İlhami IŞIK

Star Gazetesi



Bookmark and Share

Değişimin sancıları ve AK Parti-2


19.11.2017 - Bu Yazı 190 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suya düşme ihtimali olmadan, suya düşmekten kurtulma umudunu diri tutmak pek mantıklı değildir; içi boş bir duygulanım olarak hafızamızda kalır, buna mahkûmdur; çünkü ciddiye alınabilir bir nedene dayanmıyordur. Buna göre umut, dokunsan kırılacak bir kamış, arkadaşlığı hoşa giden kötü bir rehber ya da besin değeri düşük ama lezzetli bir sos gibidir. Ama gerçek umut bir inanç gibidir. Daha önce de defalarca bu köşede yazdığım gibi her inanç evvel emirde bir güven meselesidir. Dolayısıyla bir tür yardımseverlik ve fedakârlık gerektirir. Ötekinin, parmaklarının arasından kayıp gitmemize izin vermeyeceğine duyduğumuz sarsılmaz inançtır ve umudun temelini, ötekinden vazgeçmeyeceğimize duyduğumuz güven oluşturur. Ne onun bizden vazgeçeceğine inanırız, ne de biz ondan vazgeçmeyi düşünürüz.

Hiçbir şeyin kötümserlik kadar gerçekdışı olmadığı zamanlar varsa da, umudu olanlar, fikirleri konusunda umutsuz olanlara nazaran daha ılımlı olma eğilimindedirler. İşte ben de bu ılımlı olma eğilimi taşıyan AK Parti gönüldaşlarından biriyim. Sırf bu nedenle her zaman AK Parti’nin değişim ihtiyacını destekledim ve değişim talebinin oluşturduğu heyecan dalgasından maksimum düzeyde etkilendim.

Ama belki de ilk kez değişimin sancısı olarak tarif ettiğim bu yeni durum karşısında, heyecandan çok kaygılı bir ruh haliyle baş başayım. 90 yıl denendikten sonra, bizzat AK Parti tarafından siyasi rejimi 16 Nisan’da değiştirilen Atatürkçülüğe dönüş, zihnimde umut yerine endişe zillerinin çalmasına sebep oluyor.

Kürtleri ve dindar Müslümanları 1923’de siyasetin merkezinden uzaklaştıran Atatürk ve onun mirasçısı Kemalizm’e el uzatıp, onu bizzat dindar Müslümanların aracılığı ile tekrar siyasetin merkezine taşımak komik bir ironi olsa gerek.

Benim çok merak ettiğim kimi sorularım var; söz gelimi dindar Müslümanlar ile Atatürkçü Kemalist rejim arasındaki çelişkiler yok mu oldu? Söz konusu çelişkiler artık uzlaşılabilir boyuta mı geldi? Aynı soruyu bir Kürt olarak da soruyorum. Kürtler ve Atatürkçü Kemalist rejim arasında var olan o tarihsel ihtilaflar buharlaştı mı? Bu soruların sosyolojik, siyasi ve kültürel yanıtlarını açıkça ortaya koymadan, sanki Dindar Müslümanlar ve Kürtlerin de rızası varmış gibi, yeniden Atatürkçü bir kültürel/siyasi atmosfer yaratmak kimin işine yarar?

Ayrıca 16 Nisan 2016’da kabul edilen "Cumhurbaşkanlığı sistemini", bir siyasi ve idari rejim olarak hangi siyasi saiklerle, hangi Atatürkçülerle paylaşmak lazım geliyor? Özellikle 1960 yılından sonra açıkça darbeci bir dominant karakter kazanan Kemalizm, bu büyük uzlaşmanın neresinde duruyor?

Hiç kimse kusura bakmasın; basit ve naif bir soru soruyorum; Dindar Müslümanlar Atatürkçülük mirasının hangi ideolojik/politik dayanaklarından istifade edecekler? Eğer Atatürkçülüğü siyasal hayatımızın köşe başlarından biri haline getirirsek, onun uygulamalarından da faydalanacağımız, en azından ilham alacağımız varsayımını da kabul etmiş olmaz mıyız?

İktisaden Atatürkçü karma ekonomi politiği aşmış ve geride bırakmış bir ülkeye onu model olarak sunamayacağımız açık. Siyaseten onun inşa ettiği idari rejimi de cumhurbaşkanlığı sistemi ile geride bıraktığımız, tarihe çoktan kayıt olarak geçti.

Biri bana bu soruların yanıtlarını acilen versin lütfen.

.

Facebook Yorumları

reklam
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı