyoz davaları dolayısıyla devletin güvenlik, bürokratik stratejik yönetim kadrolarındaki MHP’lilerin önemli bölümü tasfiye edilmişti. Fetullahçılardan boşalan devlet kadrolarının ve atılan MHP’lilerin yerine ülkücüler yeniden yerleştiriliyor. En önemlisi, AKP’nin “alnı secdeye değenler ve kıblemiz aynı” olarak tanımladığı Fetullahçılarla ideolojik işbirliğinin yerini, MHP-Ülkücülerin “Kızıl Elma” ideolojisinin aldığı en yetkili ağızlardan ilan edildi.

Barış Süreci döneminde Türk milliyetçiliğinin Türk olmayanları rahatsız edici kabul edilen: Örneğin sabahları ilkokullarda söylenen Andımız, Türk başlıklı devlet kurum adlarının değiştirilmesi gibi adımlar atılmıştı. Erdoğan “her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” diyordu. Ayrıca Bahçeli-Erdoğan, AKP’li-MHP’liler arasındaki atışmalar ve karşılıklı ağır ideolojik suçlamaları anımsatmakla geçelim. Bunlar ne kadar geride kaldı, unutuldu, üstü örtüldü, “dün dündür, bugün bugündür" mü oldu, bunları görmek için çok uzun yıllar beklemeyeceğimizi düşünüyorum.

Bugün gördüğümüz gerçeklik ittifakla AKP yönetiminin MHP’nin ideolojik çizgisini canla başla savunur noktasına geldiğidir. İktidarın özellikle güvenlik ve milliyetçilik söylemini Devlet Bahçeli yönetiyor görünüyor, iktidarın politikalarını fiilen etkiliyor.

İttifak merkez sağın inişte olduğunu gösteriyor

İttifakın oy hesabı ötesinde stratejik ideolojik ittifak olduğunu söylemiştim. AKP bu stratejiyi geleneksel muhafazakâr sağın % 65-70 oylarını hedefleyerek şimdiye kadar izlediği bloklaştırmayı sağ-sol, milli-gayri milli bloklaşmasına dönüştürmeye çalışıyor.

Bunun için muhafazakâr, mütedeyyin, sağ, milliyetçi ve radikalleri aynı çatı altında toplamayı amaçlıyor. Bu amacı gerçekleştirebilmek için iki yöntem uygulanıyor. Birincisi, iktidarı paylaşma, milletvekilliği ve devlet kadrolarında kontenjan ayrılması. İkincisi, ittifak içinde yer alan partilerin ideolojik, politik söyleminin iktidar söylemi olarak kullanılması.

Tarihteki sağ-sol, muhafazakâr-mütedeyyin-milliyetçi kutuplaşmasını büyük ittifak çatısı altında toplamak gerçekçi görünmediği gibi, göle maya çalma hayali gibi görünüyor.

Demokrat Parti sonrası muhafazakâr sağ hep çok parçalı, çok ideolojili oldu. Merkezde ana akım partiler, AP, ANAP, DYP ve AKP gibi partiler oldu. Ana akım toplumsal değişimi doğru okuyamadığı veya devlet eksenine girdiğinde erimeye başladı, erimeyi durdurmak için her seferinde merkez sağın daha sağında yer alan daha ideolojik partilerle erime durdurulmaya çalışıldı.

Bu girişimlerin hiç birisi sürdürülebilir olmadı, dağılma durdurulamadı ve yeni bir söylemle muhafazakâr merkez kendini yeniden inşaa etti.

AKP iktidarı da aynı akıbete doğru gidiyor.

Güçlü tek başına iktidar döneminin sonuna gelindiğinin göstergesi ittifak arayışıdır. Bu durumda tek parti iktidarı zamanında yapılan büyük projelerin ihalesinin eşe dosta verilmesi, AB süreci ve Kürt meselesi gibi kadim sorunların çözümü ortaklar dolayısıyla kolay olmayacak.

Ve tek lider dönemi, liderlik paylaşımı ile eskisi gibi olamayacak. Karşılıklı esnemenin sınırı ve eğer geri adım atılacaksa bu nereye kadar olacak? Bunun gibi yumuşak sorunlar “tek parti istikrarı” sözünü ittifak istikrarsızlığına dönüştürmeye başladığında bu durumdan zararlı çıkacak olan AKP olacaktır.

AKP’nin kurucu ilkelerine yabancılaşma süreci…

AKP’nin kurucu ayarları, o zaman savunduğu değerler, savunduğu çoğulculuk, anti militarist ve toplumsal kapsayıcı dili dolayısıyla bu güne kadar birinci parti olarak muhafazakâr merkezde yer alabildi. AKP seçmeni kurucu değerler ve ilkelerle, ittifakla gelinen merkez sağ, milliyetçi-muhafazakâr AKP arasında seçime zorlanıyor. AKP’nin “Dava” partisi söyleminin içi de boşalıyor. Özellikle Milli Görüş duygusunu taşıyan partililer ve seçmenleri rahatsız eden önemli nedenlerden birisi de bu.

Muhafazakâr-mütedeyyin seçmen merkezin sağında yer alan, milliyetçi, İslamcı veya bazı cemaatleri temsil eden partilere hoş görüyle yaklaşıyor. Onlara iyi komşu, kardeş olarak yaklaşıyor. Ancak pılısını pırtısını toplayıp evine taşınınca veya her işine karışmaya başlayınca sırtını dönüyor. Bu sosyolojik gerçeklik ve siyasal davranış bir kenara not düşüldüğünde AKP’ye oy verenlerin kararsızlığı, yeni arayışı ve geldiği boyut anlaşılabilir.

AKP yöneticileri % 51 artı bire ulaşmak için AKP seçmenlerinin ittifak veya başka nedenlerle onaylamayanların yerini MHP-BBP ile doldurma hesabını yaptılar ve AKP’nin kurucu ilkelerine yabancılaşma sürecini radikal milliyetçilik peşine takmış durumdalar. İki yanı keskin kılıç gibi bir durum bu. İttifakla Erdoğan’ın başkan seçilme hesabı adına AKP yönetimi MHP-BBP ideolojik söylemiyle iç içe geçtikçe AKP’ye oy veren seküler ve radikal dilden rahatsızlık duyan muhafazakâr, mütedeyyinler ittifaka sıcak bakmıyor, geleceğe dair kuşkular artıyor.

Aynı durumun MHP tabanında da olduğuna dair yazılıp çiziliyor. Fakat MHP için öncelik ideolojik ilkeleri, oy çokluğu sonra geliyor.

Geleneksel merkez sağ oyları kazanmak ve büyük ittifak için, kâh soğuk savaş antikomünist söylemi, Camileri dam yapma hikâyesi, Kızı Elma hayali, Osmanlı ve İslam güzellemesi, İslam birliği, İslam ahlakı-haram helal gibi muhafazakârların ve milliyetçilerin değer verdikleri her şeyi aynı çuvala dolduruyorlar.

Büyük ittifakı birarada tutmak için  “bölücü, gayri milli” ve “yedi düvel bize düşman”  merkezli milliyetçilik propagandasını tutkal olarak kullanıyorlar.  

Kullanıyorlar da tutuyor mu? Kamuoyuna yansıyan anket sonuçları ittifak oylarının toplamının matematiksel doğrusallığının olmadığı yönünde.  

Matematiksek hesaplama yapmak gerekirse:

16 Nisan referandumuna katılan toplam seçmen 55.319.222

Katılanların sayısı 48.374.576,

Geçerli oy sayısı 47.528.949 katılım oranı % 85,32.

Hayır, 23.203.316, % 48,82

Evet, 24.325.633, % 51,18

Kullanılan oy sayısına göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için yani  % 50+1 için 23.687.288 artı bir oy gerekiyor.

Bu duruma göre cumhur ittifakı içinde yer alacak partilerin matematiksel oy toplamı şöyle:

İttifakın 1 Kasım 2015 seçimlerinde aldıkları oylar:  

AKP, 23.673.541,

MHP, 5.691.737,

BBP, 259.572

TOPLAM: 29.624.850.

Matematiksel hesaba göre cumhur ittifakının güle oynaya başkanını seçtirebilmesi gerekiyor. Ama işler matematiksel hesapta olduğu gibi olmuyor, “evdeki hesap çarşıya uymuyor.”  Sosyal ve ideolojik ilişkiler ve çelişkiler, siyasal kurgularla yapılan, matematik dengesi AKP aleyhine bozuluyor.

İttifakın ideolojik ve maddi kazananı MHP ve BBP oluyor.

Saadet Partisi'ni kilit veya kritik parti yapan iki boyut var. Birincisi AKP’nin kuruluşu sonrası Milli Görüş ilkelerini ve değerlerini savunmaya devam ediyor olması. Çekirdek parti oyları, 2007 seçimleri 820.299, 7 Haziran, 949.636, 1 Kasım 2015, 325.947. Temel Karamollaoğlu’nun ittifak çağrılarına karşı, “ittifak içinde yer almamız halinde AKP’nin başta demokrasi olmak üzere temel politikalarında değişiklik yapması gerekiyor” sözü Saadet Partisi'ni memnuniyetsiz AKP seçmenlerinin çekim merkezi yapıyor. Sık sık Abdullah Gül ve Saadet Partisi'nin yan yana getirilmesi AKP dışında muhafazakâr merkez arayışı. Öte yandan İslami demokrat, entelektüel, aydın ve sivil alanda yer alanlar, demokratik yeni bir siyasal merkez oluşturulması çalışmaları, memnuniyetsiz AKP’liler tarafından dikkatle izleniyor.

Sonuç olarak ittifak arayışı Türkiye’de Sistem değişikliğine gidilirken siyasetin yeniden yapılanmasını gündeme getiriyor. Siyasetin muhafazakâr sağında yeni arayış, sistem değişikliğini Araf’ta bırakıyor. Bu durum merkez sağı dil ve politik olarak radikalleştiriyor. Bu durumu dengeleyecek ve siyasal alanın normalleşmeye dönmesini sağlayacak ana muhalefet maalesef yetersiz. Hatta Suriye müdahalesiyle milliyetçilik yarışmasına giriyor, MHP’den kaçacak oyların İyi Parti yerine CHP’ye gelmesi için, şoven, milliyetçi dil dozajı artırılıyor.
Öte yandan CHP bir türlü geleneksel seçmen sosyolojisini kapsayacak ve muhafazakâr kesimi de etkileyen hikâye oluşturamıyor. Bu nedenle muhalefet muhafazakâr merkez kesimin içinden çıkıyor.

Ana muhalefetin referandum sonucu ortaya çıkan Hayır oylarını alma iyimserliği, yeni bir hikâye ortaya koyamadığı sürece yalnızca iyimserlik olarak kalabilir.

AKP’nin Araf’ta kalma durumu, CHP içinde geçerli. Bir türlü, ilkeli demokrasi savunucusu olamaması, HDP’yi ve Kürt siyasetçilere karşı yapılan adaletsizlikleri açık açık savunamaması CHP’yi Araf’ta kalmaya mahkûm ediyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8