İlhami IŞIK

Süper Haber



Bookmark and Share

Ne kazandık, elimize ne geçti?


17.12.2017 - Bu Yazı 742 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için bir süre yanlarından ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış."
Fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş."
Jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış."
Matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış."
Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.''
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:
"Boru yetmedi."

Maalesef gerçek hayatta her "yetmeyen boru’’ kendiliğinden, sırf yetersizliği yüzünde doğru sonuçlarla buluşma imkanını elde edemiyor. Eğer Kürt meselesinin çözümünü tıpkı soba yakmak ve ısınmak gibi bir ihtiyaç olarak kabul ediyorsak, çözüm süreçleri adıyla döşediğimiz yetersiz borunun, bugün başımıza ciddi sorunlar çıkardığını da kabul etmemiz gerekiyor. Ama başımıza artık bela olan sorunları tek tek tasnif etmeden önce, bu sorunu başımıza bela eden güçler hakkında daha net ve kesin bilgilere sahip olduğumuzu belirtmeliyim. Önce aslında "masayı kim ya da kimlerin devirdiği"meselesiyle hesaplaşmamız gerektiğine inanıyorum. Bugün de dönüp olan bitene baktığımızda masayı deviren güçlerin, çözüm sürecine karar veren güçler olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok kısa bir ufuk turunun ardından sadece hafıza kayıtlarımıza bağlı olarak gerçek failleri teşhis edebileceğimize benim güvenim tam. Sırasıyla;

1- FETÖ darbe yapacak kadar semirmiş ve her türlü iç ve dış siyaseti manipüle edecek kadar palazlanmış. Özellikle güvenlik güçleri içindeki yapılanmasıyla, çözüm sürecini bilerek isteyerek sabote ettiğini belgeleriyle biliyoruz.

2- ABD'nin PYD/YPG ile kurduğu bugünkü ittifak ilişkisinden anlıyoruz ki, çözüm sürecine son verip her şeyi kendi kontrolü altına almak için elinden geleni ardına koymamış.

3- İran, Irak'taki egemenlik alanını genişletmek ve tek başına Irak ve Suriye'de aktör olmak için, Türkiye'nin elindeki çözüm süreci kartını iptal etmek ve işlevsiz hale getirmek için Kandil dahil herkesle işbirliği içine girmiş.
Bu yazı dizisi boyunca, her gücün nasıl ve hangi yöntemlerle çözüm sürecini sabote ettiğini ve sonuçta neler kazandıklarını tek tek yazmaya çalışacağım. Ama önce eğer çözüm süreci askıya alınmadan devam etseydi neler olabileceğini kısaca hatırlatmak isterim.

Çözüm sürecine rıza gösteren iradelerin, bu süreci bir an olsun sonlandırmadıklarını ve çözüm talep etmedeki ısrarlarını sürdürdüklerini hayal ettiğimizde, ne Türkiye'nin bugünkü Türkiye ne de Ortadoğu’nun bugünkü Ortadoğu olmayacağını kestirmek hiç de zor değil.

Çözüm süreci kesintiye uğradığı için bugün Irak siyasetinde bu kadar etkisiz bir pozisyonun içindeyiz. Çözüm süreci kesintiye uğradığı için Suriye iç savaşında ABD bu kadar büyük bir inisiyatif elde etme şansını buldu.
Eğer çözüm süreci devam ediyor olsaydı, açıkça söylüyorum, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde o talihsiz referandum yapılmazdı. Buna gerek kalmazdı. Bütün taraflar birlikte hareket edecekleri için hiç kimse yekdiğerini "oldubittilerle" baş başa bırakmazdı. En kötü ihtimalle ne İran, ne Rusya, ne de ABD’ye ihtiyaç duyulmadan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle birlikte bütün tarafların çıkarına uygun bir siyasi çözüm bulunurdu. İran ile ittifak yapıp hiçbir kazanım elde edilmeden, Bölgesel Yönetim dahil, bir bütün olarak Irak siyaseti İran’a altın tepsi içinde emanet edilmezdi.

Referandumun yapılacağı 25 Eylül gününe kadar hem referanduma karşı çıkmak, hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle büyük emeklerle kurulmuş olan bütün o ilişkiler korunabilirdi. Bunun yerine hangi siyasetin izlendiğini biliyoruz ve sonuçları itibarıyla bu siyasetin Türkiye’ye hiçbir şey kazandıramadığını da biliyoruz. Tam tersine kayıplar sadece siyasi değil, belki de daha büyük kayıplar ekonomik alanda yaşanıyor.
Bu süreci durdurmak ve yeniden eski ilişkileri inşa etmek mümkün müdür? Evet, mümkündür. Henüz tren kaçmamıştır. Büyük bir kriz içine yuvarlanan Türkiye, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ilişkilerini onarmak ve yeniden yapılandırmak mümkündür.
Suriye meselesinde iş işten geçmiş gibi görünüyor olsa bile, eğer Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ilişkiler onarılma yoluna gidilirse, buradan elde edilecek imkan, fırsat ve kazançlarla tekrar Suriye meselesine müdahil olmak imkan dahiline girebilecektir. (Pazartesi günü bu konuya devam edeceğim.)

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.12.2018
Dört şampiyon evlat yetiştirdi ama hala işsiz!
28.11.2018
Bir yazı yazmak istiyorum
22.11.2018
Hukuk herkes için hukuktur
20.11.2018
Var olmayan örgütü terör listesine alma komedisi!
8.11.2018
ABD’nin ödüllü PKK hamlesi
7.11.2018
Kadına şiddet ve utanılacak tavırlar
30.10.2018
Siz hiç donarak öldünüz mü?
21.10.2018
"Andımız" neden geri getirilmek isteniyor?
18.10.2018
Adalete herkesin ihtiyacı var ve hukuk herkesin ortak malıdır
11.10.2018
Rahip de serbest kalacak, af da çıkacak...
20.9.2018
Fırtına öncesi sesizlik
9.9.2018
Ben mülteciyim...
31.8.2018
7 Eylül: Suriye ve bölgenin kaderi
28.8.2018
Kıyametini bekleyen şehir: İdlib
20.8.2018
Bir Kürt devleti kurmak mümkün mü?
9.8.2018
Suriye'de kartlar yeniden dağıtılırken
30.6.2018
Bir seçim muhasebesi
6.6.2018
Nezaket, zarafet ve marifet
31.5.2018
Merhametin yuvası gözlerdir
14.5.2018
ABD’nin Kudüs kararı savaş ilanıdır (1)
9.5.2018
24 Haziran seçim sonuçlarını Kürtlerin tercihi belirleyecektir
30.4.2018
Mavi bir rüyadan arta kalanlar
21.4.2018
Bahçeli neden erken seçimde ısrar etti?
16.4.2018
ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.
12.4.2018
Birleşik Devletler'in Suriye'deki son sınavı
7.4.2018
İran ve kaybeden kim?
2.4.2018
Fransa, Suriye’de ABD’nin görevini ifa edebilir mi?
30.3.2018
Gel de sevme Kızılderilileri
28.3.2018
Bumerang
24.3.2018
Afrin’den Sonra!
22.3.2018
PKK, seni reddediyorum!
19.3.2018
PKK'nın yenilgisi mi, Kürtlerin yenilgisi mi?
15.3.2018
Ortak hayat: Erken seçim neden kaçınılmaz? (3)
13.3.2018
Ortak Hayat: Seçime Doğru (2)
9.3.2018
Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)
1.3.2018
Çocuk istismarı günahların en büyüğüdür
26.2.2018
Afrin Gerçeği (10) Sonuçlar ve Olası Tehlikeler!
24.2.2018
Susun, ölüleri uyandıracaksınız!
23.2.2018
Afrin Gerçeği (9) ve Şimdi Ne Olacak?
19.2.2018
Afrin Gerçeği (8); ABD’nin Suriye Siyaseti
16.2.2018
Afrin Gerçeği (7); İdlip - Afrin denklemi
13.2.2018
Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?
11.2.2018
Afrin gerçeği (5) : İran sertleşiyor
5.2.2018
Afrin Gerçeği (4): Milliyetçi Dalga
2.2.2018
Afrin gerçeği ve göremediklerimiz (3)
30.1.2018
Afrin Gerçeği ve Uzun Bir Kış (2)
25.1.2018
Afrin Gerçeği (1)
22.1.2018
Afrin ve kurtlarla dans
15.1.2018
Bilmediğiniz şeyler var!
28.12.2017
Gri'yi öldürmek!
25.12.2017
Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet
24.12.2017
Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli
21.12.2017
Ne kazandık elimize ne geçti-3
18.12.2017
Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2)
17.12.2017
Ne kazandık, elimize ne geçti?
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8