İlhami IŞIK

Star Gazetesi



Bookmark and Share

Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset


7.12.2017 - Bu Yazı 132 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyaset yapmak ya da siyaset üretmek denildiğinde akla ilk gelen ve bu türünün hemen öne çıkan en parlak klişesi,“öngörü” denilen meziyet ya da sanata yapılan abartılı atıftır. Siyaset biliminin köklü geleneklerini rehber edinmiş her ciddi siyaset bilimi okulunda duvara asılı olan şu levha hemen göze çarpar;  “gelecek bilinemez ama aynı gelecek öngörülebilir.’’ Siyaseti el falından ya da rüya tabirlerinden ayıran nitelik de geleceği en az bugün gibi kesinliğe yakın bir isabetle öngören parametrelere sahip olmasıdır. Gelecek, bugünün kesin verileriyle bilinmeye bir adım mesafede durur. Onu gerçekleşmeden bilinir kılan da ona dair verilerin doğru tasnifi ve doğru analizidir.

Ama anlaşılan o ki, Türkiye’de işler böyle yürümüyor. Türkiye’de ne olaylara ne de olgulara dair veriler doğru dürüst toplanıyor; ne tasnif işlemleri belli bağlamlar içinde yapılıyor ve ne de bu analiz verileri gerçeklerin yakıcı masasında doğruluk ve dayanıklılık testinden geçiyor. Durum böyle olunca, haliyle “ham ve eksik bilgiden” öngörü de çıkmıyor.

Bu işte bir eksiklik, bir tuhaflık ya da inanılması çok güç olan “zarif bir saflık’’ var; şöyle düşünün, toplumun neredeyse yarısına yakının iradesini şekillendiren ve bu iradeyi sandık başında rızaya dönüştürüp, her seferinde seçim zaferleriyle taçlandıran siyasi akıl, nasıl oluyor da yürütmenin siyasi faaliyetlerinde bu kadar zaaf gösterebiliyor? Söz gelimi Roboski hadisesinde kurulan tuzağı görmüyor ve bu olayın bütün siyasi sonuçlarını göğüslemek zorunda kalıyor?  Başka alanlarda parlak başarıların altına imza atan aynı akıl, misal, 2014’de DAEŞ’in Musul’a girişiyle konsolosluk baskını ve Konsolosla birlikte bütün çalışanlarının rehin alınabilme ihtimalini es geçebiliyor?

İnsanın bazen gördüklerine, duyduklarına ve hatta bizzat içinde olup yaşadıklarına inanası gelmiyor. Kimi olaylar gerçekleştikten sonra, bu hadisenin bilgisine önceden nasıl ulaşılmaz, bu hadise adeta geliyorum diyor, durum bu kadar açıkken nasıl olur da hiç kimsede en küçük öngörü emaresine rastlanmaz? Aklıma geldikçe söylüyorum, mesela Kobanê meselesinde zafer neden sadece PYD/YPG’ye bırakıldı? Erbil’den gelip Kobanê’ye geçişlerine izin verilen Pêşmerge’ye neden üç beş tank ve topla birlikte eşlik edilmedi? Oysa dünya alem çok iyi biliyor ki, Türkiye Pêşmergelerin geçişine izin vermeseydi, şimdi, bugün bile, Kobanê belki de hala DAEŞ’in kontrolünde olurdu. Nedenleri, doğabilecek olası, bütün sonuçlarıyla birlikte düşünmek ve ona göre cesurca pozisyon almak bu kadar zor mu?

Basit hadiselerden söz ettiğimi sanmayın. Bu hadisler birikip, Türkiye’nin kaderinde ciddi rol oynadılar ve hala oynamaya devam ediyorlar. Ama aynı öngörüsüzlük, hızından hiçbir şey kaybetmeden varlığını sürdürüyor ve korkarım ki ortaya çıkacak maliyet bir gün taşınamaz hale gelebilir.

1-Türkiye tarihinin en önemli siyasi projesini hayata geçirmeye çalışarak son  40 yıllık  iç şiddet ve  terörizmi sonlandırmak amacıyla dev bir adım attı.  Bu dev adımın başarılı olması için PKK ile Oslo dahil bir çok yerde bir çok görüşme yaptı. Siyasi iktidar bu sorunu çözmek amacıyla geleceğini riske edip büyük bir siyasi kararlılık gösterirken, devletin içine çöreklenmiş FETÖ yapılanması bu süreci bertaraf etmek için elinden geleni ardına koymadı.  Üstelik bununla yetinmeyip, 7 şubat 2012’de MİT Müsteşarını gözaltına almaya çalıştı. Ama ne tuhaftır ki, ne MİT ne de siyaset bu zehirli sarmaşık örgütü fark etmiyor ve en acınası durum da şu, o ana kadar yani müsteşar ifadeye çağırılana kadar istihbarat ve siyaset bundan habersiz.

2-Aynı FETÖ yapılanması 17-25 Aralık için bir yıl önceden hazırlık yapmaya başlıyor. Bu hazırlığın ilk planlanmış adımı olarak da, MİT Müsteşarı üstünden Başbakana ulaşmayı ve onu yargı karşısına çıkarmayı tasarlıyor. Ülkenin Başbakanını yargılama gibi vahim bir hamle yaparken, bu ülkenin siyaseti ve istihbaratı, sadece olay gerçekleştiğinde önlem almaya çalışıyor. Üstelik alınan bütün önlemler, sadece bu olay ve sonuçlarıyla sınırlandırıldığı için 17-25 Aralık operasyonları gerçekleşiyor. MİT Müsteşarını ifadeye çağıran irade o kadar hafife alınıyor ki, bundan çok ciddi bir tehdit ve tehlike çıkabileceğine hiç kimse ihtimal vermiyor. Çok belli ki FETÖ bir örgüt olarak değerlendirilmemiş, bu yapı, en ince ayrıntısına kadar analiz edilmemiş.

3-Çözüm süreci gibi tarihi bir stratejiyi boğmak için şehirlere tonlarca bomba adeta balık istifi gibi yığdırıldı. Binlerce silah sevkiyatı yapıldı ve her yerde hendekler kazıldı. Ama ne istihbarat bilgi alıp veriyordu, ne de siyaset bunun önlemini alacak öngörüyü hayata geçiriyordu. Sonuç şehirlerin yıkılması binlerce ölü ve yüzbinlerce göç.

4-Eğer 15 Temmuz günü saat 15 'de bir binbaşı gelip ihbar etmese, tarihimizin en kanlı ve acımasız darbesi gerçekleşecekti. Türkiye bir iç savaşa sürüklenecek ve yine baş rollerde FETÖ olacaktı. Ama en ilginç olanı ise herkesin bildiği darbe örgütlenmesini eğer binbaşı ihbar etmese kimse bilmeyecekti. Bir darbe organize ediliyor, ama ne istihbarat bu kadar geniş kadronun organize ettiği darbeyi öğreniyor ne de siyaset bu örgütlenmeyi engelleyecek stratejik öngörüleri hayata geçiriyor.

5-Türkiye’yi kıskaca alan Reza Zarrab olayında da görüldüğü gibi bu adamın elini kolunu sallayarak ABD’ye gitmesine kimse engel olmuyor; bu yetmezmiş gibi Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın gitmesi de engellenemiyor..

İnanılır gibi değil ..

.

Facebook Yorumları

reklam
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı