Kadri GÜRSEL

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız


7.3.2018 - Bu Yazı 702 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu iktidar o kadar çok yanlış yaptı ki... 

Yanlış ortakla çevirdiği yanlış işlerin sonucu, ortaklığın düşmanlığa dönüşmesi oldu, düşmanların amansız kavgası da Türkiye’yi çok yanlış bir noktaya sürükledi. 
Dış politikasını yanlışlıklar üzerine kurdu, bununla da kalmadı, yanlışı da yanlış uyguladı. Bir gün mümkün olursa, yanlışı düzeltmek nesiller sürecek. 
Bu iktidar, Türkiye’de toplumsal barışın idamesi için, ülkenin kalkınmasını sürdürülebilir bir seviyeye, hukuk ve demokrasisini de yüksek standartlara taşıyacak olan tarihsel ortak projeyi, önündeki azgın sudan geçmek için sırtına binebileceği bir at olarak gördü. Suyu geçti, atın kıçına şaplağı vurdu. Çok büyük yanlıştı. 
Bu iktidar, yanlışlarını unutturmak için yeni yanlışlar yapmayı, neden olduğu krizleri yeni krizler tasarlayarak aşmayı, olumsuz gündemlerini daha olumsuz gündemlerle değiştirmeyi, değişmeyen bir siyasi hat olarak tercih ve tasvip edegeldi yıllar boyunca. 
Ve bunun sonucunda nereye gitti? 
Cevabı basit ve kısa: Geriye dönüşü olmayan bir yere... 
“Yer” dediysek, bu aşağıya bakan bir yer. 
İktidar yanlış üzerine yanlış yaparak kendisini, kendi yarattığı bir aşağıya burgu dinamiğinin içine hapsetti ve artık oradan çıkamıyor. Burgu hareketi, zaman geçtikçe “moment” kazanıyor. Ülkenin kıyaslanabilir ve ölçülebilir niteliklerindeki aşağıya gidiş hızlanıyor. Tahribat büyüdükçe büyüyor. 
Bu momentle birlikte iktidardakiler için riskler de artıyor. Çünkü düzensizlik ve rahatsızlık fazla. Kapalı sistem çözüm üretme yeteneğini kaybetmiş, hapsolmuş hararet yükseliyor. Bu durumun “termodinamiğin ikinci yasası”ndan mülhem adı “siyasi entropi”dir. 
Demokrasilerin erdemi, değişime imkân vermelerinden ileri gelir. Bu da demokratik, adil, özgür ve güvenli seçimlerle olur. Politik sistem içindeki düzensizleşmenin yarattığı tahripkâr ısı, bu meşru siyasi değişim mekanizması sayesinde aşağıya çekilir ve sistemin devamı mümkün olur. 
Bizdeki iktidar, değişimin önünü tıkadığı için sistemin entropi sonucunda çözülmesini önleyemez, ancak geçici ve arızi “soğutma tedbirleri”yle bunu geciktirebilir. O da bir yere kadar. 
İktidar kendisini değişmemeye mahkûm etmiştir. 
Bu nedenle, içeriden ve dışarıdan kendisine ne kadar “Biraz gevşetin”,“Yumuşayın”, “Reform yapın”, “Hukuka dönün” derlerse desinler, gevşetemez, yumuşayamaz, reform yapamaz, hukuka da dönemez. 
Çünkü gevşetir, yumuşar, reform yapar ve hukuka dönerse kaybedeceğini bilir. Ve kaybeder. Kaybedince de dünyayı kaybeder. Dolayısıyla, bekasını sadece kaba güçle koruyabileceğini zanneder. 
Bu hep böyle olmuştur. Yakın tarihte dünyada örnekleri var.
Biliyorsunuz, iktidara “Hapisteki gazetecileri bırakın” da diyorlar, diyoruz. 
Bu çağrıyı 9 Mart’ta Silivri Cezaevi yerleşkesinde yapılacak Cumhuriyet Davası duruşması vesilesiyle bir kez daha yinelemek istiyorum. Arkadaşlarımız Akın Atalay ve Murat Sabuncu 492 gündür, Ahmet Şık da 431 gündür haksız, hukuksuz yere hapiste tutuluyorlar. 
Arkadaşlarımızı bırakın. 
Bundan beş buçuk ay önce Silivri Cezaevi’nden çıktıktan sonra da söyledim; “Cumhuriyetçileri içeri tıkan iradenin bu oyundan umduğu fayda miadınıdoldurmuştur, hükmünü icra etmişse etmiştir” dedim. Ki haklıydım, şimdi daha da haklıyım; 2018 Türkiye’sinde şartlar iktidar ve tüm ülke açısından o kadar ağırlaşmış, oyun masasında o kadar büyük menfaatlar riske atılmak zorunda kalınmıştır ki 2016’nın son aylarında hapse atılan bu üç arkadaşımızın daha fazla orada tutulmalarının bu denklemlerde eşdeğer karşılıkları kalmamıştır. 
Aradan geçen bu denli uzun zamanın ağırlığını da ekleyerek, aynı sözleri üzerine basa basa tekrarlıyorum: Arkadaşlarımızı artık bırakın. 
İlaveten şunları söyleme ihtiyacını da duyuyorum: Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ı bırakırsanız ne gevşetmiş, ne yumuşamış ne de hukuka dönmüş olursunuz. 
Yani demem o ki hiçbir şey kaybetmezsiniz. 
Çok haklı, meşru, hukuki ve kaynağını insan haklarından alan bir talebi bir kaba güç denkleminin zaviyesinden dile getirmeyi zül addediyorum. 
Ne yazık ki, arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını isterken, bu talebi brüt siyasi güç ve menfaat eksenli olmayan, kaidesi insanlığın ortak değerleri üzerine oturmuş bir söyleme istinaden ifade etmenin bir işe yaramasından vazgeçtim, işitilebileceğini bile zannetmiyorum artık.

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8