Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?


24.07.2019 - Bu Yazı 146 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 30 Mayıs’ta Türk ve dünya kamuoyuna bando mızıkayla ilan edilen ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’, acil müdahale gerektiren bir vicdan ve hukuk meselesine çözüm vaadini de içeriyordu. Bu belgeyle iktidar, yargı silahını gazeteciliğe ve gazetecilere karşı kullanmaktan vazgeçme hususunda kendisini önemli bir taahhüt altına sokmaktaydı. Şöyle denilmişti:  

“İfade özgürlüğünü etkileyen mevzuat üzerinde öngörülen değişiklikler, haber verme sınırları içerisinde yer alan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağına ilişkin düzenlemelerin etkin biçimde uygulanmasına yönelik olacaktır.” 

Özetle söylenmek istenen, gazetecilik faaliyeti ve düşünce beyanının, terörizm ve casuslukla ilişkilendirilerek cezalandırılmasının artık önüne geçileceğiydi. Müteakip iki paragrafta da yine mealen, ifade özgürlüğünün bu bağlamda sınırlandırılması için kullanılan yasa maddelerinden yargılanıp, istinaf mahkemeleri tarafından onanarak kesinleşmiş hükümlere çarptırılanlara, Yargıtay’da temyiz yolunun açılacağı belirtiliyordu.

Ardından 13 Haziran tarihli Hürriyet’te Sedat Ergin’in ‘Yargı reformundan hapisteki Cumhuriyetçilere iyi haber var’ başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Hapisteki Cumhuriyetçiler, yani Musa Kart, Güray Öz, Önder Çelik, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Emre İper. Cumhuriyet davasındaki mahkumiyetleri istinaf mahkemesinde onanan 14 sanık arasında, haklarındaki hükümler 5 yılın altında olduğu için 2016-17’deki dokuz aylık tutukluluklarının ardından 25 Nisan’da yeniden hapse girdiler ve halen Kandıra Cezaevi’nde tutuluyorlar.

Nasıl? Tuhaf, değil mi? Haklarındaki hüküm beş yılın altında olduğu için hapse geri dönmek… Beş yılın üzerinde hüküm alsalardı hem şimdi hapiste olmayacaklardı hem de Yargıtay’da temyiz yolu diğer altı sanık gibi onlara da açık olacaktı.   

Sedat Ergin yazısında, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün, ‘Yargı reformu Strateji Belgesi’nin açıklanmasından bir gün sonra Habertürk TV kanalında Didem Arslan’a bu hukuk garabeti hakkında söylediklerini aktarıyordu:

“Diyelim ki, aynı dosyada sanık(lardan) bir kısım istinafta, bir kısım Yargıtay’a gidiyor. Diyelim ki, Yargıtay’da inceleme yapıldı, Yargıtay dosyayı bozdu, yani ‘Suç yok’ dedi… Bu arada istinafta (cezaları) kesinleşen kişiler cezaevine girdiler. İki yıl sürdü Yargıtay. (İki yıl) cezaevinde yattılar. Yargıtay dedi ki, ya burada bir suç yok. O zaman istinafta kesinleşenlerin günahı ne? Onlar içeride yatınca ne oluyor?”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün sorusunun cevabı açık. Onlar içeride yatınca hukuksuzluk oluyor, adaletsizlik oluyor. Şu an, siz bu yazıyı okuduğunuz sırada olan bu.

Didem Arslan da o gün sormuş: 

“Kamu vicdanı bu rahatsızlığı nasıl giderecek?”

Bakan şu cevabı vermiş: 

“İstinaf ve aynı dosyada Yargıtay’a giden sanıklar bakımından, dosya Yargıtay’a gittiyse bekletici mesele olsun, Yargıtay sonucunu beklesin. Yargıtay bunu onaylarsa o zaman infaz olsun diye düzenleme ihtiyacı olduğunu vurguladık.”

Sedat Ergin de devamında Bakan’ın TBMM’ye sunulacak yargı reformu paketinde bu düzenlemenin yer alacağını belirttiğini ve“Adalet onu gerektirir” dediğini aktarmış.

Bütün bunları hatırlatma ihtiyacı duyuyorum çünkü Meclis 18 Temmuz’da tatile girecek ve adaletin gereği hala yapılmadı. 

Yargı reformundan hapisteki Cumhuriyetçilere iyi haber hala gelmedi.

Halbuki yargı reformu paketini üç mini pakete böleceklerdi; Meclis tatile girmeden önce Adalet Komisyonu’dan geçip Genel Kurul’a gelmesi beklenen ilk mini pakette Cumhuriyetçileri hapisten çıkaracak olan ‘Yargıtay yolunun açılması‘ da vardı. Paket geçseydi infaz durdurulacaktı çünkü.  

Bu arada, çözümün bir maddelik bir düzenlemeye baktığını kaydedelim. 

Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 11 Temmuz’da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen, ekonomi alanında düzenlemelerle ilgili torba yasa teklifinin Meclis’in tatile girmesinden önce Genel Kurul’a geleceğini hatırlatarak, bu ‘torba‘nın bile bir fırsat sunabileceğini söyledi:

“Meclis gündemine hep parasal düzenlemeler alınıyor; bir tane de insani düzenleme gelmez mi? Borçların ötelenmesi, zordaki firma ve bankaların rahatlatılması… -tabii ki onların da ihtiyacı olabilir, iş dünyasının rahatlatılması ekonomiyi de rahatlatır- ama paketin içine bir tane de insani düzenleme konulamaz mı?”

Çakırözer haksız mı? 

‘400 milyarlık kurtarma paketi‘nin içine, bedeli parayla ölçülemeyecek bir ‘insani kurtarma maddesi‘ konulamaz mı?

AKP iktidarında, Meclis denetimini etkisizleştirmek için kullanılmış torba yasa tekniğinden, bir kez olsun insan hakları ve adaletin tecellisi için istifade edilemez mi?

Geçmişte alakasız maddelerin dikkatten kaçırılmak için aynı torba yasa teklifinin içine konularak Meclis’ten geçirildiğini gördük. 

Kaldı ki hapisteki Cumhuriyetçiler meselesi ile ekonomik kriz alakalı konular. Torba yasa teklifi ekonomik krizle ilişkili; ekonomik krizin nedeni de hukuksuzluk, adaletsizlik, kötü ve keyfi yönetim. Cumhuriyet’e karşı operasyon ve dava süreci de başlı başına bir hukuk ihlali, medya özgürlüğünü yok etmek için yargının bir silah olarak kullanılmasının büyük örneği.

Siyaseti hukuktan üstün tutunca ezilen hukuk, siyaseti muktedirin ikbal ve menfaatine indirgeyince bir silaha dönüşen yargı…

Hepsinin sonucu da Türkiye’yi içine soktukları çıkmaz sokak.

Şimdi deniyor ki Cumhur İttifakı’nın ortakları ‘yargı paketi‘nin içeriğinde anlaşamamış. 

O ‘içerik’ aslında kimin içeride kalıp kimin çıkacağıyla ilgili. Çünkü ölçüleri hukuk değil, siyaset; siyaset dediğin de muktedirin dar menfaati.

Ve diğer taraftan deniyor ki, ‘paket’ muktedirin kafasına tam olarak yatmamış. 

Olabilir. Hukuku ezen ve siyaseti sadece güçle tarif edilmiş dar bir çıkar anlayışının zaviyesinden okuyan zihin yapısı, hukukun gereğini yapmayı da ‘taviz’ olarak görür. Bu kafa yapısı, gerçek durum ve onun gerektirdiği rasyonel karşılık ne olursa olsun, güçsüz görünmekten nefret eder.

İstense, hazır olduğunu bildiğimiz ‘mini yargı paketi’ Meclis tatile girmeden önce, önümüzdeki birkaç gün içinde Adalet Komisyonu’ndan ve Genel Kurul’dan geçerdi.

Ama hukuku siyaseten katlettiğinizde, isteseniz de diriltmeniz kolay olmuyor. İşte siz de görüyorsunuz. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive