İlhami IŞIK

Süper Haber



Bookmark and Share

Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)


9.3.2018 - Bu Yazı 442 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsanların belli durumlara tepki gösterme alışkanlıklarındaki tarzla ilgili kimi kurallar üstüne düşünürken; sosyolojik gerçeğimizin her seferde şaşmaz biçimde kendi varlık nedenini ortaya koyduğunu ve kendisine bir tür “ters takla” attırmak isteyen yöntemleri elinin tersi ile ittiğini görüyoruz. Kısa vadeli başarıların, uzun erimli kurumsallaşmaya dönüşmemesinin nedeni de budur. Çünkü sosyolojik gerçeğimizin ana karakteri, “Müslüman çoğunluğun” demokratlaşma talebidir. Muhafazakâr, mütedeyyin, sağ, milliyetçi, liberal demokrat kesimlerden oluşan bu çoğunluk, genel siyasi çatıyı partilerin birleşme ya da ittifakı olarak değil, bizzatihi demokratik hayatın kurumsallaştırılması olarak görüyor ve öyle algılıyor.

Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi bu gerçeği ıskaladıkları için tarih sahnesinde onlara tanınan büyük şansı kullanamadan silinip gittiler. Bu üç parti de demokrasiyi kurumsallaştırma yerine ittifak arayışı içine girerek iktidar olma ömürlerini uzatmayı denediler. Aşı tutmadı; çünkü aşı hem gerçekçi değildi, hem de hileliydi. Bu amacı gerçekleştirebilmek için iki yöntem uygulanıyordu. Birincisi, iktidarı paylaşma, milletvekilliği ve devlet kadrolarında kontenjan ayrılması. İkincisi, ittifak içinde yer alan partilerin ideolojik, politik söyleminin iktidar söylemi olarak kullanılması.

Sağ-sol, muhafazakâr-mütedeyyin-milliyetçi kutuplaşmasını büyük ittifak çatısı altında toplamak, hiç gerçekçi değildir; çünkü bu büyük kutuplaşmayı taşıyacak siyasi parti yoktur. Bu büyük kutuplaşmanın tek gerçekçi “çatısı” kurumsallaştırılmış bir demokratik düzendir. Zaten demokrasiye herkesi kucaklayıp ve yine herkese bu çatı altında meşru bir yer garantilediği için demokrasiden vazgeçmiyoruz.

Demokrasiyi kurumsallaştırmak yerine, iktidar erkini elinde tutma telaşı olarak ifade edebileceğimiz her koalisyon matematiği, toplumun sosyolojisi tarafından eritilir. Çünkü, toplumun tek beklentisi kurumsallaştırılmış bir demokraside siyaset yapma imkanıdır. Değerli olan budur.

Güçlü ve tek başına iktidar döneminin sonuna gelindiğini gösteren en büyük gösterge her zaman ittifak arayışı olmuştur. 
Bu kara bulutların beraberinde yağmuru getirdiği kadar hakiki bir göstergedir.

Siyasetin, çatışma ve kutuplaşmadan medet umduğu zaman dilimleri, aynı zamanda ve aynı anlamda siyasetin, demokrasiye ve hukuka yabancılaştığı siyasi süreçleri anlatır. Çünkü demokrasi ve hukuk, herkesin ve her kesimin ortak paydasını ortak hayata dönüştürme eğilimi gösterirken, çatışma ve kutuplaşma ortak hayatın şah damarını keserek, ortak yaşam hayalini bölerek, onu siyaseten etkisizleştirir. Demokrasi ve hukuk özgür irade için ve özgür iradeyi temsilen ortak kurumlar yaratırken, çatışma ve kutuplaşma, bir tür “uzmanlık alanı” edasıyla toplumu bölerek, onu uzlaşmaz kompartmanlara ayırır.

Bölünme ya da ortak yaşam hayali, bir döngü olarak, aslında Türkiye siyasi tarihini özetleyen iki kıymetli kavramdır. Hatta denilebilir ki, Türkiye siyasi hayatı, bir fay hattı gibi hep bu kulvarda varlık aramış ve sonuç itibarıyla ne tam bir demokrasiye geçiş yapabilmiştir, ne de kelimenin tam anlamıyla hukukun üstünlüğüne fırsat tanımıştır. Aslında demokrasi ve hukuk arayışımızın ana hikayesi de bundan ibarettir. Her dönemde demokrasi talebine ve hukukun vazgeçilmezliğine vurgu yapılmasının bir nedeni de budur.

AK Parti siyaset sahnesine çıktığı 2002 yılında, toplumun ezici çoğunluğuna demokrasi vaat ediyordu. Demokrasiyi kurumsallaştırmak için, askeri vesayetin oligarşik egemenliğini kırmak gerekiyordu ve AK Parti bütün gücüyle bu iktidar ve demokrasi gaspına son vermek için, demokratik değerleri bir bayrak gibi sallıyordu. Bu çok doğru bir siyasi hattı. Hepimiz bu mücadele pratiğinden etkilendik. Hepimiz kendi gücümüz oranında herhangi bir davet beklemeden bu mücadeleye katıldık, katkı sağladık. Çünkü Türkiye 70 yıllık askeri vesayetin prangalarından kurtuluyor olacaktı. Askerin gölgesi ve iktidarı olmaksınız gerçek bir demokrasi yeniden inşa edilecekti. Büyük Müslüman çoğunluk özlediği demokratik devlet düzenine kavuşacak ve siyaset bütünüyle demokratik değerler etrafında yeniden gerçek işlevine kavuşacaktı. Umutlar büyüdükçe büyümüştü. Çözüm iradesi ise kararlıca süreçlere müdahale ediyordu.

Evrensel değerlerde bir ‘’Müslüman demokrasi modelini’’ dünyaya armağan etmek için kollar sıvanmış ve bu süreç 2015 yılına kadar da başarıyla yönetilmişti. Kişisel olarak da benim açımdan da her şey ilke bakımından sorunsuz ilerliyordu.

AK Parti bir taraftan Müslüman çoğunluğa uygun bir demokratikleşme modelini hayata geçirirken, öte taraftan da ilk kez olarak Kürt sorunu ile yüzleşme ve bu soruna devlet katında çözüm bulma arayışını önüne koyuyordu. Bunlar cumhuriyet tarihinde bugüne değin görülmemiş büyüklükte, büyük reform hamleleriydi. Hiçbir cumhuriyet hükümetinin, cesaret edemediği şeyi, AK Parti devlet siyaseti haline getiriyordu.

2015 yılında bu süreç durdu. Ya da zorunlu nedenlerden ötürü durduruldu. Ama nedeni ne olursa olsun 2015 yılından sonra siyaset ve demokratikleşme süreçleri de rayından çıktı. Savruldu. Ne 7 Haziran seçimleri deva olabildi, ne 1 Kasım seçimleri. 16 Nisan’da yapılan referandum ise bir bütün olarak siyasetin rehin alınmasına vesile oldu. (Devam edeceğim...)

 

 

.

Facebook Yorumları

reklam
6.6.2018
Nezaket, zarafet ve marifet
31.5.2018
Merhametin yuvası gözlerdir
14.5.2018
ABD’nin Kudüs kararı savaş ilanıdır (1)
9.5.2018
24 Haziran seçim sonuçlarını Kürtlerin tercihi belirleyecektir
30.4.2018
Mavi bir rüyadan arta kalanlar
21.4.2018
Bahçeli neden erken seçimde ısrar etti?
16.4.2018
ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.
12.4.2018
Birleşik Devletler'in Suriye'deki son sınavı
7.4.2018
İran ve kaybeden kim?
2.4.2018
Fransa, Suriye’de ABD’nin görevini ifa edebilir mi?
30.3.2018
Gel de sevme Kızılderilileri
28.3.2018
Bumerang
24.3.2018
Afrin’den Sonra!
22.3.2018
PKK, seni reddediyorum!
19.3.2018
PKK'nın yenilgisi mi, Kürtlerin yenilgisi mi?
15.3.2018
Ortak hayat: Erken seçim neden kaçınılmaz? (3)
13.3.2018
Ortak Hayat: Seçime Doğru (2)
9.3.2018
Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)
1.3.2018
Çocuk istismarı günahların en büyüğüdür
26.2.2018
Afrin Gerçeği (10) Sonuçlar ve Olası Tehlikeler!
24.2.2018
Susun, ölüleri uyandıracaksınız!
23.2.2018
Afrin Gerçeği (9) ve Şimdi Ne Olacak?
19.2.2018
Afrin Gerçeği (8); ABD’nin Suriye Siyaseti
16.2.2018
Afrin Gerçeği (7); İdlip - Afrin denklemi
13.2.2018
Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?
11.2.2018
Afrin gerçeği (5) : İran sertleşiyor
5.2.2018
Afrin Gerçeği (4): Milliyetçi Dalga
2.2.2018
Afrin gerçeği ve göremediklerimiz (3)
30.1.2018
Afrin Gerçeği ve Uzun Bir Kış (2)
25.1.2018
Afrin Gerçeği (1)
22.1.2018
Afrin ve kurtlarla dans
15.1.2018
Bilmediğiniz şeyler var!
28.12.2017
Gri'yi öldürmek!
25.12.2017
Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet
24.12.2017
Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli
21.12.2017
Ne kazandık elimize ne geçti-3
18.12.2017
Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2)
17.12.2017
Ne kazandık, elimize ne geçti?
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı