İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Birgün



Bookmark and Share

Çifte faillerin suçlu arayışı ve hukukun gücü


14.9.2018 - Bu Yazı 185 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Ülkenin geleceğine yönelik hassasiyetlerimizi pazarlık konusu yapmayız. İstanbul, Ankara ve İzmir’in şer ittifakının eline geçmesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tartışmaya açabilir. Kayyum yönetimindeki belediyelerin de PKK’nın siyasi uzantılarında kalması uluslararası arenada sıkıntılı bir mesaj ve görüntü oluşturur.”(5.9.18)

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ve Cumhur İttifakı doğrultusunda belediye başkanlıklarının kazanılması bir beka meselesidir.” (6.9.18)

Bu sözlerin sahibi, iki yıl önce, müttefikini ‘Anayasa suçu’ ile suçlamıştı.

Beka, sorgulama, şer ittifakı ve ötesi…

Beka nedir?

Sözlük anlamı; ‘devam, sebat, evvelki hal üzere kalma, bakilik’.

Hatırlayalım:

- Anayasa değişikliği, beka adına savunuldu.

- 24 Haziran seçimleri, Cumhur İttifakı (‘müttefikler’) için bir beka sorunu olarak sunuldu.

- ‘Geçiş dönemi yasası’ olarak adlandırılan, ama OHAL’in fiilen 3 yıl daha sürmesine olanak tanıyan 7145 sayılı yasa da TBMM’de müttefiklerce ‘beka’ adına savunuldu.

- Gelecek yerel seçimler için şimdi, aynı sözcük dillendirilmeye başlandı. Bunun anlamı şu: Bekanın 4. dönemi.

Ya ohal?

- Nisan 2015’te 6638 sayılı iç güvenlik yasası ile ülke genelinde fiili OHAL yürürlüğe kondu.

- Temmuz 2016’da anayasal OHAL ilan edildi.

- Nisan 2017 Anayasa oylaması ile OHAL’in 3. evresine geçildi.

- Temmuz 2018’de, 6771 sy. Kanun ile birlikte, 7145 sayılı Kanun ardından OHAL’in 4. evresine girildi.

Ohal ve beka yarışması

OHAL’in 4. evresinde Beka’nın 4. evresi ne ifade eder? Şunu;

Demokratik yarışma yerine, OHAL baskısı ve beka sopası ile yerel seçimleri almak; böylece, Temmuz 2021’e kadar, 6771 sayılı K. ve 7145 sayılı K. ile, baskıcı ve keyfi yönetimi yerleştirmeye çalışmak. 2023 seçimlerine, siyasal iktidarın el değiştirme koşullarının olanaksız hale getirildiği bir ortamda gitmek.

Sorgulandı, sorgulanıyor, sorgulanacak…

Ankara, İstanbul ve İzmir’de seçimler kaybedilirse, başkanlık sorgulanır” diyen kişiye yanıt: “Başkanlık zaten sorgulanıyor”.

Başkanlık; sorgulandı, sorgulanıyor ve sorgulanacak.

- OHAL ortam ve koşullarında dayatıldığı için sorgulandı.

- Keyfi ve sürdürülemez bir tek kişi yönetimi kurduğu için sorgulanıyor.

- Osmanlı-Türkiye siyasal ve anayasal mirasına ihanet nedeniyle sorgulanacak.

Hukuk içinde ve dışında olan kim?

Bu nedenle, ‘Anayasa-dışı ve gayri meşru işlemler ve eylemler zinciri’nin kimler tarafından ve nasıl örüldüğü iyi görülmeli.

Cumhur İttifakı dışındakileri, ‘karanlık odaklar’ olarak suçlayanlara, önce Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını hatırlatalım:

1) “Anayasa ihlali”

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılma davasında yapılan oylamada, Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasındaki demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi nedeniyle 6 üyenin ‘Parti’nin kapatılması’; 4 üyenin ‘Parti’nin kapatılması yerine devlet yardımından yarı oranında yoksun bırakılması’; 1 üyenin ise ‘davanın reddi’ gerektiği yolundaki oyu sonucunda, Anayasa’nın 149. maddesinin birinci fıkrasında siyasi partilerin kapatılması için öngörülen nitelikli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle, 2949 sayılı Yasanın 33. maddesinin göndermesiyle 5271 sayılı Yasanın 229. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, en aleyhe olan oyların kendisine daha yakın olan oylara katılmasıyla, Anayasanın 69. maddesinin yedinci fıkrası ve 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2008 yılında aldığı (son yıllık) DEVLET YARDIMI MİKTARININ YARISINDAN YOKSUN BIRAKILMASINA” 30.07.2008 gününde karar verildi.

Sonra, “suç beyanı”nı.

2) “Anayasa suçu”

“Türkiye’de fiili bir durum vardır ve bu çözülmelidir. Ülke yönetimi yasa ve Anayasa’ya uygun değildir. Ve de suç işlenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, fiili başkanlık yapmaktadır. Bu durum Anayasa’ya aykırıdır. Ya dedim, Sayın Cumhurbaşkanı fiili başkanlık zorlamasından vazgeçsin. Ya da dedim, fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yöntemleri aransın.” (16.10.2016, MHP Genel Bşk. D. Bahçeli).

Chp’ye vuruş, suç bastırma telaşı değil mi?

AK Parti’nin kapatılmaması gerektiğini savundum hep. Buna karşılık, ‘anayasa suçu’, hiçbir şekilde kabul edilemezdi.

10 Ağustos 2014 sonrası, Anayasa açısından şu üçlü halka iç içe geçti: Aykırılıklar, ihlaller ve suçlar.

Bunların failleri, müttefikler.

Anlaşılan, bu süreci, çoğulcu siyasal rejimi ‘fiilen tasfiye’ edinceye kadar sürdürecekler.

Bunun için, hukuk yoluyla demokrasi yarışması veya mücadelesi yerine, kirli ve karanlık söylem ve yöntemleri öne çıkarmayı yeğliyor.

Münavebe yolunu kapatmak mı?

Bahçeli ve ekibinin HDP üzerinden CHP’yi vurması; Erdoğan ve ekibinin ise, FETÖ üzerinden CHP’yi vurması, ahlaki sorun ötesinde, ‘tehlikeli bir oyun’.

FETÖ resmen bir terör ve suç örgütü olduğuna göre, bunların eski (açık) ortağı veya ortakları kimlerdir?

AKP’nin ‘daimi lideri’nin ‘anayasa suçu işlediği’ni teşhir eden şimdiki ortağının ‘suçlu arayışı’, sadece daha çok belediye başkanlığı elde etme kaygısı ile açıklanabilir mi?

OHAL ortam ve koşullarında kurulan sandıkların ardından, OHAL’in 4. döneminde başka yöntemler kullanılmak isteniyor. O ölçüde de demokrasiden hızlı biçimde uzaklaşıyor Türkiye.

Kapatılmasına hep karşı çıkmış olsam da, karar ortada…

Şimdilerde AK Parti, MHP aracılığıyla CHP’yi HDP üzerinden sürekli vuruyor.

Bu bakımdan; CHP’nin, değinilen çifte ‘anayasa suçu’nu teşhir etmesi meşru, hatta görevi.

- Anayasa’ya aykırı eylem ve işlemler, AYM’ce saptanmıştı…

- Anayasa suçu ise, şu anda AK Parti tetikçiliğini yapan Bahçeli tarafından ifşa edildi ve bu, AK Parti kurmayları tarafından hüsn-ü kabul gördü: ‘Sürdürülemez tek kişi yönetimi’nin dayanağı, ‘Anayasa suçu’.

Hukuk yoluyla demokrasi için…

İnsan hakları ve demokrasi savunucuları, faillerin suçlu yaratmak için kullandıkları söylem tuzağına düşmemeli. Demokrasinin ancak hukuk yoluyla sürdürülebilir olduğunu, bunun ilk koşulunun Anayasa’ya saygı olduğunu anlatmak için, hukuk ve demokrasi yönteminden olduğu gibi, söyleminden de vazgeçmemeli.

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.9.2018
Sistem var mı ki tartışılsın?
14.9.2018
Çifte faillerin suçlu arayışı ve hukukun gücü
11.9.2018
Gemi’de adil yargı var mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8