İlhami IŞIK

Star Gazetesi



Bookmark and Share

Dilenci milyoner olsa da ne olur?


11.11.2017 - Bu Yazı 195 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Birkaç gün önce sevgili bir dostumu ziyarete gitmiştim. Dostum bir psikiyatr. Psikiyatra gitmekten hiç gocunmam. Ama benim ziyaretimin amacı bütünüyle dostumun sohbetine duyduğum muhabbet içindi. Çok özlemiştim hoş sohbetini. Nitekim çay ve kahve ikramından sonra bana çok ilginç bir hikaye anlattı ve biz sohbeti koyulaştırdık. Öyle ki sohbet bir noktadan sonra inisiyatifimizden çıktı ve kelimenin tam anlamıyla karşılıklı tartışmaya dönüştü. Önce dostumun başından geçen hikayeyi sizin için özetleyeyim, sonra tartışmanın detaylarına gireriz. Dostum hikayesini şöyle anlattı:

"İki üç hafta önce fırına kahvaltı yapmak için simit almaya gittim. Zaten bir tek hafta sonları kahvaltı yapıyoruz. Elimde simit poşeti sallana sallana eve dönüyorum. Evin köşesinde yaşlı ve bastonlu bir adamın yere çökmüş ve toz toprak içinde katıksız ekmek yediğini gördüm. Yanına gittim ve dedim ki "dayı senin kimsen yok mu?”. "Yok evladım, tek kızım var o da beni sokağa attı ". Çok üzüldüm, hali çok iç acıtıcıydı. Kendisine biraz para verdim ve dedim ki "sen biraz bekle ben hemen gelip, sana yardımcı olacağım, sana kalacak bir yerler bulalım. Eve çıktım ve kafamdan arayabileceğim yetkilileri düşündüm. Daha önce böyle sokakta kalan birkaç yaşlıya yardım etmiştim. Sonra evin camından baktığımda onun yerinde olmadığını fark ettim. Dışarı çıktığımda adamın ortadan kaybolduğunu fark ettim.

Bu sabah yine fırına gittiğimde onu yine bir binanın köşesinde yere çömelmiş gördüm, elindeki bir tomar parayı sayıyordu...

Bu şehir insanın tüm merhamet ve iyilik duygularını öldürüyor.."..

"Üstadım" dedim, "bu şehir insanın bütün merhamet ve iyilik duygularını neden öldürsün ki? Şehirlerin ne suçu var? Sonuçta şehirler birer yaşam alanı, birer mekandan ibaret. Sanırım bizim algımız arızalı?"

"Yaşlı ve dilenci olduğunu sandığımız bir adamın elinde para tomarı olsa ve bunu iştahla saysa bile ne olur? Bu görüntü onun konumunu değiştiriyor mu? Nihayet son kertede bu adamın hayat içindeki pozisyonu dilenmek değil mi? Herkese avuç açmıyor mu? Bu onun kişiliği bile olsa, yeterince aşağılayıcı değil mi? Bizim bu şekildeki himayemiz daha da aşağılayıcı olmuyor mu? Bir insanın pozisyonunu hakikaten değiştirmeyen kimi şaşırtıcı görünümler, ne zaman gerçeğin yerine geçmeye başladı? Dilenmek, dilenmektir ve  hiçbir insan bu durumundan sorumlu değildir. Dilencilik bir toplumun adaletsizlik aynasıdır. Toplum ne kadar zalim ve adalet duygusundan yoksunsa, dilenci sayısı o kadar yüksek olur."
"Ama" dedi dostum; "Yoksulların çoğu dilenmiyor. Yarı aç yarı tok yaşıyorlar. Zaten toplumun çoğu yoksul. İstanbul’da profesyonel bir dilenci mesleği var. Bu yüzden gerçekten sokakta kalmış yaşlı insanlara yardım etme duygularımız yok oluyor. Daha önce sokakta kalmış iki yaşlıya barınma için yardım ettim. Gerçekten ilgili kurumlar duyarlı davranmışlardı. Ben bunu vurgulamaya çalıştım. Tarihte büyük kıtlıklarda büyük felaketlerde insanlar sokaklarda dilenmişlerdi. Bu gerçek bir yoksunluktu. Ama İstanbul’da gerçek ihtiyaç sahiplerinin çoğu dilenmiyor…"

Bazen medyada şöyle haberler okuyoruz; diyerek meselenin benim açımdan özüne işaret etmek niyetiyle konuşmamı sürdürdüm. ''Dilencinin üstünde milyonlar çıktı." "Dilencinin bilmem kaç dairesi var'' gibi haberler çıkıyor. Gazetelerin üçüncü sayfa haberi olarak kamuoyuna nakledilen bu haberlerin altında ben başka niyetler sezinliyorum ve doğrusunu söylemek gerekirse de fena halde kızıyorum. Bu haberler bana tok olanların aç olan insanlara ikiyüzlü, riyakar saldırısı gibi geliyor. Sanki bütün dilencilerin aslında milyonları varmış ve bizi kandırmak için duygularımızı sömürerek dolandırıyorlarmış gibi bir algı yaratılıyor. Oysa bana kalırsa hiçbir insan gönüllü olarak ötekine avuç açmaz. Bir insanı dilenci yapan tek gerçek var o da yoksulluktur. Dilenciden tiksinmek yoksulluğu ortadan kaldırmıyor. Dilenciden kuşku duymak yerine, yoksulluktan kuşku duymak lazım. Dilenci ile savaşmak yerine yoksullukla savaşmak lazım.

Eğer merhametiniz yoksa yoksullukla savaşamazsınız, onun yerine dilenciye yüklenirsiniz.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı