İlhami IŞIK

Süper Haber



Bookmark and Share

Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?


13.2.2018 - Bu Yazı 697 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dayanıklı ve iyi dokunmuş dış görünüşüne rağmen, bildiğimiz dünyanın büyük kısmı, yakın dönemin ürünüdür. Bugünkü dünya, ilk olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yer kürenin her tarafına yayılan iki büyük askeri gücün –ABD ile SSCB- ideolojik, politik ve ekonomik mücadelesinden arta kalan mirasıdır. Soğuk savaş döneminin sona ermesi bu sonucu değiştirmiyor. 1989’da SSCB’nin yıkılıp buharlaşması da yeni bir konjonktür yaratamadı. Çünkü Doğu Avrupa hariç, yer kürenin diğer sorunlu bölgelerinde statüko, olduğu gibi varlığını korudu. Özellikle de Ortadoğu coğrafyası, deyim uygunsa Arap Baharı tecrübesine kadar neredeyse tek çivisi sökülmeden ayakta kalan ahşap ev gibi, tartışmalı statüsüne rağmen varlığını sürdürdü.

Bu bir sır filan değildi. İki kutuplu dünyanın tarihsel olarak oluşturduğu bağlar ve bağımlılıklar, kılık değiştirse bile, bir gelenek olarak varlığını sürdürebildi. ABD enerji havzalarını kontrol ederken, yıkılmış SSCB’nin mirasçısı yeni Rusya, tıpkı eskiden olduğu gibi Baas Rejimlerini silah pazarı olarak kullanmaya devam etti. Üstelik SSCB’nin hibe politikası yerine bu işi karlı bir ticarete dönüştürmeyi de başarabildi.

Klasik bir ifadedir; denilir ki, ‘’her dünya savaşı aslında bir paylaşım savaşıdır’’. Bu çok doğru bir laftır. Eğer bu doğruysa o zaman bölgesel savaşların da, yerel savaşların da bu amaç etrafında kurgulanması gerekir. 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın, kısa sürede yerel dinamiklere dayalı klasik bir iç savaş olmaktan çıkması, sadece yerel rakiplerin zayıflığı ile açıklanamaz. Bu da bir sebeptir, ama asıl belirleyici sebep, Suriye’deki pazar paylarını korumaya çalışan yerel ve küresel güçlerin hızla savaşa müdahil olmalarıdır.

Rusya’nın Suriye’de varlığını açıklayan yegane argüman ya da Rusya’nın Suriye’de aradığını izah eden en önemli neden şudur; 1960 yılından bu yana Suriye, Rusya için çok ciddi bir silah pazarıdır. Bir kalemde milyar dolarlık sözleşmelerin altına imza atan Hafız Esad, Rus silah sanayinin en yağlı müşterisiydi. Oğul Beşşar Esad da tıpkı babası gibi silahlanma yarışına Rus mallarına yatırım yaparak başladı.

Savaş demek, her şeyden önce silah sanayiinin açık fuarı demek. Savaş demek, silah sanayiinin en karlı dönemleri demek. Tam da yeri gelmişken, Arap Baharı’nın kaderiyle ilgili bir iki laf etmek isterim. Bilindiği gibi Arap Baharı aslında küresel düzeyde laptop sanayii ile petrol ve silah sanayiinin Ortadoğu ölçeğinde kapışmasıdır. Petrol ve silah sanayii, laptop sanayiinden daha tecrübeli ve daha örgütlü olduğu için Ortadoğu ölçeğinde bu savaşı kazanmak üzere. Mısır’dan Irak’a uzanan hat üzerinde petrol ve silah sanayii kesin zaferini ilan etmek üzere. Aslında bu kesin zafer ilanı Esad’ın Suriye’de iktidarda kalmasıyla duyurulacak.

İran, Esad’ın doğal müttefiki olduğu için Esad’ın kalmasından yana. Rusya, Suriye’deki Pazar payını ancak Esad’lı bir yönetimle koruyacağına inanıyor ve dolayısıyla Esad’ı destekliyor. Şu an itibariyle ABD’nin de Esad’lı çözümden yana olduğunu biliyoruz. Bunun anlamı şudur; Esad karşıtlarına karşı olan cephe giderek genişliyor. Esad kime karşıysa İran, Rusya ve ABD de ona karşıdır.

Aslında bu tablo Suriye savaşının nasıl sonuçlanacağını açıkça gösteriyor. Aslında bu tablo yeni Suriye rejiminin dinamiklerini de açıklıyor. Tam bu noktada şu kestirimi yapmak bana çok rasyonel geliyor. Suriye’nin geleceğini belirleyecek olan dinamikler ABD, İran ve Rusya’nın desteklediği dinamiklerdir. Son tahlilde bu dinamiklerin adı mevcut Esad rejimi ve PYD/YPG güçleridir.

Dikkatli okuyucu bu yazı dizisinin başlangıcında İran ve Esad rejiminin kararı ile Kürt bölgelerinin alan hakimiyetinin bir gecede ve tek kurşun sıkılmadan PYD/YPG güçlerine bırakıldığını anımsayacaktır. Esad rejimi ve PYD/YPG arasında de-facto olarak kurulan müttefiklik ilişkisi fiilen 2011’de başlamıştı. Nihayet 2014 yılından sonra ABD’nin PYD/YPG ile ilişkilenmesi bu ittifakı güçlendiren ve resmileştiren bir gelişmedir. ABD’nin bu ittifaka bir tür garantör olduğunu söylemek bile kesinlikle abartı sayılmaz.

Rusya’nın gerek sahada YPG/PYD güçleriyle kurduğu ilişkiler, gerek bizzat Moskova’da PYD’ye açılan diplomatik alan ve gerekse de hem Astana süreci hem de Soçi görüşmelerinde Rusya’nın sergilediği tavırlar, Rusya’nın da tıpkı ABD gibi yeni Suriye’nin Esad ve PYD/YPG egemenliğinde inşa edilmesinden yana olduğunu açıkça kanıtlıyor.

İran, Rusya ve ABD’nin ortak derdi, cihatçı/selefi güçlerin yeni Suriye şekillenirken mümkün olan en yüksek oranda etkisiz ve işlevsiz hale getirilmeleridir. Sekiz yıllık savaş deneyiminden çıkardıkları askeri ders de şudur; her işi vekalet güçlerle yap. Çünkü maliyeti çok düşük! Rusya’nın Afrin meselesinde Türkiye’ye yaktığı yeşil ışığın mantığı da budur.

Türkiye’nin Suriye iç savaşına askeri varlığı ile müdahil edilmesi her şeyden önce cihatçı ve selefi güçlerin daha kısa sürede ve daha az maliyetle etkisiz hale geleceği, usta bir strateji ile hem hesaplanmış hem de planlanmıştır. İdlip, Afrin dengesine baktığımız zaman Rusya’nın neden bu kadar iştahlandığını anlamak zor olmasa gerek. Çünkü İdlip’in düşürülmesi esas meseledir. Afrin ise bir gece de Esad rejimine teslim edilecek olan oltanın ucundaki yemdir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.12.2018
Dört şampiyon evlat yetiştirdi ama hala işsiz!
28.11.2018
Bir yazı yazmak istiyorum
22.11.2018
Hukuk herkes için hukuktur
20.11.2018
Var olmayan örgütü terör listesine alma komedisi!
8.11.2018
ABD’nin ödüllü PKK hamlesi
7.11.2018
Kadına şiddet ve utanılacak tavırlar
30.10.2018
Siz hiç donarak öldünüz mü?
21.10.2018
"Andımız" neden geri getirilmek isteniyor?
18.10.2018
Adalete herkesin ihtiyacı var ve hukuk herkesin ortak malıdır
11.10.2018
Rahip de serbest kalacak, af da çıkacak...
20.9.2018
Fırtına öncesi sesizlik
9.9.2018
Ben mülteciyim...
31.8.2018
7 Eylül: Suriye ve bölgenin kaderi
28.8.2018
Kıyametini bekleyen şehir: İdlib
20.8.2018
Bir Kürt devleti kurmak mümkün mü?
9.8.2018
Suriye'de kartlar yeniden dağıtılırken
30.6.2018
Bir seçim muhasebesi
6.6.2018
Nezaket, zarafet ve marifet
31.5.2018
Merhametin yuvası gözlerdir
14.5.2018
ABD’nin Kudüs kararı savaş ilanıdır (1)
9.5.2018
24 Haziran seçim sonuçlarını Kürtlerin tercihi belirleyecektir
30.4.2018
Mavi bir rüyadan arta kalanlar
21.4.2018
Bahçeli neden erken seçimde ısrar etti?
16.4.2018
ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.
12.4.2018
Birleşik Devletler'in Suriye'deki son sınavı
7.4.2018
İran ve kaybeden kim?
2.4.2018
Fransa, Suriye’de ABD’nin görevini ifa edebilir mi?
30.3.2018
Gel de sevme Kızılderilileri
28.3.2018
Bumerang
24.3.2018
Afrin’den Sonra!
22.3.2018
PKK, seni reddediyorum!
19.3.2018
PKK'nın yenilgisi mi, Kürtlerin yenilgisi mi?
15.3.2018
Ortak hayat: Erken seçim neden kaçınılmaz? (3)
13.3.2018
Ortak Hayat: Seçime Doğru (2)
9.3.2018
Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)
1.3.2018
Çocuk istismarı günahların en büyüğüdür
26.2.2018
Afrin Gerçeği (10) Sonuçlar ve Olası Tehlikeler!
24.2.2018
Susun, ölüleri uyandıracaksınız!
23.2.2018
Afrin Gerçeği (9) ve Şimdi Ne Olacak?
19.2.2018
Afrin Gerçeği (8); ABD’nin Suriye Siyaseti
16.2.2018
Afrin Gerçeği (7); İdlip - Afrin denklemi
13.2.2018
Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?
11.2.2018
Afrin gerçeği (5) : İran sertleşiyor
5.2.2018
Afrin Gerçeği (4): Milliyetçi Dalga
2.2.2018
Afrin gerçeği ve göremediklerimiz (3)
30.1.2018
Afrin Gerçeği ve Uzun Bir Kış (2)
25.1.2018
Afrin Gerçeği (1)
22.1.2018
Afrin ve kurtlarla dans
15.1.2018
Bilmediğiniz şeyler var!
28.12.2017
Gri'yi öldürmek!
25.12.2017
Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet
24.12.2017
Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli
21.12.2017
Ne kazandık elimize ne geçti-3
18.12.2017
Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2)
17.12.2017
Ne kazandık, elimize ne geçti?
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8