Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi


30.10.2018 - Bu Yazı 354 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 MHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorunlu ortağı Devlet Bahçeli’nin geçen salı günü Meclis’te “Cumhur İttifakı”nın bitişini ilan eden “tarihî” konuşmasında sarf ettiği bir sözcük vardı ki altını çizdim. “Andımız” etrafındaki tartışmayı da Cumhur İttifakı’nı bitirmenin bir mazereti olarak kullanırken “çözülme” diye bir ifade kullandı Bahçeli. 

“Andımız”ın 2013’te okullardan kaldırılmasını tam beş yıl sonra, 2018’de iptal eden Danıştay’ın kararından bahsederken, önce, “Danıştay Sekizinci Dairesi çözülme sürecinin kötü bir hatırasını söküp atmıştır” dedi ve sonra, bu “çözülme”yi Cumhur İttifakı’nın içine taşıyarak güncelleştirdi: “Papaz kararına ses çıkarmayanlar, Andımız’ın okunacağını duyunca ayağa kalkmışlar kanundan hukuktan bahsetmeye başlamışlardır...” Demek ki “çözülme”yi temsil edenler halen vardı ve hatta bunlar iktidarda idiler, Bahçeli de onlara, velhasıl “Cumhur İttifakı”ndaki ortaklarına kendine göre hak ettikleri cevabı veriyordu. 

Akabinde Bahçeli, MHP’nin “kırmızı çizgisi”ni hatırlattı: Türklüğün varlığı ve bekası...

Böylece, Cumhur İttifakı’nı çözmeye, yukarıdan, en tepeden, “ideoloji”den başladı. Erdoğan iktidarı ile arasındaki “sınır”ı bir kez daha tanımlamanın gereğini duydu. Şunları söylemiş oldu Bahçeli: “Türklüğün varlığı ve bekası için seninle ittifak ederim ama yerel seçimlerde olmaz.”

O halde soralım: Peki ama neden?

MHP neden 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’ne AKP’yle birlikte girmeyecek?

Gerçek neden, ne “Andımız”, ne MHP’lilerin kamu ihalelerinden arzu ettikleri payı alamaması, ne af tekliflerinin kabul görmemesi ne de söylendiği gibi, AKP’nin İstanbul’da kendilerinden alacağı destek karşılığında biri büyük diğeri küçük birkaç kenti MHP’ye bırakmaya yanaşmaması... Ve hatta MHP’ye üstten bakmaları, küçümsemeleri falan da değil. 

Bunların hiçbiri değil. Bunlar sadece zahiri nedenler.

Ya nedir?

Ne yapayım, çaresiz, yine Bill Clinton geliyor aklıma. 1992 tarihli o veciz, unutulmaz seçim sloganı: “Önce ekonomi, sersem!”

Bahçeli, kendisini “Cumhur İttifakı”nı bozmaya iten gerçek nedeni itiraf etmiyor. 

Biz söyleyelim: Gerçek neden, Türkiye’nin henüz başlangıç aşamasında olan ekonomik krizidir. Göreceğimiz bundan daha kötü günler var ve Bahçeli de bunun farkında olmalı ki “Cumhur İttifakı”ndan ricat ediyor. Çünkü Erdoğan bu krize rasyonel ve konvansiyonel bir çözüm sunamadı, karşılık veremedi, veremiyor. Belki bir gün mecbur olacak ama fırsat kaçırılmıştır.

Bir mahfilde duyduğum fevkalade isabetli metaforda anlatıldığı gibi “hastane”ye iki yoldan gidersiniz: Ya hasta olmakla birlikte henüz ayakta iken doktordan randevu alırsınız, ya da tedaviyi reddeder ve vaktinizi boşa harcarsınız, durumunuz ağırlaşır, kriz vurur, inme geçirir, ambulansla acilden giriş yaparsınız. Erdoğan’ın yönetmeye çabaladığı Türkiye iki ayağı üzerinde hastaneye gidip tedavi olma fırsatını anlamsız bir inat ve ideolojik saplantılar yüzünden kaçırdı. Zamanı gelince, maalesef ihtilaçlar içinde, “hastane”ye bir ambulansta götürülüp, içeriye acil servisten sokulacak ve yoğun bakıma alınacak. İşte o an geldiğinde Bahçeli ambulansta olmak istemiyor. 

İktidarın, ekonomik krizle yüzleşme hususundaki imkânsızlığı nedeniyle, Erdoğan’la bir seçim ittifakı çatısı altında şimdi yan yana durmanın ileride bedelleri olabileceğini öngörecek kadar tecrübeli bir siyasetçi Bahçeli. 

Ayrıca, ekonomik krizin Türk/Sünni/muhafazakâr/milliyetçi seçmende meydana getirdiği beka tehdidi algısı sebebiyle AKP’den MHP’ye kaymakta olan oyları konsolide etmenin ön koşulu, krizin müsebbibiyle bir seçim ittifakı çatısının altında birlikte durmaktan uzaklaşmaktır. Bahçeli bu doğrultuda icap eden adımı atmıştır.

Lakin Erdoğan ve Bahçeli arasındaki, gerçekte iki katmanlı bir ittifak. Çöken ise bu katmanlardan biri. Öteki ittifak katmanı güvenlik eksenli; ezcümle, Bahçeli’nin “Türklüğün varlığı ve bekası” diye tanımladığı “kırmızı çizgi”nin siyasetteki hali. Hatırlayınız, bu ittifakı Bahçeli 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nin akşamında HDP’ye karşı kurdu ve sonlandırmadı, devam ettiriyor. 

Olabilir. 

Ama bu durum, William Butler Yeats’in 1919 tarihli meşhur “İkinci Geliş” (The Second Coming) adlı şiirinin her okuduğumda bende tokmak etkisi yaratan mısralarını hatırlamama engel olamıyor.
 

“Dönerek ve dönerek genişleyen girdapta
Şahin duyamıyor şahincisini;
Her şey dağılır, merkez tutamaz;
Kargaşalık salınmış yeryüzüne,
Yükseliyor kana bulanmış sular ve her yerde
Sulara gömülüyor suçsuzluğun töreni;
İyiler her türlü inançtan yoksun,
Oysa yoğun bir tutkuyla esrik kötüler”


Bir “çözülme” ve bir “çözümsüzlük”, birbirlerini karşılıklı etkileriyle büyütürken, “merkez”in tutunmaya mahkûmiyeti ülke için ne büyük bir trajedidir.

Birikim

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8