Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?


17.05.2020 - Bu Yazı 164 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Türkiye’de COVID-19 salgınının daha da derinleştirdiği ekonomik kriz ortamında, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar sözcüleri ve medyası ana muhalefet partisi CHP’yi “darbe kışkırtıcılığı” yapmakla suçlamaya başladı. 

Bu yöndeki en sert iddia, en yetkili ağızdan 4 Mayıs’ta dile getirildi. Erdoğan’ın, salgın döneminde ikamet ettiği İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı köşkünde tele-konferans yöntemiyle düzenlediği kabine toplantısının ardından bir konuşma yapması ve bunu, hükümetinin atması planlanan “normalleşme adımları”na ayırması bekleniyordu. Buna karşılık Erdoğan konuşma süresinin önemli bir bölümünü CHP’yi suçlamak için harcadı ve şunları söyledi: “Milli iradenin üstünlüğünü, demokrasiyi, hakkı, hukuku, adaleti, sandığı hazmedemeyen bu faşist zihniyet hâlâ vesayet, darbe, cunta özlemiyle yanıp tutuşuyor.”

CHP’yi “Demokratik yöntemlerle iktidara gelmek yerine, darbeyle ülkenin yönetimini gasp etme hevesiyle hareket etmekle” itham eden Erdoğan, “CHP yöneticilerinin sadece son bir haftadaki beyanlarını alt alta koyduğunuzda ortaya çıkan tablo bize bunu söylüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı, hedef aldığı CHP yöneticilerinin isimlerini zikretmemişti ve diğer yandan son bir haftadaki demeçler objektif bir gözle değerlendirildiğinde, “yönetimi darbeyle gasp etme hevesiyle hareket edildiği” iddiasını destekleyen bir görüşün CHP tarafından açıkladığına rastlamak da mümkün olmuyordu. 

Buna karşılık iktidar sözcüleri ve medyasına bakılırsa, “darbe özlemi” içerdiği iddia edilen bir beyan mevcuttu ve sahibi de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu idi. Kaftancıoğlu, 29 Nisan’da CHP’ye yakın muhalif yayın çizgisiyle tanınan Halk TV kanalında, “önümüzdeki süreçte bir erken seçimle ya da başka bir şekilde, bir iktidar değişikliğine, hatta bir sistem değişikliğine gidileceğini gördüğünü” beyan etmişti.

Never miss another story

Haber bültenimize üye olun

İktidarın, özellikle de kontrol ettiği sosyal medya hesapları ve köşe yazarları aracılığıyla agresif biçimde yaydığı suçlamaya göre Kaftancıoğlu’nun ağzından çıkan, “iktidarın başka bir şekilde de gidebileceği” yönündeki ifade, “darbe iması”ydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da CHP’yi, “ülkenin yönetimini darbeyle gasp etme hevesinde olmakla” suçlarken şüphesiz ki Kaftancıoğlu’nun beyanını ima ediyordu. 

Kaftancıoğlu suçlamalar üzerine 8 Mayıs’ta katıldığı bir programda sözlerine açıklık getirdi. 29 Nisan’daki TV programında kendisini ağırlayan gazetecilerden birinin “Bir erken seçim görüyor musunuz?” şeklindeki sorusuna cevap verirken kullandığı “iktidarın başka bir şekilde de gidebileceği” ifadesini muhtemel seçimlerin niteliğini tarif etmek amacıyla kullandığını belirtti ve şöyle konuştu: “Erken ya da başka bir şekilde, erken olabilir, normal olabilir ya da baskın seçim şeklinde olabilir iktidarın gideceğini ve bir sistem değişikliğini bugünden öngördüğümü söyledim”.

Kaftancıoğlu’nun iktidarın “bir erken seçimle ya da başka bir şekilde gideceği” şeklindeki ifadesi, televizyon yayınlarını denetleyen ve gerekirse yaptırıma tabi tutan Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından “toplumu kin ve düşmanlığa tahrik” olarak görüldü ve CHP İstanbul İl Başkanı’nın çıktığı programa beş hafta süreyle yayın yasağı getirilmesinin bahanesi olarak kullanıldı. İktidar ortakları AKP ve MHP’nin kontrolündeki RTÜK, Halk TV’ye ayrıca bir aylık reklam gelirinin yüzde beşi oranında para cezası uyguladı. 

İktidar çevrelerinin CHP’nin darbe kışkırtıcılığı yaptığını açık ve somut kanıtlara dayandırmakta zorluk çektikleri bir gerçek. Bunun sonucunda iktidar, nesnel bulgular yerine, ortaya attığı iddialarla ilgili kendi duygu durumunu ana muhalefetin darbeciliğine kanıt olarak göstermeye çalışıyor. 

İktidarın CHP’yi darbecilikle suçlaması bir “darbe korkusu atmosferi” yaratma amacına hizmet ediyor. İktidar, bir “darbe hazırlığını” gerçekten de algıladığına ve dolayısıyla varsayılan komplonun sahici olduğuna kendi kamuoyunu inandırmak için propagandasını çok güçlü bir duygu durumu ile destekliyor. Bu “duygu hâli gerçekliği” sayesinde, AKP tabanının “darbe hazırlığı” iddialarının gerçekliğine ikna olarak iktidara desteğini mevcut ekonomik kriz şartlarında da sürdürmesi hedefleniyor.

Bahse konu “ruh hâli”nin, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm hükümet yetkililerinin konuyla ilgili performansını gölgede bırakan bir tezahürü, 3 Mayıs’ta iktidarı destekleyen Ülke TV kanalının canlı yayımladığı bir sohbet programında yaşandı.

Program sırasında sunucu Esra Elönü, “yazar” olarak takdim edilen Sevda Noyan’a varsayılan “darbe hazırlığı”nı ima ederek, “Tehdit var, ‘Şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ gibi, tehdit karşısında ne demek istersin?” diye sordu. Noyan, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin bastırılması sırasında istediklerini yapamadıklarını ve 15 Temmuz’un kursaklarında kaldığını söyledikten sonra, şöyle devam etti: “Yanlış anlaşılmasın, doğru anlaşılsın; bizim aile 50 kişiyi götürür. Bu konuda çok donanımlıyız maddi ve manevi olarak. Liderimizin yanındayız ve asla yedirmeyiz bu ülkede, onu söyleyeyim. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ üç-beş var, benim listem hazır.”

Noyan, “maddi ve manevi olarak donanımlıyız” derken “silahlara ve bunları kullanmaya elverişli bir psikolojiye sahip olduklarını” ima ediyordu. “Yanında olduklarını” söylediği liderleri de Erdoğan’dı. “Listem hazır” dediğine göre, fırsatını bulduklarında kimleri öldüreceklerini belirlemişlerdi. Bir o kadar endişe verici olan da yayın sırasında sunucu Esra Elönü’nün program konuğunun şiddete övgü içeren sözlerini onayladığını ima etmesiydi. Sevda Noyan “darbecileri” kast ederek “Ayaklarını denk alsınlar” demiş, sunucu Elönü de “dört ayaklarını denk alsınlar” cevabını vermişti.

Kamuoyunda artan tepkiler üzerine Ülke TV kanalı, söz konusu programdan altı gün sonra Sevda Noyan’ın sözlerinin “yayın ilkelerine aykırı olduğunu” kabul ederek özür diledi ama sunucu Elönü’nün Noyan’ı onaylaması karşısındaki sessizliğini korudu.

Darbe kışkırtıcılığına kanıt olarak gösterilmesi mümkün olmayan beyanlarda “darbe iması” arayanlara kıyasla, darbe olacağını rüyalarında gördüğünü söyleyebilenlerin işleri elbette daha kolay. Bunu yapanlar, müritleri tarafından rüyalarına büyük anlamlar atfedilebilen tarikat şeyhleri olunca, söz konusu kişilerin “darbe korkusu atmosferi” yaratma şansı da artıyor.

Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü, çok sık ekrana çıkan, popüler bir Müslüman “tele-vaiz”. “Cübbeli”, 11 Mayıs’ta bir YouTube kanalında yayınlanan söyleşisinde, “Darbe tehlikesi var diyorum, ben rüyalar gördüm, var” diye konuşarak sansasyona neden oldu. Altı-yedi ay kadar önce rüyalarında askeri darbe gördüğünü söyleyen “Cübbeli”, “Durduruldum, indirildim, kimlik soruldu, askeri bir darbe, Allah muhafaza buyursun” dedi ve buna mukabil tehlikenin bu kez “FETÖ ve destekçilerinden gelmediğini” söyledi.

Erdoğan iktidarının Türkiye’de bir “darbe korkusu atmosferi” yaratmakta birden fazla çıkarı olabilir. Bunlardan biri, derinleşen ekonomik kriz tarafından tetiklenmesi muhtemel toplumsal muhalefete karşı daha fazla otoriterleşme için meşru zemin oluşturmaktır. Yine ekonomik kriz nedeniyle iktidarın zayıflayan tabanını kutuplaşma ve darbe korkusu yoluyla diri tutarak liderinin etrafında bütünleştirmek de bir amaç olabilir.

Bir diğeri, toplumda uyanabilecek değişim talebinin yapay bir darbe tehdidi yoluyla ertelenmesini sağlamaktır. 

Nihayet, CHP’yi gayrimeşru ilan ederek baskıladıktan sonra bir erken seçime gitme hesabı da “darbe korkusu atmosferi” yaratma nedenlerinden biri olabilir.

Buna mukabil, planları ne olursa olsun, Erdoğan iktidarının ana muhalefete yönelttiği darbecilik suçlamasının umulan etkiyi yaratması hiç de kolay görünmüyor.



Read more: https://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2020/05/turkey-coronavirus-akp-reignites-coup-talk-economy-worsens.html#ixzz6MacupvSm

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.05.2020
Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
11.03.2020
Moskova’daki hezimet, İdlib’deki musibetten iyidir
5.03.2020
Siyasi cephane olarak harcanan sığınmacılar
26.02.2020
Kanun varsa Osman Kavala bu salı serbest bırakılmalı
20.02.2020
‘Darbe-tonik’
17.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
4.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
19.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
9.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
6.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
26.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
12.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive