Kemal BURKAY



Bookmark and Share

Depremin düşündürdükleri SORUNLAR YENİ VE ÇAĞDAŞ BİR ANLAYIŞLA ÇÖZÜLÜR


29.01.2020 - Bu Yazı 207 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Deprem bu kez Elazığ ve çevresini vurdu. Bu nedenle şu ana kadar 40 dolayında insanımız yaşamını yitirdi, binden fazlası yaralandı. Hem evleri yıkıldığı ya da hasar gördüğü, hem de artçı depremler devam ettiği için pek çok insan karakışta zor durumda kaldı.

Yakınlarını yitirenlere başsağlığı, yaralılara şifa diliyorum.
Geçmişte de ülke birçok depreme sahne oldu ve yine büyük acılar yaşandı. Malum, coğrafyamız önemli fay hatları üzerinde.

Depremleri önlemek mümkün değilse de hasarlarını azaltmak pekâlâ mümkün. Bunu başaran ülkeler var. Sık sık güçlü depremlere sahne olan Japonya bunun örneği. İzmit-Yalova, Van, Elazığ depremlerinden çok daha güçlü depremlerde bile can kaybını önleyebiliyor ya da asgariye düşürüyorlar.

Peki biz bugüne kadar söz konusu deprem felaketlerinden ne ölçüde dersler çıkardık? Ne ölçüde tedbirler aldık? Belli ki pek ders almamışız, tedbir de…

Elbet bu işte sorumluluk en başta ülkeyi yönetenlere düşüyor. Ülkenin kaynaklarının bir bölümünü bunun için seferber etmek; bir yandan çürük, depreme dayanıksız binaları yıkıp yerine sağlam binalar yapmak, diğer yandan süregiden yapılaşmanın depreme dayanıklı biçimde olmasını sağlamak onların görevi. Bu iş ciddi bir planlama ve kararlılık gerektiriyor

Son Doğu Marmara depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Büyük İstanbul depreminin ise eli kulağında.. Böyle bir depremin İstanbul’a ve tüm ülkeye verebileceği kayıp ve acıları düşünebiliyor muyuz?

Acaba kaç bin bina yıkılacak, altında kaç on bin, belki de yüz bin insan kalacak? Toplanma alanları bile yokken, yok edilmişken, çıkabilecek yangınlar ve salgın hastalıklarla nasıl baş edilecek?

Peki buna karşı sayın yöneticiler ne yapıyorlar? Sanki ellerini kavuşturmuş ve tevekkülle bekliyorlar.

Ya yazar-çizerler, aydın geçinenler ve de yurttaşların kendileri; yani depremlerin asıl acısını çeken ve çekecek olan milyonlar?..

Ortada yönetenler ve yönetilenler bakımından akıl almaz bir vurdumduymazlıktan başka şey görünmüyor?

Oysa tedbir almak mümkün ve ülke bu olanaklara sahip. Yeter ki bu konuda yöneticiler sorumlu davransınlar, görevlerini yapsınlar. Halk ise bilinci ve talepleriyle onlar üzerinde baskı oluştursun.

Ülkenin tüm temel sorunlarının çözümü gibi bu sorun da ötekilere bağlı.

Örneğin ülkenin yeterince kaynağı var. Ama bu kaynakları içerde ve dışarda savaşmak için, kendi ülkenizi veya sınır ötesini bombalamak için değil, paraları tank-top, mermi ve savaş uçaklarına yatırarak değil, barışçı ve yapıcı amaçlarla kullanmak gerekiyor.

Türkiye Afrin’de niçin savaşıyor. Oranın yerli Kürt nüfusunu ezip dağıtmak, zeytinliklerini kesip çöle çevirmek çok mu gerekli? Ya sınır ötesine yapılan diğer seferler?

Türkiye’ye gerekli olan, ülkeyi yeni bataklara sürükleyen militarist politikalar değil, sorun çözücü, barışçı politikalardır. Örneğin Kürt sorununu barışçı biçimde ve Kürt halkının temel haklarını tanıyarak, yani eşitlik temelinde çözecek bir çağdaş akla ihtiyaç var.

Şu dönemdeki önde gelen tartışma konularından biri Kanal İstanbul denen projenin gerekli olup olmadığıdır. Bu proje büyük kaynaklar gerektiriyor. Peki ona çok mu gerek var? Gerekli olup olmadığı, doğaya verebileceği zararlar bir yana, İstanbul depremi için tedbir almak gibi acil bir görev kapıya dayanmışken onca kaynağı böyle bir “çılgın projeye” aktarmak akıllıca bir iş mi?

Evet, işin özü ve çıkar yol budur: Türkiye’nin yeni ve çağdaş bir akla, böylesi bir yönetim anlayışına ihtiyacı var. Yöneticiler, iktidarı-muhalefeti ile sorumlu politikacılar, hiç değilse bu saatten sonra şapkalarını önlerine koyup bugüne kadar izledikleri yanlış ve sorumsuzca politikaları gözden geçirmeliler.

Onların bunu başarmalarının kolay olmadığını biliyorum. Bu tür yanlış yolun yolcuları bazan ancak başlarını kalın bir duvara çarptıktan sonra ayılırlar; çoğu zaman buna bile fırsatları olmaz. Ayrıca, bu iş yalnızca onlara da düşmüyor. Ülkenin sıradan insanları, emekçileri, işçi ve köylüleri, üniversite gençleri, öğretmenleri, esnafları, ekmeğini namusluca kazanan her kesin, hepimizin bunun için yapabilecekleri var. Sesimizle, sözümüzle onları uyarmalı, etkilemeliyiz.

Halkın sesi, kitlelerin gücü eğer sağlıklı bir kanala yönelirse, değme orduların gücünden daha büyüktür.

Onlara sözümüz şu olmalı: Baylar, yeter artık! Savaşa, şiddete, tanka-topa, yakıp yıkmaya hayır! Sorunlarımızı adalete, çağa uygun şekilde diyalogla çözelim. Ülkemize barış getirelim.

Herkese çağdaş insan hakları, özgürlükler!

Kaynakları halkın mutluluğu, esenliği için harcayalım. Daha çok okul, daha iyi bir eğitim, daha çok sağlık ocağı…

Bir gün bile gecikmeden, depremlere ve diğer doğal afetlere dayanıklı, konutlar, binalar yapalım.

Bugün ülkenin gerek duyduğu seferberlik budur.

27 Ocak 2020

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.01.2020
Depremin düşündürdükleri SORUNLAR YENİ VE ÇAĞDAŞ BİR ANLAYIŞLA ÇÖZÜLÜR
18.10.2019
DÖRT NALA GİDEN BİR IRKÇILIK…
10.10.2019
BARIŞÇI VE ADİL BİR DÜZEN Mİ; YOKSA SAVAŞ, KİN VE DÜŞMANLIK MI?..
14.10.2018
BALIK HAFIZASI
28.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ VE SONUÇLARI ÜZERİNE
17.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÜZERİNE 2. Bölüm
15.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ 1. bölüm : KİME OY VERMELİ?
10.10.2017
Mam Celal'in ardından
9.6.2015
7 Haziran’ı geride bırakırken
7.6.2015
KOÇERO ile TİLKİ SELİM arasında…
30.5.2015
HDP Barajı geçince ne olacak?
30.4.2015
Yanlış hesap, çıkmaz sokak…
01.03.2015
Ortadoğu’da acımasız oyun
27.02.2015
TÜRBE OLAYI VE VATAN-MİLLET EDEBİYATI
17.02.2015
DÜŞÜNEN İNSAN, SÖZLERİM SANA!
10.02.2015
Başkanlık sistemi çok mu gerekli?
05.02.2015
Siyaset ve Yalan
31.12.2014
Kürt sorununun çözümünde durum ne? 2
27.12.2014
Kürt sorununun çözümünde durum ne?
17.12.2014
Özgürlük ve barış temel sorunları çözmeye bağlı
10.12.2014
Köy izlenimleri – 4. Bölüm D Ê D A R
08.12.2014
Köy izlenimleri – 3. Bölüm S A W A
07.12.2014
Köyümden izlenimler 2. Bölüm - BEYAZ ÇEŞME
30.11.2014
Stokholm, Dekart ve Marks
27.11.2014
Bir taş oluktan akan gür suyu boşuna arayıp durdum
02.11.2014
HAK-PAR Kongresi üzerine birkaç söz
26.09.2014
IŞİD’le Mücadele ve Türkiye’nin tutumu
23.07.2014
Ortadoğu’da değişim, 2. Bölüm...
16.07.2014
Ortadoğu’da değişim süreci, 1.Bölüm; Herkesin IŞİD’i başka…
13.06.2014
Hoşa giden provokasyonlar!
28.05.2014
Okmeydanı olaylarının düşündürdüğü…
20.05.2014
Soma’daki katliam ve işçi hakları üzerine
28.04.2014
Erdoğan’ın Ermeni sorununa ilişkin sözleri
20.04.2014
Doğru yolda olmak başarı için yeter mi?
16.02.2014
Devlet denen şey…
29.12.2013
Türkiye bunları neden yaşıyor?
08.12.2013
Yasin Aktay ne dedi?
11.11.2013
Nusaybin Duvarı ve öğrenci evleri
11.08.2013
Ergenekon Davası’nda kararın ardından
27.07.2013
Suriye ve Batı Kürdistan’da neler oluyor?
09.07.2013
Mısır’ı zor günler bekliyor
27.06.2013
Gerçek laiklik Alevi sorununu da çözer
19.06.2013
Bu kamplaşmadan bir devrim çıkar mı?
17.06.2013
Gezi Parkı olayları ve AK Parti’nin dünden bugüne değişen politikaları
15.05.2013
Reyhanlı olayının arkasında kim var?
11.05.2013
Doğa ve İnsan
04.05.2013
1 Mayıs ve dostça bir eleştiri
25.04.2013
Ermeni soykırımını tanımanın ve özür dilemenin zamanı gelmedi mi?
30.03.2013
Silah bırakmanın yolu, yöntemi…
20.01.2013
Ortadoğu’da siyaset
08.12.2012
Cenneti cehennem etmek
16.11.2012
Yeni Dönemde Nasıl Bir HAK-PAR
20.09.2012
Bu savaş ne için?
04.09.2012
Tuzağa düşüp düşmemek Ve Statüko Cephesinin B Planı
02.12.2011
Kürtleri yok sayma ve şiddet Kemalist rejimin başlıca yöntemi
12.09.2011
Düğüm nasıl çözülecek?
25.07.2011
Stokholm manzaraları
26.06.2011
Değişim; Kelebek mi, yoksa hamam böceği mi?
15.05.2011
Darbeden umut kesilmez!
26.04.2011
İslam dünyasında kaçınılmaz son: Demokrasi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive