Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Beyaz Saray’da mütebessim


18.11.2019 - Bu Yazı 240 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Soru, “Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?” şeklindeydi ve bu köşede 8 Kasım’da yayımlanan yazımın başlığıydı aynı zamanda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Kasım’da Trump’a gitti, lakin Beyaz Saray’daki görüşmeler dişe dokunur bir sonuç doğurmadı. Bu tespiti okuyunca, “Ne varmış bunda, Beyaz Saray’a yapılan her ziyaret somut sonuçlar doğurmak zorunda mıdır?” diye itiraz edenler olabilir. Hemen cevap vereyim: Evet, Türkiye-ABD ilişkileri tarihinin en ağır, en kapsamlı ve en yıkıcı krizlerini yaşadığı bir sırada Beyaz Saray’da ABD Başkanı’yla hasbihal edebilmek elbette güzeldir, hoştur da iltifat işitmek yetmez. ABD Başkanı’yla mevcut olumsuz şartlarda görüşüyorsanız mesainizin Türkiye için sonuç ya da sonuçlar üretmesi gerekir.

Bakınız, Türkiye’yle ABD arasında bir değil üç büyük kriz söz konusu: FETÖ krizi, S-400 krizi, Suriye bağlantılı YPG-PKK krizi… Bunlar dinamik ve sıcak krizler. Kısa sürede soğutulmadıkları takdirde yıkıcı sonuçlar doğurabilir ve yeni krizleri tetikleyebilirler. Misal, ‘Barış Pınarı Harekatı’ dolayısıyla ABD Kongresi’nde Türkiye aleyhinde harekete geçen çoklu yaptırım dinamikleri…

Krizlerin Erdoğan ve Trump’ın ahbaplığı vasıtasıyla yönetilmeleri ise imkansız çünkü bunlara etki eden harici değişkenler çok çeşitli ve çetrefil. 

İşte bu ağır koşullarda Beyaz Saray’a giden bir cumhurbaşkanının orada Türkiye için gerçekten de ferahlatıcı bir haber yaratmış olarak dönmesi gerekirdi.

Peki, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın, 29 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nde 11’e karşılık 405 oyla kabul edilerek Senato’ya havale edilen ‘Ermeni Soykırımı karar tasarısı’nı, Trump ve Erdoğan’la Beyaz Saray’da bir araya geldikten sonra bloke etmesi, bu neviden, ‘gerçekten de ferahlatıcı’ bir haber değil midir?

Bu ‘Ermeni tasarısı’ Senato’dan zaten geçmeyecekti. Tasarının kadük edilmesi Erdoğan’ın Washington ziyaretiyle senkronize edildi. Senatör Graham’ın yer aldığı siyasi koreografi, Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretinin gerçek krizleri çözmekteki kifayetsizliğini dengelemek için bir efekt olarak kullanıldı.   

Dolayısıyla Lindsey Graham efekti, “Erdoğan Trump’a S-400’lerden kurtulmak için değilse neden gitti?” sorusuna bir cevap oluşturmuyor.

Benzer soruları Amerikalılar da kendi açılarından soruyorlar. Misal, Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretiyle aynı gün New York Times’da, Yayın Kurulu imzasıyla yayımlanan makalenin alt başlığında bu neviden bir soru vardı:

“ABD, Türk liderin Beyaz Saray ziyaretinden tam olarak ne elde etti?”

Gazetenin yayın kuruluna göre, Erdoğan’la görüşmenin Trump’ın dediği gibi ‘harika ve verimli’ geçtiğine dair -100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma yönündeki niyet beyanı dışında- bir kanıt yoktu. Erdoğan tarzındaki bir liderle Beyaz Saray’da görüşmenin ABD’ye ve dünyaya net ve somut dış politika kazançları sağlamasının şart olduğunu vurgulayan New York Times Yayın Kurulu, buna rağmen Erdoğan’ın Beyaz Saray davetini, ‘karşılığında herhangi bir şey vermeden aldığı’ kanaatindeydi.

New York Times’ın gözünde Beyaz Saray’a davet edilmek  ‘başlı başına bir şey’di… Böyle görülmese, karşılığında Erdoğan’ın da ‘bir şey vermesi’ beklenmezdi.

Diğer taraftan Beyaz Saray’ın indinde de yabancı bir lideri ABD Başkanı’nın konutuna davet etmek, bu lidere ‘başlı başına bir şey vermek’le eşdeğer olmalı… 

Washington Post’un ‘yönetimden üst düzey kaynaklara’ dayandırdığı haberinde, Trump’ın Erdoğan’la 6 Ekim’de yaptığı telefon görüşmesinde, Suriye’ye harekattan vazgeçmesi karşılığında S-400 krizi için geçici bir çözümün yanı sıra bir de Beyaz Saray daveti ilettiği yönünde bir bilgi yer aldı. Nihayetinde Trump, Erdoğan’ı Beyaz Saray’a 17 Ekim’de davet edebildi. Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Erdoğan’ı Suriye’de ateşkese razı etmelerinin karşılığı olarak…

Velhasıl, Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyareti, ‘Barış Pınarı Harekatı’nda ateşkese razı olması karşılığında Trump tarafından kendisine verilmiş ‘bir şey’di ve Türkiye Cumhurbaşkanı kendisini bunun karşılığını vermekle mükellef hissetmiyor olmalıydı. Siyasi jargonda Latince haliyle ‘quid pro quo’ (bir şey karşılığında bir şey) olarak geçen ilişki böyle kurulmuştu. 

Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin en ağır ve tehlikeli sonuçlar doğurması muhtemel krizinde iken ortak basın toplantısı sırasında Erdoğan’ın yüzünden neredeyse hiç eksilmeyen rehaveti bol tebessüm bu farkındalığın eseriydi. 

İkili ilişkilerin çarpışma hattında yol aldığı bir sırada, ortada çözülmüş bir sorun ve elde edilmiş olumlu bir sonuç yok iken, Erdoğan’ı Beyaz Saray’da böylesine mütebessim ve rahat görmek, bu gezinin rekreasyon açısından hayli başarılı geçtiğinin işaretiydi.

Ciddi meselelerimizden biri olan S-400 krizinde ise,

Rus füze sistemleri ambalajından çıkarılmadığı müddetçe Trump yönetiminin Erdoğan’ı ikna etme umudunu koruyacağı anlaşılıyor. Zaten Erdoğan da ortak basın toplantısında bu sorunun ‘diyalogla çözülmesi gerektiğini’ söyleyerek kapısını müzakereye açık tuttuğunu ima etti.

Doğası gereği hiçbir sonuç vermeyen Beyaz Saray gezisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iyi gelmiş olabilir… Lakin Trump ve Erdoğan arasındaki kişisel muhabbetin, ABD’deki yerleşik düzenin her iki lidere duyduğu tepki nedeniyle, Türkiye’ye karşı zaten ortaya çıkmış bulunan yaptırım uygulama iştahını artırması, bu gezinin doğal sonuçlarından biri olmaya adaydır. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive