Annem Türkçe konuşmaya başlayınca


25.02.2020 - Bu Yazı 169 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Annemin yüzüne baktım.

Gözleri ile isyan ediyordu.

Başını hiç öne eğmeden "Yürü oğlum” dedi. “Biz utanılacak bir şey yapmadık. Onlar utansınlar ve sakın üzüldüğünü belli etme" dedi bana ve yavaşça beni ileriye doğru itekleyerek yürümeye başladı. Cesaret bulaşıcıdır derler, o andan itibaren annemin cesaretine teslim oldum ve en az onun kadar kendinden emin ve kararlı adımlarla yürümeye başladım.

İkimiz de kelepçeliydik, hem de benim sağ kolumu annemin sol koluna kelepçelemişlerdi. Artık kelepçeler bir küçük düşme, ezilme ve aşağılanma duygusuna neden olmuyordu; tam tersine, sanki göğsüme asılmış bir onur madalyasıymış gibi, gururla yürüyordum.

Mardin/Savur’da jandarma karakolu ile adliye arasındaki mesafe yaklaşık bir buçuk kilometre idi. O mesafeyi nasıl gururla yürüdüğümü dün gibi hatırlıyorum. Annemi ve onun destansı cesaretini ruhumda hissetmek beni bambaşka biri yapmıştı.

Jandarma komutanı “Adliyeye kadar yürütün bunları” demişti. Kimin umurunda? Sanki güneş bizim için doğmuştu ve biz ilk kez bu muhteşem ışıltının altında yürüyorduk.

Etrafımızı bir grup jandarma sarmıştı. Yaklaşık 10 jandarma arasında yürüyorduk. Annemle kelepçelenmiş bir şekilde.

Babam üç beş metre ilerimizde köylülerin önünde yürüyordu. Zavallı babam; bir zamanlar bana şöyle demişti: ‘’Ben sadece iki şeyden korkarım, Biri, yukarıda Allah. İkincisi, aşağıda hükümet’’. Galiba babam o gün hükümet korkusunu biraz yenmişti.

Babamın bakışları da çok cesaret vericiydi, her iki adımda bir dönüp anneme bakıyordu ama yüzündeki ifadeler sürekli değişiyordu.

Kimi zaman kızgınlıkla…

Kimi zaman saygıyla…

Kimi zaman yılların emeği ile ilmik ilmik örülmüş sevgi ile anneme ve bana bakıyordu. Annem de ara sıra ona göz ucuyla gülümseyerek selam veriyordu.

Savur o zamanlar nüfus olarak küçük bir yerdi.  O gün neredeyse herkes, Savur'un taşlı yollarında ve dik yokuşlarında yolun iki yanına dizilmiş gibi, bizi izlemek için kendilerine uygun bir yer arıyorlardı.

Evinin balkonundan bizi seyredenler de az değildi, ya da dükkanının önüne çıkan kalabalıklara baka baka. Onların arasından geçerek yürüyorduk.

Beyaz tülbentli bir kadın ve genç bir çocuk, birbirine kelepçelenmiş bir şekilde savur sokaklarında jandarma eşliğinde yürütülüyordu. Bu hem çok tanıdık bir görüntüydü hem de içinde ciddi korkular barındıran tuhaf bir seyirlik tabloydu.

Aslında her zaman karşılaştıkları bir manzaraydı bu; ama içlerine sindirdikleri  bir manzara değildi asla.

Birbbirlerine Kürtçe ve Arapça soruyorlardı:

Kim bunlar?

Suçları ne?

Ve niye katiller gibi teşhir edile edile yürütülüyorlardı?

Bir anlam veremiyorlardı.

“Bir talebe yakalamışlar galiba” diye konuşuyorlardı birbirleriyle, fısıltıları kulaklarıma ulaşıyordu.

1980’lerde şimdiki gibi "terörist, bölücü" gibi tanımlar yoktu.

Siyasi suçlulara "Talebeler" diyorlardı.

Ve Talebeler saygı görüyordu.

Hırsız ve katil değillerdi.

Utanılacak işler yapmazlardı.

Ve kudretli devlete kafa tutma cesaretinin sembolleriydi onlar.

Böyle bir dönemdi 1980’ler.

Darbe dönemi.

Sıkıyönetim dönemi.

Askeri  yönetimin, bir sağdan bir soldan deyip idam ettiği dönem işte.

1983 Ağustosunda Mardin’deki köyümüzü asker bastı ve beni gözaltına aldılar .

Annem askerlere direndiği için onu da benimle beraber gözaltına alıp Savur ilçesine getirdiler.

Ve ibretlik olsun diye bizi birbirimize kelepçeleyip sokaklarda dolaştırdılar.

Çok zalim bir dönemdi.

Ve böylesine zalim bir dönemde annem ile beraber mahkemeye çıkarıldık.

Ben mahkemede derdimi anlattıktan sonra, sıra anneme geldi.

Mahkeme hakimi mübaşire dönerek ‘’Bir tercüman çağır’’ dedi

Annem "Ben Türkçe konuşacağım hakim bey" dedi.

Annem, Türkçenin ağzını yüzünü dağıtan kırık dökük Türkçesiyle bunu söyler söylemez, mahkeme hakiminin yüz ifadesi öylesine değişti ki tarif etmem mümkün değil.

Karşısında beyaz tülbentli bir Kürt kadını. Ve ona ‘Türkçe konuşacağım, tercümana gerek yok’ diyor! Bu sahneye tanık olmanızı çok isterdim; çünkü bugün bile bu sahneyi kemaliyle anlatacak kelimelere hala sahip olmadığımı biliyorum. Efendi/Uşak ilişkisinin adeta bir deprem ile eşitlenme haliydi. Uşağın ortaya saygı duyulacak bir irade koyarak efendisiyle eşitlenmiş olmasının dehşet duygusuydu.

Annem, sanki hakimin bütün iradesini elinden almış gibiydi. Hükmetmek isterken, hükmedilen olmak, o kısa anlarda bile, çok şaşırtıcı bir etki yaratmıştı.

Nasıl olur da bu kadın benim dilimle bana hükmeder! Hakimin böyle düşündüğü konusunda şimdi bile size yemin edebilirim.

“Hayır, tercümanla ifade vereceksin” diye bağırdı anneme.

Annem Türkçe konuşmaya devam etti.

Yani tercümana Türkçe konuştu ve tercüman da Türkçeyi Türkçeye cevirdi!

İnanılmaz bir manzara idi bu.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.03.2020
Çocukları denize dökmeyin efendiler!
25.02.2020
Annem Türkçe konuşmaya başlayınca
24.02.2020
Bir savaş var ama bir adı yok
20.02.2020
Devlet vatandaşına öfke duymaz
14.02.2020
İdlib ve konuşmadıklarımız
7.02.2020
Bu hallere nasıl geldik?
4.02.2020
Dış politika ve beklenen kusursuz fırtına
22.01.2020
Size de oluyor mu bilmiyorum
18.01.2020
Bu devlet Ahmet Altan'a mertçe davranmadı
7.11.2019
Kul Hakkı
5.07.2019
Süreç başladı ve devam edecek
8.06.2019
1 eylül 2019 günü Türkiye de silahlara veda günü olsun
2.05.2019
Tünelin ucunda bir ışık görünüyor galiba
16.4.2019
Kim iktidar ve gücün ihtişamı ile tanışıyorsa aynı refleksi gösteriyor
15.4.2019
Kim iktidar ve gücün ihtişamı ile tanışıyorsa aynı refleksi gösteriyor
6.2.2019
ABD’nin Irak’taki İran planı
26.1.2019
Kültür, Ahlak ve Etik
18.12.2018
Medeniyet nedir ve kimdir medeni?
3.12.2018
Dört şampiyon evlat yetiştirdi ama hala işsiz!
28.11.2018
Bir yazı yazmak istiyorum
22.11.2018
Hukuk herkes için hukuktur
20.11.2018
Var olmayan örgütü terör listesine alma komedisi!
8.11.2018
ABD’nin ödüllü PKK hamlesi
7.11.2018
Kadına şiddet ve utanılacak tavırlar
30.10.2018
Siz hiç donarak öldünüz mü?
21.10.2018
"Andımız" neden geri getirilmek isteniyor?
18.10.2018
Adalete herkesin ihtiyacı var ve hukuk herkesin ortak malıdır
11.10.2018
Rahip de serbest kalacak, af da çıkacak...
20.9.2018
Fırtına öncesi sesizlik
9.9.2018
Ben mülteciyim...
31.8.2018
7 Eylül: Suriye ve bölgenin kaderi
28.8.2018
Kıyametini bekleyen şehir: İdlib
20.8.2018
Bir Kürt devleti kurmak mümkün mü?
9.8.2018
Suriye'de kartlar yeniden dağıtılırken
30.6.2018
Bir seçim muhasebesi
6.6.2018
Nezaket, zarafet ve marifet
31.5.2018
Merhametin yuvası gözlerdir
14.5.2018
ABD’nin Kudüs kararı savaş ilanıdır (1)
9.5.2018
24 Haziran seçim sonuçlarını Kürtlerin tercihi belirleyecektir
30.4.2018
Mavi bir rüyadan arta kalanlar
21.4.2018
Bahçeli neden erken seçimde ısrar etti?
16.4.2018
ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.
12.4.2018
Birleşik Devletler'in Suriye'deki son sınavı
7.4.2018
İran ve kaybeden kim?
2.4.2018
Fransa, Suriye’de ABD’nin görevini ifa edebilir mi?
30.3.2018
Gel de sevme Kızılderilileri
28.3.2018
Bumerang
24.3.2018
Afrin’den Sonra!
22.3.2018
PKK, seni reddediyorum!
19.3.2018
PKK'nın yenilgisi mi, Kürtlerin yenilgisi mi?
15.3.2018
Ortak hayat: Erken seçim neden kaçınılmaz? (3)
13.3.2018
Ortak Hayat: Seçime Doğru (2)
9.3.2018
Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)
1.3.2018
Çocuk istismarı günahların en büyüğüdür
26.2.2018
Afrin Gerçeği (10) Sonuçlar ve Olası Tehlikeler!
24.2.2018
Susun, ölüleri uyandıracaksınız!
23.2.2018
Afrin Gerçeği (9) ve Şimdi Ne Olacak?
19.2.2018
Afrin Gerçeği (8); ABD’nin Suriye Siyaseti
16.2.2018
Afrin Gerçeği (7); İdlip - Afrin denklemi
13.2.2018
Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?
11.2.2018
Afrin gerçeği (5) : İran sertleşiyor
5.2.2018
Afrin Gerçeği (4): Milliyetçi Dalga
2.2.2018
Afrin gerçeği ve göremediklerimiz (3)
30.1.2018
Afrin Gerçeği ve Uzun Bir Kış (2)
25.1.2018
Afrin Gerçeği (1)
22.1.2018
Afrin ve kurtlarla dans
15.1.2018
Bilmediğiniz şeyler var!
28.12.2017
Gri'yi öldürmek!
25.12.2017
Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet
24.12.2017
Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli
21.12.2017
Ne kazandık elimize ne geçti-3
18.12.2017
Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2)
17.12.2017
Ne kazandık, elimize ne geçti?
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive