Kadri GÜRSEL

Cumhuriyet



Bookmark and Share

İdlib’e dikkat


23.2.2018 - Bu Yazı 114 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İdlib, Suriye’deki çok cepheli, çok taraflı ve çok sayıdaki karmaşık çatışmanın düğümlendiği yer. Bundan ötürü “savaşların anası” İdlib’de olacak gibi görünüyor.

İdlib’de oyun kurucu tek güç Rusya’dır. Diğerleri, bu oyunun ya parçası olurlar, ya da güçleri nispetinde oyun bozuculuk yapabilirler. Ama Rusya yeniden oyun kurar.

Rusların İdlib’le ilgili, Afrin’i de içine alan çok katmanlı bir oyun kurguladığı ve bunu şimdiye kadar büyük bir problemle karşılaşmadan uygulaya geldiği ortadadır.

Dolayısıyla Afrin’deki gelişmeleri İdlib merceğinden bakarak, ama Halep’i de unutmadan okumak lazımdır.

TSK ve müttefikleri Afrin’de yeterli denetim sağlayınca İdlib cephesiyle Fırat Kalkanı bölgesini (Azez-Cerablus-El Bab üçgeni) karadan birbirine bağlayacaklardır. Bu hedefe varılırsa, şu an rejimin elindeki Halep, batı, kuzey ve kuzeydoğu yönlerinden bir hilalin baskısı altına girecektir. Böylece Ankara’nın desteklediği grupların denetiminde görünen ama aslında TSK’nin yönettiği hatırı sayılır bir karasal büyüklük ortaya çıkacaktır. Bu sayede Ankara, Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olacaktır.

Böyle bir sonucu ne Rusya, ne Şam rejimi, ne de İran ister.

Sadece istememekle kalmazlar...

Misal, Suriye ordu birliklerinin Afrin’e girecekleri yönündeki haberlerin 18 Şubat’ta duyulmasından iki gün sonra, bölgeye ordunun değil ama rejim yanlısı bazı motorize milis güçlerinin intikal etmesi, bu yöndeki rahatsızlığın küçük bir işaretidir. Dün milislerden sonra, az sayıda ve fakat gerçek Suriye ordu birliklerinin de Afrin’e girdikleri haber verildi.

Bu intikaller TSK’ye hatırı sayılır bir tehdit oluşturmaz ama Afrin’deki varlıkları Ankara’ya bir mesaj niteliğindedir. Mesajın, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Ankara ziyaretinden iki gün sonraya rastlaması da not edilmelidir.

Rusya’nın Ankara’yla Suriye’deki işbirliğinin, Türkiye’yi ABD’den daha da uzaklaştırmak gibi bir amaç taşıdığı hatırlanmalıdır. Suriye’de “Hem Amerika, hem Rusya” gibi bir tercihin söz konusu yapılamayacağı, Ankara’ya bu şekilde de bildirilmek istenmiş olabilir.

Diğer taraftan ise Ankara ile Rusya arasındaki “Zeytin Dalı” mutabakatı geçerliliğini sürdürüyor.

Mutabakatın çerçevesi, eşyanın tabiatı gereği İdlib-Afrin takasıdır.

 

Özetle, al Afrin’i ver İdlib’i...

Bunun dışında kalıp da akla gelebilecek her türlü neden, Rusya’nın Suriye’ye yaptığı müdahalenin amacıyla temelden çelişir. Halep, Rusya’nın müdahalesi sayesinde kurtarıldı; sanırım bu gerçeği hatırlatmak yeterlidir.

İdlib bölgesinde malum, en güçlü cihatçı grup El Kaide uzantısı El Nusra (Yeni adıyla Heyet Tahrir Şam - HTŞ)... Bu örgüt, Rusya, Türkiye ve İran arasındaki Astana Süreci’nde çatışmasızlık kapsamı dışında bırakıldı ve bunun pratik sonucu İdlib’de çatışmaların devam etmesi oldu.

Bu çatışmalara geçen günlerde bir yenisi eklendi.

Ankara’nın Suriye’deki yakın müttefikleri Ahrar üş-Şam ve Nureddin ez- Zengi adlı cihatçı gruplar 18 Şubat’ta “Suriye Özgürlük Cephesi” (Jabhat Tahrir Suriya) adı altında birleşip, hemen ardından Halep’in güneydoğusundaki El Nusra güçlerine karşı saldırı başlattılar.

Gelişmeleri yakından izleyen hemen herkes bunun Ankara’dan bağımsız bir dinamik olamayacağının farkında.

Çok karmaşık, ilginç ve riskli bir hal almaya başladı İdlib’deki durum.

TSK malumunuz, Astana Süreci çerçevesinde Türkiye’nin İdlib’deki çatışmasızlık bölgelerinin garantörü olması sayesinde bu bölgede toplam altı gözetleme istasyonu kurdu. Bunlar çeşitli çapta askeri üsler aslında. Üçü ekimde YPG’ye karşı Afrin’in güney hattı boyunca oluşturuldu. Diğer üçü de şubat başından itibaren Halep’in güneyinden Hama kırsalına inen bir eksen boyunca kuruldu. Bu adımların amacı rejim ve İran güçlerinin İdlib’e ilerleyişinin önünü kesmekti. Hepsinde de TSK birlikleri El Nusra’nın denetimindeki bölgelerden sorunsuz geçti, Afrin güneyindeki üslerin arazisi El Nusra’dan sorunsuz devralındı.

Yanlış anlaşılmasın, TSK’nin terörist El Nusra’yla işbirliği yapmasını savunmuyorum.

Sadece bir durum saptaması yapıyorum: İdlib’de Rusya’nın kurduğu çok katmanlı bir oyunun bir katmanında, kendi bağımsız misyonunu ifa etmek amacıyla bölgeye giren TSK’nin burada, Suriye, rejimin milisleri, İran Devrim Muhafızları, Hizbullah ve IŞİD’den sonra şimdi de El Nusra ile çatışma riskinin belirdiğini vurgulamak istiyorum.

Dikkatler Afrin’deyken, İdlib’in de yakından izlenmesini tavsiye ediyorum yalnızca.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı